Makale Dizini

Malkara Mahalleleri 2017 Nüfusu
Ahievren 307
Ahmetpaşa 170
Aksakal 184
Alaybey 385
Allıışık 161
Bağpınarı 244
Balabancık 1.081
Ballı 546
Ballısüle 107
Batkın 207
Bayramtepe 229
Cami Atik 13.064
Çavuşköy 373
Çimendere 292
Çınaraltı 667
Çınarlıdere 270
Danişment 290
Davuteli 240
Deliller 157
Demircili 104
Dereköy 122
Deveci 455
Develi 128
Doğanköy 309
Dolu 419
Elmalı 332
Emirali 129
Esendik 65
Evrenbey 425
Gazibey 5.096
Gönence 317
Gözsüz 652
Güneşli 97
Hacıevhat 9.401
Hacısungur 308
Haliçköy 345
Hasköy 284
Hemit 488
Hereke 274

AhievrenAhievren mahallesi, uluslararası bir yol olan E-84 karayolu üzerinde, ilçe merkezine 14 km, İl merkezine 44 km. mesafede yer almaktadır. Nüfusu 2017 yılına göre 307 kişidir.

Ahievren Mahallesi adını Debbağlar esnaflarından olan Ahi Evren'den almaktadır. Sultan Orhan ve Hacı Bektaş-i Veli zamanında 93 sene yaşamış bu zat, 1356 da Rumelinin alınışında Malkara dolaylarına gelmiş ve yerleşmiştir.

AhievrenDaha sonraları buraya gelip, yerleşen Yörüklerle birlikte diğer bazı ahiler de yerleşmek amacıyla buraya gelmişlerdir. Bu mahallenin adı hep Ahievren olarak geçmiştir.

Yüzölçümü 16.000 m2 dir. Az meyilli bir arazi üzerine kurulmuş olan mahallenin doğusunda Pazartepe, batısında Baba bayırı ve kuzeyinde Tavşan tepe isimlerinde ufak yükseltiler bulunmaktadır. 1984 yılında D.S.İ. tarafından bir gölet yapılmıştır.

Mahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Buğday, arpa, mısır, ayçiçeği başta olmak üzere her türlü hububat ekimi yapılmaktadır. Hayvancılık olarak süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Günlük süt üretimi 2 ton civarındadır. Mahallede okuma yazma bilmeyen yoktur.

Ahievren Ahievren Ahievren Ahievren
AhmetpaşaMalkara ilçesinin batısında, ilçe merkezine 9 km. mesafede, 170 nüfusu bulunan küçük bir mahalledir, ilk olarak burayı kimlerin yerleşme alanı olarak seçtiği ve kimler olduğu bilinmemektedir. Mahallenin hudutları içinde değişik zamanlara ait mezar kalıntıları, çok eskiden insanların yaşadığını belirten çanak, çömlek kalıntılarına rastlanmaktadır. Mahallenin batı kesiminin önceden çiftlik olduğu ve cumhuriyetten önce Rumların oturduğu, 1877 yılında Bulgaristan'dan gelen Türklerin burayı satın alıp yerleştikleri bilinmektedir. 1922 yılına kadar Rumlar ile Türkler birbirlerine hiç karışmadan birlikte yaşamışlardır. Rumlar mahallesi terk ederken, köyde oturan Türklerin eşyalarını ve hayvanlarını alıp Yunanistan'a götürmüşlerdir.

AhmetpaşaCumhuriyetten önce Yunanistan ve Yugoslavya'dan mübadele muhacirleri gelerek mahalleyeyerleşmişlerdir. Daha sonraki yıllarda Romanya ve Bulgaristan'dan da gelenler olmuştur. Çeşitli Balkan ülkelerinden gelen Türkler bugün köyde kaynaşmış durumdadır. Aralarında geldikleri ülkelere göre örf, adet, gelenek ve göreneklerde bazı farklılıklar görülmekle birlikte son zamanlarda kaynaşmalar tamamlanmış olup, bu konuda zaman içinde birlik sağlanmıştır.

AhmetpaşaOsmanlı imparatorluğunun güçlü padişahlarından Yavuz Sultan Selim zamanında sadrazamlık yapan Rüstem Paşa bir ara sadrazamlıktan azledilmiştir. Yerine Damat Kara Ahmetpaşa geçmiş ve Yavuz Sultan Selimin kızı Fatma Sultanla evlenmiştir. Ahmetpaşa'nın Rüstem ve Sinan Paşaların kardeşi olduğu sanılmaktadır.

Ahmetpaşa Rüstem Paşanın Tekirdağ ve çevresine, Sinan Paşa ile Ahmet Paşanın ise Malkara ve çevresine sahip oldukları ve bu iki komutana, harpteki yararlarından dolayı buraların dirlik olarak verildiği anlaşılmaktadır. Mahallenin bulunduğu topraklardan elde edilen gelirin Ahmetpaşa'ya verildiği ve onun namı hesabına ödendiği için, buraya onun adı olan Ahmetpaşa Mahallesi denilmiştir.

AhmetpaşaKöy, bir tepenin batı ve kuzey yamacına kurulmuştur. Dere ve çataklarla çevrili çok dalgalı bir araziye sahiptir. Ovası, Çayırlar mevkii denilen yerden başlayarak Hasköy'le hudut olan dere boyunca uzanmaktadır. Düzgün akan akarsuları yoktur. Kışın akan, yazın kuruyan dereleri vardır. En önemli deresi mahallenin kuzeyinden geçip Karaiğdemir Barajına akan deresidir. Mahalle halkı geçimini daha çok tarım ve hayvancılıktan karşılamaktadır. Mahalledeki ailelerin genellikle az topraklı olmaları, aile fertlerini değişik alanlarda gelir elde etmeğe zorlamaktadır.

Ahmetpaşa Son zamanlarda her köyde olduğu gibi bu köyümüzde de hayvancılık önemli ölçüde artmış, günde 2 ton civarında süt üretilmektedir. Mahalle sınırları içinde Malkara bölgesinin en önemli kömür yatakları bulunmaktadır. Bu kömürlerin kalitesi oldukça iyidir. 1939 yılında köyde 3 sınıflı bir eğitmenle okul açılmıştır. Bugünkü ilköğretim okulu 1957 yılında yapılmıştır. Okuma yazma oranı %95'dir. Okuma yazma bilmeyenler yaşlı kişilerdir.
Ahmetpaşa Ahmetpaşa
Ahmetpaşa Ahmetpaşa Ahmetpaşa Ahmetpaşa

AksakalMalkara ilçesinin güneydoğusunda, İlçe merkezine 23 km. mesafede, 184 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle bir tepe üzerine kurulmuştur. Doğusu dağlıktır. Etrafı çukur ve ovalarla çevrilidir.

Mahallenin kuruluşu ile ilgili anlatılan bir efsane vardır. Çok eski yıllarda üç ihtiyarın gurbete çıktığı söylenir. Bu üç ihtiyar, Aksakal kavşağında karar verip ayrılırlar. Biri Emirali, biri Müstecep yönüne gider. Diğeri de doğuya doğru ilerleyip, 1 km. kadar yürüyünce yorulup, dinlenmek için oturur. Daha sonra dinlenmek için oturduğu bu yere yerleşir. Çok yaşlı olan bu adamın bembeyaz ak bir sakalı vardır. Sakalı ak olduğundan buraya daha sonra "Aksakal" mahallesi denmiş.

AksakalAksakal mahallesine 1935 yıllarında Balkan ülkelerinden gelen göçmenler yerleştirilmiştir. Mahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Ekilen tarlalarda buğday, arpa, yulaf, ayçiçeği ve çeşitli baklagiller yetiştirilmektedir. Mahallede günde 1,5 ton civarında süt üretilmektedir. Mahallede okuma yazma oranı %90'dır.

Aksakal Aksakal Aksakal Aksakal Aksakal

AlaybeyMalkara ilçesinin doğusunda E-84 karayoluna 1 km. içerde, İlçe merkezine 10 km. mesafede olan 385 nüfuslu bir mahalledir.

Mahalle ovada kurulmuştur. Mahallenin yeri ova olmasına rağmen, yine de ara ara yükseltilere rastlanmaktadır. Akarsuyu yoktur.

Mahallenin adının nereden geldiği konusunda şöyle bir söylenti vardır. Emrinde alayı olan Ali Bey isminde bir subay varmış. Ali Bey'in şimdiki Alaybey mahallesinin olduğu yerde bir çiftliği bulunuyormuş. Buraya insanlar yerleşerek mahalle kurulduktan sonra adına Alaybey mahallesi denilmiştir.


Alaybey 1911 yılında Bulgaristan'dan, Şume ili'nin Yeni Mahalle mahallesinden gelerek Ali Bey'in çiftliğe yerleştikten kısa zaman sonra Bulgarlar Trakya'yı istila edince, buraları da ellerine geçirirler. Alaybey halkı bunun üzerine Çanakkale, Biga ilçesine göç eder. Mahalle düşman işgalinden kurtulduktan sonra, 9 ay Biga'da kalan halk tekrar eski yerlerine, Ali Bey'in çiftliğine dönerler.

Mahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıkla karşılamaktadır. Ekilebilen arazilerde buğday, mısır, arpa, kabak, ayçiçeği ve çeşitli sebze, meyve yetiştirilmektedir. Mahallede son derece modern süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Günde 5 ton civarında süt üretilmektedir.


Mahalle, cumhuriyetten önce pek gelişmemiş olmasına rağmen, cumhuriyetten sonra çok gelişmiştir. Mahallede okuma yazma oranı % 95 tir. Kalan % 5 i de yaşlı kişiler oluşturmaktadır. Cumhuriyetten önce okul yoktur. Mahalle hocaları tarafından Kuran-ı Kerim öğretiliyordu. 1939 yılında mahallede bir ilkokul yapılarak eğitime başlanmıştır. O günden bugüne kadar eğitim ve öğretim sürdürülmektedir.

Alaybey Alaybey Alaybey Alaybey Alaybey Alaybey Alaybey

AllıışıkMalkara ilçesinin güneyinde, İlçe merkezine 9 km. mesafede, 161 nüfuslu küçük bir mahalledir. Mahalle, 1893 yılında Bulgaristan'dan gelen 6 hanenin buraya yerleşmesi ile kurulmuştur. Bunlar önceleri kendilerine çubuktan örme kulübeler yapmışlar, daha sonra kerpiçten evler yapmışlardır. Mahallenin adının nereden kaynaklandığı hakkında iki rivayet anlatılmaktadır. Birincisine göre; köyde karakaçan denilen ağalar at besliyorlarmış. Mahallenin ismine Allıışık demişler, ikincisine göre ise, koyun çobanları Maksut çiftliğinde otururken, Malkara'ya giderek kendilerine yer istemişler. Oradan baktıklarında mahallenin ışıklarını görmüşler ve buraya Ağılışık demişlerdir. Zamanla Ağılışık sözü Allıışık adına çevrilmiştir.

Dağlık bir yere kurulmuş olan mahallenin yüzey şekilleri engebelidir. Ovalık yerleri azdır. Akarsu olarak suları kışın çoğalan, yazın azalan dereler vardır. Koru dağlarının bir kısmı köy hudutları içinde yer almaktadır.

Mahalle halkı geçimini çiftçilikten, hayvancılıktan ve ormandan sağlamaktadır. Tarım ürünleri olarak buğday, arpa ve ayçiçeği yetiştirilmektedir.

1936 yılından beri köyde eğitim - öğretim yapılmaktadır. İlkokulu 1972 yılında öğretime açılmıştır. Okuma yazma oranı %80'dir. Mahallenin eğitim düzeyi düşüktür. Bunun nedenlerinden biri halkının fakir olmasıdır.
Allıışık Allıışık Allıışık Allıışık

BağpınarıMalkara ilçesinin kuzeyinde, İlçe merkezine 24 km. mesafede, ilçeden gelen kara yolunun 25 km. sinde U harfini andıran yolun iki kenarında dizilen konularıyla, adı halkınca da bilinmeyen ormanın kenarında hafif eğik bir düzlük üzerinde kurulmuştur. Güneyinde Ergene nehrini besleyen derelerden biri geçmektedir. Ayrıca mahallenin içinden geçen dere, mahalleyi adeta ikiye bölmektedir. 2017 nüfusu 244 kişidir.

Eski adı Tatarcedit olan mahallenin bu adı nereden aldığı hakkında bilgi yoktur. Cumhuriyet öncesinde mahallenin bir Rum mahallesi olduğu bilinmektedir. Mahallede savaşa katılmış kişi yoktur. Kurtuluş savaşı sonrasında boşaltılan mahalleye çingene diye adlandırılan aileler gelip yerleşmişlerdir. Cumhuriyet sonrasında, 1924 yılında Yunanistan'dan Selanik ve civarından mübadele sonucu Türk aileler getirilerek mahalleye yerleştirilmişlerdir. Türk ailelerin mahalleye gelişiyle, mahallede önceden yerleşmiş olan diğer aileler mahalleyi terk etmişlerdir. Mahalleye 1928, 1935 ve 1951 yıllarında antlaşmalar sonucu Bulgaristan'dan gelen göçmen aileler de yerleşmiş ve mahallenin bugünkü kuruluşu tamamlanmıştır.

BağpınarıMahallenin Tatarcedit olan adı, 1962 yılında çıkarılan yasa uyarınca Bağpınarı olarak değiştirilmiştir. Mahallede okuma yazma oranı % 90'dır.

Tarihi yapı olarak mahalledeki tek eser; eski Malkara - Uzunköprü üzerinde kurulmuş olan ve mahallenin hemen güneybatı yönündeki köprüdür. Tek gözlü kemer köprü niteliğinde olan köprü halen sağlıklı bir şekilde kullanılmaktadır. Köprünün adı, ne zaman yapıldığı, kimler tarafından yapıldığı bilinmemekle beraber, 93 harbinde Rus işgal kuvvetlerinin Uzunköprü'yü Malkara'ya bağlamak amacıyla yaptıkları sanılmaktadır.

Mahallede yaşayanların tümü geçimlerini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadırlar. Ekilebilen arazilerde buğday, arpa, ayçiçeği, kabak yanında fasulye, nohut, mercimek gibi baklagiller de yetiştirilmektedir. Süt ve besi hayvancılığı bu mahallede de önemli ölçüde yapılmaktadır. Günlük 2 ton civarında sütü bulunmaktadır.

Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı Bağpınarı

BallıMalkara İlçesine 16 km. uzaklıkta, Malkara - Şarköy yolu üzerinde kurulmuş, 546 nüfuslu büyük bir mahalledir. İşlek bir yol üzerinde olması nedeniyle ulaşım sıkıntısı söz konusu değildir. Mahallenin bulunduğu yer, güneybatıdan denize açılan genişçe bir vadinin ağzıdır.

Ballı mahallesi kuzeydoğudan güneybatıya doğru uzanan genişçe bir vadide yer almakla birlikte, vadi içindeki dereler ve tepelerle bir plato görünümü arz etmektedir. BallıKuzeybatısında yer alan Harman tepe mevkii mahallenin en yüksek noktasını oluştururken, güneye doğru akan Mavi Ova deresi yükseltinin en az olduğu yerdir. Ballı mahallesinin batısında da Küçük Köprü deresi akmaktadır. Küçük Köprü deresi yaz aylarında tamamen kururken, Mavi Ova deresinin suları oldukça azalmaktadır. Güneydeki Işık dağlarının bir devamı olan Melen Balkanlarının konumuna göre mahalle oldukça çukurda kalmaktadır.

Ballı Ballı mahallesinin denizden yüksekliği 150 - 200 m. arasındadır. Çok eski adı Ballu olan, Rumeli Fatihi Süleyman Paşa'nın vakfiyesinde Ballu Şule ve Ballu İlyas olarak geçen bu mahalle, Süleyman Paşa ile Rumeli'ye geçen Dülkadiroğulları (Malatya - Maraş) Yörükleri tarafından kurulmuştur. Dülkadir birliğini kuranlar Oğuzların Bozoklar kolundandır. Bu Yörükler Halep'ten, Tokat'a kadar yayılmışlardır. Rumeli'nin alınması ile birlikte Süleyman Paşa ile bu yörükler de Malkara yöresine gelmişlerdir. Ballı mahallesi, Rumeli'ye geçen Yörüklerin Bayındır oymağının bir kolu tarafından kurulmuştur. 3. Selim zamanında yeniçerilerin bir kısmı burada ayaklanmışlar, sonuçta Nizamı Cedid askerleri ayaklanmayı bastırmıştır.

Ballı İslam Eserleri Müzesi 2197 notu vakfiyesinde geçen, Ballu İlyas, Ballu Şule boylarının adlarının asıl söylenişi "Ballu" biçimindedir. Zamanla mahallenin adı Ballı olarak kalmıştır. Mahallede tarihi eser olarak ayakta kalan tek yapı hamamdır. Müstecep - Ballı arasında Mavi Ova mevkiinde Cemal ve Ağır Mahallesi mezarlığı, Deliller mahallesi yönünde höyük bulunmaktadır. Aynı yönde manastır ve çatal tepe sığınakları vardır. Ayrıca köy dışında toprak altında kalan bir köprü mevcuttur. Mahalle halkının büyük bir bölümü geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlamaktadır. Ekilebilen arazilerde buğday, arpa, ayçiçeği, soğan, mısır, üzüm gibi tarım ürünleri yetiştirilmektedir. Bunun yanında büyükbaş hayvancılık çok gelişmiştir. Mahallede günde 4 ton civarında süt üretilmektedir. Okuma yazma oranı %100'dür.

BallıMahallede Sağlık Ocağı, İlköğretim Okulu, Tarım Kredi Kooperatifi bulunmaktadır. Mahallenin içinde özellikle gençlerin yararlandığı bir futbol sahası bulunmaktadır.

Ballı Ballı
Ballısüleİlçe merkezine 30 km. uzaklıkta, ilçenin güney doğusunda kalan, 107 nüfuslu küçük bir mahalledir. Bir tepenin yamacında kurulan mahallenin kuzeyinde doğu-batı istikametinde akan küçük bir ırmak ve ırmağın vadisinde az miktarda ova tabir edilen araziler mevcuttur. Rumeli Fatihi Süleyman Paşa'nın, Rumeli'yi fethetmesinden sonra, Anadolu'dan gelen birçok Yörük Malkara'ya yerleşmiştir. Ballu, Rumeli'ye geçen aynı adı taşıyan Yörüklerin bir koludur. Toroslarda yaşayan Dulkadir Oğullarından olan Bayındır oymağının 12 obasından birisinin adı Ballıdır. Şule sözcüğü de muhtemelen bir şahıs adıdır. Ballısüle, Anadolu'dan Malkara'ya gelen Yörük Türklerinin kurduğu eski bir yerleşim yeridir. Eski ve kalabalık bir mezarlığının olması bunu göstermektedir.

BallısüleCumhuriyetten sonra, 1935 - 1936 yıllarında Yunanistan'dan (Selanik) ve Romanya'dan göç eden Türklerden bir kaç hane mahalleye yerleştirilmiştir. 1951 yılında da Bulgaristan göçmenlerinden birkaç hane daha mahalleye yerleştirilmiştir. Mahallede, köklü yerleşiklerden olanlara Gacal, sonradan gelip mahalleye yerleşenlere de Muhacir adı verilmiştir. Mahallede okur yazar olanı %95'tir.

Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Ekilebilen arazilerde buğday, arpa, ayçiçeği, mısır, soğan, mercimek, nohut gibi tarım ürünleri yetiştirilmektedir. Hayvancılıkta büyükbaş hayvancılık çok gelişmiştir. Süt inekçiliği ve besicilik iyi cins ırklarla yapılmaktadır. Mahallede günde 2 ton civarında süt üretilmektedir. Çok az miktarda küçükbaş hayvan ve kümes hayvanı da vardır.

Ballısüle Ballısüle
BatkınMalkara ilçesinin kuzeyinde, İlçe merkezine 10 km. uzaklıkta, 207 kişilik nüfusa sahip bir mahalledir. Mahalle hafif engebeli bir arazi üzerine kurulmuştur. Arazi şekilleri genellikle ova şeklinde olup, bir kısmı da hafif engebelidir. Emirovası, Tilki Burnu ovası, Karakavak ovası yörenin önemli ovalarıdır. En önemli tepeleri de batıda Hüyük tepe ve kuzeyde Güzel Ahmet tepedir.

Batkın mahallesinin ilk kurucuları Tatarlardır. Kırım Savaşı sonunda Kırımdan bir grup Tatar ailesi Sultan Aziz'in Yörücek Çiftliğine (bugünkü Batkın mahallesinin olduğu yere) gönderilir.

BatkınDaha sonra halkın 93 harbi dediği 1877 - 1878 Osmanlı Rus Savaşı neticesinde Bulgaristan'dan 44 Pomak ailesi, yine bu Batkın merasına Tatarların yanına yerleştirilir. 1896 yıllarında yerleşik halka arsa va arazilerin ilk tapusu verilir. Daha sonraları Tatarların zamanla dağılmaları nedeni ile mahallenin nüfusuna Pomaklar hakim olmuştur.

BatkınBalkan Savaşında Bulgar zulmüne uğrayan mahalle halkı, iki sene sonra patlayan 1. Cihan Harbine 60 haneden 65 kişi göndermiştir. Bu 65 kişiden ancak 3 tanesi geriye dönebilmiştir. Yunanlar 1919 yılında mahalleyi işgal ederek halka işkence yapmışlardır. 1922'de Rumlar özellikle Kalivya (bugünkü Gönence) Rumları savaşı kaybetmelerinin sonucu kaçarken, giderayak çevreyi yakıp yıkmışlar, vahşet örneği göstermişlerdir.

BatkınCumhuriyet öncesi yaşanan sık ve uzun savaşlar, kıtlıklar mahalle nüfusunun azalmasına ve hatta bazı hanelerin yok olmasına sebep olmuştur. Cumhuriyet sonrası gelen savaşsız, istikrarlı dönemde mahalle nüfusu artmaya başlamıştır. Son yıllarda işsizlik nedeniyle yapılan göçlerle mahalle nüfusu tekrar azalmaya başlamıştır. Mahallenin adı bugünkü ilköğretim okulunun bulunduğu yerdeki bataklıktan gelmektedir. Bu bataklık yakın zamana 1960'lı yıllara kadar duruyordu. Malkara Belediyesi, mahalleye su deposu kurup, suyu Malkara'ya pompalayınca bataklık kurumuş ve yerine bugünkü ilkokul yapılmıştır.

BatkınMahallede Milli Eğitimin temelleri 1928 harf inkılabına kadar dayanmaktadır. 1912 (Balkan Savaşından) öncesi Arap harfleriyle eğitim yapılmıştır. Ancak sonraki dönemde harf inkılabına kadar eğitim yapılmamıştır. Mahalleye 1938 yılında 3 yıllık okul açılarak, ciddi bir eğitime geçilmiştir. Okur yazar oranı %90'dır.

Mahalle ekonomisinin belkemiğini hububat, ayçiçeği ve süt inekçiliği teşkil etmektedir.

Tarım ürünlerinden buğday, arpa ve mısır ekilmektedir. Sanayi bitkisi olarak ayçiçeği ve şeker pancarı ekilir. Her aile, kendi ihtiyacı için nohut, mercimek, fasulye, kavun, karpuz, soğan ve yaz sebzesi yetiştirir. Büyükbaş iyi cins hayvanlarla süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Mahallede günde 2 ton civarında süt üretilmektedir. Az da olsa küçükbaş ve kümes hayvanı da beslenmektedir.

Batkın Batkın Batkın Batkın
Batkın Batkın

BayramtepeMalkara ilçesinin kuzeybatısındaki en uç mahallesi olup, İlçe merkezine 29 km. uzaklıkta, 229 kişilik nüfusa sahiptir. Mahalle, çevresine göre yüksek bir tepenin doğuya bakan yamacında kurulmuştur.

Mahalle arazisinin kuzey batısı ile güney batısında ufak tepecikler göze çarpmaktadır. Güney doğusundan kuzeye doğru akan derenin kenarındaki arazi düz ova görünümündedir. Bu dere, mahallenin tek akarsuyu olup, Davuteli mahallesi ile Bayramtepe mahallesi arasında sınır teşkil eden küçük bir dere ile bu dereyi besleyen daha küçük dereciklerden meydana gelir. Kış mevsiminde yağışlar nedeni ile suyu 5 metreye kadar genişlerken, yazın kuruyarak genişliği 1 metreye kadar iner. Sonbahar aylarında ise bu derenin suyu tamamen kurumaktadır. Cumhuriyetten önce köyde Rumlar yaşamışlar ve o zaman mahallenin adı Teberrük'müş. Teberrük isminin nereden geldiği bilinmemektedir. Bu isim 1960 yılında, mahallenin kurulduğu yerin coğrafi konumuna bakılarak Bayramtepe olarak değiştirilmiştir. 1925 yılına kadar köy tamamen Rum mahallesi olarak kalmıştır. 1923 - 1924 yıllarında mahalleyeTürk aileleri getirilip, yerleştirilmiştir.

BayramtepeMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Mahallede üretilen ürünlerin başında tahıl ve endüstri bitkileri gelmektedir. Tarımda en büyük payı buğday, arpa ve yulaf tutmaktadır. Az miktarda meyve ve sebze yetiştirilmektedir. Büyükbaş hayvancılık olarak süt ve et sığırcılığı gelişmiştir. Günlük süt üretimi 2 ton civarındadır. Eğitime 1938 yılında, eğitmenli 3 sınıflı ilkokulda başlanmıştır. 1965 yılında yapılan ilkokul ile eğitime öğretmenli olarak yakın zamana kadar devam edilmiştir. Şimdi taşımalı eğitime geçilmiştir. Okuma yazma oranı %95'tir.

Bayramtepe Bayramtepe Bayramtepe

ÇavuşköyMalkara ilçesinin doğusunda, 4 km. uzaklıkta, E-84 Karayolu üzerinde yer almaktadır. Bu yüzden mahalleye ulaşım çok kolaydır. 2017 nüfusu 373 kişidir. Mahalle yukarıdan aşağıya inildikçe ova görünümü kazanmaktadır.

E-84 mahalleyi ikiye bölmektedir. Doğuda yükselti olarak Ballı Tepe bulunur. Bunun dışında mahallede ve çevresinde göl, nehir, çay, bataklık ve engebe yoktur. Mahallenin adı konusunda iki kaynak gösterilmektedir. Bir söylentiye göre, cumhuriyetten önce yörede üç çiftlik varmış. Bunlar; Ali Efendi, Zeynel Ağa, Ermeni Manukyan. Mahallenin bulunduğu yere işçilerin kalması için yer yapılır. İşçiler burada konaklar. Bu işçilerden birisi askere gider. Askerliğini çavuş olarak yapar. Mahalleye bundan dolayı Çavuşköy dendiği söylenir. Diğer bir söylentiye göre; 1353 yılında Süleyman Paşa Rumeli'ye girdiğinde mahalleye isim verilmiş.

ÇavuşköyCumhuriyetten önce Balkan Savaşında, Bulgarlar tarafından mahalle tamamen yakılmış, iki hane kalmıştır. Daha sonra yeniden yerleşilerek mahalle büyümüştür.

Mahallede tarım son derece önemlidir. Buğday ve ayçiçeği çok miktarda üretilmektedir. Çünkü mahallenin arazi varlığı oldukça fazladır. Çevre mahalleler içinde en çok toprağa sahip mahalledir. Hayvancılık da son derece gelişmiştir. Günde 4 ton süt üretilmektedir.

Mahalle halkı için hayvancılık önemli bir geçim kaynağıdır. Yıllık gelirin %90'ını tarım ve hayvancılık sağlamaktadır. Mahallede okuma yazma oranı %100 dür.

Çavuşköy Çavuşköy

ÇimendereMalkara ilçesinin güneyinde, ilçe merkezine 30 km. uzaklıkta, Gelibolu'ya sınır, 292 nüfuslu bir mahalledir. Yerleşim yeri olarak dağın eteğine kurulmuştur. Engebeli bir araziye sahiptir. Arazinin büyük bir kısmı tarıma elverişli değildir.

Cumhuriyetten önce, Bulgaristan'ın Hızladı kasabasında yaşayan bir grup, savaşlar sonunda göç ederek Malkara'ya gelirler. Bunlara yerleşmeleri için Allıışık mahallesi gösterilir. Burasını beğenmeyip, mahallenin bugünkü yerleşim yerine gelirler. Burasının yeşillik ve çimenlik olduğunu, yakınından da dere geçtiğini görürler. Burası hoşlarına gider ve buraya yerleşmeye karar verirler. Tekrar Bulgaristan'a dönerek oradaki yakınlarına burasını anlatırlar. Onlarla beraber tekrar Malkara'ya gelirler. Şimdiki mahallenin bulunduğu yere geldiklerinde görürler ki, anlatılanlar doğrudur. Buraya yerin özelliğine uygun olarak Çimendere adını verirler. Mahallenin adı Cumhuriyet döneminde de aynı kalmıştır.

ÇimendereMahalle halkı, Balkan savaşında Bulgar zulmünden kaçmak için mahalleyi boşaltır. Buradan Tekirdağ'a, oradan da gemi ile Bandırma'ya geçerler. Savaş sonrasında yine bugünkü mahallelerine geri dönerler.

Mahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan karşılamaktadır. Ekilebilen arazilerinde buğday, ayçiçeği, arpa ve gelir getirici olarak kavak ağacı yetiştirilmektedir. Bunların yanında yemeklik olarak baklagiller de yetiştirilmektedir. Çimendere mahallesinde süt ve besi hayvancılığı çok iyi bir şekilde yapılmaktadır. Günde 2,5 ton civarında süt üretilen mahallede hayvancılık önemli bir geçim kaynağıdır. Mahallede okuma yazma bilmeyen yoktur.

Çimendere Çimendere Çimendere Çimendere Çimendere Çimendere Çimendere Çimendere Çimendere

ÇınaraltıMalkara ilçesinin doğusunda, Hayrabolu İlçe sınırına yakın bir yerde kurulmuştur. Malkara ilçesinin en uzak mahallelerinden biridir, ilçeye 25 km. uzaklıkta bulunur. 2017 nüfusu 667 kişidir.

Mahalle, iki ufak tepenin arasında kalmaktadır. Evler çukurdan tepelere doğru dağılmaktadır. Kış soğuklarına ve yağışlara karşı muhafazalıdır. Mahallenin kuzey, kuzey batı ve kuzey doğusunda kendine has ovası vardır. Arazi genellikle engebelidir. Mahallenin içinden küçük bir dere geçmektedir. Bu dere Ana dere ile birleşerek, mahallenin doğusundaki Karacagür deresine akmaktadır. Mahallenin batısında 1 km. uzaklıkta orman vardır.

Bugün Çınaraltı mahallesinde yaşayanların ataları, (1877 - 1878) 93 harbi adı ile anılan savaş sırasında Bulgaristan'dan göç ederek, bugün Çınaraltı mahallesinin bulunduğu yere yerleşmişlerdir. Bulgaristan'dan gelen bu insanlar, yerleştikleri bu mahalleye Pravca adını vermişlerdir. Pravca Bulgarca bir isimdir. Türkçe "Doğru söyleyen" anlamına gelir. Halen burada yaşayan halk Bulgarca (Pomakça) konuşmaktadır. Pomak'ın anlamı da "yardımcıdır". Osmanlı - Rus savaşında Türk ordusuna en çok yardım eden bu kişilerdir.

ÇınaraltıMahallenin ilk yerleşim yeri şimdiki yerinden 1.000 m. kadar kuzeyde kurulmuş olup, şimdiki yerine daha sonradan yerleşilmiştir. İlk yerleşim yerinde bugün, eski bir mezarlık ve harabe halinde bir klise kalıntısı bulunmaktadır. Bugün buraya "eski pravca" denilmektedir. Kuruluş yerinin kuzeyinde daha önce Çınar ağacı varmış. Mahallenin adı da oradan kalmıştır.

Mahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan karşılamaktadır. Tarımla uğraşanlar genellikle hububat türü olan buğday, arpa ve süpürge ekerler. Bunun yanında sanayi bitkisi olan ayçiçeği, şeker pancarı ve kabak da ekerler. Bahçecilik fazla yapılmaz. Kendi ihtiyacını karşılayacak kadar nohut, mercimek, fasulye ve soğan ekerler. Mahallede hayvancılık önemli bir yer tutar. Süt inekçiliği ve besi hayvancılığı gelişmiştir. Günde 3 ton süt üretilmektedir.

Mahallenin okuma yazma oranı diğer mahallelere göre oldukça düşüktür. %85'dir.

Çınaraltı Çınaraltı Çınaraltı Çınaraltı Çınaraltı Çınaraltı Çınaraltı

ÇınarlıdereMalkara ilçesinin güneydoğusunda, İlçe merkezine 28 km. uzaklıkta, engebeli bir alanın kenarına kurulmuş bir mahalledir. 2017 nüfusu 270 kişidir.

Uzun ve düz bir akarsu yatağı ve yanında ovası bulunmaktadır. Şarköy Ganos dağları mahallenin güney yönünü kaplar. Mahalle çukurda kalır. Kuzey ve güney tarafları yüksektir. Tek akarsuyu olan Çaydere, Melen Balkanından doğarak mahallenin içinden geçmekte ve Ege denizine dökülmektedir.

ÇınarlıdereCumhuriyetten önce mahallenin ismi "Bunak" tır. Kelime anlamı "soğuk pınar" dır. Gazi Süleyman Paşa zamanında mahallenin yerinde aynı adı taşıyan bir köy vardır. Gazi Süleyman Paşadan sonra bu köy buradan dağılıp, yeri fundalık haline gelir. 1877 - 1878 yıllarında, 93 harbinde Bulgaristan'ın Selvi kazasından gelenler buraya yerleşmiştir. Bu mahalleye ait su kuyuları eski zamandan kalma olup, halen çalışmaktadır.

Çınarlıdere1960 yılında, mahalle halkının isteği üzerine mahallenin "Bunak" olan ismi "Çınarlıdere"ye çevrilmiştir. Bu ad mahallenin içinden geçen Çayderenin, her iki tarafının çınar ağaçları ile kaplı oluşundan gelmiştir. Bugün, çınar ağaçları kesildiği için az kalmıştır. Mahallede Aksakal deresinde bulunan tarihi küçük köprüden başka tarihi eser yoktur.

Mahallede üretilen ürünler; buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, şeker pancarı ve sebzelerdir. Meyve ağacı, kırağının fazla düşmesi ve uzun sürmesi yüzünden yoktur. Halkının gelir ve geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Hayvancılık oldukça gelişmiştir. Günde 3 ton süt üretilmektedir.

Mahallede eğitime ilk defa Cumhuriyetin ilanından sonra gece mektepleri (Millet Mektepleri) ile başlanmış, yeni Türk Harfleri ile okuma - yazma seferberliği başlatılmıştır. İlkokul, 1940 yılında bir öğretmen ile eğitime başlamıştır. Okuma yazma oranı %99'dur.

Çınarlıdere Çınarlıdere Çınarlıdere

DanişmentDanişment mahallesi, Malkara ilçesinin batısında, eski İstanbul - Enez karayolu üzerinde, şimdiki İstanbul - Çanakkale asfaltının 1 km. kuzeyinde, Malkara-Keşan ilçeleri arasında yer almaktadır. Malkara ilçe merkezine 16 km. Keşan ilçesine ise 11 km. uzaklıktadır. Malkara ilçesinin batıya uzanan en uç köyüdür. Mahallenin sınırları içerisinde Tekirdağ il sınırı sona ermekte ve Edirne il sınırı başlamaktadır.

DanişmentMahalle, Koru dağlarının uzantısı durumundaki Katrancı tepesinin kuzeye bakan yamacında kurulmuştur. Bu yüzden mahallenin kurulu bulunduğu yer düz olmayıp, meyillidir ve arazisi engebelidir. Arazi içindeki akarsu yatakları fazla derin değildir. Kocadere, Sarımurat deresi, Ayşeyenge deresi, Domuzdere ve Çayırdere gibi önemli dereleri vardır. Bu derelerin akışları düzenli olmayıp, yaz aylarında kurumaktadır.

Danişment Kış aylarında suyu çoğalmakta olan bu derelerin boşuna akışları, Yaylagöne mahallesi ile Danişment mahallesi arasındaki bir vadiye set çekilerek önlenmiş olup, bir gölet meydana getirilmiştir. Bu göletin kapladığı alan mahalle sınırları içinde kalmasına rağmen, arazinin dalgalı olması nedeniyle mahalle halkına pek faydası yoktur.

DanişmentMahallenin, çok eski tarihlere dayanan bir yerleşim birimi olduğu, çevrede rastlanan mezarlardan, mezar taşlarından ve bulunan eski paralardan anlaşılmaktadır. Eski bir yerleşim yeri olmasına rağmen, bugünkü yerine takriben 100 yıl önce kurulmuştur. İlk kuruluşunda 7 hanelik bir çiftlik olan mahalle, o zamanlar bir Rum mahallesi olan Yaylagöne'ye bağlanmak istenmiştir.

Danişment Ancak o yıllarda (1900 yıllarında) Bulgaristan'dan gelen 10-15 hanelik bir göçmen kafilesi, çiftliğin sahibi olan Keçici Mehmet Ağa tarafından mahalle nüfusuna yazdırılmış ve o tarihten itibaren Danişment mahallesi olarak Malkara ilçesine bağlanmıştır.

Zamanla çevreden gelenlerle mahallenin nüfusu artmaya başlamış ve en son 1951 yılında gelen Bulgaristan ve Romanya göçmenleriyle 128 haneye ulaşmıştır. 2017 yılı nüfusu 290 kişidir.

DanişmentMahallenin güneyinde kalan Katrancı tepesi, eski İstanbul - Enez yolu üzerindedir. Osmanlılar döneminde bu tepede bir Danışma Yeri (Karakol) varmış. Bu danışma zamanla Danişment olmuş ve mahallenin adı da Danişment olarak kalmıştır.

Mahallenin ismi Danişment olmakla birlikte, halk arasında Talaşman olarak da söylenmektedir. Bir söylentiye göre halk arasında Kara Talaşman denilen bir çeşit çekirgenin bu çevrede çok bulunmasından dolayı, mahalleye bu isim verilmiştir.

Danişment Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Buğday, ayçiçeği ve çeşitli sebzeler yetiştirdikleri ürünlerdir. Üretilen ürünler, Keşan ve Malkara'ya yakın olması nedeni ile çok kolay pazarlanmaktadır.

Son zamanlarda Danişment mahallesinde de hayvancılık çok büyük bir gelişme göstermiştir. Günde 2 ton civarında süt üretilmektedir. Mahallede okuma yazma bilenlerin oranı %95'dir.



Danişment Danişment Danişment

DavuteliMalkara ilçesinin batısındaki en uç ve en uzak köylerindendir. İlçe merkezine uzaklığı 30 km. dir. Mahalle meyilli bir yamaç üzerine kurulmuştur. Akarsuları sürekli değildir. Kışları karlı ve soğuk, yazları sıcak ve kurak geçmektedir.

Cumhuriyetten önce, mahallenin bulunduğu topraklar Padişah taraftarı Davut bey adında bir kişi icarla kiralayarak, burada bir çiftlik kurmuş. Uzun yıllar Davut Bey'in çiftliği olarak kalmıştır. Sonradan mahallenin adı bu kişinin adından kaynaklanarak Davuteli olarak kalmıştır. Resmi kayıtlara da bu şekilde geçmiştir. Mahalle halkı, Cumhuriyet kurulduktan 9 ay sonra Selanik'ten gelip buralara yerleşmiştir.

DavuteliMahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan karşılamaktadır. Ekilebilen arazilerde buğday, kabak, nohut, fasulye, kavun, karpuz, soğan, ayçiçeği gibi ürünler yetişmektedir. Mahallede iyi cins hayvanlarla büyükbaş süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Ayrıca azda olsa küçükbaş hayvancılık yapan aileler de bulunmaktadır. Günlük süt üretimi 2 ton civarındadır.

Mahallede okuma yazma bilmeyen yoktur.

2017 nüfusu 240 kişidir.

Davuteli Davuteli Davuteli

DelillerDeliller Mahallesi, Malkara ilçesinin güney doğusunda, ilçe merkezine 24 km. uzaklıktadır.

Mahalle, Tekirdağ il yıllığındaki bilgilere göre Saruhanlı Yörüklerinin 14.yüzyılda Trakya'ya geçerek kurdukları köylerden biridir. İkinci bir kaynak kitaba göre, Osmanlı döneminde 1400 yıllarında Delilular adı verilen savaşçı askerlerin askerden ayrıldıktan sonra buraya gelip yerleşmeleriyle kurulmuş ve adını da Delilular koymuşlardır. Delilular ismi zamanla değişime uğrayarak Deliller haline dönüşmüştür.

Cumhuriyet döneminden önce bir süre Yunan işgalinde kalmış, Cuhuriyetin ilanı ile tekrar bağımsızlığına kavuşmuştur.

DelillerDoğu - batı yönünde uzanan bir dikdörtgeni anımsatan, dalgalı bir arazi yapısına sahiptir. Toplam 8.000 dönüm alanı kaplar. Önemli sayılacak Güvenbayırı tepesi ile Tavşan tepesi olmak üzere iki tepesi vardır. Ayrıca, vadi kenarında Değirmen ovası denilen küçük bir ovası da mevcuttur. Kendi toprakları içinde akan akarsu yoktur. Fakat, mahalleyi diğer mahallelerden ayıran iki küçük deresi vardır. Bu derelerden Söğütlük deresinin suyu yaz aylarında kesilmesine rağmen, su toplama alanı çok olduğu için 1985 yılında üzerine gölet inşa edilmiştir. Şu anda çevresindeki arazi sulanabilir duruma gelmiş ve verimin artmasına, sulu tarımın başlamasına sebep olmuştur.

DelillerDeliller Mahallesi, Cumyuriyet döneminden önce Tekirdağ ilinin Şarköy ilcesine bağlıymış. Cumhuriyet kurulduktan sonra Malkara ilçesine bağlanmıştır. Mahallenin 2017 nüfusu 157 kişidir.

Mahallede tarım ve hayvan ürünleri bol miktarda üretilmektedir. Ekilebilen arazilerden buğday, arpa, ayçiçeği, pancar ve kabak yetiştirilmektedir. Süt inekçiliği ve besicilik iyi bir şekilde yapılmaktadır. Günde 1,5 ton civarında süt üretilmektedir.

Mahallede okuma yazma oranı oldukça yüksektir. Halkın %98'i okur-yazardır.

Deliller Deliller

DemirciliMalkara ilçesinin kuzeybatısında, ilçe merkezine 20 km. uzaklıkta, 104 nüfuslu bir mahalledir.

Mahallenin etrafı yüksek olup, mahalle bir çanak içine kurulmuş gibidir. Engebeli bir arazisi vardır. Ören, Kamışça, Ağılsırtı ve Pirelibayırlar mevkileri en yüksek yerleridir. Ova denilebilecek bir arazisi yoktur. Yazın suları çok azalan veya kuruyan Suçıktığı, Killik, Hacıilyas adında üç deresi vardır. Bu dereler kaynak ve yağmur suları ile beslenmektedir.

Mahallenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Yakın çevredeki küçük yerleşim birimi kalıntılarına ve mezarlıklara bakılırsa, yerleşim alanının birçok defa değiştiği söylenebilir. Eski kayıtlarda adı Dumanlı Çiftliği olarak geçen bir çiftlik burada varmış. Söylentiye göre; Padişah bu çiftliği yaşlanan demircisine son yıllarını rahat ve sakin geçirmesi için bağışlamış. Mahallenin adının da buradan geldiği sanılmaktadır. Bu çiftlik sonraları Aydın (Nazilli) tarafından gelen bir aile tarafından alınmıştır. Bu aileden gelen bireyler, halen bu mahallede yaşamaktadır.

Demircili93 Harbinden sonra 1877 - 1878 yıllarında çiftliğe ilk göçmenler gelmiş ve çiftlikten yer satın almışlardır. Balkan ve l. Dünya Savaşı zamanında mahalle 12 hanenin yaşadığı bir çiftlik durumundaydı. 1922 yılında Trakya'nın işgali sırasında, ev sayısının az olması nedeni ile düşmanlar mahalleye yerleşmemiştir. Buna rağmen baskılar nedeniyle mahalledekiler rahatsız edilemeyecekleri yerlere zaman zaman kaçmışlardır. 1926 yılında Hükümet tarafından iskan edilen göçmenler çiftliğe gelmişlerdir. Yine 1935 yılında Bulgaristan'ın Eskicuma yöresinden ikinci bir göçmen kafilesi gelip, mahalleye yerleşmişlerdir. Romanya'dan gelen göçmenler daha sonra mahalleyi terk etmiştir.

Mahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Tarımın ağırlığı buğday ve ayçiçeğindedir. Bunun yanında arpa, yulaf, kavun, karpuz, baklagiller ve süpürge otu yetiştirilmektedir. Büyükbaş süt ve besi hayvancılığı yapılmakta olup, günlük süt üretimi 1,5 ton civarındadır.

Mahallede okul, 1938 yılında üç sınıflı ve eğitmenli olarak açılmıştır. Mahallenin eğitim düzeyi iyidir. Okuma yazma oranı %95'dir.

Demircili Demircili Demircili Demircili Demircili Demircili Demircili Demircili Demircili Demircili Demircili

DereköyMalkara ilçesinin batısında, İlçe merkezine 25 km. uzaklıkta 122 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle, Tekirdağ ilinin Malkara kıyılarını kaplayan Tekir Dağlarının batıya uzanan dağ etekleri arasında bir tepe üzerinde kurulmuş olup, bir ada gibi görünmektedir.

Mahallenin etrafı dik yamaçlarla kaplanmıştır. Doğusunda Çardaktepe, batısında yüksek bir arazi, güneyinde Karatepe, kuzey ve kuzeybatısında Çamkay tepeleri vardır. Mahallede Boğaz deresi Damlarca deresi ve Kurukavak deresi olmak üzere 3 dere vardır. Yaz mevsiminde derelerin yatakları kurur, kışın ise su seviyesi yükselir. Mahalle iki defa kurulmuştur. Mahallenin ilk kuruluşu bilinmemektedir. Ancak dağılması şu şekilde anlatılır:

DereköyMahalle o zaman da yine aynı yerinde olup, kervan yolu üzerindeymiş. Kervanlar buralara çok zarar veriyorlarmış. Ahali ile kervan sahipleri arasında bu yüzden sık sık olaylar çıkıyormuş. Yine böyle bir olay neticesinde ahali, kervanda bulunan tüm develerin sırtlarına ot bağlayıp develeri yakmışlar. Bunun üzerine kervan sahipleri de kendi aralarında toplanıp tüm mahalleyi ateşe verip, yakmışlar. Yangından bir tek aile zarar görmeden kurtulmuş. Diğer ailelerin hepsi başka yerlere göç etmişler. Mahallede tek kalan diğer aile de komşu mahalleliler tarafından rahatsız edilerek mahalleden ayrılması sağlanmış. Böylece mahalle tamamen boşalmış.

Dereköy1877 yılında yapılan Osmanlı - Rus savaşından sonra Bulgaristan'ın Şumnu Vilayetinin merkez köylerinden Tüssa, Akdere ve Yenimahalle köylerinden göç edenler devlet tarafından buraya yerleştirilerek, mahalle ikinci defa kurulmuştur. Mahalle yeni kurulduğunda komşu köyler ve çiftlik sahipleri bundan hoşnut kalmamış ve köy halkına eziyet etmişlerdir. Köy, Yunan işgaline de uğramış ve çok eziyet çekmiştir. Mahalle halkından olan Ayşe kadın savaş zamanında işgal kuvvetlerince teslim edilmesi istenen silah, yiyecek, giyecek gibi şeyleri teslim etmeyip, saklayanları ihbar etmiş. Bu yüzden mahalle halkı çok eziyet çekmiştir. Ayşe kadın bu ihanetinden dolayı halk tarafından bilahare cezalandırılmıştır. Cumhuriyet döneminden sonra mahalleden yavaş yavaş göçler başlamış olup, halen devam etmektedir.

Mahallede okuma yazma oranı %95'tir. Mahalle halkı çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşır. Mahallede en çok buğday, ayçiçeği, arpa ve yonca ekilir. Mahallede bahçecilik ve meyvecilik yapılmamaktadır. Hem besi, hem süt hayvancılığı yapılmaktadır. Günlük süt üretimi 2 ton civarındadır. Mahallede eti ve yumurtası için de tavukçuluk yapılmaktadır.

Dereköy Dereköy Dereköy Dereköy Dereköy Dereköy

Deveciİlçe merkezinin güneyinde 10 km. uzaklıkta, Koru dağlarının eteklerinde kurulmuş, 455 nüfuslu bir mahalledir. Kayalık, engebeli, dalgalı, fundalık bir arazi üzerine kurulmuştur. Kuzey ve batı yönlerinde iki dere ile çevrilidir. Önemli akarsuyu yoktur. Bir deresi bulunmaktadır. Bu dere Kadıköy sulama barajına akan Derbent deresidir.

Derenin suyu yazın kurumaktadır. Mahallenin kuruluşu 300 yıl evvele dayanmaktadır. Önceleri nahiye olarak kurulmuş, askeri karakol bulunuyormuş. Kuruluşundan Cumhuriyet dönemine kadar Rumlar ikamet etmiş. 1924 yılında bugünkü halkı, Yunanistan'ın Selanik şehri Langaza bölgesinden muhacir olarak gelmiş ve Devlet tarafından Deveci Mahallenine yerleştirilmiştir.

DeveciMahalle, Gelibolu - Malkara - Tekirdağ kervan yolu üzerindedir. Rivayete göre burada deve kervanları konakladığı için, daha sonra yerleşim yeri olunca Deveci Mahallesi adının verildiği söylenir.

Mahallede 1928 yılında ilkokul açılmıştır. Mahallede okuma yazma oranı düşüktür.

Mahallenin güneyinde Bulavat Kalesi olarak anılan bir askeri karakolun kalıntıları bulunmaktadır. Eski köy denilen arazide de, çanak çömlek kalıntılarına rastlanmaktadır.

Mahallede tüm gelir tarım ve hayvancılıktan sağlanmaktadır. Genellikle hububat ve sanayi bitkileri ekilmektedir. Bunlardan başlıcaları buğday, ayçiçeği, fasulye, şekerpancarı, susam, arpacık ve mısırdır. Mahallede büyükbaş hayvan olarak sığır, küçükbaş hayvan olarak keçi, koyun ve kümes hayvanları beslenmektedir. Büyükbaş hayvancılıkta süt inekçiliği önem kazanmıştır. Günlük süt üretimi 3 ton civarındadır.
Deveci Deveci Deveci Deveci

DeveliMalkara ilçesinin doğusunda, İlçe merkezine 22 km. uzaklıkta, 128 nüfuslu küçük bir mahalledir. Arazide bulunan üç tepeden en yükseği olan Çallık tepesinin eteğine kurulmuştur. Kışın yağan yağmur ve kar suları ile taşan, yazın kuruyan ufak bir deresi vardır. Yeryüzü şekilleri engebeli olup, üç tepeden oluşmaktadır.

Mahalle, eskiden içinden geçen Tekirdağ - Keşan yolunun kenarındadır. Cumhuriyetten önceki tarihlerde bu yol mahallenin içinden geçmekte iken, Cumhuriyetten sonra bu yol değiştirilmiş olup, mahalle yoldan 1 km. içerde kalmıştır.

Cumhuriyetten önce eğitim yok denecek kadar azmış. Şu an mahallede okuma yazma oranı %90'dır.

Mahallede tarımdan elde edilen gelir ihtiyaçlarında kullanılmakta, artanı satılmaktadır. Tarım bitkilerinden buğday, arpa, yulaf, fasulye, kabak, ayçiçeği ve şeker pancarı ekilmektedir. Bunun yanında mahallede büyükbaş hayvancılığı oldukça gelişmiştir. Günlük üretilen süt miktarı l ton civarındadır.

Develi Develi Develi Develi Develi Develi Develi Develi Develi Develi Develi Develi Develi Develi
Develi Develi Develi Develi

DoğanköyMalkara ilçesinin kuzeyinde, İlçe merkezine 27 km. uzaklıkta, 309 nüfuslu bir mahalledir. 300 m. rakımlı mahalle, alçaklı - yüksekli, engebeli bir arazi üzerine kurulmuştur.

Yapılan araştırmalarda Rumeli'ye ilk geçen Türk Beylerinin, elde ettikleri topraklara birer çiftlik kurarak, kendi adlarını verdikleri anlaşılmaktadır. Doğan mahallesinin de isminin buradan geldiği sanılmaktadır. Cumhuriyetten önce de Doğan Mahallesi adını taşıdığı için, mahallenin adının buradan geldiği kuvvetle muhtemeldir.

DoğanköyMahallenin gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ürünleri olarak; buğday, ayçiçeği, kabak çekirdeği, süpürge otu ve mısır üretilmektedir. Bunun yanında hayvancılık olarak büyükbaş hayvanlardan süt inekçiliği, besi inekçiliği, küçükbaş hayvancılıkta koyun, keçi, kümes hayvanlarından kaz, hindi, ördek, tavuk yetiştirilmektedir. Günlük süt üretimi 2 ton civarındadır. Ayrıca mahallede kilim tezgahları vardır. Ancak, mahalleye ve ahaliye fazla bir ekonomik değer kazandırmamaktadır. Mahalle yer altı madenlerinden kömür yatakları bakımından zengindir. Mahalle sınırları içinde özel birçok kömür madeni işletmesi vardır. Bu madenlerde çalışan işçiler nedeni ile mahallenin nüfusu devamlı değişmektedir.

Mahallede İlköğretim okulu ve sağlık evi bulunmaktadır. Okuma yazma oranı %95'dir.

Doğanköy Doğanköy

DoluköyMalkara ilçesinin kuzeybatısında, İlçe merkezine 23 km. uzaklıkta, 419 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle, az meyilli bir yamaç üzerine kurulmuştur. Arazi küçük dereler, tepeler ve sırtlarla belirgin olarak engebelidir. Devlet Su İşleri tarafından 1982 yılında mahallenin güneyinde bir sulama göleti yapılmıştır.

Mahalle eskiden Rum ve Bulgar halkın yaşadığı bir köymüş. 1923 yılında mübadele sonucu Selanik'te yaşayan Türkler buralara yerleştirilmiştir. 1951 yılında, Bulgaristan'dan gelen birkaç Türk ailesi de bu mahalleye yerleştirilmiştir.

DoluköyMahallenin adı ile ilgili anlatılan iki hikaye vardır. Birincisi; Davuteli Mahallesi yolu üzerinde bulunan çiftlik içi mevkiindeki Ayazma denilen yerde bazı insanların yaşadıkları, bu insanların daha sonra şimdiki Dolu köy denilen yeri doldurarak üzerine yerleştikleri ve böylece mahallenin kurulduğu söylenmektedir. Yeri doldurulduğu için bu ad verildiği söylenmektedir. Mahallenin adı ile ilgili ikinci söylenti ise; bir savaş zamanı mahalleye gelenler mahalle ambarlarının dolu olduğunu görünce, "dolu, dolu burası dolu diyerek" mahallenin adı Dolu olarak kalmıştır.

Mahallede tarihi yapı olarak bir tek mahallenin üst tarafında bulunan yıkık bir yel değirmeni mevcuttur.

DoluköyMahallede eğitim, 1925 yılında mahalle imamının bir evde çocuklara okuma öğretmesi ile başlamıştır. 1928 yılından itibaren öğrencilere yeni yazı öğretilmeye başlanmıştır. Daha sonra 1932 yılında okul yapılmış ve 1 öğretmen tayin edilerek 3 yıllık eğitim ve öğretim başlamıştır. 1932 yılında eğitim 3 yıldan 5 yıla çıkarılmıştır. Daha sonraları, devlet millet işbirliği ile ek dershane yapılarak eğitim - öğretime devam edilmiştir. 1997 yılında tamamlanan yeni İlköğretim okulu ile mahalle 12 derslikli bir okula kavuşmuş ve çevre mahallelerin öğrencileri de taşımalı sistemle burada eğitim görmeye başlamıştır. Okuma yazma oranı %95'dir.

Dolu mahallesi, iyi tarım ürünleri yetiştiren bir mahalledir. Geçimlerinin tamamı tarıma dayalıdır. Bitkisel üretim olarak buğday, ayçiçeği, mısır, arpa ve şeker pancarı yetiştirilmektedir. Bunun yanında küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Büyükbaş olarak süt ve besi hayvanı yetiştirilmektedir. Mahallenin günlük süt üretim 3 ton civarındadır.

Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy Doluköy

ElmalıMalkara ilçesinin güneyinde, İlçe merkezine 18 km. uzaklıkta, 332 nüfuslu bir mahalledir. Tepe üzerine kurulmuş olan bu mahallenin yeryüzü şekilleri tepelik ve engebelidir. Ezberli deresi, Kaynarca deresi ve Hamamkaya Deresi olmak üzere Saroz körfezine dökülen üç deresi vardır.

Mahallede önceleri Rumlar yaşıyormuş. Cumhuriyetten sonra köye, Selanik'ten gelen mübadele göçmenleri yerleştirilmiştir.

ElmalıMahallenin şimdiki yerleşim yerine yakın bir tepe üzerinde kale varmış. Türkler Rumeli'ye ilk geçtiklerinde kalede yabancılar bulunuyormuş. Türkler Trakya'da ilerlerken bu kaleyi kuşatmışlar, kale için devamlı "Almalı, almalı burayı mutlaka almalıyız" diyorlarmış. Türklerin bu arzuları gerçekleşince kalenin yakınlarındaki mahalleye Almalı adı verilmiştir. Ancak mahallenin adı daha sonra Elmalı olarak değişmiştir.

ElmalıMahallenin yakınındaki tepede kale kalıntıları vardır. Bu kale kalıntılarının içinden çıkarılmış büyük bir küp caminin yanına konmuştur.

Mahallenin bir özelliği de hemen hemen her hanenin bir çeşme yaptırmasıdır. Bu bir gelenek haline gelmiştir. Şu an kırlarda 100 den fazla çeşme bulunmaktadır. Mahallede okuma yazma oranı %100'dür.

ElmalıMahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlar. Ekilen tarım ürünleri buğday, ayçiçeği, arpa ve çavdardır. Küçükbaş hayvan olarak koyun, keçi beslenmekte, büyükbaş hayvan olarak da süt ve besi hayvancılığı gelişmiştir. Mahallenin günlük süt miktarı 2 ton civarındadır.

Elmalı Elmalı Elmalı Elmalı Elmalı Elmalı Elmalı Elmalı

EmiraliMalkara ilçesinin güneydoğusunda, İlçe merkezine 20 km. uzaklıkta, 129 nüfuslu bir mahalledir. Mahallenin etrafında çeşitli yüksekliklerde birçok tepe bulunmakta olup, mahalle ortada çukurda kalmaktadır.

Bu tepeler ; batıda Kurttepe, kuzeyde Boztepe, güneyde Susamtepe ve güneybatıda Güvensırtı tepesidir. Mahallenin batısında Kayanderesi, kuzeyde Çaydere, doğuda Köprüderesi, güneydoğuda Güvendere ve güneydoğuda Küçük Köprü deresi akmaktadır.

EmiraliEmirali Mahallesinin adı ile ilgili 3 ayrı söylenti vardır. Birincisi; Aksakal Ali Paşa isminde bir kumandanın yanında köleleri varmış. Bu kölelerin içinde de Ali isminde bir kölesi varmış. Ali Paşa bu köleyi birkaç yıl çalıştırdıktan sonra şimdiki Emirali mahallesinin yerinde bulunan kışlasını bu kölesine vermiş, yanma bir kaç kişi daha toplayarak bir köy kurmasını istemiştir. Köle bu mahalleyi kurduktan sonra, Aksakal Ali Paşa emir verdiği ve Ali adındaki kölede kurduğu için mahallenin adı Emirali olmuştur.

Emiraliİkincisi ; 1357 yılında Rumeli'ye geçen Süleyman Paşa, Komutasındaki ordu ile birlikte şimdiki mahallenin bulunduğu yerin yakınlarında bir yerde dinlenme molası vermiştir. Ali ismindeki emir subayına burasını çok beğendiğini ve burada bir eyalet kurmak istediğini söylemiş. Ali ismindeki emir subayı da burada eyalet kurmuş. Süleyman Paşa da, Ali ismindeki emir subayını eyalet valisi olarak atamıştır. Eyalet valisi olan emir subayı Ali, komutası altında bulunanlara devamlı emirler yağdırdığı için mahallenin adı emir veren Ali'nin mahallesi diye anılmaya başlanmıştır.

EmiraliÜçüncü hikayeye göre ; eskiden mahallenin orta yerinde Sancak Beyliği varmış. Sancak Beyi olan Ali Paşa, emri altında bulunan askerlerine mahalleyi yabancılardan korumalarını ve himayeleri altına almalarını emretmiş. Çünkü Ali Paşa burada çok önemli kararlar alıyormuş. Ali Paşa çok emir verdiği için mahallenin adı Emirali kalmıştır. Emirali mahallesinin tarihi çok eskiye dayanır.

Mahallede eğitim 1939 yıllında, şimdi depo olarak kullanılmakta olan yerde başlamıştır. Burası 1939 yılından 1966 yılına kadar 27 yıl 3 yıllık okul olarak kullanılmış. 1966 yılında şimdiki yerde okul yapılmıştır. Taşımalı eğitime geçip, öğrenciler Sağlamtaş İlköğretim okulunda eğitim almaya başlayana kadar bu okul hizmet vermiştir. Okuma yazma oranı % 90'dır.

Mahallenin ekonomist tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarımda üretilen ürünler buğday, ayçiçek, mısır, arpa, yulaf, çavdar ve süpürgeliktir. Tarımın yanında hayvancılık da çok gelişmiştir. Süt ve besi hayvancılığı ağırlıklıdır. Günlük süt üretimi 1,5 ton civarındadır.
Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali
Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali Emirali

EsendikMalkara ilçesinin güney batısında, ilçeye 35 km. uzaklıkta, 65 nüfuslu ufak bir orman mahallesidir. Ufak bir tepenin üzerine kurulmuştur. Mahallenin arazisi engebelidir. Mahallenin kuzeyinden geçen bir akarsuyu vardır.

Mahallede Cumhuriyetten önce Rumlar yaşıyormuş. Cumhuriyetten sonra 1922 yılında mahalleye Yunanistan'dan gelen Türkler yerleştirilmiştir.

EsendikTarihi yapı olarak mahallede eski eser yoktur. Rumların zamanında yapılmış olan bazı binalar olup, bunlar da zamanla yıkılmıştır.

Mahallenin ekonomisi tarıma dayanmaktadır. Bitkisel üretim olarak ayçiçeği, buğday, arpa, fasulye, nohut, mercimek yetiştirilmektedir. Bunun yanında süt ve besi hayvancılığı oldukça iyi yapılmaktadır. Büyükbaşın yanında koyun ve keçi de beslenmektedir. Günlük süt üretimi 600 kg. dır. Ayrıca orman kenarında bulunan bir mahalle olduğu için ormandaki faaliyetlerinden dolayı da bir gelir elde etmektedirler.

Okuma yazma oranı % 95 dir. Halen öğrenciler taşımalı sisteme tabi olarak Sağlamtaş'a gitmektedirler.

Esendik Esendik Esendik Esendik Esendik

EvrenbeyMalkara ilçesinin kuzey doğusunda, ilçeye 15 km. uzaklıkta, 425 nüfuslu bir mahalledir. Bir kolu Danişment - Yaylagöne, diğer kolu Mestanlar mahallesi arazilerinden çıkarak gelen Ana derenin sol yamacında kurulmuştur. Bunun yanında küçük dere adı ile anılan bir akarsuyu vardır. Mahallenin güney ve doğusundaki araziler düzlük olup, kuzeyi hafif engebelidir.

Trakyanın en büyük barajı olan Karaiğdemir Barajı, Evrenbey mahallesinin yani başında büyük ölçüde onun toprakları üzerine kurulmuştur.

EvrenbeyMahalle adını kurucusu olan Yörük Beyi Evren Bey'den almaktadır. Kanuni Sultan Süleyman'ın, son Zigetvar seferine (1566) katılarak buyruğu altındaki askerlerle yol güvenliğini sağlayan ve bunda çok başarılı olan Evrenbey, bu başarısından dolayı Padişah tarafından çavuş başı yapılmıştır. Evren Beyin uzun süre orduda başarılı çalışmalar yapmasından sonra mükâfat olarak bugünkü Evrenbey mahallesinin toprakları verilmiştir. Evrenbey bu topraklara yerleşerek bir çiftlik kurmuştur. Çiftliğin adı Evrenbey Çiftliği olmuştur. (Hammer Tarihi, Mehmet Ata Tercümesi, cilt 4, sayfa 28)

EvrenbeyDaha sonraları bu çiftliğe Anadolu'dan bazı alileler gelmişler ve buraya yerleşmişlerdir. Bunlar; Deveci Oğulları, Şırlancı Oğulları, Hacı Oğulları gibi isimler almışlardır. 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı (eskilerin deyimi ile 93 Harbi) sonrasında Bulgaristan'dan gelen göçmenler kendi paralarıyla toprak satın alarak bu çiftliğe yerleşmişlerdir. Bundan sonra çiftlik köy haline gelmiş ve Evrenbey adını almıştır. 1934 yılında da Romanya'dan gelen 10 aile devlet tarafından mahalleye yerleştirilmiştir.

EvrenbeyCumhuriyetten önce amahallede okul yoktu. Çocuklar, köy imamı tarafından okutulur, onlara Kuran okuma eğitimi ve dini bilgiler verilirdi. 1938 yılında 3 sınıflı ve 1 eğitmenli olarak okul açılmıştır. 1953'te 5 sınıflı hale getirilmiştir. 1965 yılında mahalleye bir ilkokul binası yapılmış olup, yakın zamana kadar eğitim öğretim burada verilmiştir. 1996 yılında 12 derslikli, son derece modern araç ve gereçlerle donatılmış 4 katlı bir ilk öğretim okulu yapılarak hizmete verilmiştir. Evrenbey, eğitim ve öğretim yönünden taşımalı sistemin merkezlerinden biridir. Okuma yazma oranı % 100 dür.

EvrenbeyEvrenbey mahallesinin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Geniş, verimli ve bir kısmı sulanabilen toprakları, iyi ırk hayvanlarla yapılan süt ve besi hayvancılığı neticesinde Evrenbey mahallesi tarımda iyi gelir elde edebilen ve iyi tarım yapan bir mahalle durumuna gelmiştir. Mahallenin günlük süt üretimi 3,5 ton civarındadır. Mahallede koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvancılık ve kümes hayvancılığı da yapılmaktadır. Yetiştirdiği başlıca ürünler, buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, pancar, yulaf ve çeşitli sebzelerdir. Bu mahallede sulama yapıldığı için sebzecilik de son yıllarda gelişmiştir. Biber, patlıcan, domates gibi sebzeleri yetiştirerek, özellikle İstanbul pazarına vermektedirler.

Evrenbey Evrenbey Evrenbey Evrenbey

GönenceMalkara ilçesinin kuzeyinde, 3 km. uzaklıkta olan, ilçeye en yakın mahalledir. 2017 nüfusu 317 kişidir. Malkara deresinin geçtiği vadinin içinde derenin iki yakasına kurulmuştur. Mahallenin yeryüzü şekilleri oldukça engebelidir. Doğusu ve batısı mahalleye göre yüksek tepelerden oluşmaktadır. Kuzeyinde topraklarının önemli bir kısmım kaplayan Karaiğdemir Barajının su havzası bulunmaktadır.

GönenceMahallenin kurulması oldukça eski tarihlere dayanmaktadır. İlk defa Rumlar tarafından kurulmuştur. Cumhuriyet'ten sonra 1924 yılında Yugoslavya'dan gelen göçmenler ilk olarak yerleşmişlerdir. Daha sonra da 1928 yılında Bulgaristan'dan gelen göçmenler bu mahalleye yerleşmiştir. Adı Türkçe kulübe anlamına gelen Yunancadan alınma "Kalivya" dır. 1965 yılında çıkarılan Kanunla "Kalivya" adı "Gönence" olarak değiştirilmiştir.

Cumhuriyet'ten sonra 1928 yılında açılan ilkokulda eğitim öğretime başlanmıştır. Yakın zamana kadar mahalledeki ilkokulda eğitim öğretim sürdürülürken taşımalı sistemin başlamasından sonra öğrenciler merkez Hacıilbey İlköğretim Okuluna taşınmaktadır. Okuma yazma oranı okul açıldıktan sonra hızla artmıştır. Şu an mahallede okuma yazma bilmeyen yoktur. Gönence mahallesinden profesör, doktor, avukat, mühendis, öğretmen ve sağlık personeli gibi birçok meslekten kişiler yetişmiştir. Prof. Yusuf VARDAR buralıdır ve ilkokulu bu mahallede bitirmiştir. Gönence mahallesi tarım ve hayvancılığa dayalı bir ekonomiye sahiptir. Yetiştirdiği tarım ürünleri buğday, arpa, ayçiçeği, fasulye ve domates, biber ve patlıcan gibi çeşitli sebzelerdir. Sebze türündeki yetiştirdiklerinden ihtiyaç fazlasını Malkara pazarında satmaktadırlar. Süt ve besi hayvancılığı da yapılmaktadır. Günde 2 ton civarında süt üretilmektedir.

Gönence Gönence Gönence Gönence Gönence

GözsüzMalkara ilçesinin güneyinde, ilçeye 7 km. uzaklıkta, 652 nüfuslu büyük mahallelerden biridir. Ganos dağlarının batıya doğru uzanarak Koru dağları ile birleştiği uzantıların kuzey eteklerindeki düzlükte kurulmuştur. Oldukça geniş, düz ve verimli arazilere sahip olan Gözsüz mahallesinin 21.000 dekar arazisi bulunmaktadır.

GözsüzBunun 17.500 dekarı ekilebilen alandır. Kuzeyinde Maşatlık tepesi ve doğusunda Baba Tepe adıyla anılan iki tepesi vardır. Bunların yanında Koru dağlarında yer alan ve mahallenin güney bölümünü kaplayan önemli tepeleri vardır. Bunlar; Kuyu tepesi, Dikyol tepesi, Göller tepesi, Güvemlik tepesi, Altı Parmak Sırtı tepesi ve Hisarkale tepesidir. Hisarkale tepesi Gelibolu ilçesi ile Malkara'nın topraklarını ayırır. Koru dağlarından doğan, yağışlar ve yağış sebebiyle oluşan sellerle beslenerek Balabancık deresi ile birleşen Manastır deresi vardır. Mahallenin batısında kalan Karaca deresi, Koru dağlarında doğup, yağışlarla beslenerek Kadıköy Barajına ulaşır.

GözsüzMahallenin değişmez doğal bitki örtüsü çimendir. Ayrıca hardal, pıtrak, ayrık gibi otsu bitkiler ile taban suyunun kısmen olduğu alçak yerlede ve yağmur sularının oluştuğu küçük derecik boylarında karaağaç, armut, ahlat, karaçalı gibi ağaçlar bulunur. Mahallenin güney bölümündeki ormanlık alanların mahalleye dönük yamaçlarında pırnal, meşe, ardıç, kayın, akçaağaç, yabani gül, kekik gibi bitki türleri bulunur. Mahallenin içinde ev önlerinde ise dut, erik, armut, akasya gibi ağaçlar bulunmaktadır.

GözsüzMahallenin ilk halkı Rumlardır. Bugünkü köy balkının büyük bir çoğunluğunu 1924 yılında Yunanistan'la yapılan mübadele neticesinde Selanik kazası ile Notya, Langaza ve Yağ köylerinden gelenler oluşturuyor. 1934 yılında Romanya'dan gelen 15 aile ve 1951 yılında Bulgaristan'dan gelen aileler de mahalleye yerleştirilmiştir.

Rumlar zamanında da mahallenin adı Gözsüzmüş. Bu adın kim tarafından ve ne maksatla konulduğu bilinmemektedir. Mahalle halkı arasında Gözsüz adının gözü olmayan değil, gözü süz (göze bak), dolayısı ile güzel gözlü şahıslar anlamına geldiği söylenir.

Mahalle içinde ve civarında önemli bir tarihi eser yoktur. Mahallede eski yıllardan kalan tek eser, Rumların yel değirmeni olarak kullandıkları ve bugün depo olarak kullanılan binadır. Bu bina mahalle halkından olan bir kişiye aittir.

GözsüzMahallede ilköğretim faaliyetleri ilk olarak 1928 yılında Millet Mektebi adı altında Malkaralı Mustafa Bey ve Karacahalil köylü Mustafa Beyle başlamıştır. Harf inkılabının getirdiği yeni Türk harfleri ile okuma yazma öğretimi seferberliğinin tabii bir neticesi olan bu faaliyet 1930 yılına kadar çeşitli binalarda devam etmiştir. Bu yıldan itibaren eğitime Rumlardan kalan binada 3 sınıflı olarak devam edilmiştir. 1940 yılında tek bir salon şeklinde olan bu binada büyük bir tamirat yapılarak 5 sınıflı okula dönüştürülmüştür. Bina çok eskidiği için 1963 yılı Haziran ayında yeni binanın inşaatına başlanılmış ve aynı yılın Aralık ayında tamamlanarak öğretime açılmıştır. Mevcut okula ilave olarak 1969 yılında iki derslik daha yapılarak hizmete verilmiştir. Taşımalı eğitim sistemi başlayınca Gözsüz İlköğretim okulu o bölgede bulunan Allıışık ve Karacahalil öğrencilerini de alarak eğitim ve öğretimine devam etmektedir.

GözsüzMahallenin geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Mahallede en fazla üretilen ürünler buğday, arpa, yulaf, ayçiçeği, şeker pancarı, nohut, fasulye, bakla, patates ve soğandır. Mahalle halkı bunun yanında kavun, karpuz, domates, fasulye, nohut, bakla, biber, patlıcan ve elma, erik, ayva, zerdali, armut, badem gibi sebze ve meyveleri yetiştirmektedir. Bunları hem kendi ihtiyaçları için üretmekte, hem de satmaktadırlar. Gözsüz mahallesi hayvancılık konusunda çevre mahallelere göre her zaman önde olmuştur. Malkara Köylere Hizmet Götürme Birliğinin kurulması ile birlikte mahallenin 1,5 ton olan günlük süt üretimi bugün 7 tona çıkmış, büyükbaş hayvan ırkı ıslah edilmiştir. Küçükbaş hayvancılıkta koyun keçi çoğunluktadır. Bunlarında sütü değerlendirilmektedir. Bazı evlerde kilim ve aba cinsinden kumaşların dokunduğu küçük el tezgahları vardır.

GözsüzMahallenin çevresi geniş bir şekilde av hayvanları potansiyeline sahiptir. Bunların en önemlileri şöyle sıralanabilir; tavşan, domuz, kurt, tilki, yaban ördeği, yaban kazı, yaban güvercini, çil ve bıldırcındır.

Gözsüz mahallesi, orman kıyısında olan bir mahalledir. Bu nedenle ormanlarda ilgi ve ilişiği bulunmaktadır. Bu ilişki daha çok kışlık yakacak ihtiyacının karşılanması için Orman işletmesi tarafından mahalleye verilen maktanın yapılması şeklindedir.

Gözsüz mahallesi, geldikleri yörelerdeki örf ve adetlerim en fazla koruyabilmiş, renkli, ilginç ve otantik bir yaşama tarzı ve kültürü olan bir mahalledir.

GözsüzGözsüz

GüneşliMalkara ilçesinin kuzey batısında, ilçeye 19 km. uzaklıkta, 97 nüfuslu bir mahalledir. Güneşli deresinin kıyısında, ormanlık alanın eteğinde kurulan küçük şirin bir mahalledir. Mahallenin arazisinin bir kısmı oldukça engebeli, bir kısmı da ovalık ve düzdür. En yüksek noktası mahallenin yanı başında bulunan Karatepedir.

Mahallenin ilk ismi Gebeşlidir. Daha sonra Güneşli olarak değişmiştir. Halkı, Plevne savaşından sonra Bulgaristan'ın Osmanpazarı şehrinden gelen ve buraya yerleşen kişilerden oluşmaktadır.

GüneşliMahallede tarihi eser olarak derenin üzerinde bulunan Moskof köprüsü mevcuttur. Bu köprü zamanla yıkılmış olup, köprü ikiye ayrılmıştır. Şu an derenin sağında ve solunda iki parça halinde durmaktadır.

Mahallede ilkokul 1969 yılında yapılmıştır. Yakın zamana kadar bu okulda eğitim öğretim verildikten sonra, taşımalı sisteme geçilmesi ile birlikte az olan öğrencisi Kozyörük İlköğretim okuluna taşınarak burada eğitim ve öğretim verilmeye devam edilmiştir. Mahallede endüstri alanında makineler yoktur. Kilim dokumak için ağaçtan yapılan el tezgahları mevcuttur. Mahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Yetiştirdiği ürünler buğday, arpa, ayçiçeği ve pancardır. Küçük ve büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Büyükbaş hayvancılıkta süt ve besi inekçiliği yapılmaktadır. Günde 1 ton civarında süt üretilmektedir. Ayrıca, koyun ve keçi de beslenmektedir. Kümes hayvancılığını da günlük ihtiyaçlarını karşılamak için yapmaktadırlar.

Güneşli Güneşli Güneşli Güneşli Güneşli Güneşli Güneşli

HacısungurMalkara ilçesinin kuzey doğusunda, ilçeye 27 km. uzaklıkta, 308 nüfuslu bir mahalledir. Malkara - Hayrabolu yolu üzerinde olup, ana yoldan 7 km. içerdedir. Mahalle dere yatağına kurulmuş bir ova mahallesidir. Güney ve doğusu ova olup, kuzey ve batısı hafif yüksektir. Mahallenin ova mevkiinden geçen Anadere isimli, Karaiğdemir Barajına gelen bir deresi vardır. Mahallenin içinden de akan küçük bir deresi vardır.

360 senelik bir tarihi geçmişe sahiptir. Önceleri 6-7 hanelik Ahi Çelebi Çiftliği imiş. Sonradan Bolu ve Konya'dan gelen ailelerle mahallenin hane sayısı 11 olmuştur. Zamanla çoğalarak bugünkü duruma gelmiştir. Balkan Savaşında Bulgarların istilasına uğrayan mahalle daha sonra da 2,5 yıl Yunanlıların baskısı altında kalmıştır.

HacısungurSungur adı Gökhan oğullarının bazı boylarının temsili olan yırtıcı bir kuş demektir. Türkler yırtıcı kuş adlarını kişi adı olarak kullanıyorlardı. Bu mahallenin de Yörük Türkleri tarafından kurulduğu ihtimali kuvvetlidir. Hancı Sungur adının Malkara'daki Sazan Kalesinin alınışı sırasında yaralanıp, daha sonra 1. Kosova Savaşında şehit olan kumandanlardan Hacısungur'un adına izafetle konulmuş olması muhtemeldir.

Cumhuriyetten sonra Hacısungur Mahallesinde de yeni alfabe ile eğitim ve öğretime başlanmış, daha sonra şimdiki ilköğretim okulu devlet vatandaş işbirliği ile yapılarak hizmete verilmiştir. Okulun yapımında Malkara Köylere Hizmet Götürme Birliğinin önemli katkıları olmuştur. Zaman içinde her mahallede olduğu gibi Hacısungur mahallesinde de öğrenci sayısı gittikçe azalmaktadır. Halen okuma yazma oranı % 98'dir.

HacısungurMahallede sanayi devamlı gelişmekte ve küçük esnaf işyerlerinde çeşitli işlerle uğraşmaktadır. Buralarda yabancı işçi çalıştırılmamakta, her usta kendi oğlu yada kardeşleriyle birlikte çalışmaktadır. Mahallede küçük el sanatları şeklindeki, sanayi diyeceğimiz atölyeler daha çok tarım aletlerinin bakım ve onarımlarına yönelik işyerleridir.

Mahallenin ekonomik yönden en iyi gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Üretilen ürünler ayçiçeği, buğday, arpa, mısır ve şeker pancarıdır. Bunun yanında bağ ve bahçe tarımı da önemli bir yer tutmaktadır. Her ailenin kendine yetecek 1-2 dönüm bağı vardır. Mahallede meranın az olması nedeni ile küçükbaş hayvancılık az yapılmaktadır. Bunun yanında büyükbaş hayvancılık ilerlemiş ve her evde verimli süt inekçiliği ve besicilik yapılmaktadır. Mahallede günde 3 ton civarında süt üretilmektedir. Bunun yanında her evde kendisine yetecek kadar kümes hayvanı da beslenmektedir.

Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur
Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur Hacısungur

HaliçköyMalkara ilçesinin batısında, ilçeye 10 km. uzaklıkta, 345 nüfuslu bir mahalledir. E-84 karayolu üzerinde olup Keşan-Malkara arasında kalmaktadır. Yol mahallenin ortasında geçmektedir. Arazisi oldukça engebelidir. Çevresinde yer yer ormanlar, çalılıklar bulunmaktadır. Mahallenin hudutları içinde herhangi bir akarsu geçmemektedir.

HaliçköyMahallenin tarihi hakkında herhangi bir kaynak bulunamamıştır. Mahallenin kuruluşu ve adının kaynağı ile ilgili olarak sadece mahalle halkı arasında eskiden beri söylenip gelen rivayetler vardır. Bu rivayete göre; çok eski zamanlarda şimdiki mahallenin bulunduğu yerde Haliç Ağa adında birisinin çiftliği olduğudur. Haliç Ağanın çiftliğinde 10 hane insan yaşar ve çiftliğin günlük işlerini yaparmış. Haliç Ağa ölünce ağanın çocukları çiftliği terk etmişler. Bir daha buralara dönmemişler. Nereye gittikleri konusunda kimse bir şey öğrenememiş. Çiftlikte çalışanlar toprakları kendi aralarında paylaşmışlar ve bu topraklar üzerinde bir köy kurmuşlar. Mahallenin adını da Haliç Mahalle koymuşlar. Mahalle, önce Balkan savaşında, daha sonra da Kurtuluş Savaşında olmak üzere iki kez yakılmış ve yıkılmıştır. Bu nedenle mahallede tarihi bilgi verecek eski eser hiç yoktur.

HaliçköyMahallede ilk olarak 1939 yılında 3 sınıflı, eğitmenli bir İlkokul açılmıştır. 1956 yılında 5 sınıflı ilkokul durumuna getirilmiştir. Bu okulda eğitim taşımalı sisteme geçene kadar devam etmiştir. Mahalledeki öğrenciler halen, taşımalı sistem ile Kadıköy İlköğretim Okulunda eğitimlerine devam etmektedirler. 1984 yılında Halk Eğitiminin açmış olduğu okuma yazma kurşundan 13 kişi mezun olmuştur. Şu an mahallede okuma yazma oranı % 100 olup, bilmeyen yoktur.

Mahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Üretilen tarım ürünleri genelde; buğday, arpa, mısır ve ayçiçeğidir. Bunların yanında soğan, kavun, karpuz, kabak gibi tarım ürünleri de yetiştirilmektedir. Mahallede süt ve besi hayvancılığı en iyi şekilde yapılmaktadır. Günde 2 ton süt üreten bu mahallede koyun keçi gibi küçükbaş hayvancılık da yapılmaktadır. Ahalinin bir kısmı besi hayvancılığı da yaparak önemli gelir elde etmektedir. Çok az sayıda da olsa, mahallede geçimini işçilik ve serbest meslek dalında çalışarak sağlayanlar da vardır.

Haliçköy Haliçköy Haliçköy

HasköyMalkara ilçesinin kuzey batısında, ilçeye 12 km. uzaklıkta, ova içerisinde tepeciği andıran, çevresine göre yüksekçe bir yerde kurulmuş, 284 nüfuslu, toplu bir ova mahallesidir. Mahalle, oldukça verimli toprakların üzerine kurulmuş önemli mahallelerden biridir.

Mahallenin, tepeyi andıran yüksekçe bir eşikte kurulmasının nedeni olarak ; muhtemel sel baskınlarından korunması, ekim-dikimi yapılan ürünlerin rüzgarlardan yararlanarak harmanda kolayca ayrılmasının sağlanmasıdır. Toplan 12.000 dekar alana sahip olan mahallenin ; 8.000 dekarı ekili alana, 1.000 dekan dikili alana, 3.000 dekan da çayır ve meralara ayrılmıştır.

HasköyMahalle, güneyde Ahmetpaşa mahalle ve deresi, güneybatıda Yaylaköy ve deresi, batıda Tatar çiftliği ve deresi, kuzeyde Kültürlü mahallesi ve Çayırlar deresi, Doğuda ise İbrice Mahallesi ve Malkara merası ile çevrilidir. Önemli bir akarsuyu yoktur. Sadece, Çiftlik deresi, Sarp deresi ve A.paşaköy deresi olmak üzere kışın taşarken, yazın kuruyan 3 deresi vardır. Mahalle büyük bir kömür havzasının üstünde olduğundan, yeraltı suları sert ve kullanışsızdır. Nadir de olsa bazen yumuşak sulara rastlanmaktadır.

HasköyMahallenin Cumhuriyetten önceki durumu bilinmemektedir. Mahalle ve çevre mahalle halkından alınan bazı rivayetlere göre buralarda uzun yıllar Bizanslılar egemen olmuş. Mahalle daha sonra zamanla Balkanlardan gelen saldırılara uğramış ve ayrıca orta ve doğu Avrupadan gelen istilacı uluslar bu bölgeyi, dolayısı ile mahalleyi de yağmalayarak yakıp, yıkmışlardır.

Osmanlı devleti Trakya'ya geçtikten sonra 1362 yılında buraları Bizanslılardan aldığında, Bizans Rumlarının bir kısmı Yunanistan'a ve Kıbrıs adasına kaçarken buraları tamamen yakıp, yıkmışlardır.

HasköyMahallede bu yüzden tarihi kalıntı ve bilgi olmadığından geçmişi ile ilgili belge bulunmamaktadır. Mahalle Lozan Barış anlaşmasından sonra antlaşma gereğince yapılan nüfus mübadelesince buradaki Rum ve Ermenilerce boşaltılan konutlara ilk göçmen aileleri olarak 1924 yılında Bulgaristan'dan gelen 2 hane mahallenin şimdiki aşağı mahallesine ve yine 1925 yılında Bulgaristan'dan gelen 3 hane mahallenin şimdiki yukarı mahallesine yerleştirilmiştir. Daha sonra 1926 yılında Yugoslavya'dan gelen 2 hane mahallenin batı ve kuzeybatısına yerleşmişlerdir. 1927 - 1928 yıllarında Arnavutluk'tan gelen 3 haneden sonra, 1935'te ve 1951 yıllarında gelenlerle mahallenin şimdiki halkı oluşmuştur.

HasköyBizanslılar ve Ermeniler zamanında mahallenin bir bölümü bugünkü mezarlık altında, diğer bir başka mahallesi de Başkuyu ve Karaorman'da olduğu, bugün tarlalardan çıkan kap - kaçak kalıntılarından anlaşılmaktadır.

Hasköy, Cumhuriyet döneminde T. C. Devleti tarafından mübadele ile doldurulduğu için 1. Dünya Savaşı'na ve Türk Kurtuluş Savaşı'na mahalleden katılan olmamıştır. Ancak 1974 Kıbrıs Savaşma iki kişi katılabilmiştir.

Mahallenin adının kaynağı; Şimdiki Karaorman ve Gürgenbayırı yöresi, zamanımızdan çok çok önceleri ulu orman ağaçları (özellikle meşe, karaağaç ve karagürgen) ile örtülüymüş.

HasköyO zaman bu yöredeki orman içinde Has veya Sansar (şimdi bu yörede soyu tamamen tükenmiştir) denilen, derisinden kıymetli giyim eşyası yapımında faydalanılan yabani av hayvanları çok bulunuyormuş. Uzak ve yakın çevrenin o zamanki avcıları buraya sürek avı düzenleyip, bu hayvanları avlayarak iyi para kazanıyormuş. Başka yörenin avcıları onlara bu kadar hayvanı nereden avladıklarını sorduklarında Has köy veya Sansar köyde avlandıklarını söylüyorlarmış.

Mahallenin adının buradan kaldığı söylenir. En çok av, en iyi av anlamında da kullanılan ve bir av hayvaninin adı olan Has o günden bu yana mahallenin adı olarak kullanılmaktadır. Mahalle, Cumhuriyetten sonra kurulmuş bir göçmen mahallesi olduğu için mahallede eğitim Cumhuriyetten sonra gelişme göstermiştir.

Hasköyİlk olarak 01.12.1938 tarihinde eğitmenli olarak 3 yıllık eğitim veren okul yapılmıştır. 1955-1956 yıllarında 5 sınıfa çıkarılmıştır. Taşımalı eğitime geçildikten sonra mahallenin öğrencileri Batkın İlköğretim okuluna taşınarak, orada eğitim ve öğretim verilmeye başlanmıştır. Okuma yazma oranı % 100 dür.

Hasköy sportif konularda çok ileri bir mahalledir. Gençlerin özellikle voleybol ve futbol konusundaki uğraşları kayda değerdir.

Mahalleler arasında düzenlenen futbol turnuvalarında her zaman başarılı olmuşlardır. Ayrıca amatör ve profesyonel spor kulüplerine yetenekli oyuncular transfer etmektedir.

HasköyMahallenin güney uçundan geçen taş döşeli eski Hayrabolu yolu, eski Malkara Köprüsü, A.Paşa Mahallesi Köprüsü ve eski mezarlıklar tarihi eser olarak sayılabilir.

Mahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. Ekilen ürünler; buğday, arpa, ayçiçeği ve az miktarda kavun, karpuz, soğan, mısır ve domatesidir. Bunun yanında mahallede hayvancılık da gelişmiştir.

Büyükbaş hayvancılıkta süt inekçiliği ve besicilik, küçükbaş hayvancılıkta koyun ve keçi yetiştirilmektedir. Bunun yanında hemen hemen her evde ufak çaplı kümes hayvancılığı yapılmaktadır. Mahallenin günlük süt üretimi 2 ton'dur.

HemitMalkara ilçesinin kuzeybatısında, ilçeye 17 km. uzaklıkta, 1923 yılında kurulmuş, 488 nüfuslu şirin bir mahalledir. Yüksekçe bir tepenin kuzeybatı yamacında kurulmuştur. Mahalle Malkara, Keşan ve Uzunköprü ilçelerinin bir hatta birleştiği üçgen ortasında yer almaktadır.

HemitArazisi yayvan sırtlı tepelerle, dalgalı yayla yüzeylerinden meydana gelmiştir. Mahalleden geçen önemli bir akarsu yoktur. Bunun yanında mahalle, çevredeki akarsuların başlangıcı sayılabilir. Sularının bir kısmı Karaiğdemir Barajına, bir kısmı Keşan deresine, bir kısmı da Kadıköy Barajına akmaktadır. Arazilerin arasında kaynak akıntıları bulunmaktadır. Bunlar yaz aylarında mahalle halkı tarafından kullanılır.

Hemit mahallesi daha önceleri Rumlar tarafından kurulmuştur. Rumlar uzun yıllar burada yaşamışlardır. Daha sonraları mübadele ile Yunanistan dan gelen Türkler yerleştirilmiştir. Mahallenin adının nereden geldiği bilinmemektedir.

HemitMahallenin ilkokul 1949 yılında yapılmıştır. 1979 - 1980 öğretim yılında da mahallede ortaokul açılmıştır. Şimdi ise taşımalı eğitimin bir merkezi durumuna gelmiştir. Okuma yazma oranı % 98 dir.

Mahallenin ekonomisi tarıma dayalıdır. Yetiştirdiği tahıllar buğday, ayçiçeği, mısır, arpa, yulaf ve çavdardır. Bu mahallede de, son derece iyi şartlarda iyi ırk hayvanlarla süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Mahallenin sütü günlük 4 ton civarındadır. Mahallede, koyun keçi ve kümes hayvanları da beslenmektedir.

Hemit mahallesinde ne zamandan itibaren söylendiği bilinmeyen iki türküsü vardır. Bunlar Hemit ve Kaynana Gelin Türküsüdür.

HerekeMalkara ilçesinin doğusunda, ilçeye 18 km. uzaklıkta, 274 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle, hafif engebeli bir arazi üzerine kurulmuş olup, sanki bir heybe gibi engebeli olarak iki tarafa sarkmaktadır. Dere kenarlarında ovayı andıran düzlüklere rastlanır. Güneyde Çeşmeler deresi, kuzeyde Koz deresi olmak üzere 2 deresi mevcuttur.

Geçmişi 1700' lü tarihlere dayanır. Daha önceleri üç beş Türk hanesinden oluşmakta iken II. Mahmut'un yeniçeri ocağını kaldırması sonucu, Kutlubey halkının gelmesi ile hane sayısı çoğalmıştır. Mahallenin 1 km. kuzeyindeki Kutlubey adı ile anılan yer mahallenin ilk yerleşim yeridir.

HerekeHereke'nin bilinen ilk adı Tuzcu Köydür. 1877 - 1878 Osmanlı Rus savaşından sonra mahalleye bir harita heyeti gelir. Mahallenin 1,5 km. güneyindeki bir tepeye inceleme mahiyetinde bir gezi yaparlar. Kilise tepe denilen bu yerde eski zamandan kalma bina temellerine rastlarlar. Bu bina temelleri haritacılarda merak uyandırarak, Tuzcu mahallesinin en yaşlı kişisine bu temellerin mazisini sorarlar. Yaşlı adam bu temellerin bir şatoya ait olduğunu ve adının da HERAKÜYANUS şatosu olduğunu söyler. Bunun üzerine Tuzcu mahallenin adı Hereke mahallesi olarak ilgili haritacılar tarafından konur. O günden bu yana mahallenin adı Hereke olarak kullanılır.

HerekeMahallede uzun zaman İlkokulda eğitim ve öğretime devam edilmiştir. Taşımalı eğitime geçildikten sonra mahalledeki öğrenciler Yörük İlköğretim okulunda eğitimlerine devam etmektedirler. Okuma yazma oranı % 100' dür.

Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Üretilen tarımsal ürünler buğday, ayçiçeği, arpa ve mısırdır. Büyükbaş hayvancılık gelişmiş olup süt inekçiliği ve besicilik yaygın bir şekilde yapılmaktadır. Günde 2 ton süt üretilmektedir. Bunun yanında küçükbaş olarak koyun yetiştiriciliği de yapılmaktadır.

Hereke Hereke Hereke Hereke Hereke Hereke Hereke

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet sunulabilmesi için çerezler kullanılmaktadır. Hizmetlerimizi kullanarak çerez kullanımına izin vermiş olmaktasınız.