Konularını görmek istediğiniz yerleşimi seçiniz
Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nin sekizinci cildinde Çorlu'dan şöyle bahsetmektedir:
1912-1913 Balkan savaşlarının 1. devresinde Osmanlı Doğu Ordusu Komutanlığı Karargahı Çorlu'da idi. II. Balkan savaşında Bulgarların Edirne'yi ele geçirip Babaeski ve Lüleburgaz'a doğru ilerledikleri haberi Çorlu'da duyulunca halk paniğe kapılmıştı. Bulgarların zulmünden kurtulmak için Edirne vilayetinin halkı evlerini barklarını bırakarak İstanbul'a kaçmaya çalışıyorlardı. Karayolundan İstanbul'a kaçan halk Çorlu'da kafileler halinde geçiyor, Çorlu halkını da korkutuyordu. Yakın zamanda aynı akıbete uğrayacaklarından eşyalarını toplamaya başlamışlardı.
Çorlu, Osmanlılar döneminde Anadolu'dan Rumeli sınır boylarına uzanan anayol üzerinde konaklama yeri olmasından dolayı önemli tarihi olaylara sahne olmuştur.
Çorlu, Trakya'nın merkezi kesiminde, plato yüzeyinin üzerindeki düzlükte yer alır. Çevreye oranla daha yüksekte olması, şehrin savunmasını kolaylaştırmakta, diğer taraftan gelebilecek tehlikeleri önceden görme avantajı sağlamaktadır. Ayrıca hemen kuzeyden geçen Çorlu Deresi, her mevsim şehrin su ihtiyacını karşılar. İlk çağ insanlarının aradığı bütün coğrafi özelliklere sahip alan bu sahanın, Trak göçleriyle birlikte yerleşmeye ve tarıma açıldığı şüphesizdir. Nitekim yakın çevrede Prehistorik döneme inen yerleşme merkezlerinin ortaya çıkarılması, bu görüşü doğrular. Bununla birlikte yeterince araştırma yapılmadığı için, Çorlu şehrinin kuruluş tarihi hakkında kesin bilgi verilememktedir.
Traklar bugün Trakya olarak adlandırdığımız bölgeye adını veren tarihin en eski ve en göz alıcı kültürlerinden birini yaratan insanlara bugün verdiğimiz bir isimdir. Trak her ne kadar bu isimle adlandırdığımız insanların kendilerini belirtmek için kullandıkları bir tanım olmasa da, artık bu muhteşem kültürü ifade etmek için geçerlilik kazanmış bir sözcüktür. Traklar insanlık tarihinin farklı kültürlerinden birinin yaratıcısı ve ölümsüz kültürel miraslarını bize bırakan insanlardır.