Makale Dizini

Malkara Mahalleleri 2017 Nüfusu
İbribey 452
İbrice 192
İshakça 154
Izgar 394
Kadıköy 327
Kalaycı 64
Karacagür 244
Karacahalil 453
Karaiğdemir 203
Karamurat 279
Kavakçeşme 166
Kermeyan 217
Kiremitlik 201
Kırıkali 158
Kozyörük 1.260
Küçükhıdır 193
Kürtüllü 401
Kuyucu 41
Mestanlar 203
Müstecep 261
Pirinççeşme 201
Sağlamtaş 1.966
Şahin 269
Sarıpolat 174
Sarıyar 219
Sarnıç 468
Sırtbey 86
Tekkeköy 143
Teteköy 282
Vakıfiğdemir 190
Yaylagöne 566
Yaylaköy 169
Yenice 102
Yenidibek 173
Yeni 2.192
Yılanlı 187
Yörücek 219
Yörük 263

IzgarMalkara ilçesinin batısında, ilçeye 8 km. uzaklıkta, 392 nüfuslu bir mahalledir. E-85 karayolu üzerinde bulunur. Komşu Keşan ilçesi mahallenin batısında yer alır. Mahalle kuzeyden güneye doğru inildikçe meyilli ve engebeli bir görünüm arz eder. Mahallenin ortasında yağmur ve sel sularının toplanıp aktığı dereyi andıran küçük çukur, mahallenin doğusundaki yerleşimi mahalleden ayrı gibi gösterir.

IzgarMahallenin doğusunda kalan arazi ova durumundadır. Mahallenin batısında bulunan küçük tepe Sarıpolat ile sınır oluştururken, güneydoğusundaki Kadıköy Barajı da Deveci mahallesi ile arasındaki sınırı tespit etmektedir. İki küçük deresi dışında başka akarsuyu yoktur. Yer altı suyu fazla yoktur. Bu yüzden sulama yapılamamaktadır. Mahallenin 6510 dönüm işlenen, 3.300 dönüm mera ve 2200 dönüm fundalık arazisi vardır.

IzgarMahalle daha önceleri Rumların kaldığı bir yerleşim birimiymiş. O zamanlar mahallenin adı Izgariçe' ymiş. Rumlar 1896 yılında mahalleyi terk edince, buraya Süleyman KIRMAZ adında bir vatandaş yerleşmiştir. Cumhuriyet kurulduktan sonra 1927 yılında mahalleye ilk olarak Yunanistan'dan, daha sonra Bulgaristan'dan gelen mübadele Türkleri yerleştirilmiştir. O zaman mahallenin adı İzgar olarak değişmiştir. 1976 yılında çıkarılan Kanunla adının başında ki İ harfi I ile değiştirilerek mahallenin adı kayıtlara Izgar olarak geçirilmiştir.

IzgarCumhuriyetten önce mahalledeki camide eski Türkçe eğitim gören yaşlılar varmış. Daha sonra Atatürk tarafından açılan Köy Heyet Odaları Izgar mahallesinde de açılmıştır. Bu mahalle heyet odalarında ilk defa 1937 yılında Türkçe öğretimine başlanmıştır. 1961 yılına kadar bu okulda eğitim ve öğretim verildikten sonra, eğitim öğretime yeni yapılan 2 sınıflı, 5 yıllık okulda devam edilmiştir. 1976 yılında aynı okula ek bina yapılarak dersane sayısı beşe çıkarılmıştır. Taşımalı eğitime geçilinceye kadar eğitim ve öğretime bu okulda devam edilmiştir. Şimdi mahalle öğrencileri Kadıköy İlköğretim okuluna taşınmakta olup, eğitim burada verilmektedir. 1982 yılında Halk Eğitimince açılan okuma yazma kursu ile mahallede okuma yazma bilmeyen kalmamıştır. Okur yazar oranı % 100 dür.

IzgarMahalle halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlar. Üretilen tarım ürünlerinden başlıcaları buğday ve ayçiçeğidir. Bunun yanında az miktarda fasulye, bostan, patates, nohut, soğan, kabak, bağ ve susam yetiştirilir. Mahallenin fazla tarlası olmadığı için mahalleli daha çok hayvancılığa yönelmiştir. Özellikle süt inekçiliği ve besicilik yapılmaktadır. Mahallenin günlük süt üretimi 2 tondur.

Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar Izgar

İbribeyMalkara ilçesinin kuzeydoğusunda, ilçeye 22 km. uzaklıkta, 452 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle oldukça engebeli bir arazi üzerine kurulmuştur. Mahalle ortasından geçen iki derenin yakasına yayılmıştır. Mahallenin önemli bir akarsuyu yoktur. Karaiğdemir Barajından sulama yapılmaktadır.

İbribeyMahallenin tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte bazı kaynaklardan ; I. Murad'ın Malkara'daki iki çiftliğinden birisini Hacı İbri Bey adında birisine bağışlamıştır. Bu mahalle, bu çiftliğin yerinde bu isimle kurulmuştur. Eskiden bucak merkezi imiş. Sonraları başka birisi, bu kimseden bazı yerleri de satın olarak hayratına vakfetmiştir. Hacı İbri'nin adından, Yörüklerin beyi olduğu anlaşılmaktadır.

Cumhuriyetten sonra 1927 yılında açılan Millet Mektebi ile ilk defa eğitim öğretime başlanmıştır. Daha sonra yapılan okulda eğitim öğretim taşımalı sisteme geçene kadar devam etmiştir. Şu an taşımalı eğitim ile öğrenciler Yenice Köyü İlköğretim Okuluna taşınmaktadır.

İbribeyİbribey mahallesinin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarım ürünü olarak buğday, arpa, ayçiçeği, yulaf, şeker pancarı, mısır ve pirinç üretilmektedir. Ayrıca sebzecilik de yapılmakta, üretilen domates, biber, fasulye, bakla, mercimek ve patlıcan gibi ürünler başta İstanbul olmak üzere çeşitli pazarlara verilmektedir. Bu mahallede bağcılık da yapılmaktadır. Süt ve besi hayvancılığının son derece iyi yapıldığı mahallelerden biridir. Günde 5 ton süt üretmektedir. Koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanlarla, kümes hayvanı da beslenmektedir.

İbribey İbribey İbribey

İbriceMalkara ilçesinin kuzeyinde, ilçeye 10 km. uzaklıkta, 192 nüfuslu bir mahalledir. Az meyilli bir arazi üzerine kurulmuştur. Mahallenin batısında kuzeyden gelen Çayırlar deresi vardır. Mahallenin ilçesi olan Malkara ile arasında doğal sınır olan Ana dere adıyla bilinen bir deresi daha vardır. Bu dere Çayırlar deresinin suyunu da alarak Karaiğdemir Barajına ulaşır.

İbriceMahallenin kuruluşu ve adının kaynağı ile ilgili olarak bir kaynaktan alınan bilgi; Mahalle toprakları, Osmanlı Devleti padişahlarından 1. Murat zamanında Osmanlı ülkesine katılıyor. 1360'lı yıllarda alınan mahalle ve çevresinde yaklaşık 100 yıl insan yerleşmesine rastlanmıyor. 1962 yılında mahalle muhtarı olan Hüseyin CAN, Ankara'ya giderek Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünde mahallenin kayıtlarım inceletiyor. Bu incelemeler sonunda mahallenin kurucusu olarak Doğancı İbrahim adına rastlanıyor. Anılan kayıtlarda : " ...Ma değer doğancı İbrahim adıyla andan, şimdiki adı İbrice Mahalle olarak kayıda geçen, Gelibolu defterlerinde şu tarihe rastlanmıştır. 894. (Miladi 1478) " Aynı kayıtlarda ibrahim Bey'in Karaca Bey köyünden 12 baplık vergi aldığı tespit edilmiştir. (Karacabey mahallesi : Malkara'nın Gürgenbayırı mevkiinde, Mahmut Çavuş'un Bahçesi olarak anılan yerin üst kısmında kurulmuş ve tarihi devrini tamamlamış bir yerleşme merkezi adıdır). Diğer bir kaynağa göre ise mahallenin kuruluşu şöyledir; Doğancı ibrahim Bey, Malkara'nın bugünkü İbribey adı ile anılan mahallesinde çiftlik kurar. Daha sonra tahmini 1450' li yıllarda İbrice köyünün bulunduğu bu yere gelerek, burada bir çiftlik daha kurar. Zamanla, esas çiftliğini kurduğu yere "İbribey", ikinci ve daha küçük olan çiftliğini bulunduğu bu yere "İbrice" denir.

İbriceM.Ö. ki tarihlerde mahallenin bulunduğu bu bölgede Traklar'ın yaşadığı, anıt mezar niteliğindeki Höyüklerden anlaşılmaktadır. Kospınar, Kartalbayırı, Söğütlük ve Örenler mevkiilerinde bulunan Bizans'ın ilk dönemlerine ait pişmiş tuğla ve çömlek kalıntılarından buraların daha önceleri birer yerleşim merkezi oldukları anlaşılmaktadır. Osmanlı döneminde mahallede ilk yerleşim XV. yüzyılda da Doğancı İbrahim'in çiftlik kurması ile başlamıştır. 1978 Osmanlı - Rus Savaşı sırasında 9, Savaştan sonrada 4 Türk ailesi gelerek buraya yerleşmiştir. Cumhuriyet dönemine 20 hane olarak giren mahalle, 1928 yılında gelen 15 hanelik göçmen ailesi ile 35'e yükselmiştir.

İbriceCumhuriyetten önce mahallede eğitim ve öğretim çalışmaları yokmuş. Cumhuriyetten sonra açılan Mektep Okulları ile mahalleye eğitim gelmiştir. Daha sonra mahalleye yapılan İlkokulda taşımalı eğitime geçilinceye kadar eğitim verilmeye devam etmiştir. Taşımalı eğitime geçilince mahalle öğrencileri Batkın İlköğretim okuluna taşınmışlar ve bu okulda eğitimlerine halen devam etmektedirler. Mahallede okuma yazma oranı %99'dur.

İbriceMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ekilen ürünlerin başlıcaları buğday, ayçiçeği, mısır, şeker pancarı ve kabaktır. Hayvancılıkta küçükbaş hayvan olarak, koyun, keçi ve kurbanlık koç beslenmektedir. Bunların yanında küçük çaplı olarak kümes hayvanı da bakılmaktadır. Büyükbaş hayvancılıkta süt inekçiliği ve besicilik yaygındır. Mahallenin günlük süt üretimi 3 ton civarındadır.

İbrice

İshakçaMalkara ilçesinin kuzey doğusunda, ilçeye 4 km. uzaklıkta, 154 nüfuslu bir yamaç mahalledir. Batısında bulunan tepenin yamacına kuzey - güney doğrultusunda yerleşmiştir. Verimli topraklar üzerinde bulunan mahallenin hudutları içerisindeki toprak arazı 7.800 dekardır. Arazı dalgalı olup, güneyden kuzeye akıp, Karaiğdemir Barajına ulaşan bir deresi vardır.

İshakçaHalk arasında mahallenin adı "Sakçı" yada "Sakça" olarak söylenir. Mahalle, İshakça adını XX. yüzyıl başlarında almış. O zaman geniş arazi parçasındaki mahallede ormanı andıran akasya, karaağaç ve kavak ağaçları çökmüş. Topraklarının tamamı işlenemeyen ve bol ağaçlar arasında bulunan burada İshak kuşları ishak! ishak! diye ölüyormuş. Bu kuşlardan dolayı mahallenin adına İshakça dendiği rivayet edilmektedir.

İshakçaNe zamandan beri yerleşim yeri olduğu ve kimlerin oturduğu hakkında yazılı herhangi bir belge yoktur. Mahallede, ayrı yerlerde üç mezarlık vardır. Bunlar küçük mezarlıklar olup, Ermeni, Rum ve Türk mezarlıklarıdır. Rum mezarlığı denilen yerden İskelet ve Bizans dönemine ait metal para bulunması eski yerleşim yeri olduğunu kanıtlar.

İshakçaErmeniler Balkan Savaşı öncesi mahalleyi terk etmiştir. Kurtuluş Savaşına kadar Rumlar ve Türkler birlikte yaşamışlar. Savaş sonrası Rumlar mahalleyi terk etmişlerdir. Mahallede böylece sadece 5 Türk ailesi kalmıştır. Lozan Antlaşması gereği 1927 - 1939 yılları arasında Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan'dan gelen Türkler mahalleye yerleştirilip, kendilerine toprak verilmiştir.

İshakçaMahalleye ilkokul 1939 yılında açılmıştır. Bu okulda, taşımalı eğitime geçilinceye kadar eğitim ve öğretim verilmeye devam edilmiştir. Taşımalı eğitim ve öğretime geçilince köydeki öğrenciler Merkez Mehmet Akif Ersoy İlköğretim Okuluna devam etmeye başlamışlardır. Mahallenin % 98'i okur yazardır.

İshakçaMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ekilen tarım ürünlerinden başlıcaları; buğday, arpa, mısır, soğan, şekerpancarı ve yulaftır. Az miktarda baklagil yetiştirilmekte ve bağcılık yapılmaktadır. Topraklarının tamamı ekildiğinden küçükbaş hayvancılık yapılmamaktadır. Kümes hayvancılığı da ev ihtiyacını karşılayacak kadardır. Büyükbaş hayvancılık süt besiciliği ve yetiştiriciliktir. Mahallenin günlük süt üretimi 2 ton civarındadır.

İshakça İshakça İshakça

KadıköyMalkara ilçesinin güney batısında, E-85 karayoluna yakın, ilçeye 8 km. uzaklıkta, 327 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle, doğuya doğru alçalan bir yükseltinin yamaçlarına kurulmuştur. Güneyinde Tekir ve Koru dağları bulunmakta olup, mahalle sınırları içersinde dağı yoktur. Kuzeyinde küçük, meşe ağaçlarından ibaret Bağlık Altı denilen yer bulunmaktadır. Malkara'nın hamam dere mevkiinden gelen ve Kadıköy Barajına dökülen dereleri vardır. Bu dereler yazın kurumaktadır. Mahallenin merası hafif bir peneplen görüntüsü arz etmektedir.

KadıköyMahallenin ilk sakinlerinden olan Ahmed'i BÎCAN ile Mehmed'i BÎCAN adlı iki kardeş, devrinin ünlü bilginlerindendir. Yazmış oldukları Ahmediye ve Muhammediye adlı eserleri, yaşadıklara çağa ışık tutması bakımından önemlidir. Bu iki kardeşin mezarları halen Gelibolu'da bulunmaktadır. Mahallenin ismi Osmanlı döneminden gelmektedir. İlk kuruluş adının da bu olduğu sanılmaktadır. Osmanlı döneminde Malkara'nın büyük bir yerleşim merkezi oluşu yüzünden buranın da Malkara'ya yakın oluşundan Kadılar oturmuşlardır. Mahallenin ilk yerleşim merkezi şimdiki yerleşim yerinin kuzeyinde ve mahalleye 2 km. uzaklıkta eski Malkara - Keşan karayolu kenarındaki Enserciler mevkii denilen yerdir. Anılan yerde halen bir çeşme bulunmaktadır. Mahallenin tarihinin araştırılması amacıyla 1959 yılında izin alınarak bu yerde kazı yapılmış, fakat değerli bir esere rastlanılmamıştır.

KadıköyCumhuriyet döneminden önceki yıllarda erkekler harplerin çok oluşu nedeniyle devamlı savaşlara katılmışlar. Bunun neticesinde topraklar işlenememiş ve mahalle bakımsız, harap bir şekil almıştır. Mahalle uzun bir süre Bulgarların işgalinde kalmıştır. Mahallenin Malkara kısmında Arnavut çiftliği adıyla anılan çiftlik, daha sonra mahalleliler tarafından para toplanarak alınmış ve mahalle topraklarına katılmıştır.

KadıköyMahallede ilk olarak 1939 yılında Millet Mektepi olarak üç sınıflı okul açılmıştır. 1958 yılında devletin ve halkın katkıları ile yapılan 5 sınıflı okulda eğitim öğretime devam edilmiştir. Taşımalı sisteme geçilince merkez olan Kadıköy İlköğretim Okulu yetersiz olduğu için yeni bir İlköğretim okulu inşaatına başlanmıştır. Okur yazar oranı % 100' dür.

KadıköyKadıköy ekonomik ve sosyal yönden oldukça ileri olan bir mahalledir. Bunun sebebi, köklü ve eğitim ve öğretime önem veren bir mahalle olmanın yanında 1962'den bu yana Almanya'ya çok sayıda işçi göndermesine de bağlıdır. İşçiler gerek kesin dönüşünde, gerekse izinli olarak mahalleye geldiklerinde, mahallenin sosyal ve kültürel etkinliklerine katıldıkları gibi, mahallenin ekonomik kalkınmasına da önemli katkıda bulunmaktadırlar. Mahallede sportif faaliyetlerde düzenli ve etkili bir şekilde yürütülmektedir. 1968'de mahalle spor klubü kurulmuş ve ilçe düzeyinde yapılan her türlü sportif faaliyetlerde iyi dereceler elde eden bir mahalle olmuştur.

KadıköyMahallenin ekonomik yapısı büyük ölçüde tarıma dayalıdır. Yetiştirdiği başlıca tarım ürünleri buğday, arpa, ayçiçeği, mısır ve şeker pancarıdır. Mahallenin ekilebilen alanı 9.500 dekardır. Süt ve besi hayvancılığı en iyi şekilde yapılmaktadır. İyi ırklarla yapılan hayvancılıkta günde 2 ton civarında süt üretilmektedir. Ayrıca küçükbaş ve kümes hayvancılığı da yapılmaktadır.

Kadıköy Kadıköy Kadıköy

KalaycıMalkara ilçesinin güneydoğusunda, ilçeye 25 km. uzaklıkta, 64 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle doğudan güneybatıya uzanan bir sırt üzerinde kurulmuştur. Doğu ve güneydoğusu mera ve ormanlıktır. Mera ve ormanlık bölgesinde 3 tepe bulunmaktadır. Bunlar; Karatepe, Çeşmeüstü tepesi ve Göller tepesidir. Kuzeyi ve güneyi sırttan ovaya inen hafif meyilli, işlenen arazi ile kaplıdır. Toprakları tarıma elverişlidir. Mahallenin sınırları içinde akarsu ve gölet bulunmamaktadır. Yalnız mahallenin kuzeyinde kışın akan, yazın kuruyan ufak bir deresi mevcuttur.

Kalaycı1353 yılında Osmanlılar Süleyman Paşa Komutasında Rumeli'ye geçmişlerdir. Gelibolu'dan Kalaycı köyünün bulunduğu yere kadar topraklar fethedilerek gelinmiş ve burada konaklamışlardır. Konaklama sırasında Süleyman Paşanın ordusunda kalaycılık yapan Kalaycı Baba adlı iyi insan burada ölmüş ve defnedilmiştir. Bu mahallenin adı bu nedenle Kalaycı olarak kalmıştır.

KalaycıMahallenin kuruluşu çok eski tarihlere dayanmakla birlikte, mahalle fazla bir gelişme gösterememiştir. 1877 - 1878 Osmanlı Rus Savaşında mahalleliler topraklarını bırakarak, Anadoluy a geçmişlerdir. Bunlardan bir kısmı Ruslar çekildikten sonra tekrar mahalleye dönmüşlerdir. Arkasından 1. Dünya Savaşı sonunda Trakya düşman işgaline uğrayınca köylüler tekrar Anadoluya geçmişler, İstiklal Savaşı sonunda Trakya toprakları düşmandan kurtulunca, yine bir kısmı mahalleye dönmüşlerdir.

KalaycıMahallede ilkokul 1964 yılında mahalle halkı tarafından yapılmış ve aynı yıl eğitim öğretime açılmıştır. 1978 yılında devlet tarafından yeni bir okul binası yapılarak, eğitime burada devam etilmiştir. Eski bina öğretmen lojmanı olarak hazırlanmış ve kullanıma sunulmuştur. Taşımalı eğitime geçilince, mahalle çocukları Sağlamtaş Gazi İlköğretim Okuluna taşınmaya başlanmıştır ve eğitim halen burada verilmektedir. Mahallede okur yazar oranı % 98'dir.

3.000 dekar işlenen arazi ve 1.500 dekar mera ile ormanlık arazi olmak üzere toplam 4.500 dekarlık bir arazi bütünlüğüne sahiptir. Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirdiği ürünler buğday, arpa, ayçiçeği, yulaf, kavun ve karpuzdur. Mahallede, büyükbaş süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Küçükbaş hayvan besleyen aileler de vardır. Mahalle günde 750 kg. süt üretmektedir.

Kalaycı Kalaycı

KaracagürMalkara ilçesinin kuzeyinde, ilçeye 20 km. uzaklıkta, 244 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle alçak bir vadinin eteğinde düz bir alanda kurulmuştur. Arazisi genelde düz veya hafif eğimlidir. Mahallenin kuzeyinden Karacagür deresi geçmektedir. Mahalle geniş bir meraya sahiptir. Ayrıca, mahallenin bulunduğu bölgede kaliteli ve bol miktarda su bulunmaktadır. Malkara'nın içme suyu burada açılan derin su kuyularından sağlanmaktadır. Bu bölgede karacaların fazla olmasından dolayı mahalleye Karacagür denmiştir.

Karacagür1877-78 Osmanlı - Rus Savaşında yararlılıklar gösteren İsmail Bey ismindeki Subayın mahalleye ilk gelen ve yerleşen kişi olduğu torunları tarafından doğrulanmaktadır. Mahallenin bulunduğu arazi Halil Hayrettin Paşa Vakfı olarak tapu kayıtlarında yer almaktadır.

Karacagürİsmail Beyin çocukları üç defa çete saldırısına uğramıştır. Fakat sonunda mahallenin şimdiki bulunduğu yere evlerini kurmuşlardır. Daha sonra Romanya ve Bulgaristan'dan gelen göçmenler bu mahalleye yerleştirilmiş, bugünkü mahalle bunlarla bugünkü duruma gelmiştir. Bulgaristan'dan gelenler, bir kısmı Uzunca Ova, bir kısmı da Lofça'dan gelmişlerdir.

KaracagürMahallede Cumhuriyetten önce mahalle mektebi varmış. 1927 yılında İlkokul açılmış, 1932'de kapanmıştır. 1936'da tekrar açılmış, 1940 yılında ise 5 sınıflı ilkokul öğretime başlamış ve 1960 da şimdiki İlkokulda eğitim öğretime devam edilmiştir. Taşımalı sistem başladıktan sonra öğrenciler Kozyörük ilköğretim okuluna taşınmıştır. Okuma yazma oranı % 97'dir.

KaracagürMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ürettiği ürünler; buğday, arpa, ayçiçeği, mısır, şeker pancarı, yulaf ve çeşitli sebzelerdir. Hayvancılık bakımından da mahalle son derece gelişmiştir. İyi ırklarla yapılan süt ve besi hayvancılığının yanında, küçükbaş hayvan da bazı aileler tarafından beslenmektedir. Günlük süt üretimi 2 ton civarındadır.



Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür Karacagür

KaracahalilMalkara ilçesinin güneyinde, ilçeye 10 km. uzaklıkta, 453 nüfuslu bir mahalledir. Koru dağının eteğinde kurulu olan mahallenin güney kısmı tamamen ormanlık olup, diğer kısımları düzlük bir durum arzetmekle birlikte, ufak tepecikler ve derecikler mevcuttur. Doğudan batı istikametine doğru arazisi gittikçe yükselen bir görünümdedir.

KaracahalilMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Çeşitli tahıllar üretilmektedir. Bunlar buğday, arpa, ayçiçeği, mısır ve çeşitli sebzelerdir. Ayrıca korunga, fiğ ve yonca da ekilmektedir. Hayvancılık da son derece gelişmiştir. Günde 3 ton süt üretilmektedir. Ayrıca koyun, keçi gibi küçükbaş hayvan da beslenmektedir. Orman kenarı mahallesi olduğu için ormanla da çeşitli ekonomik ilişkileri bulunmaktadır.

KaracahalilKaracahali'nin sınırları içinde bulunan yangın kulesi ve çevresinde av hayvanı bulunurmuş. Karahalil zamanının büyük bir kısmını avlanarak geçirirmiş. Karaca da bol olduğu için daha da çok karaca avlarmış. Mahalle kurulduktan sonra, mahallenin adı Karacacı Halil olarak anılmaya başlanmıştır. Daha sonra bu isim Karacahalil şeklinde söylenmiştir.

KaracahalilCumhuriyetten önce mahallede Rum halkı ve onlarla birlikte çok az bir azınlık olarak da Türkler vardı. Mahalle halkı uzun zaman bir arada yaşamışlardır. Lozan Antlaşmasından sonra mübadele ile 1924 yılında Yunanistan'ın Selanik kentinden gelen göçmenler mahalleye yerleştirilmiş ve mahalle bunlarla birlikte bugünkü durumuna gelmiştir. Mahallede tarihi eser olarak eski bir yel değirmeni bulunmaktadır.

KaracahalilCumhuriyetin kurulmasından sonra yurdun her yöresinde millet mekteplerinin açılması ile birlikte Karacahalil mahallesinde de eğitim öğretim başlamış ve yakın zamana kadar mahalledeki ilkokulda devam edilmiştir. Taşımalı sistem başladıktan sonra, mahallede öğrencilerin azalması nedeniyle buradaki öğrenciler Gözsüz mahallesine taşınmaya başlamıştır. Okuma yazma oranı % 100'dür.

KaracahalilKaracahali'nin sınırları içinde bulunan yangın kulesi ve çevresinde bulunan alanlar güzel piknik yerleridir. Ayrıca mahallenin sınırları içinde Gazi Baba adıyla anılan kutsal bir tepe bulunmaktadır. Efsaneye göre atı ile Elmalı Kalesinden uçan Gazi Baba bu tepeye düşmüştür. Atın nal izleri halen orada bulunan taşların üzerinde bulunmaktadır. Gazi Baba ermiş bir kişidir. O yüzden ahali tarafından devamlı ziyaret edilir. Kısacası Karacahalil tarihi, kültürü ve doğası ile ilginç mahallelerden biridir.


KaraiğdemirMalkara ilçesinin kuzeydoğusunda, ilçeye 11 km. uzaklıkta, 203 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle genel görünümü ile bir yarmada kurulduğu göze batar. Mahallenin genel alanı 16.000 dekardır. Karaiğdemir mahallesi kuzeyden ve kuzeybatıdan baraj ile çevrilidir. Baraj mahallenin 3.500 dönüm toprağını almıştır. Baraja Kozyörük Kasabası ve Gönence mahallesi tarafından gelen dereler su getirmektedir. Mahalle çeşmesi ilk önce Evrenbey mahalle yolu üzerindeymiş.

KaraiğdemirBu çeşmenin suyu, güneydeki mezarlık dolaylarından kanalizasyon tertibatı ile getirilmiş. Bu kanalizasyon bir kişinin rahatlıkla yürüyebileceği yükseklikte olup, yer üstüne açılmış beş bacası vardır. Bacaların hepsi kapalıdır. Kanalizasyonun içinde yer yer, zamanında kullanılan yağ kandillerinin konduğu yerler vardır. Daha sonra bu çeşmeden mahallenin içine kadar künk yerleştirilmiş ve mahalle içine yapılan çeşmeye su getirilmesi sağlanmıştır. Trakya tarih boyunca bir istila bölgesi olmaktan kurtulamamış ve zaman zaman Traklar, Yunanlılar, Romalılar ve Osmanlı Türklerinin istilasına uğramıştır. Mahalle özellikle 1941 yılındaki kıtlığı çok belirgin bir şekilde yaşamıştır. Mahalle eski bir yerleşim yeridir. Mahalle camisinin avlusunda bulunan 1600' lü yıllara rastlayan mezar taşları ve bu mezarlardan çok daha eski olan cami ve çeşme bunu göstermektedir. Mahalle halkı Yunanistan'dan ve Bulgaristan'dan gelen göçmenlerden ve büyük bir kısmı yerli halktan oluşmaktadır. Mahallenin camisi, Bulgar istilasında yakılmış olup, daha sonra köylüler tarafından Karatepeden temin edilen ağaçlarla tamir edilerek hizmete verilmiştir. Zamanında çok zengin bir ailenin Adile Hatun adında nişanlı bir kızı varmış. Fakat gencecik yaşta ölen bu kızın anısına annesi çeyiziyle adına izafeten cami ve çeşmeyi yaptırmıştır. Bugün halen Camide cuma namazı hutbelerinde merhum Adile Hatun ismi zikredilmektedir. Daha sonra buraya üç çiftlik halinde üç aile yerleşir. Daha sonra çoğalırlar. Mahallenin şu andaki adı değişikliğe uğramadığı gibi, kimin tarafından ve ne zaman verildiği bilinmemektedir. Ancak, mahallenin kuzeybatısında bulunan Karatepenin demir gibi sert taşından ve adının birleşiminden aldığı söylenmektedir.

KaraiğdemirCumhuriyetten önce 3. sınıfa kadar arap harfleri ile eğitim veriliyormuş. Mahallede ilk olarak okul, 1936-1937 öğretim yılında 3 sınıflı olarak açılmıştır. Bir ara 2. Dünya Savaşı nedeni ile öğretime ara verilmiş ve 1950 yılında 5 sınıflı olarak eğitim öğretime tekrar başlamış ve taşımalı eğitime kadar devam etmiştir. Taşımalı eğitim ile mahalle öğrencileri Evrenbey İlköğretim Okuluna taşınmakta ve burada eğitim öğretimlerine devam etmektedirler. Okuma yazma oranı % 90'dır.

KaraiğdemirMahalle ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ekilen ürünler; buğday, ayçiçeği, mısır, yonca, arpa, bağ, kavun ve değişik sebzelerdir. Bunun yanında hayvancılık gelişmiş da olup büyükbaş hayvan olarak süt inekçiliği ve besicilik yapılmakta, küçükbaş hayvan olarak da koyun ve çok az keçi bulunmaktadır. Bunların yanında kümes hayvanı da bakılmaktadır. Günlük süt üretimi 2 ton civarındadır. Barajdan elde edilen balıkların satış ve pazarlamasını 1983 yılında mahallede kurulan ve 1985 yılında faaliyete geçen Su Ürünleri Değerlendirme Kooperatifi yapmaktadır. Bunlar av süresi içinde her gün balık tutup kooperatife satmaktadırlar. Barajda aynalı sazan, yerli sazan ve testere balığı çıkmaktadır. Bu da mahalleye gelir sağlamaktadır.

Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir
Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir Karaiğdemir

KaramuratMalkara ilçesinin kuzeydoğusunda, ilçeye 27 km. uzaklıkta, 279 nüfuslu bir mahalledir. Develi mahallesi sınırlarından çıkıp mahallenin içinden geçen ve Kermeyan mahallesi altından çıkıp yine mahalle sınırlarından geçen derenin iki yamacına kurulmuştur. Mahallenin kurulduğu ova hariç diğer bütün arazileri engebelidir. Çakıllı yamaçlar ve bağlar tepeleri ile çevrilidir. Kanlı ova, Paşa Ovası, Mahalle çayırlığı ve Paça çayırlığı vardır. Mahallenin Cuma dere ve Kavak dere olmak üzere iki deresi vardır. Ayrıca mahallenin ovasını sulayan Hayrabolu deresi vardır.

KaramuratMahalle, 93 Harbi olarak bilinen Osmanlı - Rus ( 1877 - 1878) Savaşı sonunda Bulgaristan'dan ve Yunanistan'dan Kırcaali ve Selanik'ten gelen Türkler tarafından kurulmuştur. Mahallenin kurulduğu yer Yörük Çiftliğinden mera olarak 1.800 sarı liraya satın alınmıştır. Yer daha sonra tarlaya dönüştürülmüştür. Mahalleyi ilk kuranlar Ali Ağa, Hacı Ömer oğlu İsmail Ağa, Şaban Ağa, Haşim Ağa ve Osman Pehlivan sülaleleridir. Bu sülalelerin büyükleri, savaşlara katılmışlar ve hepsi de ölmüştür.

KaramuratMahallede eğitim ve öğretime 1928 yılında mahallenin cami odasında başlanmıştır. 1948 yılında yapılan okulla 5 yıllık eğitime geçilmiştir. Yıllarca ilkokul eğitimi burada devam ederken taşımalı sisteme geçildikten sonra öğrenci sayısının azlığı dolayısı ile mahallenin öğrencileri Yörük İlköğretim Okuluna taşınmaya başlanmıştır. Mahallede okuma yazma oranı % 100'dür.

KaramuratMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Mahallede buğday, arpa, ayçiçeği, şeker pancarı, nohut, fasulye ve mercimek gibi tarla bitkileri üretilmektedir. Hayvancılık da son derece gelişmiştir. İyi ırklarla süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Ayrıca koyun, keçi gibi küçükbaş hayvan da beslenmektedir. Günde 3 ton civarında süt üretilmektedir.

KaramuratKaramurat mahallesi , kömür yatakları bakımından da son derece önemli bir yer tutmaktadır. Buradan çıkartılan linyitler Trakya ve İstanbul'da pazarlanmaktadır. Karamurat mahallesi , camisi ile de çok ünlüdür. Mahallenin kendi imkanları ile yaptığı cami bölgenin en güzel camisidir. Büyüklüğü, kubbe genişliği, süsleme ve çinileri ile harika bir görünüm vermektedir. Ayrıca yan tesis ve imkanları ile bu çağda yapılan Trakya'nın en güzel camilerinden biridir.

Karamurat Karamurat Karamurat Karamurat

KavakçeşmeMalkara ilçesinin güney doğusunda, ilçeye 12 km. uzaklıkta, 166 nüfuslu bir mahalledir. Mahallenin kurulduğu yer hafif tepelik olmasına rağmen düzlük sayılır. Arazisi az engebelidir. Tekirdağ'ı Şarköy'e bağlayan asfalt mahallenin ortasından geçmektedir.

KavakçeşmeMahalle ilk defa 1893 yılında Bulgaristan'dan göçmen olarak gelen 7 ailenin yerleşmesi ile kurulmuştur. Burası, o sıralar Alaybeyli Ali Ağa adındaki kişiye ait yerlermiş. Ali Ağanın oluru ile bu aileler buraya yerleşmiş ve mahalle kurmuşlardır. Mahallenin adı, o bölgede büyük bir çeşme, çeşmenin altında büyük kavak ağaçları bulunması nedeniyle Kavakçeşme denilmiştir.

KavakçeşmeMahallede 1947 yılında açılan okulla eğitim öğretim başlanmıştır. Buradaki eğitim ve öğretim taşımalı sisteme geçilinceye kadar devam etmiştir. Taşımalı sisteme geçilmesi ile birlikte Ballı İlköğretim okuluna mahalle öğrencileri taşınmaya başlanmıştır. Okuma yazma oranı % 100'dür.

Mahallenin ekonomisi tarıma bağlıdır. Mahallenin 6.000 dekar ekilebilen arazisi bulunmaktadır. Bu arazilerde buğday, arpa, yulaf, ayçiçeği, mısır, mercimek, nohut, fasulye, soğan ve sarımsak üretilmektedir. Mahallede, süt inekçiliği ve besicilik iyi bir şekilde yapılmaktadır. Günlük 2 ton civarında süt üretmektedir.

Kavakçeşme Kavakçeşme Kavakçeşme Kavakçeşme Kavakçeşme Kavakçeşme

KermeyanMalkara ilçesinin doğusunda, ilçeye 25 km. uzaklıkta, 217 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle güneyden kuzeye uzanan az engebeli dalgalı düzlükler üzerinde 1,5 km. yi bulan dağınık bir yerleşim gösterir. Mahalle arazisi genellikle hafif dalgalı düzlükler üzerinde bulunur. Mahalle sınırları içinde kaynak sularının oluşturduğu küçük dereler bulunmaktadır.

KermeyanKermeyan mahallesi, çok eski bir yerleşim yeridir. Eski devirlerde Aproi - Apros - Apris isimli şehirin, mahallenin yakınında bulunan kale ve harabelerin olduğu yerde bulunduğu bilinmektedir. Kalenin bulunduğu yerde Roma, Bizans ve Osmanlılara ait eserler bulunmaktadır. Trakya'nın 1363 yılında Osmanlılar tarafından feth edilmesi ile birlikte bu topraklar Osmanlı sınırları içine alınmıştır. Kermeyan isminin de birçok yerde olduğu gibi bu yerleri feth eden komutanların ismine izafeten verildiği sanılmaktadır.

KermeyanMahallede okul ilk defa 1937 yılında açılmıştır. Daha sonra iki derslikli okul yapılarak eğitim ve öğretime devam edilmiştir. Taşımalı sistem başlayınca buranın öğrencileri Yörük İlköğretim okuluna taşınmaya başlanmıştır. Mahallede okuma yazma oranı % 98' dir.

KermeyanMahallede tarihi eser olarak eski bir şehrin kalıntısı ve bir kale bulunmaktadır. Buralarda eski çağlara ait çeşitli paralar, toprak kap kaçaklar, gözyaşı şişeleri ve değişik malzemeler bulunmaktadır. Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. 6.000 dönüm ekilebilen arazisi bulunmaktadır. Yetiştirdiği başlıca tarla ürünleri; buğday, arpa, ayçiçeği, mısır, nohut, fasulye, mercimek ve bazı yem bitkileridir. Ayrıca, biber, patlıcan, kavun, karpuz gibi sebzelerde yetiştirilmektedir. Hayvancılık oldukça gelişmiştir. Günde 3 ton civarında süt üretilmektedir.

Kermeyan

KiremitlikMalkara ilçesinin kuzeyinde, ilçeye 12 km. uzaklıkta, 201 nüfuslu bir mahalledir. Mahallede dağ ve akarsu yoktur. Ancak, kışın akan, yazın kuruyan iki deresi vardır. Bunlar; mahallenin batı kıyısından geçen Anadere ile içinden geçen Başağıl deresidir. Mahalle merasına da yapay gölet yapılmıştır. Mahalle tamamen yayla görünümündedir. Mahallenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Mahallenin bulunduğu yerde çok eskiden bir kiremithane bulunuyormuş. Burayı işleyen birkaç tatar ailesi de burada yaşamaktaymış. Mahalle halkı mahallenin isminin buradan geldiğini söylemektedir.

Kiremitlik Daha sonra 1878 yılındaki savaşlar nedeniyle Bulgaristan'ın Osmanpazar ve Hüseyinler köyünden gelen Türkler buraya gelerek çoğalmışlardır. Mahallede eğitim Halk Mektepleri ile başlamıştır. Daha sonra yapılan binada 5 yıllık olarak verilen eğitim öğretim, taşımalı eğitime geçilinceye kadar devam etmiştir. Taşımalı sistem gereğince mahalle öğrencileri Batkın İlköğretim okuluna taşınmakta ve eğitimlerine orada devam etmektedirler. Okuma yazma oranı % 95'tir. Mahalle gençleri spor faaliyetlerinden futbola büyük önem vermektedir. Yapılan futbol turnuvalarında dereceye girememelerine rağmen, her zaman centilmenlikleri ile övgü almış ve zaman zaman Kaymakamlık Makamı tarafından takdir edilmiştir.

KiremitlikMahalle halkının geliri tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Üretilen başlıca tarım ürünleri buğday ve ayçiçeğidir. Bunun yanında çeşitli meyve ve sebzeler de üretilmektedir. Hayvancılık diğer tüm mahallelerde olduğu gibi bu mahallede de gelişmiştir. Büyükbaş hayvancılıkta süt ve besi hayvancılığı, küçükbaş hayvancılıkta da koyun ve keçi bakılmaktadır. Mahallenin günlük süt üretimi 1,5 tondur. Diğer tüm mahallelerde olduğu gibi burada da her evde kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kümes hayvancılığı yapılmaktadır.

Kiremitlik Kiremitlik Kiremitlik

KırıkaliMalkara ilçesinin doğusunda, ilçeye 18 km. uzaklıkta, 158 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle üç tarafı bayırlarla çevrili bir vadiye kurulmuştur. Bu bayırlar; Cami bayın, Keşkek bayın, Tütünlük bayırı, Mezarlık bayırı, Dedeyamacı ve ıhlamurluk bayırıdır.

Kırıkali Sadece batı yönü açık olup, bu yönde Hayrabolu suyunu takiben geniş bir ova yer almaktadır. Mahallenin en büyük akarsuyu Anadere olarak isimlendirilen Hayrabolu deresidir. Bu akarsu üzerine 1977 yılında Karaiğdemir Sulama Barajı yapılmıştır. Mahallenin içinden geçen mahalle deresi, eskibağlar deresi, cevizler deresi, çakalderesi Anadereye karışarak birlikte Ergene nehrine dökülmektedirler.

KırıkaliKırıkali köyünün kuruluş yılları Rumeli'nin Osmanlılar tarafından feth edilmesindeki günlere kadar uzanmaktadır. Rumeli'nin feth edilmesi ile birlikte Malkara ve çevresine Anadolunun çeşitli bölgelerinden getirilen göçebe aileler yerleştirildiği gibi Kırıkali mahallesine de yerleştirilmiştir. Anadoludan gelen göçmenlerden Ali isminde ayağı kırık olan bir kişi buraya hayvanları için ağıl yapar. Bu şahısın kır ortasında yaptığı ağıldan dolayı buraya "Kır ağılı" denilmiştir. Ayrıca, Alinin bacağı kırık olduğu için buraya "Kırıkali" ismi de verilmiştir. Bugün Kırıkali denilmektedir. Mahalle 1828 -1878 yıllarında iki defa Rus işgaline uğramıştır. Balkan savaşlarında Osmanlılar yenilince Bulgar işgaline uğramıştır. 1. Dünya savaşından sonra da Yunan işgaline uğramıştır. 14 Kasım 1922 yılında Malkara ile birlikte Kırıkali mahallesi de düşman işgalinden kurtulmuştur.

KırıkaliMahallede ilk defa eğitim ve öğretime 1939 yılında başlanmıştır. 1961 yılında yeni okulun yapılması ile birlikte 5 yıllık eğitim ve öğretime geçilmiş ve taşımalı sisteme geçilinceye kadar mahalledeki okulda öğrenime devam edilmiştir. Taşımalı sistemle birlikte mahalledeki öğrenciler Evrenbey İlköğretim okuluna taşınmaya başlanmıştır. Okuma yazma oranı % 100' dür.

KırıkaliMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Yetiştirdiği başlıca ürünler; buğday, arpa, ayçiçeği, şeker pancarı, mısır, nohut, fasulye ve çeşitli sebzelerdir. Mahallede, süt ve besi hayvancılığı iyi bir şekilde yapılmaktadır. Günlük süt miktarı 2 ton civarındadır. Az da olsa bazı aileler küçükbaş hayvan da beslemektedir. Mahallenin en önemli özelliklerinden biri de son derece zengin kömür yataklarının bulunmasıdır.

KırıkaliMahalle zengin kömür yataklarının üzerine kurulmuştur. Bu özelliğinden dolayı mahallenin her tarafı madenciler tarafından delik deşik edilmiştir. Bu özelliğinden dolayı köydeki evlerin bazılarında önemli çatlamalar görülmektedir.

Kömür ocağı sahiplerinin mahallenin altına da girerek kömür almaları neticesinde mahallede önemli ölçüde tedirginlik yaşanmıştır. Daha sonra alınan idari tedbirlerle ocak sahiplerinin mahallenin altına girmeleri önlenmiş, mahalleliler de huzura kavuşmuştur.

Kırıkali Kırıkali Kırıkali Kırıkali
Kırıkali Kırıkali

KüçükhıdırMalkara ilçesinin doğusunda, ilçeye 15 km. uzaklıkta, 193 nüfuslu bir mahalledir. E-85 Karayolunda 2 km. içerde kalan mahalle, tepeler arasına sıkışmış toplu bir yerleşim yeridir. Mahallenin kurulduğu alan düzdür. Arazisi engebeli olup, hafif eğimli tepeler mevcuttur. Belli bir akarsuyu yoktur.

KüçükhıdırMahallenin kuruluşu 1363 yılına dayanmaktadır. Cumhuriyetten önce mahalle 25 hanelikmiş. Cumhuriyetten sonra ilçeye ve vilayete ulaşımı sağlayan asfalt yola bağlanınca mahalle gelişme ve ilerleme göstermiştir. Mahallenin adını Harp zamanlarında burada şehit düşen Hıdır adındaki zattan almıştır. Mahalle halkı ve çevre halkı tarafından çok sevilen bir kişi olması nedeniyle Hıdır ismi hafızalarda yer etmiştir. Mahallenin doğusunda Hıdır Babanın türbesi bulunmaktadır. Mahallenin ismi zamanla "Küçükhıdır" olmuştur.

KüçükhıdırMahalle ilkokulunda eğitim taşımalı sisteme geçilinceye kadar devam etmiştir. Taşımalı sistemle Çavuşköy İlköğretim ilkokuluna taşınan mahalle öğrencileri eğitimlerine burada devam etmektedirler. Mahallede okuma yazma oranı % 95'dir.

Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır. Mahallede üretilen tarım ürünlerinin en önemlileri; buğday ve ayçiçeğidir. Çok az miktarda bahçecilik de yapılmaktadır. Hayvancılık da gelişmiştir. Küçükbaş hayvancılıkta koyun ve keçi bakılmaktadır. Bunun yanında kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kümes hayvanı yetiştirilmektedir. Büyükbaş hayvancılıkta süt inekçiliği ve besicilik yapılmaktadır. Mahallenin günlük süt üretimi 2 ton civarındadır.

Küçükhıdır Küçükhıdır Küçükhıdır Küçükhıdır Küçükhıdır Küçükhıdır Küçükhıdır Küçükhıdır Küçükhıdır Küçükhıdır

KürtüllüMalkara ilçesinin kuzeyinde ilçeye 14 km. uzaklıkta, 401 nüfuslu bir mahalledir. Mahallenin arazisi ova ve hafif engebeli araziden oluşmakta olup, tarıma elverişlidir. Mahallenin 10.300 dönüm ekilebilen arazisi vardır. Akarsu olarak mahallenin içinden geçen küçük bir dere ile Pirinççeşme mahallesi ile sınır oluşturan Pirinççeşme deresi vardır.

KürtüllüMahalle, Osmanlıların Trakya'ya ilk geçtikleri zamanlarda İmparatorluk tarafından çiftlik olarak kullanılmıştır. Daha sonraları Osmanlı İmparatorluğu buraya bir Eğitim Okulu (bugünkü Subay Okulu) inşaa etmiştir. Okulun masraflarım karşılamak için de çiftliğin topraklarını çifçilikle uğraşanlara kiralamıştır. Mahallenin hemen üzerinde bulunan İkiz Tepeler, Askeri Okulun uzak yerlerle dumanla haberleşmesini sağlamaktaymış. Avrupalıların sıkça saldırılarına maruz kalan bu okul zamanla tamamen yakılıp yıkılmış ve günümüze bir belge kalmamıştır. Ancak bu okulun burada oluşu nedeniyle buraya kültürlü mahalle olarak isim verilmiştir. Birinci Dünya Savaşından sonra Yunanların işgaline uğrayan mahalle, 1922 yılmda Yunanların mahalleyi terketmesi ile 1928'de, 1935'te ve son olarak 1951'de Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelen Türk göçmenlerin yerleşimine açılmıştır. Ancak, adını bu zamana kadar aynen muhafaza eden mahalle, yeni gelen Türk göçmenleri Kültürlü olan mahallenin adını nüfus kütüğüne yazdırırken bir telaffuz hatası sonucu Kürtüllü olarak kayıtlara geçirmesi sonucu değişmiştir.

KürtüllüCumhuriyetten önce mahalle düşman işgali altında kaldığı ve bir çiftlik statüsünde bulunduğu için, eğitim ve öğretimle ilgili herhangi bir atılım yapılamamıştır. Cumhuriyetten sonra 1928 - 1951 yılları arasında peyder pey Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelen Türk ailelerinin buraya yerleştirilmesinden sonra 1949 yılında mahalleye bir ilkokul yaptırılmıştır. Öncelleri üç sınıfa kadar olan eğitim sonraları beş sınıfa kadar yükseltilmiştir. 1969 yılında Devlet tarafından yaptırılan İlkokul binası ile İlköğretim sorunu kısmen de olsa çözümlenmiştir. Taşımalı sisteme geçilinceye kadar eğitim öğretime burada devam edilmiştir. Taşımalı eğitimle mahalle öğrencileri Hemit İlköğretim okuluna taşınmaya başlamış ve eğitim öğretime orada devam etmiştir. Mahallede okuma yazma oranı % 100 'dür.

KürtüllüMahalledeki gençlerin boş zamanlarını değerlendirmeleri açısından yararlı olabilecek bir kütüphane vardır. Bunun yanında gençlerin boş zamanlarını değerlendirmeleri amacıyla çeşitli sportif faaliyetler yapılmakta ve Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çeşitli dallarda iş atölyeleri açılmıştır. Mahallenin ilkokulu da, kros ve atletizmde il içinde ve il dışında birçok başarılar kazanmış ve mahallenin adını her tarafa duyurmuştur.

KürtüllüMahallenin ekonomisi ilçenin diğer tüm mahallelerinde olduğu gibi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ekilen ürünlerden başlıcaları; buğday, arpa, yulaf, ayçiçeği ve mısırdır. Büyükbaş hayvancılık oldukça gelişmiştir. Yerli ırk elden çıkarılmış, süt veren Holştayn cinsi inekler beslenmeye başlanmıştır. Günlük süt üretimi 4 ton civarındadır. Mahallede aynı zamanda büyükbaş hayvan olarak manda bulunmaktadır. Bunun yanında mahallede küçükbaş hayvan olarak yalnızca kıvırcık cinsi koyun yetiştirilmektedir.

Kürtüllü Kürtüllü Kürtüllü Kürtüllü
Kürtüllü Kürtüllü Kürtüllü Kürtüllü Kürtüllü Kürtüllü Kürtüllü
Kürtüllü Kürtüllü Kürtüllü Kürtüllü

KuyucuMalkara ilçesinin doğusunda, ilçeye 13 km. uzaklıkta, 41 nüfuslu ufak bir mahalledir. E - 85 karayoluna 1,5 km. uzaklıktadır. Mahallenin kuzeyindeki araziler genelde ova görünümündedir. Ancak sulama yoktur. Kuru tarım yapılmaktadır. Mahallenin diğer taraftaki araziler engebelidir.

KuyucuKuyucu mahallesinin yerleşimi 1850'den öncesine kadar inmektedir. 1850' den sonra mahallede çiftlik kurulmuştur. Balkan Harbinden sonra gelen göçmenlere, bu çiftlik arazisi tahsis edilmiştir. Mahallenin adının nereden geldiği bilinmemektedir.

KuyucuMahallenin ilçeye yakınlığı, çiftçinin gelir düzeyindeki yüksekliği mahalleden ilçeye göçü arttırmıştır. Mahalle balkının büyük bir kısmı Malkara ilçesinde oturup, tarla işleri için mahalleye gidip gelmektedir.

Mahallede ilk defa ilkokul 1962 yılında yapılmıştır. Daha sonra yapılan yeni okul 1974 yılında eğitime açılmıştır. Mahalle halkının zamanla mahalleden ilçeye göç etmeleri, mahallede yaşayan nüfusun yok denecek kadar azalması sonucunda mahallede hiç öğrenci kalmamıştır. Bu nedenle okul kapatılmıştır. Okuma yazma oranı % 95' tir.

KuyucuMahallenin 5.000 dönüm ekilebilen arazisi vardır. Bunun 2.000 dönümüne ayçiçeği, 3.000 dönümüne de buğday ekilmektedir. Mahallede bağ ve bahçe yoktur. Mahallede küçükbaş ve kümes hayvancılığı yoktur. Mahallede tarla üretimi ile birlikte süt ve besi hayvancılığı da yapılmaktadır. Günde 500 litre süt üretilmektedir.


MestanlarMalkara ilçesinin kuzeyindeki en uç mahallesidir. İlçeye 33 km. uzaklıkta, 203 nüfuslu bir mahalledir. Hafif engebeli bir araziye sahip olan Mestanlar mahallesinin sahip olduğu arazinin % 80'i ekime elverişli alanlardır. Kalan kısımlar mera ve ufak orman bitkileri ile kaplıdır. Herhangi bir akarsuyu yoktur. Önemli bir dağı ve tepesi de bulunmamaktadır. Mahallenin topraklarının bir tarafı Hayrabolu, bir tarafı da Uzunköprü'nün köyleri ile çevrilidir.

MestanlarMahalle, Cumhuriyetten sonra kurulan mahallelerden biridir. Cumhuriyetten önce Mestan Ağa isminde bir şahsın burada çiftliği bulunmaktaydı. Buraya Mestan Ağanın çiftliği deniliyordu. Çiftlik daha sonra mahalle olunca, adı da Mestanlar Mahallesi olarak günümüze kadar gelmiştir.

MestanlarCumhuriyetten önce bu mahallenin halkının çoğunu Rumlar oluşturuyorlardı. Zaman zaman Ermeniler de yaşamışlardır. 1920 yılında toprakları Yunan hakimiyeti altına girmiş ve 1922 yıllına kadar en acı günlerini yaşamıştır. Baskı ve zulüm altında yaşayan mahalle halkı Kasım 1922 yılında Yunanın yenilgiye uğratılması ile rahata kavuşmuştur. Şu anda mahallede bulunan halkın büyük bir kısmı Yunanistan'ın Selanik şehrinden gelen göçmenlerden oluşmaktadır. Bu göçmenler devlet tarafından mahalledeki boş evlere yerleştirilmiş ve her haneye bir inekle birkaç dönüm toprak verilmiştir. MestanlarCumhuriyetten önce mahalle uzun zaman okulsuz kalmıştır. Bu dönemde medrese usulü eğitim verilmiştir. Daha sonra civar mahallelerde açılan okullara mahalle öğrencileri gitmişler, fakat bundan da ulaşım zorluğu nedeni ile tam randıman alınamamıştır. Bunun üzerine uzun bir dönem geçici binalarda eğitim öğretim sürdürülmüştür. Bugünkü okul 1960 yılında tamamlanıp, hizmete açılmıştır. Bu okulda eğitim taşımalı sisteme geçilinceye kadar devam edilmiştir. Taşımalı sistemle mahalle öğrencileri Kozyörük İlköğretim Okuluna taşınmış ve eğitimlerine devam edilmiştir. Mahallede okuma yazma oranı % 98'dir.

MestanlarMahalle halkının başlıca gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Mahallede üretilen ürünler buğday, ayçiçeği, süpürge, mısır, fasulye, nohut ve mercimektir. Büyükbaş hayvancılıkta süt inekçiliği ve besicilik yaygın olarak yapılmaktadır. Günlük süt üretimi 1.5 ton civarındadır. Bunun yanında az da olsa kümes hayvancılığı yapılmaktadır.


MüstecepMalkara ilçesinin güney doğusunda, ilçeye 23 km. uzaklıkta, 261 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle Işıklar dağlarının kuzey yamacı eteklerindeki engebeli arazi üzerine kurulmuştur. Mahalle arazisi genellikle ovalık olmasına rağmen engebelere, bazı küçük tepelere ve eski çağlardan kalma höyüklere rastlanır. Bunlar İlyas tepe, Çalış höyüğü ve Küçük höyüktür. Sasan deresi ve Koca dere olmak üzere iki küçük deresi vardır. 1985 - 1986 yıllarında mahalle hudutları içine ve sasan mevkiine yapılan sulama göleti de bulunmaktadır.

MüstecepMahallenin kuruluş tarihi Türklerin Rumeli'ye geçiş yılları olan 1353 tarihine dayanır. Türkler Rümelide ilerlerken çevreden görülmesi güç olan bir çukurda bulunan mahallenin bugünkü yerinde, Suçıkan denilen yerde karagah kurar. Zamanın önemli kalesi olan Elmalı kalesinin alınmasın için planlar yapılmış, dualar edilmiş ve dualarımız müstecep olsun, eğer olursa burada bir mahalle kurup adını Müstecap koyacağız demişlerdir. O gece atları ters nallamışlar. Kaledekiler izleri görünce gittiler sanıp dışarı çıkmışlar. Bu esnada Türkler saldırmış ve kaleyi almışlardır. Bu birlikten olduğu sanılan iki kişi ölünce buraya gömülmüşlerdir. Halen mahallede bu iki zatın mezarı ziyaret olarak kabul edilmekte ve zaman zaman ahali tarafından bu yatırlar için adaklar kesilmektedir. Kalenin alınmasından sonra Mahallenin bulunduğu bu yere Müstecap adı verilmiş, zamanla Müstecap, Müstecep olarak değiştirilmiştir.

MüstecepMahallede ilk defa eğitim ve öğretime 1928 yılında başlanmıştır. O günden bugüne kadar mahallede eğitim ve öğretim devam etmektedir. Taşımalı sisteme geçildikten sonra da mahallenin coğrafi ve sosyal önemi göz önünde bulundurularak taşımalı sistemin bir merkezi olarak seçilmiştir. Mahallede okuma yazma oranı % 100' dür.

MüstecepMüstecep mahallesinin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Bu alanda önemli bir varlığa sahiptir. Ekilebilen 13.000 dekar arazisi bulunmaktadır. Arazisi oldukça verimlidir. Yetiştirdiği başlıca ürünler; buğday, arpa, ayçiçeği, mısır, yulaf, kuş yemi, bakla, nohut, mercimek, şeker pancarı ve çekirdek kabağıdır. Mahallede iyi ırklarla süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Günde 3 ton civarında süt üretmektedir. Bazı aileler koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanda beslemektedir. Kümes hayvanı da ihtiyaçlarına yetecek kadardır.

Müstecep Müstecep Müstecep

PirinççeşmeMalkara ilçesinin kuzeyinde, ilçeye 13 km. uzaklıkta, 201 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle, hafif eğimli bir bölgede, ufak bir tepe üzerine kurulmuştur. Arazisi az engebelidir. Önemli bir akarsuyu yoktur. Sadece Şahin mahallesi ve Kürtüllü mahallesi ile sınırını belirten bir dere geçmektedir.

PirinççeşmePirinççeşme ismini mahallenin güneybatısında bulunan çeşmeden almaktadır. Çeşmenin esas adı Birinci çeşmedir. Cumhuriyetten önce 19. yy. ortalarına kadar burada Çerkezler yaşamıştır. Halen mahallenin alt ve üst başında Çerkezlere ait mezarlıklar bulunmaktadır. 15-20 hane kadar oldukları söylenen Çerkezler kendi aralarındaki ve Şahin mahallesindeki Rumlarla olan itilafları yüzünden huzursuz olmuşlar, geçim sıkıntısına düşmüler ve burayı terk ederek, Bandırma ve Susurluk tarafına yerleşmişlerdir. Mahalle Yörücek çiftliğine katılmış, Şahin mahallesinde bulunan Rumlardan yararlanmaya başlamışlardır. Bugünkü mahalle halkını teşkil eden kişilerin dedeleri, 1877 -1878 Osmanlı Rus Savaşından sonra Plevne, Lofça ve Kırcaali'den gelerek şimdiki mahalleyi kurmuşlardır. Araziler Rumlara ait olduğu için burada arazi edinmeleri zor olmuştur. Birçok araziyi Kurtuluş savaşından sonra elde edibilmişlerdir. Cumhuriyet döneminde de mahallede çok büyük bir değişiklik olmamıştır. Çünkü sınırlı toprakları ve sınırlı ekonomik kaynakları olan bir mahalledir. Merası da oldukça azdır. Fakat, Cumhuriyetin getirdiği yeniliklerden her zaman yararlanmasını bilmiş ve çağdaş yaşamaya gayret etmiştir.

PirinççeşmeCumhuriyetten önce de mahallede eğitim ve öğretim yapılmaktaymış. Okulun açılması mahallenin ilk kuruluş günlerine kadar gitmektedir. Cumhuriyetten sonra da aynı okulda eğitim ve öğretime devam edilmiş, 1929 yılında mahallenin imamı ve okul öğretmeni olan Ahmet ATASAV bir süre kursa gitmiş, kurs dönüşü gelerek latin harfleri ile 3 yıllık eğitim ve öğretime devam etmiştir. 1938'den sonra eğitim ve öğretim 5 yıllık olmaya başlamıştır. Eğitim öğretim taşımalı sistem başlayıncaya kadar mahalledeki okulda devam etmiştir. Taşımalı sistem başlayınca öğrenci azlığı nedeni ile mahallenin öğrencileri Batkın İlköğretim Okuluna taşınmaya başlamıştır. Mahallede okuma yazma oranı % 100' dür.

PirinççeşmeMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Mahallenin 6.000 dekar civarında ekilebilen arazisi vardır. Bu araziden buğday, arpa, ayçiçeği, mısır ve çeşitli yem bitkileri ile bazı sebzeler yetiştirilmektedir. Az da olsa bağcılık da yapılmaktadır. Mahallede iyi ırklarla süt inekçiliği ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Mahallede günde 2 ton civarında süt üretilmektedir. Ayrıca bazı aileler koyun ve keçi de beslemektedir. Kümes hayvanı da ihtiyaç kadar beslenmektedir. Mahalle sınırları içinde linyit kömürü de çıkmaktadır.

Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme Pirinççeşme

ŞahinMalkara ilçesinin kuzeyinde, ilçeye 17 km. uzaklıkta, 269 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle tepe üzerine kurulmuş olup etrafında da birçok tepe mevcuttur. Güneyinde akan küçük bir deresi vardır. Mahallenin kurulduğu alan eyimlidir.

ŞahinCumhuriyetten önce ve sonraki adı Şahin'dir. Adının kaynağı bilinmemektedir. Eski, tarihi bir mahalledir. Cumhuriyetten önce mahalle bir Rum köyüymüş. Mahalle halkı 1923 yılında mübadele göçmeni olarak buraya gelip mahalleye yerleşmişlerdir.

ŞahinBir Rum mahallesi olduğu için Cumhuriyetten önceki eğitim hakkında bilgi yoktur. Cumhuriyetten sonra açılan okullarda eğitim öğretim verilmeye başlanmıştır. Şahin İlköğretim Okulu taşımalı sisteme geçince merkez okul durumuna getirilmiştir. Kısacası Cumhuriyetten bu yana kesintisiz eğitim ve öğretim yapılmaktadır. Mahallede okuma yazma oranı % 98' dir.

ŞahinŞahin merkezi bir mahalle olup, bir zamanların nahiye merkezi olmuştur. Tarihi eser olarak Rumlardan kalma bir kilise bulunmaktadır. Mahallede Sağlık Ocağı ve Tarım Kredi Kooperatifi bulunmaktadır. Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Ekilebilen 13.000 dönüm arazi mevcuttur. Yetiştirdiği başlıca ürünler buğday, arpa, mısır, yulaf, ayçiçeği, şeker pancarı, çekirdek kabağı, üzüm ve çeşitli sebzelerdir. Mahallenin arazileri verimlidir. Modern alet ve araçlarla tarım yapılmaktadır. Mahallede hayvancılık da son derece gelişmiştir. En iyi ırk hayvanlarla süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Ayrıca, koyun, keçi gibi küçükbaş hayvanlar da beslenmektedir.


SarıpolatMalkara ilçesinin batısında, ilçeye 16 km. uzaklıkta, 174 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle, Malkara Keşan yolundan 3,5 km. içerde, yüksek tepelerin arasında derin bir vadiye kurulmuştur. Vadinin güneyi ve kuzeyi açık, doğu ve batısı ise ormanlarla kaplı yüksek dağlar şeklindedir. Bu yüzden arazisi son derece engebelidir. Mahallenin içinden tek akarsuyu olan Sarıpolat deresi geçmektedir.

SarıpolatMahallenin kurulduğu yer ilk önceleri bir çiftlikmiş. Çiftlik sahibi, yanında çalışanlarla başa çıkamamış ve çiftiği çalışanlarına teslim ederek oradan ayrılmıştır. Buraya bu sebeple Teslim Çiftliği denmiştir. Teslim çiftliği geliştikçe adı Teslim Köyü olmuştur. Daha sonra mahallenin adı Sarıpolat olarak değiştirilmiştir. Mahalle halkı Balkan savaşından bir yıl sonra (1913), şimdi Yunanistan topraklarında kalan Sofulu'dan buraya göç etmişlerdir. Cumhuriyetten önce buraya gelen Türkler bazı Rum ve Bulgarlarla birlikte kısa bir süre burada yaşamışlardır. Mahalle halkından Çanakkale, Balkan ve Yemen savaşlarına katılıp şehit ve gazi olanlar çok olmuştur.

SarıpolatCumhuriyetle birlikte uygulanan inkılap hareketlerine mahalle çabuk uyum sağlamış, eğitim ve öğretime de hemen başlamıştır. 1928 - 1929 yılında 5 sınıflık bir okula kavuşmuştur. Taşımalı eğitim başlayıncaya kadar mahallede eğitim ve öğretime aralıksız devam edilmiştir. Taşımalı sistem başlayınca öğrenci azlığı nedeni ile buradaki çocuklar Kadıköy İlköğretim okuluna taşınmaya başlamışlardır. Mahallede okuma yazma oranı % 100'dür.

SarıpolatMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Çok geniş toprakları bulunmamakla birlikte eldeki toprak en iyi şekilde değerlendirilmektedir. Yetiştirdiği başlıca ürünler buğday, arpa, ayçiçeği, şeker pancarı ve çeşitli sebzelerdir. Mahallede iyi ırk hayvanlarla süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Günde 1,5 ton civarında süt üretilmektedir. Koyun, keçi gibi küçükbaş hayvan da beslenmektedir. Mahallenin bir orman içi mahallesi olması nedeni ile ormanla da son derece ekonomik ve sosyal ilişkileri bulunmaktadır.

Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat Sarıpolat

SarıyarMalkara ilçesinin kuzeyinde, ilçeye 15 km. uzaklıkta, 219 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle güneydoğudan kuzeybatıya doğru hafifçe yükselen bir arazi üzerinde kurulmuştur. Mahallenin güneydoğu bölümü bir ova görünümündedir. Mahallenin hudutları içinde önemli bir akarsuyu yoktur. Yalnız güneybatısında Ören deresi ve kuzeyinde de Sıvat deresi bulunmaktadır. İki dere de kışın akmakta, yazın kurumaktadır.

Mahallenin ilk kurucularının, 1856 yılında Kırım'dan gelen 5-6 hanelik Kırım tatarlarının olduğu söyleniyor. Ahalinin bir bölümünün bunların torunları olduğu söylenmektedir. 1878 Osmanlı Rus savaşından sonra da Bulgaristan'ın Hasköy'den 11 hanenin göçmen olarak gelip, buraya yerleştiği ve mahallenin 16-17 haneye çıktığı söylenmektedir. Ayrıca Cumhuriyet döneminde 1928 yılında Bulgaristan Varna'dan 4 hane, 1934 yılında Romanya Pazarcıktan 10 hane, aynı yıl Bulgaristan Şumnu'dan 1 hane, en son olarakta 1951 yılında Bulgaristan Cumalı'dan 1 hane göçmenin gelerek yerleştikleri ve mahallenin bunlarla bugünkü duruma geldiği bilinmektedir.

SarıyarCumhuriyetten önce mahallede okul yokmuş. Mahallenin imamı caminin ikinci katında çocukları arap harfleri ile okutuyormuş. İmam çocuklara okuma yazma, din dersleri ve matematik dersleri veriyormuş. 1929 yılında mahallede okul açılmış, binası yapılmış ve bu binada yeni harflerle, atanan öğretmen tarafından çocuklar okutulmaya başlanmıştır. 1938 yılına kadar Selçuk Bey, Hamdiye Hanım, Saadet Hanım ve Şükrü Bey adlı öğretmenler görev yapmışlardır. Eğitim öğretim süresi 3 yılmış. Daha sonra 1938 yılında mahalleye ilk eğitmen gelmiş. İlk eğitmenin adı Muhittin ERDEM'dir. 1944 yılında eğitmen olarak Naim TENİK gelmiş ve bu kişi görevde iken 1962 - 1963 yılında Ali Göktaş adlı yedek subay gelmiştir. Yeni öğretmenin gelişi ile eğitim süresi 5 yıla çıkarılmıştır. Taşımalı sisteme başlanınca buradaki öğrenciler Batkın İlköğretim Okuluna taşınmaya başlamıştır. Mahallede okuma yazma oranı % 100' dür.

Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Mahallenin toplan 7.500 dekar ekilebilen arazisi bulunmaktadır. Yetiştirdiği başlıca ürünler buğday, arpa, yulaf, ayçiçeği, mısır, şeker pancarı, çekirdek kabağı, kavun ve karpuzdur. Mahalle halkı kendi ihtiyaçları için sebzecilik de yapmaktadır. Mahallede, süt ve besi hayvancılığı da ileri derececede yapılmaktadır. Günde 2 ton civarında süt üretilmektedir. Koyun, keçi gibi küçükbaş hayvan da besleyen aileler bulunmaktadır. Mahallenin sınırları içinde iyi kalitede kömür yatakları, stabilize ve kum ocakları da bulunmaktadır.


SarnıçMalkara ilçesinin kuzeyinde, ilçeye 11 km. uzaklıkta, 468 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle küçük bir ovanın kenarında kurulmuştur. Arazisi küçük tepeciklerden ve düzlüklerden meydana gelmektedir. Mahallenin yakınından Hayrabolu suyu geçmekte ve bu suya karışan küçük bir dere de mahallenin içinden geçmektedir.

SarnıçAdını, yeraltı sularının çok bol olması ve yüzeye yakın olmasından dolayı, su deposu anlamına gelen Sarnıç tan almıştır. Sarnıç mahallesi 1877 - 1878 Osmanlı Rus Savaşına kadar bir çiftlik durumunda bulunuyordu. 1878'den sonra Bulgaristan'ın Sivrikaya kasabasından buraya göç eden göçmenler mahalleye yerleşerek, buradaki arazileri satın almışlar ve mahalleyi kurmuşlardır. Bu mahallelilerin dedeleri Orhan Bey zamanında başlayan ve Fatih dönemine kadar devam eden yörük akınları sırasında Suriye ve Hatay dolaylarından Rumeliye geçen yörüklerdir. Bunlar hayvanları ile birlikte Bulgaristan'ın Sivrikaya kasabasına kadar giderek oraya yerleşmişlerdir. Burada iken hayvanları ile yazın yaylaya, kışın da kışlaklara giden, göçebe hayatı yaşayan bir toplum durumundaymışlar. 93 Harbinden sonra Sarnıç'a gelerek buraya yerleşmişlerdir.

SarnıçMahalleden Çanakkale Savaşına katılıp şehit olanlar da bulunur. Mahalle sınırları içinde tarihi bir höyük bulunmaktadır. Bu höyük açılmış ve Traklara ait bir mezar odası ortaya çıkarılmıştır.

SarnıçCumhuriyet ile birlikte Sarnıç mahallesinde de önce 3 yıllık eğitim öğretim yapılan okul açılmış, daha sonra 5 yıla çıkarılmıştır. Taşımalı eğitim başlayıncaya kadar buradaki okulda eğitim ve öğretime devam edilmiştir. Taşımalı sistemle birlikte buradaki öğrenciler Batkın İlköğretim Okuluna taşınmaya başlanmıştır. Mahallede okuma yazma oranı % 100' dür.

SarnıçMahallenin ekonomik yapısı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Mahallenin ekilebilen 6.000 dönüm arazisi bulunmaktadır. Ayrıca oldukça geniş bir meraya sahiptir. Mahallede buğday, arpa, yulaf, nohut, fasulye, ayçiçeği, mısır, şeker pancarı ve soğan üretilmektedir. Mahallede bilinçli, oldukça verimli süt ve besi hayvancılığı da yapılmaktadır. Koyun, keçi gibi küçükbaş hayvan da beslenmektedir. Mahalle günde 3 ton civarında süt üretmektedir. Mahallenin sınırları içinde ayrıca linyit kömürü çıkmaktadır. Mahallede 1960'tan sonra Almanya'ya işçi olarak giden vatandaşlar da bulunmaktadır.

Sarnıç

SırtbeyMalkara ilçesinin güney doğusunda, ilçeye 27 km. uzaklıkta, 86 nüfuslu bir orman mahallesidir. Mahalle Işıklar dağının kuzey yönündeki sırtta kurulmuştur. Engebeli bir araziye sahip olup, doğuya doğru gittikçe yükselen bir peneplen görünümündedir. Mahallenin Bağlar Tepesi, Koç Çalmarları Tepesi ve Mahallenin batı yönündeki çeşmeler mevkii mesire yeri olarak kullanılmaktadır. Burada iki kurnalı bir çeşme ile ne zaman ekildiği bilinmeyen, yaşlılara göre tahminen iki asırlık bir cevaz ağacı bulunmaktadır.

SırtbeyKurak giden yıllarda çevredeki ahali ile işbirliği yapılarak yağmur duaları burada yapılmaktadır. Sıcak yaz günlerinde bu ağaç çobanların dinlenme ve istirahat yeridir. Birçok yabancı da burayı ziyaret ederek ceviz ağacını görmekte ve merakını gidermektedir. Zaman zaman defineciler burada para olduğunu sanarak geceleri ağacın gövdesinde ve kökünde aramalar yapmaktadırlar.

SırtbeyCumhuriyetten önce arap harfleriyle ile eğitim yapılmaktaymış. Cumhuriyetten sonra kurulan gezici öğretmenler tarafından haftada 2 gün, gündüzleri kadınlara, geceleri erkeklere yeni alfabe ile eğitim verilmeye başlanmıştır. 1941 yılında 3 yıllık eğitmenli öğretim durumuna geçilmiştir. 1957 yılında ise 5 yıllık ilkokul dönemine geçilmiştir. Daha sonra 1966 yılında yapılan okulda eğitim öğretime devam edilmiştir. Taşımalı sistemden sonra buranın öğrencileri Müstecep İlköğretim Okuluna taşınmaya başlanmıştır. Okuma yazma oranı % 98'dir.

SırtbeyEkonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Mahallenin toplam 7.500 dekar ekilebilen alanı bulunmaktadır. Ürettiği ürünler buğday, arpa, yulaf, mısır, şeker pancarı, ayçiçeği, çekirdek kabağı ve bazı yem bitkileridir. Hayvancılıkta oldukça gelişmiştir. Süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Azda olsa koyun, keçi besleyenler de bulunmaktadır. Mahallede 2 ton civarında süt üretilmektedir.
TekkeMalkara ilçesinin kuzeyinde, ilçeye 20 km. uzaklıkta, 143 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle kuzeybatıdan güneydoğuya doğru uzanan, adları sırası ile Hisar Tepe, Bayram Tepe, Kale Tepe, Kargalık Tepe, Orta Tepe, Çanak Tepe ve Kara Tepe olan tepeler zincirinde Kargalık Tepe ile Kale Tepe arasındaki vadide kurulmuştur. Bu iki tepenin eteklerinde kurulmuş olan mahalleyi Malkara istikametinden gelen yol ikiye bölmektedir.

TekkeArazinin büyük bir kısmı yukarıda sözü edilen tepeler ve vadilerden oluşmakta olup, kuzeyinde ve doğusunda bir miktar taban arazisi bulunmaktadır. Bölge genel olarak az engebeli bir bölgedir. Ancak mahalle, bölgenin en engebeli sayılacak bölümünde kurulmuştur. Mahallenin birkaç km. kuzeyinden doğup, doğuya doğru akarak Karaiğdemir Barajını besleyen Ana dere ile yine mahallenin birkaç yüz metre güneyindeki Fındıklı Mevkiinden doğarak, mahalleyi boydan boya ikiye bölerek mahallenin hemen dışında Ana Dere ile birleşen Fındıklı deresi olmak üzere 2 deresi vardır. Bu derelerin suyu kışın çoğalır, yazın çok azalır veya kurur.

TekkeMahallenin adının ne zaman verildiği bilinmemektedir. Ancak mahallenin içinde ahali tarafından Tekke olarak isimlendirilen mezarlar bulunmaktadır. Emekçi Baba Tekkesi, Koyun Baba Tekkesi, Aziz Ana Tekkesi olarak adlandırılan bu mezarların etraflarında evvelce kendilerine ait yapıların bulunduğu yaşlıların ifadelerinden anlaşılmış olup ne amaçla kullanıldıkları tespit edilememiştir. Bugün bu binalardan geriye pek birşey kalmamıştır. Yalnızca Koyun Baba Tekkesinin etrafında temel kalıntıları mevcut olup yazılı bir mezar taşı bulunmaktadır. Ancak üzerindeki tarihin taşın dikildiği tarih mi yoksa Koyun Baba'nın ölüm tarihi mi olduğu konusu açık değildir. Mezar taşında yazılı ifade günümüz dilinde şöyledir: "Bu Firdevs cennetine benzeyen şerefli yer, Koyun Baba'nın dinlendiği yerdir. Zamanla bilinmez duruma geldiği için O'nu kimse ziyaret edip, kendisinden feyz alamıyordu. O'nun gönül dostlarından birisi olan Derviş Rıza şehid olup kaldığı bu yeri tesbit edip, herkesin ziyaretini ve buradan feyz almalarını sağladı. Hicri: 1186 / Miladi: 1773" Bu mezarlara Tekke denilmesi, eskiden etraflarında binalar bulunması, buraların daha evvel tarikat veya tarikatların eğitim, ibadet yeri olduğu, mahallenin adının da bu tekkelerden kaldığı izlenimini yaratmaktadır.

TekkeYapılan araştırmalarda mahallenin kuruluşu ile ilgili kesin bilgiler edinilmemekle beraber, mahallenin kuruluşunun 1356 yılında Osmanlıların Trakyayı almasından hemen sonra olduğu varsayılmaktadır. Edirne'nin başkent olduğu dönemde mahallenin var olduğu bilinmektedir. Mahallenin ilk kurucuları İran'ın Horasan bölgesinden gelen bir kaç hanedir. Bu gurup burada bulunan terk edilmiş boş evlere yerleşerek mahalleyi kurmuşlardır. Mahallenin büyükleri dedelerinin doğudaki insanlar gibi giyindiklerini söylemişlerdir.

TekkeBölgeyi ziyaret eden ilgililer, burada çok katlı bir şehrin varlığının anlaşıldığını ifade etmişlerdir. Ancak bugüne kadar detaylı bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Mahallenin hemen yakın çevresinde bulunan binlerce mezardan oluşan 6 ayrı mezarlık buradaki köklü geçmişin bir işaretidir. Çanak Tepe ile Kara Tepe arasındaki Ihlamurluk adı ile bilinen vadiden yıllar önce mermer sütun başlıklarının yabancılar tarafından çıkarkılarak alındığı mahalle halkı tarafından söylenmektedir.

TekkeMahalle halkı aynı yerde zaman zaman topraktan yapılmış mutfak eşyaları, kandiller bulduklarını ifade etmektedirler. Mahallenin Kirazlı ve Sakallı Ova olarak bilinen mevkiilerinde de sık sık ev temellerine, düzgün taşlardan yapılmış kaldırım yollara, fırın kalıntılarına, irili ufaklı mermer parçalarına, mutfak ve süs eşyalarına, köprü kalıntılarına rastlanmaktadır. Mahallenin doğu kısmında Ana dere üzerinde 93 harbinde Ruslar tarafından tren yolu köprüsü olarak inşa edilmiş bir köprü bulunmaktadır. Köprü iki gözlüdür. Orta desteği suyun içindeki altı adet meşe ağacından yapılmış destek üzerine oturtulmuştur. Son yıllara kadar sağlam olan köprü, para olduğu söylentisi ile defineciler tarafından hırpalanarak, iki kemeri de yıkılmıştır. Kale tepe denilen tepe üzerinde önceden bulunan tepenin kale duvarları ahali tarafından kendi yapılarında kullamak için alındığından tepede kale duvarının kalıntısı kalmamıştır.

TekkeKaleden ilk çağlara ait un öğütmek üzere kullanılan ilkel el değirmenlerinin öğütücü taşları, çeşitli çağlara ait mutfak gereçleri, testi kapakları, maden devrine ait bir kısım demir, bir kısmı bakır, bir kısmı bronz mızrak uçları, ne amaçla kullanıldığı belirlenemeyen son derece büyük küpler, Bizans dönemine ait paralar bulunmuştur. Bunlar da buradaki yaşamın ilkçağdan Bizans dönemine kadar uzandığının delilidir.

TekkeCumhuriyetten önce cami bünyesinde varlıklı kişilerin yararlandığı bir öğretim yapılmış, 1928 yılında ilk eğitmenin göreve başlaması ile İlköğretimde yoğun bir çalışma başlamış ve çok kısa bir zamanda mahallenin tamamı okuma yazma kurslarına geçilmiştir. Bu eğitim daha sonraları 1951 yılına kadar kesintilerle devam etmiştir.

Tekke1951 yılında İlkokulun yapılması ile günümüze kadar kesintisiz eğitim ve öğretim verilmiştir. Taşımalı Eğitime geçilmesi ile birlikte mahalle öğrencileri Şahin İlköğretim Okuluna taşınarak eğitimlerine devam etmeleri sağlanmıştır. Mahallede okuma yazma oranı % 98'dir.

TekkeMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Mahallenin toplam 10.000 dekar toprağı bulunmaktadır. Bunun 6.000 dekarı ekilebilmektedir. Yetiştirdiği başlıca ürünler; buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, üzüm, kavun, karpuz ve çeşitli sebzelerdir. Mahallede hayvancılıkta son derece gelişmiştir. İyi ırklarla süt ve besi hayvacılığı yapılmaktadır. Günde yaklaşık 1,5 ton süt üretilmektedir. Mahallenin sınırları içinde linyit kömürü de çıkmaktadır.

Tekke Tekke Tekke Tekke Tekke Tekke Tekke Tekke Tekke Tekke Tekke Tekke

TeteMalkara ilçesinin güneybatısında, ilçeye 18 km. uzaklıkta, 282 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle Pişman kalesine 5 km. uzaklıkta, Cevizlik tepe denilen tepenin güney eteğinde meyilli bir arazi üzerine kurulmuştur. Tabanı taşlık olup, sağlamdır. Mahallenin doğusunda Yenidibek Ovası, güneybatısında Kadıköy Ovası bulunmaktadır.

TeteMahallenin kuzeyinde Cevizlik Tepesi, Kuzey batısında Kara Tepe, güneydoğusunda Tavşan Tepe önemli yükseltileridir. Akarsuyu yoktur. Ancak Koru Dağından çıkan ve yöre yakınındaki Celep Deresine akan Pişman Çayı varsa da, mahalle sınırları dışındadır. Bu çay Pişman ile Tete'nin sınırını belirlemektedir. Bu çayın üzerinde 1985 yılında Pişman sınırları içinde bir sulama göleti yapılmıştır.

TeteMahallenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, Cumhuriyetten önce buralarda Yunanların yaşadığı bilinmektedir. Şimdiki mahalle halkı, Cumhuriyetten sonra 1924 yılında Selanik'teki Türklerle, buradaki Yunanların değiştirilmesi sonucunda 40 hane olarak gelmiştir. Mahallenin adının, Pişman kalesinde oturan kale komutanının teyzesi bu mahallede oturduğundan, Yunanca teyze anlamına gelen "Tete" den geldiği bilinmektedir.

TeteMahallenin Cumhuriyetten önceki eğitim durumu hakkında bilgi yoktur. Cumhuriyetten sonra devamlı olmayan eğitim verilmiştir. Bu durum 1954 yılında tek dershaneli bir ilkokul ve yanına bir öğretmen lojmanı yapılana kadar devam etmiştir. Bu okulda eğitim ve öğretim taşımalı sisteme geçilinceye kadar devam etmiştir. Taşımalı sistemle mahalle öğrencileri Deveci ilkğretim okuluna taşınmakta olup, eğitimlerine orada devam etmektedirler. Mahallede okuma yazma oranı % 90'dır.

TeteEkonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ekilebilen fazla alanı olmamakla birlikte mevcut arazilerinin önemli bir kısmının sulanarak sebze yetiştirilmesi ekonomik yönden büyük önem kazandırmaktadır. Mahallede buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, susam, yulaf, nohut, fasulye, mercimek ve önemli ölçüde domates, biber, patlıcan üretilmektedir. Yetiştirdikleri sebzeleri Keşan ve Malkara pazarında değerlendirmektedirler. Mahalle hayvancılık bakımından da oldukça ileri düzeydedir, iyi ırk hayvanlarla süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Günde yaklaşık 1,5 ton süt üretilmektedir.

Tete Tete Tete Tete Tete Tete
Tete Tete Tete Tete Tete Tete Tete Tete

VakıfiğdemirMalkara ilçesinin doğusunda, ilçeye 20 km. uzaklıkta, 190 nüfuslu bir mahalledir. Ganos Dağlarının batısında, yüksek bir yaylada bulunmaktadır. Mahalle, ufak bir yayla düzlüğü üzerine kurulmuştur.

VakıfiğdemirBu platonun belirli yükseltileri; Yıldız Tepe, Kara Tepe ve Çardak Tepedir. Bu tepelerden Kara Tepe çevre üzerinde geniş bir görüş alanı sağlar. Mahallede yazın kuruyan, kışın akan Sasan Deresi ile Karlıova Deresi bulunmaktadır. Mahallenin güney batısında bulunan baraj gölü, 3,5 milyon m. 2'lik bir su rezervi bulundurmaktadır.

VakıfiğdemirMahalle, Rumeliye ilk geçen Süleyman Paşanın almış olduğu topraklar üzerinde yer aldığından ve o tarihlerden çok önce ilk Bizans döneminde bu civarda mevcut Demircili Kasabasının yanında olduğundan, aynı zamanda Süleyman Paşanın Vakıf eserlerini korumak için ayrılan bir alana girmesinden ötürü "Vakıfıdemir" olarak isim almıştır. Mahalle Cumhuriyetten önce bugün baraj gölünün bulunduğu Sasan mevkiinde yer alıyorken, buranın Mora beylerinin istilasına uğramasından sonra bugünkü yerine 5 hane olarak taşınmış ve mahalle yeniden kurulmuştur. Cumhuriyetten sonra adı "Vakıfidemir" olarak değiştirilmiş ve son olarakta Tekirdağ Valiliğince adı "Vakıfiğdemir" olarak değiştirilmiştir.

Tarihi yapı olarak mahallede eski bir cami vardır. Bunun yanında çevreye bakıldığında eski yerleşim yerlerinde Bizans dönemine ait mermer taşlar ve sütun parçaları görülmektedir. Mahalle ile bütünleşen asırlık bir çınar ağacı da mahalle halkı tarafından korunmaktadır.

VakıfiğdemirMahalledeki Cumhuriyet öncesi eğitim durumu bilinmemektedir. Daha sonra kesintili olarak mahallede eğitim verilmiştir. Mahalle ilkokulunun açılması ile kesintisiz eğitime geçilmiştir. Bu okulda eğitim taşımalı sisteme geçilinceye kadar devam etmiştir. Taşımalı sistemle mahalle öğrencileri Müstecep İlköğretim Okuluna taşınmaya başlanmıştır.

Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirdiği başlıca ürünler; buğday, arpa, ayçiçeği, mısır, şeker pancarı, yulaf, nohut, mercimek, kavun, karpuz ve bazı sebzelerdir. Mahallenin arazisi oldukça verimlidir. Tarım tamamen modern araç ve gereçlerle yapılmaktadır. Hayvancılık, iyi ırk hayvanlarla süt ve besi hayvancılığı olarak yapılmaktadır. Günde 2 ton civarında süt üretilmektedir. Az da olsa koyun, keçi de beslenmektedir.
YaylagöneMalkara ilçesinin batısında, ilçeye 16 km. uzaklıkta olan, 566 nüfuslu en büyük mahallesidir. Mahalle eski dağların aşınmasıyla oluşmuş peneplen bir alan üzerine kurulmuştur. Dağlık ve ovalık olmayan bir görünüm arzeder. Arazinin önemli bir kısmı engebeli olup, çok küçük bir kısmı da derenin iki yakasında yer alan bir ovadır. 1985 tarihinde yapılan bir göleti vardır.

YaylagöneMahallenin toprak altında, 5-10 cm. kalınlığındaki deniz canlılarının kabuk ve kemiklerinden oluşan silisyumlu bir tabakadan sonra kalınlığı 40 - 120 cm. arasında değişen linyit kömür tabakası bulunur. Kömür özel sektör tarafından açılan ocaklardan çıkarılmaktadır.

Mahalle, yer altı suyu bakımından da zengindir. Mahallenin arazisi çimen ve bozuk orman karakteri gösteren çalılıklardan oluşan bir bitki örtüsü ile kaplıdır. Bu alan içinde yer alan çok az miktarda otlak vardır. Bu otlaklarda hayvan otlatılmaktadır. Ayrıca su kıyılarında söğüt ve kavak ağaçları yetiştirilmektedir.

YaylagöneMahalle oldukça eski bir yerleşim yeridir. Cumhuriyetten önce burada Bulgarlar oturuyormuş. Kurtuluş Savaşında burada oturan Bulgarlar buralarını yakıp, yıkarak kaçmışlardır. Daha sonra buralara Bulgaristan ve Yunanistan'dan gelen Türk göçmenler yerleştirilmiştir. Bu göç olayı 1950'li yılların sonlarına kadar devam etmiştir.

YaylagöneMahallede tarihi eserlere rastlamak mümkün değildir. Suat Çeşme mevkiinde bulunan tarihi köprü yakın bir zamanda sel suları tarafından yıkılmıştır. Keşan Köprüsü de baraj sularının altında kalmıştır. Şehit Mezarlığı mevkiinde bazı mezar taşları halen bulunmaktadır. Fakat Manastır mevkii olarak anılan yerde ve mahalle içinde olduğu söylenen kiliselerden hiç bir kalıntı bulunmamaktadır.

YaylagöneMahallede okul, çok eskiden beri bulunmaktaymış. Okul arşivinde yeni yazı ile öğretime başlandığı günden günümüze kadar kayıtlar mevcuttur. Bundan önceki eğitimin eski yazı ile öğretim yapan okulda yapıldığı, bu okulda eğitim almış olan yaşlılardan öğrenilmiştir. Mahallede daha önceleri bir İlkokul ve bir Ortaokul bulunmaktaydı. Taşımalı sisteme geçilince Yaylagöne İlköğretim Okulu adını alan okul merkez seçilerek, çevre köylerdeki öğrencilerde buraya taşınarak, eğitim öğretim verilmeye devam etmiştir. Mahallede okuma yazma oranı % 100' dür.

YaylagöneMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Üretilen ürünler; buğday, arpa, mısır, ayçiçeği, çekirdek kabağı, şeker pancarı, fasulye, nohut, mercimek, fiğ, karpuz ve soğandır. Mahallede hayvancılık da gelişmiştir. Büyükbaş hayvancılıkta süt inekçiliği ve besicilik yapılmaktadır.

Günlük süt üretimi 4 tondur. Mahallede aynı zamanda küçükbaş hayvancılık ve kümes hayvancılığı da az miktarda yapılmaktadır. Mahallede ticari amaçla el tezgahı ve makina yoktur. Evlerde sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kilim ve cacala tabir edilen kumaşlardan yapılan dokumaların yapıldığı tezgahlar bulunmaktadır.

Mahallenin sınırları içinde önemli ölçüde linyit kömürü ocakları bulunmaktadır. Bu da mahalle ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır. <

Yaylagöne Yaylagöne
Yaylagöne Yaylagöne Yaylagöne Yaylagöne Yaylagöne Yaylagöne Yaylagöne Yaylagöne Yaylagöne Yaylagöne Yaylagöne

YaylaköyMalkara ilçesinin batısında, ilçeye 13 km. uzaklıkta, 169 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle yayvan bir tepe üzerine kurulmuştur. Çevreye göre bu tepe yayla görünüşü arz ettiğinden mahalle "Yayla" ismini almıştır. Mahallenin arazisi genellikle dalgalıdır. Mahallenin kuzeyinden geçen derenin etrafı ise ovalıktır.

YaylaköyMahallenin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Mahallenin yaşlılanndan edinilen bilgiye göre; mahallenin bulunduğu yerde eskiden Ermenilere ait bir çiftlik varmış. Mahalle, 93 harbi olarak bilinen Osmanlı Rus Harbinden (1877 - 1878) sonra Kırım tarafından gelen Türk ailelerin buraya yerleştirilmesinden sonra kurulmuştur. Cumhuriyetten sonra Romanya ve Bulgaristan'dan gelip, buraya yerleşen göçmen Türkler'den bugünkü mahalle halkı oluşmuştur.

YaylaköyCumhuriyetten önceki eğitim öğretim camide yapılmıştır. 1928 de üç yıllık eğitimli olarak yeni harflerle eğitim öğretim verilmeye başlanmıştır. Daha sonra açılan mahalle ilkokulunda 5 yıllık olarak eğitim öğretime devam edilmiştir. Taşımalı sisteme geçilince mahalle çocukları Yaylagöne İlköğretim Okuluna taşınmaya başlanmıştır. Mahallede okuma yazma oranı % 100'dür.

YaylaköyMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Üretilen başlıca ürünler; buğday, ayçiçeği, mısır, arpa, şeker pancarı ve çeşitli sebzelerdir. Tarım modern aletler kullanılarak yapılmaktadır. Ürünler yazlık ve kışlık olup, kuru tarım yapılmaktadır.

YaylaköyBüyükbaş hayvancılık olarak iyi cins süt ve besi hayvancılığı yapılmaktadır. Mahallenin günlük süt üretimi 2 ton civarındadır. Küçükbaş hayvanlardan koyun, keçi beslenmektedir. Kümer hayvancılığı da iyi cins ile yumurta ve et tavukçuluğu yapılmaktadır. Az miktarda ördekte bulunur.

Yaylaköy Yaylaköy Yaylaköy Yaylaköy Yaylaköy Yaylaköy Yaylaköy Yaylaköy

YeniceMalkara ilçesinin doğusunda, ilçeye 25 km. uzaklıkta, 102 nüfuslu bir mahalledir. E-85 Karayolu üzerinde bulunan mahalle Malkara ilçesi ile Süleymanpaşa ilçesi sınırındadır. Mahalle arazisi engebeli olup, önemli yükseltileri yoktur. Mahalle yerleşim alanı olarak alçak bir yere kurulmuştur. Çevresindeki ufak yükseltiler bulunmaktadır. Mahallenin önemli bir akarsuyu yoktur. Ancak, Yenice deresi mahalleden geçmektedir. Arazinin büyük bir bölümü tarım arazisidir. Tarımı elverişli olmayan tepelerde bodur meşe ormanları vardır.

YeniceGüney ve güneydoğu yönlerinde bodur meşe ormanlarıyla kaplı Balabandere, Göllersırtı, Çataldere, Korular tepeleri bulunmaktadır. Mahallenin 1800 yıllarında padişah II. Mahmut zamanında Sadrazam İbrahim Paşa, Katibi Ayvaz, Lalası Raşit tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Sadrazam İbrahim Paşa ve yanındakiler Develi mahallesinde bulunan Handa konaklamışlar ve daha sonraları Develi köyünün 1 km. yakınlarındaki bir yeri kendilerine mekan yapmışlardır. Mahallenin kuruluş yeri burası olmuştur. Çiftlik haline gelen buraya, saray hanımlarından ikisi gelip yerleşmişlerdir. Bu hanımların ismi kesin olarak hatırlanmamaktadır. Fakat çiftlikte bu hanımların ismi, kötü huylu anlamına gelen Huyufena Hanımlar olarak geçmekteymiş. Bu hanımlardan biri o zamanın ileri gelenlerinden biri ile evliymiş, daha sonra ayrılmıştır. Kızı Raile ile beraber çiftlikte yaşamaya devam etmiş ve Raile hanım çevre köylere istediğini yaptırıyormuş. Zamanla gelenlerin yerleşmesiyle büyüyen ve ilk zamanlar "Yeni mahalle " daha sonraları "Yenice mahalle " ismini almıştır. "Develi Yenice" olarakta ismi geçmektedir. Develiden inince anlamında ve Develiden sonra kurulduğu için bu isim kullanımıştır. Daha sonra isyanlardan kaçan yeniçerilerden de bu mahalleye yerleşenler olduğu söylenmektedir.

YeniceYunan işgalinde yol üzerinde olması nedeniyle çok işkence ve zarar görmüştür. O zamanlar mahallede bir karakol varmış. Yunanlılar mahallede bu karakolda kalmışlar. Daha sonra karakol komutanının isteğiyle bu karakol Yörük mahallesine taşınmıştır. Mahalle halkından savaşlara katılan çok olmuş ve geriye dönen olmamıştır.

Tarihi eser olarak 1893 yılında İtalyan ustalara yaptırılan Yenice köprüsü vardır. Bu köprü 1938 yılında restore edilmiştir.

YeniceCumhuriyetten önceki eğitim hakkında bilgi yoktur. Cumhuriyetle birlikte açılan Millet Mektepleriyle İlkokul açılana kadar kesintili olarak eğitim öğretim yapılmıştır. Açılan ilkokulda taşımalı sisteme geçilinceye kadar kesintisiz eğitim devam etmiştir. Taşımalı sistem gereğince mahalle çocukları Müstecep İlköğretim okuluna taşınarak eğitim öğretimlerine devam etmektedirler. Mahallede okur yazar oranı % 100' dür.

YeniceMahalle halkı genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. En çok üretilen ürünler buğday, arpa ve ayçiçeğidir. Aynı zamanda sebzecilik ve bağcılık da yapılmaktadır. Büyükbaş hayvancılık iyi ırkla süt inekçiliği ve besicilik olarak yapılmaktadır. Günlük süt üretimi 2 ton civarındadır. Küçükbaş hayvancılıkta koyun ve keçi bakılmaktadır. Bunun yanında kendi ihtiyaçlarını giderecek kadar kümes hayvanı da yetiştirilmektedir.

Yenice Yenice Yenice
Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice Yenice

YenidibekMalkara ilçesinin güneyinde, ilçeye 18 km. uzaklıkta, 173 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle, Koru Dağının eteğinde kurulmuştur. 33.000 dekar toplam arazisinin 4.000 dekarı ekilebilir alan olup, geri kalanı küçük tepelerden oluşan orman arazisidir. Mahallenin Cevizlik deresi, Mahalle deresi ve Kale deresi olmak üzere 3 akarsuyu vardır. Aynı zamanda Cevizlik deresi üzerine kurulmuş bulunan bir sulama göleti bulunmaktadır.

YenidibekDaha önceleri Bulgarların oturdukları mahalleye , 1913 yılında Bulgaristan ve Yunanistan'dan göçmen olarak gelen türkler yerleştirilmiştir. Daha sonra 1935'te Romanya'dan ve 1951'de Bulgaristan'dan gelen göçmenler yine bu mahalleye yerleştirilmiş ve bugünkü mahalle halkı oluşmuştur. Çanakkale Savaşları sırasında ulaşım Yenidibek mahallesi üzerinden sağlanmış ve erzak depoları mahallede yapılmıştır. Mahallenin bugün İstihkamlar denilen mevkii o zamanlar askeri eğitim alanı olarak kullanılmıştır. Mahalle Çanakkale Savaşına 72 kişi yollamıştır. Bunların 18'i savaştan sonra geri dönebilmiş, diğerleri şehit olmuştur.

YenidibekKorudağın (eski adı Kurudağ) kuzey yüzünde su bulunmadığından bu yörede susuzluk çekildiğinden buraya yerleşenler pişmanlıklarını dile getirmek için "Pişman" adını vermişlerdir. Bu isim 1960 yılında devlet tarafından Yenidibek olarak değiştirilmiştir.

YenidibekMahallede İlkokul yapılana kadar eğitim kesintili olarak Millet Mektepleri ve halk eğitimin açtığı kurslarla yapılmıştır. İlkokulda 5 yıllık kesintisiz eğitim taşımalı sisteme geçilinceye kadar devam etmiştir. Taşımalı sistem gereğince mahalle çocukları Deveci İlköğretim okuluna taşınmaktadır. Mahallede okuma yazma oranı % 97' dir.

YenidibekMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Mahallede üretilen ürünler; buğday, ayçiçeği, arpa, susam, tütün, çavdar, çekirdek kabağı, kavun, karpuz ve soğandır. Bunun yanında sebzecilikte gelişmiştir. Büyükbaş hayvancılık cins ırklarla süt inekçiliği ve besicilik olarak yapılmaktadır. Mahallenin günlük süt üretimi 700 kg. civarındadır. Küçükbaş hayvancılık olarak koyun ve keçi bakılmaktadır. Kümes hayvancılığı hemen hemen her aile tarafından, kendi ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmaktadır.

Yenidibek Yenidibek Yenidibek Yenidibek Yenidibek

YılanlıMalkara ilçesinin kuzeybatısında, ilçeye 25 km. uzaklıkta, 187 nüfuslu bir mahalledir. Mahalle bir ovaya kurulmuştur. Etrafında fazla yüksek tepe ve dağ yoktur. Güneyinde Sivritepe ve batısında ise Tumbalar Tepesi vardır. Yazın suyu azalan küçük bir deresi bulunmaktadır. Mahalle Malkara'nın, Keşan İlçesi hudutları ile sınır teşkil etmektedir.

YılanlıMahallenin adı, 1923 yılından önce burada yaşamış olan Yunanlar tarafından verilmiştir. Mahallenin ormanlık olması ve çok fazla yılanın bulunmasından dolayı bu ismin verildiği söylenmektedir. Mahalle, 1923 yılında Selanik Langaza köyünden göç ederek gelenler tarafından yeniden kurulmuştur.

Mahalle 1923 yılında kurulduğu için Cumhuriyetten önce eğitim çalışması yoktur. Mahallede İlkokul, 1938 yılında ahali tarafından yapılan binada açılmıştır. Daha sonra bu bina yıkılarak, 1962 yılında devlet tarafından yeni bir okul binası yapılmıştır. Bu binada eğitim, taşımalı sisteme geçilinceye kadar verilmeye devam etmiştir. Taşımalı sisteme geçilince mahalle çocukları Yaylagöne ilköğretim okuluna taşınmaya başlamış ve eğitimlerini orada almaları sağlanmıştır. Mahallede 1983 - 1984 öğretim yılında açılan okuma yazma kursunda 12-44 yaş arası okuma yazma bilmeyen kalmamıştır. Mahallede okuma yazma oranı % 98'dir.

YılanlıMahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Mahallede üretilen başlıca tarım ürünleri; ayçiçeği, buğday, kabak çekirdeği, arpa, mısır, susam ve nohuttur. Ayrıca kendi yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla soğan, sarımsak, ıspanak, domates, biber, fasulye gibi sebzeler de yetiştirilmektedir. Tarım yanında hayvancılıkta çok gelişmiştir. Büyükbaş hayvancılıkta iyi ırk ile süt inekçiliği ve besicilik yapılmaktadır. Mahallenin günlük süt üretimi 1,5 ton civarındadır. Küçükbaş hayvan olarak koyun ve az miktarda keçi bakılmaktadır. Kümes hayvancılığı da yapılmakta olup, tavuk, hindi ve ördek yetiştirilmektedir. Bunun yanında ev tavşanı da yetiştirilmektedir.
YörücekMalkara ilçesinin kuzeyinde, ilçeye 16 km. uzaklıkta, 219 nüfuslu bir mahalledir. Yörücek mahallesi merkezi bir mahalle olmamasına rağmen, çevre mahallelilerin sıkça uğradığı bir mahalledir. Mahallenin yüzey şekilleri çeşitlilik arz etmektedir. Mahalledeki yükseklikler 150 - 200 m. yüksekliğinde platolardır. En yüksek tepesi 250 m. yüksekliğinde olan Karatepe'dir.

YörücekTopraklarının büyük bir bölümü ekilebilir arazidir. Çok az bir miktarı otlakiye olarak kullanılmaktadır. Mahalle orman bakımından yoksun olmakla beraber, şahıslara ait ufak koruluklar yer almaktadır. Mahallenin sınırları içinde akarsu yoktur. Mahallede bulunan Çayderenin suyu kışın çoğalır, yazın azalarak kurur. Mahallenin hudutları içinde kar ve yağmur sularını taşıyan ufak birkaç dere vardır.

Yörücek mahallesi Osmanlı imparatorluğu döneminde bir Türkmen Beyinin çiftliğiymiş. Çiftliğin adı beyin lakabı olan Bolpaça adıyla bilinirdi. O zamanlar sadece bir han binası olan bu çiftliğe, 93 Harbinden sonra Bulgaristan'ın Osmanpazar ilçesinden göçmen Türkler gelir. Burada saece bir bina ile karşılaşınca, burada kalmak istemezler ve burada durmayacağız, yürüyeceğiz demişlerdir. Yalnızca bir gece konaklarlar. Sabah bol su ve ağaçlık bir bölge olduğunu görünce akşamki kararlarından vazgeçerler ve burada kalıp, yerleşmeye karar verirler. Yürücek kelimesinden gelen "Yörücek" adını mahallenin adı olarak koyarlar.

Yörücek20 Temmuz 1920'de Yunanların Tekirdağ'a asker çıkarmaları ve Tekirdağ'ın işgal edilmesiyle, Yörücek mahallesi işgalin en acı günlerini yaşamıştır. 1922 yılında Yunanlar, Yörücek ve çevresinde vahşet yaratmışlar ve birçok kişiyi şehit etmişlerdir. O yıl şehit olanların anısına ve öldürüldükleri yer olan Çaydere mevkiinde Şehitler mezarlığı bulunmaktadır. Kurtuluş Savaşının kazanılmasından sonra 13 Kasım 1922'de Tekirdağ Yunan işgalinden kurtulunca, Yunanlar ve Ermeniler mahalleden kaçmışlardır. Cumhuriyet döneminde Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya'dan gelen göçmenler mahalleye yerleştirilmiştir.

Yörücek'teki tek tarihi eser, 1903 yılında Osmanlı Padişahı Sultan Abdülhamit zamanında yaptırılmış olan camidir. 1978 yılında eski minaresi yıkılan camiye yeni bir minare yapılmıştır. Caminin restoresi yapılmamıştır.

Cumhuriyetten sonra açılan Millet Mektepleri ile eğitim öğretim verilmeye başlanmıştır. İlkokulun açılması ile birlikte kesintisiz eğitime başlanmış ve taşımalı sisteme geçilinceye kadar devam etmiştir. Taşımalı sistem gereğince mahalle öğrencileri Batkın İlköğretim Okuluna taşınmaya başlanmış ve eğitimlerini orada almaları sağlanmıştır. Mahallenin okulunun bir dersanesi ilkokul öğretmenlerinin gayret ve cabası ile kütüphaneye çevrilmiştir. Fakat sadece okul öğrencilerine yararlı olacak kitaplar mevcuttur. Okuma yazma oranı % 95'dir.

YörücekMahallenin geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Mahallede üretilen ürünler buğday, ayçiçeği, yonca, şeker pancarı, arpa, kavun, karpuz ve soğandır. Az miktarda bağ ve bahçecilik yapılmaktadır. Büyükbaş hayvancılık cins ırklarla süt ve besi hayvancılığı olarak yapılmaktadır. Günlük süt üretimi 1,5 ton civarındadır. Küçükbaş hayvancılıkta koyun yetiştirilmektedir. Az miktarda keçi de beslenir. Kümes hayvancılığı mahalle halkı tarafından kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yapılmaktadır. Mahallenin hudutları içersinde zengin linyit kömür yatakları vardır. Bu sebeple birçok kapalı işletme ve açık işletme açılmıştır. Bu işletmeler mahalle dışından olanlara aittir. Buralarda genellikle Karadeniz bölgesinden gelenler çalışmaktadır.
YörükMalkara ilçesinin doğusunda, ilçeye 27 km. uzaklıkta, 263 nüfuslu bir mahalledir. Ganos Dağlarının kuzey batıya doğru alçalan uzantılarında, Hayrabolu ovasının doğu yükseltilerinde yer almaktadır. Arazi yapısı, Ganos dağlarına paralel tepelerden oluşmasına rağmen, fazla engebeli değildir. Ovaya göre durumu yayla özelliğindedir.

Yörükİstanbul Müzeler Arşiv Müdürlüğünden alınan bilgilere göre; Yörük mahallesi 1541 yılından bu yana Yörük mahallesi olarak bilinmektedir. Bu da tarihsel açıdan mahallenin kuruluşunun çok eskilere dayandığını kanıtlamaktadır. Aslında çevrede ören yörelerinin bulunması, toprak altında yazılı mezar taşlarının, sütun kaidelerinin bulunması, çok eskiden beri buranın yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Ancak, çıkan yazıtlar bugüne kadar okunup, Türkçeye çevrilemediğinden, Türklerden önce yörede kimlerin yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Bununla beraber Maslak ve Ören yörelerinin yakınlığı, yerleşimin su kaynaklarına yakın olduğunu göstermektedir.

YörükMahallede söylenen bazı söylentilere göre, göçebe hayatından yerleşik yaşama geçen bir Yörük Bey'i tarafından kurulduğu ve şimdiki adının buradan kaynaklandığı, ilk sahiplerinin de bu kökenden olduğu sanılmaktadır. Daha önce bir çiftlik niteliği taşıyan mahalle , 93 Harbinden (1877 - 1878) sonra Balkanlardan gelen yurttaşlarımız iskan edilmiş ise de, daha sonra bunların bir kısmı diğer yerlerdeki göçmen yurttaşlar ile birleşmişler ve Karamurat Mahallesini kurarak oraya göç etmişlerdir. Mahallenin sınırları içinde Karamurat mahallelilerine ait tarlaların bulunması da bundan ileri gelmektedir.

YörükMahallenin tarihi çok eski olmasına rağmen, önemli bir tarihi eser mevcut değildir. Mahallenin ilk yerleşim durumunda göre alt ve üst kısmında bulunan iki yatırın (Tekke) kime ait olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Yukarı mahalledeki yatır "Koyun Baba Türbesi" olarak anılmaktadır. Diğeri ise Çakal çiftliğindeki yatırla kardeş olan bir ermişe aittir. Bir başka rivayete göre de; bunların mahalleyi ziyarete geldiklerinde ölen ve ahali tarafından ermiş olarak kabul edilen din adamlarına ait olduğu söylenmektedir. Bunlardan biri yıkılmış, diğeri ise özelliğini tümüyle korumaktadır.

YörükEğitim, Cumhuriyetten sonra gezici olarak açılan Millet Mektepleri ile başlamıştır. 1929 yılında ilkokul açılmış ise de öğretmen atanmaması nedeniyle uzun bir süre eğitim öğretim verilememiştir. 1940 - 1941 eğitim öğretim yılında üç yıllık eğitim veren okul hizmete açılmış ve 1946 - 1947 eğitim öğretim yılından itibaren beş sınıflı ilkokula dönüştürülmüştür. 1968 yılında ilkokul binası yeniden yapılmış ve eğitim ve öğretim bundan sonra bu binada verilmiştir. 1980 yılında eski karakol binası tadilat ve düzeltme ile Ortaokula dönüştürülmüştür. Daha sonra bu iki okulda İlköğretim okuluna dönüştürülmüş ve taşımalı sistemin merkez okulu olarak tesbit edilmiştir. Şu an Kermeyan, Hereke ve İbribey mahallesi öğrencileri akşam sabah bu okula taşınmakta ve bu dört mahallenin öğrencilerine burada modern ve kaliteli bir eğitim ve öğretim almaktadır.

Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Üretilen ürünler ; buğday, ayçiçeği, arpa, mısır, kavun, karpuz, bakla, mercimek, nohut ve fasulyedir. Mahallede 100 dönüm bağ vardır. Büyükbaş hayvancılıkta süt inekçiliği ve besicilik yaygındır. Küçükbaş hayvan olarak koyun bakılmakta ve kümes hayvancılığı da yapılmaktadır. Günlük süt üretimi 3,5 ton civarındadır.

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet sunulabilmesi için çerezler kullanılmaktadır. Hizmetlerimizi kullanarak çerez kullanımına izin vermiş olmaktasınız.