Makale Dizini


Alıçköy Köyün adı köyün merasında bol miktarda yetişen alıç meyvesinden gelir. Ancak bugün alıç ağaçlarının bir çoğu zarar görmüştür ve çok az bulunmaktadır. Köyde son zamanlarda iş alanı dar olması sebebiyle dışarı bir hayli göç olmuştur. Nüfus her geçen gün azalmaktadır. Köyde, çoğunlukta yaşlılar kalmıştır. Köy erkeklerinin vakit geçirebileceği 5 kahve bulunmaktadır. Sosyal yaşam ve dayanışma oldukça fazladır. Edirne'nin en yüksek tepelerinden birinde bulunur ve rüzgarı hiç bitmez. Aile planlamasında ve eğitim öğretimde örnek bir yerleşimdir.

2013 yılı nüfusu 266 kişidir.

Edirne iline 90 km, Uzunköprü ilçesine 24 km, Keşan ilçesine de 21 km uzaklıktadır.

Alıçköy Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kapanmıştır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyonu vardır (planlaması yoktur). PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık evi vardır ama faaliyette değildir. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Sağlık evi her Çarşamba faaliyettedir. Köyde ADSL bağlantısı 22. 10. 2009 tarihinde yapılmıştır.


Alıçköy Alıçköy Alıçköy Muhtarlığı
Alıçköy göleti Alıçköy göleti Alıçköy göleti

Altınyazı Köy tarihsel Haralar Kalesi çevresindeki yamaçlara kurulmuştur. Eski adı Harala olup 1960 yılından sonra Altınyazı adını almıştır. Köyün yeri geniştir. Yerli köyü olduğu rivayet edilir. Yerlilerin 10 hane olduğu rivayet edilir. 1877-1878 Rus savaşı, yani 93 harbi sonrasında köye muhacirler gelmiş ve köy büyümüştür. Toprakları verimlidir. Sulamalı tarım yapılmaktadır. Köy yanından dere akmaktadır. Altıntyazı'nın linyit kömürünü tüm çevre köyleri kullanmaktadır. Bugün uzak yerlerden görülebilen büyük bir tepe halindedir. Tepenin eteklerinden ve üzerinden baraj seti yapılmak amacı ile bol bol taş çıkarıldığı görülmektedir. Tepenin üzeri geniş bir düzlüktür. Bu düzlükte bina temelleri ve temel yerleri göze çarpmaktadır. Düzlüğün sona erdiği dik yamaçların başladığı yerde de surların izleri mevcuttur. Tarihi kale kalıntıları M. Ö. 1200'lü yıllardan kalmadır. Güney yamaçta ayakta kalmış olan sur parçasının Harala Kalesi'nin kapısı olduğu açıktır. Bu parça İstanbul ve Enez surları biçiminde olduğundan Harala Kalesi'nin de bir Roma kalesi olduğu anlaşılmaktadır. Kalenin güneyinde şehitler mezarlığı vardır. Mezarlığın büyük oluşu kalenin çetin savaşlardan sonra düşürülebildiğini bize anlatmaktadır. Osmanlılar bu kaleyi 1362 yılında almışlardır. Kaleye ait dillerde dolaşan efsaneler çeşitli ve boldur. Günümüzde kale ve çevresi sit alanı içindedir.

2013 yılı nüfusu 416 kişidir.

Altınyazı Köyün balığı çok meşhurdur. Aynalı sazan, levrek, bulgar, kasna, çamurcu, yayın ve alabalık vardır. Köyde 2 adet alabalık çiftliği vardır. İsteyenler günün herhangi bir saatinde gidip alabalık alabilirler. Köyde 1 adet tavuk, hindi ve kaz çiftliği bulunmaktadır. Taze köy yumurtası almak isteyenler ve kaz isteyenler, hindi isteyenler günün herhangi bir saatinde gidip alabilirler. Bir adet kooperatif vardır. Benzinliği köyün girişindedir. Aynı zamanda halka sabah 8 ve 10 arasında balık satışı yapılmaktadır. Sabah kahvaltılarında yenen ve içerisinde birçok çeşidi bir araya getiren tuzbiberi çok sevilmektedir. Ayrıca her yıl mayısın ilk veya ikinci haftası düzenlenen Dallık organizasyonu yapılır ve tüm köylüler ile civardaki insanlar piknik alanına çıkarlar ve hıdrellezin gelişini kutlarlar. Köyün geçim kaynağı çiftçilik, balıkçılık, madencilik ve hayvancılıktır.

Edirne iline 94 km, Uzunköprü ilçesine 27 km uzaklıktadır.

Altınyazı Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. 1981 yılında kurulmuş S. S. Su ürünleri Koop. köyün en önemli ekonomik aktiviteleri arasında yer almaktadır. 108 ortaklı Altınyazı Su ürünleri koop. 12 tezkereli balıkçı ile her gün tutulan sazan, levrek, bulgar tekesi, köstereç gibi balık türleri balık hanede satışa sunulmaktadır.

Köy sınırları içerisinde linyit işletmeleri mevcut olup işletmelerde çalışmak üzere Zonguldak civarından gelen yaklaşık 30 hane maden işçisi köy ekonomisine katkı sağlamaktadır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon ve internet vardır.

Altınyazı Altınyazı Altınyazı barajı
Altınyazı barajı Altınyazı barajı Altınyazı barajı
Altınyazı barajı Altınyazı barajı Altınyazı barajı



Aslıhan Aslıhan Köyü adından da anlaşılacağı gibi adını köyün şu anki yerinden az bir farkla yakınında olan handan almakta, köy batıdan gelen ve ülkemizden geçen ana ticaret yolunun üzerinde bulunmaktadır. Bu nedenle burada yıllar önce yolu kullananlar için "han" kurulmuş ve Osmanlı tahrir defterleri ve arşivlerinde Edirne vilayeti, Cisr-i Ergene kazası, Aslıhan köyü (Reaya) adıyla geçmekte olup, Cumhuriyet dönemine ve günümüze kadar aynı isim ile gelmiştir. Bu da göstermektedir ki köyde Rumlar değil Ortodoks Gagavuz Türkleri ikamet etmiştir. Günümüzde Yunanistan'a giden eski köy sakinleri köye ziyaretlerde bulunmaktadırlar. Köy Osmanlı döneminde Reaya'dır.

Osmanlı arşivlerinden köyün adının geçtiği bir örnek verirsek; Abdülkadir mühürlü defter: Paşa livası dahilinde Cisr-i Ergene'de Aslıhan köyü Sultan II. Murad zamanında Şarabdar Hamza Bey'e verilmiş ve mezkur köy hududunda bulunan Hızır ve Akberdi köyleri dahi ita edilmiş ve II. Bayezid devrinde bunların vakıf ve mülkiyeti hakkında hükm-i şerif ihsan olunmuş olduğu ve vakıf ile mülkiyete dahil karyeler hasılatının Hz. Peygamber'in türbelerine ve Akberdi diğer adı Baykal köyü öşrü sahib-i arza ve cizyeleri Medine'ye ait olarak ispençleri, adet-i ağnam ve resm-i arusaneleri sipahiye verilmek üzre defter-i atikte mukayyet bulunduğu cihetle, defter-i cedide de o suretle kaydolunduğuna dair arşivdir. Burdanda anlaşılacağı gibi köyün adı II. Murat dönemindeki arşivlerde geçmektedir. II. Murat hanın saltanat dönemi 1421-1451 yıllarını kapsadığına göre Aslıhan köyü yaklaşık 600 yıllıktır ki daha da eski olabilirliği vardır.

Aslıhan Lozan antlaşması ile beraber daha sonra köye Balkanlardan mübadele sonucu gelen mübadiller yerleştirilmiş ve köyde Müslüman Türkler yaşamaya başlamıştır. Köyde mübadeleye kadar olan dönemde büyük olasılıkla Hristiyan Gagavuz Türkleri yaşamaktaydı . O döneme ait bir de eski çeşme vardır. Suyu birçok nedenden dolayı tercih sebebidir. Hristiyanlardan kalan maşatlık yani mezarlık yeri bilinmektedir fakat mezarlık bozulmuş ve kaldırılmıştır. Mevcut caminin yerinde yer alan kilise mübadelenin ardından kısa süreli ortak yerleşimden sonra camiye çevrilmiş ve daha sonraları yıkılarak yerine Türk İslam mimarisine uygun cami yapılmıştır. Köy 1923-1924 mübadele dönemine kadar büyük çoğunlukla Ortodoks Türklerin yaşadığı bir köy olmuş ve bu tarihten sonra boşalan köye Batı Trakya'dan gelen Müslüman Türkler yerleştirilmiştir. Köye Selanik vilayetinin Drama livası Dale köyünden ve İskorşene mahallesinden, Selanik vilayeti Gevgili kazası Mayadağ köyünden, Selanik vilayeti Gevgili kazası Alçak köyünden, Selanik vilayeti Gevgili kazası Karasinan köyünden, Selanik vilayeti Gevgili kazası Boymice köyünden ve daha sonraki yıllarda Kosova Priştine'den, Bulgaristan Kırcaali'den (Osmanlı döneminde Kırcaali, Edirne vilayetine bağlıydı) ve Balkanların çeşitli yerlerinden göçmenler yerleştirilmiştir. Gelen göçmenler Oğuz Türklerinden olup Osmanlı döneminde Balkanlarda yerleşik hayata geçmiş Yörüklerdir.

2013 yılı nüfusu 577 kişidir.

Edirne iline 60 km, Uzunköprü ilçesine 25 km uzaklıktadır.

Aslıhan Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Bölgede başlıca yetiştirilen ürünler buğday, ayçiçeği, çeltik, kavun ve karpuzdur. Ayrıca köyde en önemli geçim kaynaklarından biri de üzümcülüktür. Genelde üzüm bağlarında Papazkara denilen siyah üzüm üretilmektedir (Şaraplık üzüm).

Köyde ilköğretim okulu vardır ama 2006 yılı itibarıyla ortaokul kısmı 2007 yılında ise ilkokul 4. ve 5. sınıflar kapatılmıştır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem de kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı yoktur ancak sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



Balaban Köyün kuruluş tarihi 1300'lerin başlarına kadar uzanır. Köy adını Anadolu'dan Balkanlar'a ilk olarak geçen Osmanlı kumandanlarından biri olan Balaban Bey'den (Deli Balaban) alır. Balaban Aşireti Deli Balaban bey ile birlikte Rumeli'ye göç ederek yerleşmiş bir Türk boyudur. Köyde şu anda Trakya halklarından Muhacirler, Gacallar Pomaklar, Dağlılar ve Romanlar yaşamaktadır.

2013 yılı nüfusu 417 kişidir.

BalabanTrakya'daki en yaygın ve en bilinen Hıdrellez, köyde her yıl düzenli olarak 6 Mayıs tarihini izleyen ilk Cumartesi günü köy korusunda bahar kutlaması olarak "Dallık" adıyla coşkuyla kutlanır. Köy halkı bir gün önceden, en güzel yemeklerini yaparak günün ilk saatlerinden itibaren köy korusuna gider. Bu gidiş esnasında her türlü vasıta kullanılır. Köy korusunda piknik tarzında içkili ve müzikli çeşitli eğlenceler yapılır. Pişirilen yemekler yenir. Şarkılar, türküler söylenerek salıncaklar kurulur ve köy halkı dayanışma ruhu içinde mutlu bir gün geçirerek Hıdrellezi kutlar.

Edirne iline 95 km, Uzunköprü ilçesine 27 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Çeltik, kavun, karpuz, pancar, ayçiçek ve buğday başlıca yetiştirilen tarım ürünlerdir.

BalabanKöyde, İlk öğrenim okulları nüfus yetersizliğinden kapanmış durumda olması nedeniyle, köyde yaşayan ilköğrenim öğrencileri taşımalı eğitim sisteminden yararlanmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Köyde, Tarım Kredi Kooperatifi, Tarımsal Sulama Kooperatifi ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bulunmaktadır. Köyün tarımsal arazilerinde en lezzetli çeltik, kavun ve karpuz gibi tarımsal ürünleri yetişir.

Balaban Balaban Balaban Balaban
Balaban Balaban Balaban Balaban göleti
Balaban Balaban sulama kanalı




Balabankoru Kırım'dan göç eden Kırım'lı Tatarlar tarafından kurulmuş, daha sonra muhacir yerleşimciler de gelmiştir. Edirne sınırları içinde ikinci Tatar köyüdür. Tatarca, yaşlılar tarafından hala konuşulan bir dildir.

Köy, adını Balabanköy'deki Rum zenginlerin Balabanköy korusunun yakınlarındaki çiftliklerden almıştır. Daha önce sadece çiftlik olan bu yerleşimler Rumların bölgeyi terk etmesi ve Balkanlardan göç alması nedeniyle Balabanköy'den ayrılmış ve ayrı bir köy olmuştur.

2013 yılı nüfusu 407 kişidir.

BalabankoruKöyün en ünlü yemeği aynı zamanda Tatarların da meşhur hamur işi olan çiğbörektir. Köbete, akıtma ve tavalokum da yapılır.

Edirne iline 110 km, Uzunköprü ilçesine 25 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarımsal üretimde ağırlık pirinç, ayçiçeği, karpuz ve kavun üzerine gelişmiştir.

Köyde, birkaç yıl önce olmasına rağmen şuan ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ve kanalizasyon şebekesi 2004 yılında tamamlanmış ve kullanılmaktadır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı vardır ancak haftanın sadece bir günü hizmet vermektedir. Köye ulaşımı sağlayan yol kısmen asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.




Köy halkının çoğunluğu geçimini hayvancılık ile sağladığından ve eskiden her hanede büyük ve küçük baş hayvanların çokluğu sebebiyle köyün eski ismi Küçükmandıra diye geçerdi. Daha sonra Pehlivanköy tarafındaki Büyük Mandıra ile karıştırıldığından ismi Başağıl olarak geçmektedir. Köyün tamamı Pomak'tır.

2013 yılı nüfusu 374 kişidir.

Edirne iline 75 km, Uzunköprü ilçesine 8 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



Bayramlı Eski adıyla "Şenyuva" olması sebebiyle köyün adı ilk zamanlarda Tırnova olarak adlandırılmış, Cumhuriyetin ilanından sonra ise bir daha değiştirilmemek üzere köyün adı "Bayramlı" olarak kararlaştırılmıştır.

Bayramlı Köyünün eski bir tarihi vardır. 1800'lü yıllarda Balkanlardan ve Selanik yöresinden çeşitli bölgelere göç eden Türk asıllı ailelerin mola yeri olarak burası seçilmiş ve bazıları sazlardan evler yaparak burada yaşamaya başlamışlardır. Cumhuriyetin ilanına kadar böyle bir seyir izleyen Bayramlı köyü gelişerek ve hane sayısını arttırarak bugünkü şeklini almıştır.

BayramlıBulgaristan ve Yunanistan çevresinden gelen Türk asıllı aileler burada geçici olarak konaklamış, daha sonra kalıcı bir mekan bulabilmek için yer aramaktan vazgeçip bu bölgeye yerleşim yeri kurmaya karar vermişlerdir. Birçoğu sazlıklardan oluşan 200 hane ile o zamanki adı Tırnova olan Bayramlı köyünü kurmuşlardır.

2013 yılı nüfusu 413 kişidir.


BayramlıBayramlı köyünde yılda bir defa olmak üzere mayıs ayında doğaya saygı yürüyüşü ve festivali düzenlenmektedir. Bu festivale İstanbul'dan ve Trakyanın diğer yerleşim merkezlerinden binlerce kişi katılmaktadır. Köyün yazılı bir kültürü veya geleneği yoktur, fakat halk arasında bilinen yemek çeşitleri tarhana çorbası, pirinç pilavı vs. dir.

Edirne iline 67 km, Uzunköprü ilçesine 15 km İstanbul iline ise 225 km uzaklıktadır.

BayramlıKöyün iklimi, Trakya Karasal iklimi etki alanı içerisindedir. Kış mevsimi oldukça sert ve yağışsız, yaz mevsimi ise oldukça sıcak ve kurak geçmektedir. Karasal iklim içerisinde bulunması sebebiyle yağış fazla görülmemektedir. Kış aylarında ortalama hava sıcaklığı en düşük -25 en yüksek -3 derece olarak görülmektedir. Yaz mevsiminde ise en düşük 28 en yüksek ise 46 derecedir. Yaz mevsimi ortalama sıcaklığı 38 derece olarak tespit edilmiştir. Ergene havzasında bulunması itibariyle 9 ay yağış olmadığı bilinmektedir.

 

BayramlıKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem de kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Yüksek hızda ADSL erişimi ve kablo tv hizmeti vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır ve haftada bir gün doktor gelmektedir. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Bayramlı Bayramlı Bayramlı Bayramlı
Bayramlı Bayramlı Bayramlı Bayramlı
Bayramlı'da Bulgarlardan kalma bina Bayramlı'da Bulgarlardan kalma bina Bayramlı göleti Bayramlı göleti
Bayramlı'da bayramlaşma




Beykonak göleti Eski adı Hataplı'dır. Muhacir köyüdür ancak nerden geldikleri konusunda rivayetler muhteliftir.

2013 yılı nüfusu 138 kişidir.

Edirne iline 81 km, Uzunköprü ilçesine 14 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Beykonak göleti Beykonak göleti





Edirne iline 85 km, Uzunköprü ilçesine 18 km uzaklıktadır.

2013 yılı nüfusu 156 kişidir.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Çakmakköy barajı inşaatıCizr-i Ergene (Uzunköprü)'de köprünün yapımına da sebep olan II. Murat, Gazi Mahmut bey, Gazi Turhan Bey, Paşayiğit Bey adlı komutanları ile birlikte bölgeye gelip egemenliğini sağladıktan sonra toprakların bir kısmını beyleri ve askerleri arasında dağıtarak yerleşik Türk hakimiyetinin oluşmasını sağlamıştır. İşte bunlar arasında bulunan Çakmak Dede lakaplı asker Tekke kurmak için yer ve izin isteyince II. Murat o zamanlar gayrimüslimlerin ikamet ettiği Eskiköy'ün alt tarafını Meriç ovasının bir kısmını Çakmak Dede'ye çiftlik olarak vakfetmiştir. Amaç o zamanlar Dimetoka'nın Kuleliburgaz (Pythion) kazasına bağlı bu bölgenin Türkleştirilmesi ve İslamlaştırılmasıdır.

Çakmak Dede yıllarca bu bölgede çalışmış vakıf arazileri 2. Beyazıt sultan döneminde de geçerliliğini korumuş, hatta Uzunköprü-Malkara arasında bugün Sarıpolat köyü civarı da topraklarına katılmış, bu bölgeyi de Çakmak Dede'nin oğlu Teslim Dede tarafından işletilmiştir. Oğlu Teslim Dede de tekkesini burada kurmuştur. Cumhuriyete kadar Malkara'nın Sarıpolat köyünün ismi Teslim köyüdür. 1900'lü yıllarda Çakmak çiftliğinin sahibi Edirne eşrafından Hacı Emin Bey'in oğlu Ahmet Bey'dir. 1905'te yeni yapılan Uzunköprü Belediye binasının üstünde bulunan saat kulesine takılan 46 liralık saatin 100 mecidiyesini o vermiştir (geri kalanı halktan toplanmıştır). Hacı Emin Beyzade Ahmet bey 1920'de Edirne'nin Yunan işgalinde esir edilmiş, 3 yıl sivil esir olarak Yunan adasında tutulmuştur. 23 Mart 1923'te Türk-Yunan anlaşmasına göre Yunan bandıralı Propontis vapuruyla İstanbul'a dönen tamamı Trakyalı olan 973 kişilik sivil esir kafilesiyle serbest kalmıştır.

Çakmak köy bölgesine insan yerleşimi başladığında Çakmak Dede'den dolayı Çakmak bölgesi ismi verilmiştir. Tekkenin ova yolu üzerinde olduğu hatta bölgede mezarının veya makamının bulunduğu söylenmektedir. Ayrıca çakmak babanın tekkesinin yanında kuyusu da vardır. Köyün mezarlığında yerel tabir olarak "Çakmak Baba" denilen bir mezar vardır. Yaklaşık on yıl öncesine kadar bu mezarın başında sürekli mum yakılmaktaydı. Günümüzde bu gelenek terkedilmiştir. Mezarın yukarıda bahsedilen Çakmak Dede'ye mi yoksa daha sonraki dönemlerde yaşamış birine mi ait olduğu bilinmemektedir. Ayrıca köyde "Çakmak" soyadını taşıyan üç köklü aile de yaşamaktadır. Bu ailelerin de Çakmak babanın soyundan geldikleri rivayet edilmektedir. Bu soyadı 1900'lü yıllarda burada yaşamış olan Hacı İsmail Efendinin oğlu Ali Efendinin çocuklarına verilmiştir.

Çakmak küçük bir yerleşim yeriyken Osmanlı Rus savaşından (93 Harbi) sonra köye Rumeli'den göç etmek zorunda kalan göçmenler yerleşmeye başlamıştır. Böylece köyün nüfusu artmaya başlamıştır. Göç hareketi ve muhacirlerin yerleşmesi Balkan Savaşları, Nüfus Mübadelesi sonunda da sürmüştür. Bu göçler sonunda köy, bugün Aşağı Mahalle tabir edilen Ova yoluna doğru gelişmiştir.

2013 yılı nüfusu 339 kişidir.

Ulu Çeşme; Çakmak baba rivayetlerinden biri olarak gösterilir. Çeşmenin suyu ağacın içinden akmaktadır. Şimdilerde köy kahvesinin bulunduğu yerde eski tarihi bir cami bulunmaktaydı.

Köyün okulu, camisi ve köy kahvesi kalp cerrahı Bingür Sönmez'in ve askerlerin yardımıyla yenilenmiştir. Ayrıca anaokulu, kantin, yemekhane ve lojman yaptırılmıştır

Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar suyundan faydalanılan Çakmak Baba kuyusu şimdi kör kuyu kalıntısı olarak ova yolunda bulunmaktadır. Ayrıca 1950'li yıllara kadar Roman vatandaşlar okul arkasındaki çamlığın altında bulunan mezarlığa, diğer vatandaşlar ise ova yolundaki mezarlığa gömülmekteydi. 1950'den sonra bu yanlış düzeltilmiştir ve artık tek bir mezarlık kullanılmaktadır.

Yemekler; Kuru fasulye, süt böreği ve hamur işi türleri çok yaygındır. Örneğin yerel dilde akıtma, kulik diye adlandırılan hamur işleri de yapılır.

Dil özellikleri; Köyde Trakya ağzıyla konuşulur. Devrik cümle çok kullanılır. Trakya ağzı Gagavuz'ca ile büyük benzerlik gösterir. Örnek fiil çekimleri; geliyim - geliyorum, Naabıyın? - ne yapıyorsun?, sülüyüm - söylüyorum, gelcen mi? - gelecek misin?

Edirne iline 40 km, Uzunköprü ilçesine 13 km uzaklıktadır. Köyün arazisinde yer yer meşelikler bulunur. Bu durum eski çağlarda bölgenin meşe ormanlarıyla kaplı olduğunun kanıtı olabilir. Köy Meriç havzası üzerinde olduğu için köyün arazisi yer yer derelerle yarılmıştır. Bu derelerin oluşturduğu vadiler derin ve sığ olabilir. Çakmak bir sınır köyüdür. Köyün Meriç ovasında sulu tarım yapılabilen arazisi vardır. Yerleşim yerinin Meriç nehrinin oluşturduğu sınıra uzaklığı 1-2 kilometredir. Ayrıca Meriç kıyısında bir sınır karakolu vardır.

Köyden kente göç olgusu Çakmakköy'de de kendini hissettirmektedir. Köyün gençleri Çorlu, Lüleburgaz, İstanbul gibi bölgelere göç etmektedir. Bu nedenle köyün nüfusu giderek azalmaktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde başlıca ayçiçeği, buğday, çeltik (pirinç), şeker pancarı gibi ürünler ekilmektedir. Yer yer kavun-karpuz tarımı da yapılmaktadır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



ÇalıköyÇalıköy eski bir Rum Köyü olup, kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1500'lü yıllardan öncelere dayandığı tahmin edilmektedir. Çalıköy'de şu an sağlık evi ve köy kahvehanesinin bulunduğu yerde büyük bir kilisenin olduğu, bu kilisenin çevre köylerde bulunan kiliselerden daha büyük olduğu ve o zamanlarda da köyün merkez bir köy olduğu, her yıl Yunanistan'dan köye gelen ziyaretçiler tarafından söylenmektedir. Köyde yapılan inşaat çalışmalarında ve özellikle kilisenin bulunduğu bölgede yapılan çalışmalarda kiliseye ait birçok kalıntının çıktığı görülmektedir. Çalıköy'ün Mübadele öncesi bir Rum köyü olduğu, 1872 Yılında Çalıköy'den alınan asker bedeli (2. 842 akçe), aşar bedeli (14. 900 akçe ), koyun vergisi (7. 825 akçe), yıllık vergisi (5. 335 akçe) olduğu belirtilmektedir.

1923 yılında, Lozan Antlaşması çerçevesinde Türk ve Yunan hükümetleri tarafından imzalanan nüfus değişim anlaşması sonrasında, Yunanistan'ın Drama ve Selanik ilçelerinde yaşayan 80 hane Pomak ailesinin Türkiye'ye göçü sağlandıktan sonra, bu gelen ailelere önce Meriç ilçesinin, Meriç ovasında kalan köyler gösterilmiş, ancak gelen bu aileler kendilerine gösterilen bu yerlere değil yine Lozan Antlaşması çerçevesinde boşaltılan Çalıköy'e yerleşmeye karar vermişlerdir.

ÇalıköyÇalıköy'e Rumeli'den ve Balkanlar'dan gelen bu göç 1934 yılında da devam etmiş o zamanlar Yugoslavya sınırları içinde bulunan, bu gün Bulgaristan sınırlarına dahil Razgrad İli, Kemallar İlçesine bağlı Ahat köyünden gelen göçmen aileler ile birlikte köyün hane sayısı 220'yi bulmuştur. Çalıköy Edirne ili Uzunköprü İlçesine 7 Km. uzaklıkta Merkez bir köydür.

Son 20-25 yılda köyün gençleri çok yoğun bir şekilde özellikle İstanbul, Çorlu ve Çerkezköy'e çalışma amacıyla göç etmiştir. Bu göç, köy nüfusunun önemli ölçüde azalmasına sebep olmuştur. Önemli günlerde, bayramlarda ve tatillerde köy dışında yaşayan köylülerin gelmesiyle birlikte köy nüfusu 1. 000-1. 200'lere çıkmaktadır. Köyde modern çiftçilik ile birlikte büyük ve küçükbaş hayvancılık yapılır. Köyde sulu tarım çok azdır; genelde buğday, ayçiçeği ve pancar ekimi yapılmaktadır. Köyde ikisi köy kahvesi olmakla birlikte toplam 3 kahvehane, 1 bakkal mevcuttur. Köyde bir Sağlık evi olmasına rağmen, Türkiye'de aile hekimliğinin başlamasıyla birlikte köy, Uzunköprü 1 Nolu Sağlık Ocağındaki Aile Hekimliğine bağlanmıştır.

ÇalıköyKöyün genç nüfusunun göç etmesi ile birlikte köydeki yeni çocuk doğumu hemen hemen olmadığından, okula gidecek öğrenci sayısının azalmasından dolayı ilköğretim okulu kapatılarak öğrenciler taşımalı eğitim ile Uzunköprü'deki okullara gitmektedir. Ayrıca çeşitli Üniversitelerde öğrenim gören birçok genç olduğu gibi, Üniversiteyi bitirip çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile özel sektörde çalışan birçok genç vardır.

2013 yılı nüfusu 297 kişidir.

Edirne iline 74 km, Uzunköprü ilçesine 7 km uzaklıktadır.

Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.




Köy, ismini burada çiftliği olan bir çavuştan almıştır. Köyün yeri eskiden tren yolu yamacında iken daha sonra şimdiki yerine intikal etmiştir. Köy 1919 yılında Yunan işgaline maruz kalmış ve bu işgal üç sene sürmüş olup Kasım 1922'de sona ermiştir. 3 Kasım 1922`de on yedi kişi kurşuna dizilmiştir. Şehitlik köy merkezindeki caminin yanında bulunmaktadır.

2013 yılı nüfusu 510 kişidir.

Edirne iline 110 km, Uzunköprü ilçesine 28 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Uzunköprü Tarım Borsası'nın Türkiye Tarım Borsası'ndaki Buğday ve Ayçiçeği bakımından büyük paya sahip olmasında Çavuşlu'nun etkisi, tarım alanlarının genellikle güneye bakmasından dolayı büyüktür.

Köyün bilinen en önemli yer altı zenginliği linyit kömürdür. Maden ocaklarından çıkan kömür, paketlenerek satılmaktadır. Kömür satımı Türkiye genelinde hem fabrikalara hem de evlere yapılmaktadır.

Tarımı yapılan başlıca tarım bitkileri ayçiçeği, buğday, süpürge, mısır ve çekirdeklik kabaktır.

Küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık yapılan köyde hayvanlara yem olarak buğday biçiminden arta kalan samanlar (balyalanarak muhafaza edilir) ve küspe kullanılır. Hayvanlardan elde edilen süt, günlük ihtiyaçtan fazla ise civar kasabalardaki mandıra sahipleri tarafından her gün akşam üzeri köy meydanından toplanır. Kesim zamanı gelen hayvanlar da yine civar kasabalardaki mezbahalara ya da kurbanlık olarak ihtiyacı olan kişilere satılır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır fakat ebe yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır



ÇiftlikköyEdirne iline 74 km, Uzunköprü ilçesine 6 km uzaklıktadır.

2013 yılı nüfusu 180 kişidir.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Çiftlikköy Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. ADSL mevcuttur.

 



Çiftlikköy Çiftlikköy Çiftlikköy göleti





Çobanpınar köyü 1957 yılında gerçekleşen sel baskınından sonra, yerleşim birimleri oturulamaz hale geldikten sonra, bulunduğu yerden taşınıp şu an olduğu yere getirilmiştir.

2013 yılı nüfusu 81 kişidir.

Köydeki genç nüfus eğitimleri dolayısıyla şehir dışında yerleşim göstermektedirler. Bu yüzden Köyün nüfusu artmamaktadır. Fakat gerçekleştirilen düğün vb. etkinliklerde bütün köy insanları bir araya gelmektedir. Oyunları ve eğlenceli geleneklerini gerçekleştirmektedirler. Eğlenceli ve sevecen kişilik yapısına sahiptirler. Köy üzüm bağları ile ünlüdür.

Edirne iline 92 km, Uzunköprü ilçesine 25 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köy ekonomisine özellikle kadınların etkisi büyüktür, yeri geldiğinde traktörün başına geçip tarla sürmektedirler.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. Köyün kanalizasyon şebekesi mevcuttur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol stabilize olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.




Köy Pomak köyü olup, aslen köye yerleşenler Bulgaristan Burgaz ilinden göçerek gelmişlerdir.

2013 yılı nüfusu 306 kişidir.

Edirne iline 90 km, Uzunköprü ilçesine 23 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi vardır . PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır .



DeğirmenciEdirne iline 60 km, Uzunköprü ilçesine 7 km uzaklıktadır.

2013 yılı nüfusu 350 kişidir.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Değirmenci Değirmenci Değirmenci Değirmenci





Köyün adı daha önceleri Dereikebir iken daha sonra yapılan değişiklik ile Dereköy ismini almıştır.

2013 yılı nüfusu 790 kişidir.

Edirne iline 83 km, Uzunköprü ilçesine 16 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Köyde OR-KÖY tarafından yaptırılmış olan 10 ton süt kapasiteli süt entegre tesisi bulunmaktadır.

Köyde 2006 yılında yapılan çalışmalar sonucu ilköğretim okuluna yeni bir yüz kazandırılmıştır. Köyün 2005 yılında altyapı çalışmaları tamamlanarak kanalizasyon döşenmiştir. Köyde faal olmayan bir sağlık evi bulunmaktadır. Köyün yolları stabilize asfalttır.




Köyün adı Elmalı yani elin Malı anlamındadır. Kurtuluş savaşında Ermenilerin köyü terk etmesiyle Türklere kalmıştır. Eski ismi Ermeni köy olarak anılmaktadır. Köyde kilise ve Ermeni mezarlığı korunmadığı için yok olmuştur. Köy halkı Pomak, Gacal ve Romanlardan oluşmaktadır.

2013 yılı nüfusu 730 kişidir.

Edirne iline 87 km, Uzunköprü ilçesine 21 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Genç nüfusun büyük kısmı ekonomik nedenlerden dolayı Köyü terk etmiştir. Şehre göç devam etmektedir. Kömür madeni ayrıca bir geçim kaynağıdır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. Kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Köyde internet kafe vardır. Köyde bir de yeni gölet ve sulama sistemi vardır.



Eskiköy köprüsüKöyde Cumhuriyet kurulmadan önce Yunanlılar oturuyormuş ve o zamanlarda da köyün adı aynıymış. Nüfus mübadelesinde buraya yerleşen köyün ilk kurucuları isminin değiştirilmesine lüzum görmemişler ve bu zamana kadar bu şekilde kalmış.

2013 yılı nüfusu 365 kişidir.

Edirne iline 70 km, Uzunköprü ilçesine 7 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Eskiköy köprüsüKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır fakat atama olmadığından sağlık görevlisi bulunmamaktadır. Ancak sağlık görevlileri belirli aralıklarda hizmet etmektedir. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.




Gazimehmet köyü Yunanistan'dan (Selanik) gelenler tarafından Rum köyü olan bu köye yerleşilmesiyle kurulmuştur. (Atatürk'ün karga kovaladığı çiftliğin yer aldığı Langaza (lankadias) göçmenleri çoğunluktadır. ). Günümüzde köyde meskun olanların çoğu Zübeyde Hanım'ın memleketi olan Langaza ve Doyran'dan mübadele ile göç etmişlerdir. Köyde yaşayanların 1350'li yıllarda Karaman civarından Rumeli'ye iskan edildiği bilinmektedir. Eski adı Kadıköy'dür. Daha sonra Gazimehmet köyü olarak isim değişikliği yapılmıştır.

Gelenek ve görenekleri Trakya'ya özgüdür. Misafirperver bir yapıya sahip olan köy, çalışkanlığı ve tutumluluğu ile öne çıkmaktadır. Muhacir olan köy, düğünlerini genel olarak cumadan başlatıp pazar akşamı bitirir. Ancak yeni yeni salon düğünlerine geçiş başlamıştır. Köyde bayramlaşma önce camide başlar ve mezarlık ziyaretinden sonra halk evine gider. Bayram sabahları genelde kahvaltı sütlü çorba adı verilen muhacir kökenli bir çorba ile yapılır. Yemek olarak genel Türk mutfağı ve Trakya usulü yemekler yapılır. Halk kışlık olarak tarhana, kuskus, yufka, sütlü lor gibi yiyeceklerini yazdan yapıp kışın afiyetle yer. İnsan olarak saygılı bir halk olan Gazimehmet köyü sakinleri okul, öğrenci ve öğretmene gereken önemi sunar. Köy gençleri en az lise mezunudur. Köyde okur yazar olmayan yok denecek kadar azdır.

2013 yılı nüfusu 309 kişidir.

Edirne iline 85 km, Uzunköprü ilçesine 22 km, Hayrabolu ilçesine 21 km. uzaklıktadır. İki ilçe arasında bulunmaktadır. Arazisi sulak değildir. Baraj yapımı bitmiştir

Köyde temel geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım genelde modern yöntemlerle yapılmaktadır. Buğday ve ayçiçeği nöbetleşe olarak ekilir. Sulama imkânı olan alanlarda mısır ve ihtiyaca yönelik sebze üretimi yapılır. Hayvancılıkta son yıllarda ahır hayvancılığı revaçtadır. Büyükbaş hayvanlar ilkbahar mevsiminden itibaren Trakya antropojenlerine çıkarılır. Köy dışından gelenlerin sahip olduğu kömür işletmesi de köy sınırlarında mevcuttur.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. Kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı yoktur. Ancak sağlık evi vardır. Ebesi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır



Gemici Köyün halkı Yunanistan'dan mübadele ile gelmiştir ancak nereden geldiği kesin değildir.

2013 yılı nüfusu 215 kişidir.

Edirne iline 80 km, Uzunköprü ilçesine 13 km uzaklıktadır.

Gemici Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

 

 

Gemici Sulama Kooperatifi Gemici Sulama Kooperatifi





Hamidiye köyü 1895 yılında, Rus harbi sonrası Bulgaristan'dan göç edenler tarafından kurulmuştur. Köy halkı 1887 yılında Bulgaristan'ın Plevne ilinin Bejenova (Becenova) kasabasından 17 aile ile göç etmişlerdir. Anadolu'ya gelen Bejenovalı diğer Pomak göçmenler ise Kırklareli ili Vize ilçesi Doğancı köyünde, Kütahya ili, merkez Büyüksaka köyünde ve Aydın ili, Söke ilçesinin Yuvacık Kasabasında ikamet etmektedir.

Köyün isminin nereden geldiği ile ilgili olarak iki tane rivayet vardır. Birincisi; köyün Sultan 2. Abdülhamid döneminde kurulmuş ve Sultanın kendisine atfen bu ismin verildiğidir. İkincisi; Osmanlı döneminde transit ticaret yolu üzerinde bulunan köyün yakınındaki bir handaki hancının kızından gelmektedir. Kızın adı Hamidiye'dir. Kısa bir hikâyesi vardır. Bu handa hancı ve kızından başka devamlı ikamet eden başka kimseler yokmuş. Gelen birkaç gün konaklar ve gidermiş. Hancının hanımı bir hastalıktan dolayı vefat edince kızıyla baş başa kalmış. Hamidiye isimli bu kızın göz alıcı bir güzelliğe sahip olduğu ve babasının da kızcağızın başına bir hal gelmesin, beni bırakıp gitmesin diye hanın ikinci katındaki kendilerine ait odada sürekli kilitli tuttuğu rivayet edilir. Yüzünü bir gören olmasın diye kızını çok sakınırmış. Günün birinde handa konaklamak için gelen akıncı bey'i Kurtbey ve arkadaşları birkaç gün orada kalırlar. Hedefleri kefereye vur kaç yaparak Osmanlı ordusunun önünü açmakmış. Kurtbey han bahçesinde dolaşırken, pencerenin kenarından kaçamak bakışlarla kendisini izleyen Hamidiye'yi fark eder ve bir bakışta her ikisi de birbirine aşık olurlar. Kurtbey hancıyı her ne kadar sıkıştırdıysa da hancı handa bir kadının olmadığı konusunda Kurtbey'i ikna etmeye çalışır. Ama pek inandırıcı olmaz bu Kurtbey için. Ertesi sabah Hamidiye tekrar pencereye çıkar ve Kurtbey ile konuşur. Kurtbey bir görev için gitmek zorundadır ve dönüşte kendisini alarak kaçıracağını söyler. Hamidiye havalara uçar ve hazırlarını tamamlar. Kurtbey görev sonrası tekrar hana uğrar ve bir akşam Hamidiye'yi kaçırır. Hamidiye ve Kurtbey evlenirler. Ama kızın babası inatçı hancı bunu kabul etmez. Kızını bir daha asla göremeyeceği ve yalnız kalacağını sanan bana kahrolur. Kahrından kızının ismini sayıklayarak ölür. İşte, kısaca hikâyesiyle iki rivayet.

2013 yılı nüfusu 322 kişidir.

Köyün gelenek ve görenekleri kendine has Rumeli özelliğini taşır. Meşhur yemekleri; tarhana çorbası, kesme yufka makarnası, koyurtmaç (inek sütünün beyaz peynir ile mayalanmasıyla ve içine közlenmiş yeşil biber atılmasıyla yapılır. )

Giyim kuşamından günümüz genç nesle kalan bir emaneti ne yazık ki kalmamıştır. Halen orta yaşlı ve yaşlı kadınların ev dışına çıkarken örtünmek için kullandığı "PÜRGÜ" denilen örtüleri vardır. Başa örtülen kapak ve bele kadar giyilen etek olmak üzere iki parçadır. Ancak genç nesil tarafından benimsenmemektedir.

Edirne iline 80 km, Uzunköprü ilçesine 13 km, Keşan ilçesine 35 km uzaklıktadır. Köy kurulduğu günlerde etraftaki diğer köylerden daha büyük olduğundan dolayı Nahiye (Bucak Merkezi) olarak anılmaktadır. 60'lı yılların sonuna kadar köyde bir jandarma karakolu kurulu idi. Daha sonra Uzunköprü'ye taşınmış olmasına rağmen halen karakol içinde bir bölüm Hamidiye Karakolu olarak anılmaktadır. Uzunköprü'den Hamidiye Köyüne doğru seyahat ederken, köy öncesi dik bir rampa tırmanırsınız. Bu rampaya Hamidiye rampası denir. Köyün kuzey doğusundan geçen dere de Hamidiye Deresi olarak anılır ve Ergene Nehri'ne dökülür. Doğu tarafında da Paraşüt tepesi denilen, köy rakımından daha yüksek bir tepe mevcuttur. Köyün batı tarafı Ergene ovasının düzlüklerine açılır. Kuzeyden güneye doğru Edirne-Çanakkale E-87 karayolu geçmektedir. Bu karayolu köyün ortasından geçmektedir.

Köy nüfusu, zaman içinde büyük şehirlere ve sanayileşmiş çevre ilçelere akan göç dolayısıyla azalma göstermiştir. Özellikle İstanbul, Çorlu, Çerkezköy bu göçlerden nasibini almıştır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ayrıca kanalizasyon şebekesi de mevcuttur. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



Hamitli1356 yılında Osmanlı şehzadesi Süleyman Paşa Çanakkale boğazından Rumeli'ye geçerek Gelibolu, Bolayır, ve Tekirdağ yörelerini aldı. Akıncı beylerden Evronos, Hacı İl bey ve Paşayiğit bey komutasındaki kuvvetler Malkara, Hayrabolu, Keşan ve İpsala'yı aldılar. Bu dönemde Uzunköprü henüz kurulmamıştı. Kır eşkıyasının barındığı ormanlık, bataklık bir bölge idi. Bu bölgede sadece Çokköy (Çöp köy), Baflı (Pehlivan köy), Harala (Altınyazı) yerleşim alanları vardı. Ergene'nin batısı ve kuzeyi Dimetoka'ya bağlı bölgelerdi.


HamitliRumelide yeni alınan bu kasaba ve köylere Bursa, Karesi (Balıkesir), Saruhan (Manisa) ve Çanakkale'den Türkmen ve Yörük aşiretleri getirilerek Salarlı, Kurtbeyli, Balabanlı, Alici (Alıç), Maksutlu, Harmanlı, Çavuşlu, Dereköy, Kırkavak, Hataplı (Beykonak), Çokköy (Çöpköy), Malkoç, Karacasalih (Kırcasalih), Kestanbolu (Yağmurca), Sultanşah, Değirmenci, Çakmak, Sığırcalı, Bulduklu (Bıldır), Turnacı, Yenice ve Görece köylerini kurdular.

 

Yukarıda sayılan köyler dışındaki köylerin çoğu 1828-29 (Osmanlı-Rus), 1853-56 (Kırım savaşı), 1877-78 Osmanlı-Rus savaşından sonra göçler sonrası oluşmuş köylerdir. İşte HAMİTLİ KÖYÜ de bu dönemlerde kurulmuştur. Köyün kurulduğu dönemde Osmanlı padişahı 2. Abdulhamit'tir. (Saltanatı: 1876-1908 Babası: Abdülmecid Han - Annesi: Tir-i Müjgan Sultan Doğumu: 21 Eylül 1842 Vefatı: 10 Şubat 1918 ). Muhacir komisyonları kurdurarak göçmenlerin iskanlarına çalışmıştır. Hamitli bölgesine de 2. Abülhamit'in bu komisyonları aracılığıyla göçmen iskan edilmiş, 2. Abdülhamit'e ithafen köyün adı HAMİTLİ KÖYÜ dür. Aynı zaman da köye gelen göçmenlerin bir kısmı Yunanistan'ın Gümülcine şehrinin HEMİTLİ köyünden olduğundan ve Trakya'daki Yunan göçmenleri arasında bu bölge (Hemitli) bilindiğinden Hamitli köyü yerine halk ağzında çokça Emitli veya Hemitli şeklinde söylenmiştir. Günümüzde hala böyle söyleyenler çoktur.

Hamitli2013 yılı nüfusu 392 kişidir.

Edirne iline 55 km, Uzunköprü ilçesine 8 km uzaklıktadır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık vardır ancak kullanılmamaktadır ve atıl durumdadır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.




Edirne'nin Uzunköprü ilçesine bağlı olan köy, adını geçmişte Bulgaristan'ın Harmanlı yerleşkesinden gelen göçmen sayısının fazla olmasından alır. Eskiden, harman yapım alanlarının fazla olmasından dolayı da Harmanlı ismi kalıcı hale gelmiştir.

2013 yılı nüfusu 1. 120 kişidir.

Edirne iline 93 km, Uzunköprü ilçesine 24 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi madencilik, tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Tarımı yapılan başlıca tarım bitkileri ayçiçeği, şekerpancarı, buğday, süpürge, mısır, kabaktır. Köyde küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık yapılır.

Köyün yer altı zenginliğini linyit kömürü oluşturur. Maden ocaklarının yanı sıra ayrıca kum ve çakıl ocakları da vardır.

Köyde Harmanlı Rauf ŞENBAŞ ve Yunus ŞENUZ ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi vardır ancak PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Uzunköprü-Keşan Yolu üzerindeki Hamidiye-Harmanlı köyü yol ayrımından 11 km. uzaklıktadır. Gerek Edirne gerekse Keşan üzerinden ulaşımı gayet kolaydır.



HasanpınarAnlatılanlara göre orada çoban olan Hasan adlı bir şahısla köyden geçmekte olan bir pınardan ismini almıştır.

2013 yılı nüfusu 514 kişidir.

Edirne iline 78 km, Uzunköprü ilçesine 11 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

HasanpınarKöyde ilköğretim okulu vardır. Fakat bu ilk okul 5. sınıfa kadar öğrenci yetiştirmekte ve kalan 3 yıl taşımalı olarak öğrenciler Uzunköprü ilçesinde eğitimlerine devam etmektedirler. Köyün içme suyu şebekesi vardır. Kanalizasyon vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.





Edirne iline 97 km, Uzunköprü ilçesine 30 km uzaklıktadır. Köyün iklimi, Trakya Karasal iklimi etki alanı içerisindedir. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

2013 yılı nüfusu 183 kişidir.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamakta, taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. İnternet vardır.



KadıköyKöyün tarihine baktığımızda bir Rum köyü olduğu, mübadele sonucuyla Pomakların gelmesiyle, Rumların da Yunanistan'a gitmesiyle ve daha sonra Bulgaristan Kırcaali bölgesinden gelen evladı fatihan (rum elini fethedenlerin torunlarının) yerleşmesiyle oluşan bir köydür. Köy gayet temiz her türlü alt yapı sorunu olmayan şirin bir köydür. Ayrıca köyde sulama barajı da vardır.

2013 yılı nüfusu 214 kişidir.

KadıköyEdirne iline 89 km, Uzunköprü ilçesine 22 km uzaklıktadır - Keşan asfaltına 4 km uzaklıktadır.

Yaz aylarında ve bayramlarda köyden göç eden insanlar da gelmektedirler. (Almanya, İsviçre, İstanbul, Bursa, Edirne) Bu durumlarda köyüün nüfusunda artış olmaktadır - Nüfus yaklaşık 1000 kişiye ulaşıyor.

 

KadıköyKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılmamakta olup yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Aile hekimliği uygulaması dahilinde köye doktor gelmektedir. Köyün tüm alt yapı işleri bitmiş olup köyün tüm sokakları parke taş döşelidir. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Kadıköy Kadıköy Kadıköy




KarabürçekEn eski yerleşim yerlerinden biri olan Karabürçek köyünün adı Karasaçlı güzel kızdır. Rumlarla Türklerin birlikte yaşadığı köye zamanın birinde birliği ile birlikte gelen ve bir yudum su isteyen akıncı komutana yaşlı bir kadın su tasına bir saman çöpü koyarak torunu vasıtasıyla su gönderir. Tasta saman çöpünü gören komutan çok kızar ve kafasını kaldırdığında su ikram eden kızı çok beğenir. Kara saçlı güzel kız anlamına gelen "KARABÜRÇEK" ismini köye uygun görür. Trakya bölgesinin en iyi kömürünün çıkması sebebiyle tren yolu döşenen ilk köydür. 1800'lü yılların sonunda lokomotif yakıtı arayışına giren Fransızlar bu köyün kömürünü uygun bulmuş ve kömürün taşınması için de 22 km kadar demir yolu yaparak buraya trenlerin gelmesini ve kömürün taşınmasını sağlamışlardır. Ocakta kalmaları için de Fransız mühendislere modern evler yapmışlar ve elektrikle (Nasıl üretildiği bilinmiyor. ) Ocağı ve evleri aydınlatmışlardır.

2013 yılı nüfusu 403 kişidir.

KarabürçekKöyde Boşnak, Gacal, Çıtak, Yörük ve Tisova-Drama Pomaklari tam bir ahenk içinde dayanışma içerisinde yaşamaktadır. 1920'lerde köye yerleşen ilk Boşnaklardan Osman Haliloviç (Boşnak İbro) ailesidir. Köy ve civarında Rumlardan kalma mimari yapılar ve yıkıntılar halen bulunmaktadır. Balkan ve Türk mutfak kültürü (yemek) zenginliği olan köyde, farklı kültür ve etnik kökenli insanların yaşadığı nadide bir köydür. Köy gençlerinin büyük çoğunluğu dışarıdadır. Uzunköprü'nün en küçük ve ilçeye en uzak köyü olmasının yanında nüfusa göre okulluluk ve başarı oranı en yüksek köyüdür. Düğünleri meşhurdur. Düğünlerde geleneksel olarak; Düğün çorbası, Etli Kuru Fasulye, Pirinç Pilavı ve İrmik Helvası pişirilir. Pişirilen yemekler düğün boyunca (Cuma gününden pazar gününe kadar) tüm misafirlere ve köy halkına ikram edilir.

Edirne iline 90 km, Uzunköprü ilçesine 25 km uzaklıktadır.

KarabürçekKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Özellikle son yıllarda işçiliği zor ve zaman isteyen süpürge bitkisi ekilmektedir. Topraklarının büyük çoğunluğunda kuru tarım yapılmaktadır. Ayrıca Trakya'nın en kaliteli linyit kömür yataklarından biri burada bulunmaktadır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. Kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Köyde internet mevcuttur.




Köyün kuruluş tarihi net olarak bilinmemektedir. Ancak köyde yıkılmaya yüz tutmuş Osmanlı döneminden kalma kerpiç evler halen mevcuttur. 1970'li yılların ortalarına dek köyde tarihi bir kilise bulunurmuş. Şuan bu kilisenin yerinde köyün ilköğretim okulu bulunmaktadır. Kilisenin duvarında yer alan, üzerinde Kiril alfabesinde yazılmış bir metin olan mermer sütun halen köy mezarlığında musalla taşı olarak kullanılmaktadır. Buradan anlaşıldığı kadarıyla Karapınar eskiden Rum ve Türk halklarının birlikte yaşadığı bir köydür.

Köyün güney tarafında eski tarihlerde akan bir pınar varmış. Pınarın etrafındaki ağaçların gölgesi suya düştüğünden su siyah renkte görünürmüş. Köy ismini bu pınardan almıştır.

2013 yılı nüfusu 504 kişidir.

Edirne iline 85 km, Uzunköprü ilçesine 18 km, Köy Uzunköprü - Keşan asfaltına 2 Km, uzaklıktadır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik, sabit telefon ve ADSL hizmetleri vardır.



Karayayla Türkiye Cumhuriyeti'ni kurulduktan sonra 1924 yılında Yunanistan ile yapılan Mübadele Anlaşması neticesinde Yunanistan'ın Selanik ilinin Serez ilçesinin Ortamahalle köyü, İsmailli köyü ve Hamzalı köylerinden Türkler gemilerle İstanbul'a getirilmiş, oradan da trenle Uzunköprü'ye gönderilmiştir. Sonra bu halk Karayayla'da Yunanlılardan boşalan evlere yerleşmiştir. Bu gelen Türklere Karabacak denmiştir. Daha sonra 1935 yılında Bulgaristan'dan Şumnu ilinden Türkler gelmiş, bunlar da köye yerleşmişler ve bunlara da Macur (muhacir) denmiş. Ayrıca 1937 yılında Romanya'dan gelenler olmuş bunlar da köye yerleşmiş ve bunlara da Kırcalı denmiştir.

2013 yılı nüfusu 210 kişidir.

KarayaylaEdirne iline 79 km, Uzunköprü ilçesine 12 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi vardır ancak PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Karayayla Karayayla Karayayla
Karayayla   Karayayla göleti




KavacıkSelçuklu Türklerinden, Kocacık Yörük boylarından gelir. Osmanlı döneminde Mora yarımadasının alımında üstün başarı gösterdikleri için bu bölgede beylikler verilmiştir. Selçuklular zamanında köyün bulunduğu yere büyük pazarlar kurulur, bölgedeki halk ihtiyaçlarını buradan sağlarmış.

2013 yılı nüfusu 771 kişidir.

Köyün gelenek olarak 6 Mayıs'ta Hıdırellez Şenlikleri coşkuyla kutlanır, ayrıca ek olarak her sene Mayıs'ın son haftasında "Dallık" adı verilen şenlikler de yapılır. Köy nüfusunun önemli bir bölümü nüfus mübadelesi ile köye yerleşen Selanik, Drama, Romanya ve Bulgaristan göçmeni vatandaşlardan oluşmaktadır. Kuru fasulye, imam bayıldı, keşkek, lengür, kaçamak, sütlü çorba, kuskus, aşure, kesme, kesikli biber, tarhana, patates salatası, zerde, akıtma, lokma, buğday kaçamağı Kavacık köyüne özgü yemeklerdir.

Kavacık göletiEdirne iline 69 km, Uzunköprü ilçesine 9 km uzaklıktadır.

Bazı evler müstakil olmasına rağmen bazıları iki katlıdır. Müstakil evlerin %40'ı kerpiçten yapılmadır. Damlar ise kiremitlerle örtülmektedir. Günümüzde ise modern yapı malzemeleri kullanılarak aynı planda evler inşa edilmektedir.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı yoktur ancak sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



KavakayazmaKavakayazma köyu ismi köyün yakınında bulunan büyük bir kavak ağacından gelmektedir.

2013 yılı nüfusu 202 kişidir.

Edirne iline 87 km, Uzunköprü ilçesine 20 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır ancak doktor ve hemşire yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt yol vardır. Ayrıca köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Kavakayazma göleti Kavakayazma göleti




Köyün en önemli tarihi dokusu Sultan II. Murad'ın damadı, Fatih Sultan Mehmet Han'ın eniştesi akıncı beyi, Mora Fatihi Gazi Turhan Bey Türbesi ve Camii'dir. Köyün ismi Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde de geçmektedir. Türbe ve cami, restorasyonun ardından 31 Ekim 2008 günü kılınan ilk cuma namazı ile ibadete açılmıştır. Köylünün çoğu Bulgaristan göçmenidir. Osmanlı Rus Harbi bu göçün sebebidir.

2013 yılı nüfusu 563 kişidir.

Gazi Turhan Bey Camii ve türbesiGelenek ve göreneklerine bağlı kalan bir köydür diyebiliriz. Düğünlerde damat tıraşı kına gecesi gelin alayı oluyor. Bütün köylüye ve dışarıdan gelen misafirlere yemek veriliyor. Düğünler genellikle evlerin bahçesinde yapılıyor. Mevlutlar yemekli yapılıyor.

Köyde son zamanlarda Gazi Turhan Bey'i Anma Şenlikleri yapılmaktadır. Ayrıca Türbe yeniden düzenlenmiş ve ilçenin tarihi değerlerinin önemli bir parçası olmuştur.

Edirne iline 75 km, Uzunköprü ilçesine 8 km uzaklıktadır.

Gazi Turhan Bey Camii ve türbesiKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Özellikle bahçecilik başlıca tarım uğraşısıdır. Son zamanlarda seracılık faaliyetleri artmış ve devletin de teşvikiyle önemli bir gelir kapısı olmuştur.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır

Gazi Turhan Bey Camii ve türbesi Gazi Turhan Bey Camii ve türbesi Gazi Turhan Bey Camiinin 2006 onarımı öncesi durumu




KırköyRumlardan savaş sırasında kazanılmış olup adını şu anki yerleşimden farklı bir bölgeye ilk gelen 40 haneden oluşan, daha sonraları söylem değişimine uğrayıp Kırköy adını almıştır. Diğer bir söylenti ise başka bir köyde yaşayan baba - oğul kavga eder ve oğul babasına kızıp evi terk eder. Kırsal bir kesime yerleşir. Daha sonra burada evlenir. Böylece arkadaş çevresi de yavaş yavaş yanına gelir. Böyle ilerleyerek gider ve ismi Kırköy olarak belirlenir.

2013 yılı nüfusu 316 kişidir.

Edirne iline 89 km, Uzunköprü ilçesine 22 km uzaklıktadır.

KırköyKöyün ekonomisi tarım, hayvancılık ve madenciliktir.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi var olup kullanılamamaktadır . Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köye giriş yolu mıcır olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. İnternet bağlantısıda vardır



KiremitcisalihEdirne ilinin, Uzunköprü ilçesinin bir köyü olup, Meriç nehrinin doğusunda bulunmaktadır. Kuzeydoğuda Eskiköy, batıda Gemici, Kurdu köyleri, güneyde ise Çalıköy ile komşudur.

2013 yılı nüfusu 453 kişidir.

Köy halkının tamamı Balkanlardan göç gelmiştir. Bu nedenle tam bir Rumeli kültürü hakimdir. Genç nüfus işsizlik ve geçim sıkıntısı nedeniyle İstanbul, Çorlu, Lüleburgaz, Saray, Çerkezköy vs'ye göç etiğinden köyde yaşayan nüfus git gide azalmaktadır. Tarım ve hayvancılıkla geçinen köy halkı artan gübre ve mazot fiyatları nedeniyle tarımı da yapamaz hale gelmiştir. Göç yüzünden okul kapanmıştır ve var olan öğrenciler Uzunköprü'de öğrenimini sürdürmektedirler.

Edirne iline 76 km, Uzunköprü ilçesine 8 km uzaklıktadır. Yolları son dönemde bozulsa da kötü denilemez.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



KurduköyEdirne iline 80 km, Uzunköprü ilçesine 13 km uzaklıkta olan köy ulaşım güzergahı bakımından rahat olmasına karşın ulaşımı sağlayan yol hatlarının aşırı derecede bozuk olmasından standart sürelerde seyahatten ve kaliteli ulaşım imkanlarından yoksun durumdadır. Köy ve etrafı genelde irili ufaklı tepeciklerden oluşmaktadır. Türkiye'nin en Batısında sınıra en yakın köyler arasındadır. Meriç Nehrinin kıyısında bulunan köy tarımsal zenginlikleri ile göz doldurmakta olup Osmanlı döneminde akıncı beylerinin karargah noktası üzerinde olduğu düşünülmektedir. Bitki örtüsü klasik Bozkır olmakla beraber makilik alanlar da yer yer görülmekte, nehre yakın noktalarda ise zengin bitki ve hayvan familyasına sahiptir. Son yıllarda yapılan bilinçsiz avlanma ile beraber eskiden göçebe kuşların uğrak noktası olmasına rağmen şimdilerde bu durum yıllara göre kuş sayısında azalma göstermektedir.

2013 yılı nüfusu 243 kişidir.

KurduköyTrakya karasal ikliminin en sert yaşadığı ender bölgelerden olan köy kışın geçen soğuk kış ve yaz aylarındaki aşırı sıcakları bünyesinde taşımaktadır. Bahar yağmurlarının istinasız bir düzen içerisinde yağdığı köyde sonbaharlar diğer Trakya yerleşmelerine göre daha soğuk geçmektedir. Son yıllarda eski yıllara göre kar yağışının oldukça az olması küresel ısınmanın ve düzensiz hava hareketlerinin etkileri olarak yorumlanmaktadır. Buna karşın kışlar oldukça sert şekilde soğuk geçmektedir. İlkbahar ayının gelişi ile beraber doğanın eşsiz güzelliğini cömertçe sunan köy tabiatı yaz aylarının getirdiği aşırı sıcak ve nemli havası ile köylülere oldukça zor günler yaşatmaktadır.

Köy nüfusu artan sanayi akımları ve geçim sıkıntısı ile beraber 1990'ların ortası ve 2000'lerin başı ile beraber oldukça hızlı göç vermiş ve genelde İstanbul olmak üzere çevre illere göç etmiştir. Göç nedenlerinin başında; artan refah isteği, geçim sıkıntısı, miras paylarının bölünmesi, şehirleşmenin cazipliği ve iş fırsatları gelmektedir.

KurduköyKöyün ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa dayalı olmaklar beraber köy bünyesinde yaşayan bazı kimselerin düzenli olarak en yakın ilçelere çalışmaya gittiği gözlemlenmektedir. Tarımda makineleşmeye geçilince köylünün refah seviyesi artmış bununlar beraber nüfusun artışı yine üretilen ürünleri bölmeye başlayınca bir takım sıkıntılar baş göstermiş ve köyün gençleri diğer illere temelli yada mevsimlik olarak çalışmaya gitmişleridir. Süt toplama merkezinin bulunduğu köyde önemli gelir kaynaklarından olan süt köylülerin aylık ödeme şeklinde belirli süt firmalarına mallarını satması ile ekonomiyi diri tutmaktadır. Küçükbaş hayvancılığın da önemli olduğu köyde belirli aileler irili ufaklı sürülerle küçükbaş hayvancılık faaliyetlerini sürdürmektedir.

KurduköyKöyde 2000 yılına kadar faaliyette bulunan köy okulu öğrenci nüfusunun düşmesi ile beraber kapanmıştır. Öğrenciler en yakın ilçeye taşımalı olarak eğitim almaya gitmektedirler. Köyde yine 2002 yılına kadar faaliyette olan köy sağlık ocağı nüfusun yetersiz kalması ile beraber kapanmış bu yıldan itibaren köye her salı günü ilçeden 1 saatlik hizmet süresi ile Sağlık Bakanlığınca doktor görevlendirilmiştir. Haberleşme imkanlarının yüksek olduğu köyde; telefon, telgraf, İnternet ve posta ağı Türkiye standartlarındadır.

Kurduköy Kurduköy




KurtbeyKurtbey, Edirne'nin Uzunköprü İlçesinin şirin bir kasabasıdır. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Bölgede başlıca yetiştirilen ürünler buğday, ayçiçeği, çeltik, kavun, karpuz ve şekerpancarıdır.

2013 yılı nüfusu 1.506 kişidir.


KurtbeyKöyün kurucusu Kurtbey isminde Osmanlı akıncı beyidir. Kabri şu anda Edirne'nin Havsa ilçesinde bulunmaktadır. Kurtbey isimli Akıncı Beyinin kurduğu köyde yerleşik birkaç aile mevcut iken (Akıncı, Çelik, Hereke, v. s. ) 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus harbinde Bulgaristan'da yaşayan Müslüman Türk toplumundan Pelinç-Plasinç-Lofça-Pilinçköy bölgesinden gelen ve daha sonra Topuz, Sıvacı, Koç, Hancağız, Gülbağçe, Sezer, İpsalalı, Cabalar, Güder, Kaba, Kuzucu, Çakır, Güven, Bağmen, Tükenmez, Gündüz , Keser, Kuruş, Aydın, Benzer, Taşkın , Topaç, Büyük topaç, Çakan, Çarıkçı, Giritli, Batan soyadlarını alan sülalelerin (Pomaklar) ile tamamı Plevne'den göç eden ve (gacallar) olarak tabir edilen Sarıbaş, Konukçu, Dereli, Balcı, Özer, Çorbacı, Toprak, Yenilmez, Boz, Kaynar, Köse, Tavşan, Engin soyadlarını alan sülalelerin oluşturduğu mahalle ile Romanya'dan göç ederek köyün son mahallesi olan muhacır mahallesini oluşturan, Altan, Çalım, Semerci, Çabukel gibi başlıca aileler ile Silistre bölgesinden gelen bir grubun dahil olduğu köy halen Türkçenin yanında geldikleri bölgenin dil gelenek görenek ve adetlerini sürdürmekle beraber eğitime verdikleri aşırı önem nedeniyle Türkiye'nin her yerinde genellikle Resmi görevlerde ya da özel sektör kuruluşlarının kilit mevkilerinde yer alarak Kurtbey'i temsil etmektedirler. (Kaynak: Uzunköprü Nüfus ve Vatandaşlık işleri 49 cilt nüfus Kütüğü)

KurtbeyMayıs ayının ikinci Pazar günü, DALLIK isminde köyün korusunda eğlence ve şenlikler düzenlenmektedir.

Okuma yazma oranı oldukça yüksektir. Çevre köylerden taşımalı eğitim sayesinde öğrenciler beldede bulunan Kurtbey İlköğretim Okulunda eğitim görmektedirler.

Yeni Büyükşehir kanunundaki maddeler uyarınca nüfusu 2000'in altındaki tüm beldeler gibi Kurtbey Belediyesi de kaldırılarak köye dönüştürülmüştür.

Kurtbey Kurtbey Kurtbey Kurtbey
Kurtbey Kurtbey Kurtbey Kurtbey
Kurtbey




KurttepeEdirne iline 50 km, Uzunköprü ilçesine 14 km uzaklıktadır. Köyün iklimi, Trakya Karasal iklimi etki alanı içerisindedir. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

2013 yılı nüfusu 105 kişidir.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır ancak kullanılamamaktadır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup özelliğini kaybettiğinden bölge bölge çukurlar oluşmuştur. Köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



MaksutluBölgenin Osmanlı hakimiyetine geçmesinin ardından bölgeye gelen Kara Hamza Bey, Yakup Bey, Balaban Bey, Salarlı Bey, Maksut Bey, Gazi Halil Bey ve Kurt Bey; Meriç, Uzunköprü ve Keşan yörelerini kapsayan yerlere geniş çiftlikler kurmuşlardır. Süreç içinde bu çiftlikler yerleşim yerlerine dönüşerek, kurucu beylerin isimlerini almışlardır. Bu neden ile Maksutlu'ya kurucusu olan Maksut Bey'in adı verilmiştir.

2013 yılı nüfusu 510 kişidir.

Edirne iline 87 km, Uzunköprü ilçesine 20 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa, arıcılık, dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Maksutlu Maksutlu




MalkoçköyEdirne'nin Uzunköprü ilçesinin bu şirin köyü tarih kaynaklarında eski adıyla Koç Beyi olarak bilinmektedir. Osmanlı Türklerinin 1356'da Rumeli'ye geçişleriyle birlikte Anadolu'dan gelen Türkmen ve Yörük aşiretleri Koç beyi yani günümüz adıyla Malkoçu kurarlar. Sultan 2. Murad'ın vakfiyesinde Malkoç'ta o zamanlar Hristiyan ve Rumların yaşadığı belirtiliyor. Geniş bir alana yayılmış köyde tarım ve hayvancılık öne çıkarken köyde ticarette yapılmaktadır. Farklı kökenlere sahip insanların barış ve huzur içinde yaşadıkları bu topraklar çeşitli zamanlarda Rusların, Bulgarların ve Yunanların saldırısına uğramıştır

-1829 Rus işgali
-1913 Bulgar işgali
-1920-22 Yunan işgali

MalkoçköyKurtuluş Savaşının kazanılması ile birlikte 18 kasım 1922 de Rumlar Yunanistan'a göç etmişlerdir. Yunanistan'daki Pomaklarla mübadele edilerek köy ve diğer köyler Pomak köyü olmuştur. 1930'lu yıllarda Yunanistan, Romanya, Bulgaristan ve Yugoslavya'dan gelen göçmen Pomaklar, Malkoç ve çevre köylere yerleşmişlerdir.

2013 yılı nüfusu 414 kişidir.

MalkoçköyMalkoç köyü hayvancılık, tarım, hatta balıkçılığa bile elverişlidir. Köylülerin akşam yemeklerini süsleyen baraj balıkları kahvaltılarını süsleyen sütler, peynirler, yumurtalar, akşam keyiflerinin vazgeçilmezi olan çekirdek tarlaları bu topraklarda bir aradadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Malkoç dünden bugüne kurulduğu tarihten bu yana tarım ve hayvancılık üzerine oturtulmuştur.

Köyde ilköğretim okulu yoktur . Köyün içme suyu şebekesi vardır. Kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı sağlık evi vardır ancak faaliyette değildir. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Malkoçköy Malkoçköy Malkoçköy Malkoçköy




MuhacırkadıköyEdirne iline 60 km, Uzunköprü ilçesine 20 km uzaklıktadır. Köyün iklimi, Trakya Karasal iklimi etki alanı içerisindedir. Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

2013 yılı nüfusu 290 kişidir.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak taşımalı eğitim sisteminden faydalanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Muhacırkadıköy Muhacırkadıköy Muhacırkadıköy
Muhacırkadıköy   Muhacırkadıköy





Köyün isminin Demircili ormanı ile köyün arasındaki meşe ağaçlarının çokluğundan geldiği söylenmektedir.

Meşeli 1500'lü yıllarda Zalof'a (Kırcasalih) bağlı bağ (üzüm) çiftliğiymiş. Meşelü çiftliği denmesinin nedeni tabii ki bol miktarda meşe ağacı yani meşe ormanına sahip olmasıymış. Bölgede birçok köy 1877-78 (93 harbi) sonrası kurulduğu düşünülürse meşeli bölgesinde bunlardan 300-350 sene önce insan yerleşimi mevcutmuş.

Kömür ocaklarının çokluğundan dolayı meşhur meşe ağaçları yok olmaya yüz tutmuştur.

2013 yılı nüfusu 122 kişidir.

Edirne iline 46 km, Uzunköprü ilçesine 17 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım, hayvancılık ve kömür madenciliğine dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılmadığı için taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



ÖmerbeyTürkler 1356 yılında Rumeli'ye geçtiklerinde Orhan Gazi'nin oğlu Süleyman Paşa'nın yanında Gazi Evrenos, Hacı İl Bey, Paşayiğit ve Malkoç gibi ünlü Türk akıncı beyleri vardı. Rumeli'nin fethi sırasında Malkara, Tekirdağ, Hayrabolu ve Keşan yöreleri, Gazi Evrenos, Paşayiğit ve Malkoç Beyler tarafından ele geçirildi. Bu fetihlerde büyük yararlılıkları görülen Paşayiğit Bey'e günümüzde adı Ömerbey olarak bilinen köy ve arazisinin dirlik olarak verildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır.

Paşayiğit Bey, Saruhan (Manisa) ilinde yaşayan bir Türkmen boyu mensubudur. Ayrıca Yıldırım Beyazıt zamanında bu Türkmen aşireti Manisa'dan getirilerek Filibe ve Kırkavak yöresine yerleştirildiği kayıtlardan anlaşılmaktadır. Paşayiğit Bey 1. Kosova savaşında öncü kuvvetlerin başında büyük kahramanlıklar göstermiştir. Ve Yıldırım Beyazıt kendisini Üsküp Sancak Beyliğine atamıştır. Paşayiğit Bey'in oğlu Gazi Turhan Bey, Bu günkü Ömerbey, o günlerde Paşayiğit denilen köyde doğmuş ve orada yetişmiştir. Mora fatihi olarak bilinir. Yunanistan'ın zaptında ve Türkleştirilmesinde büyük rol oynamıştır. Yıldırım Beyazıt ile Niğbolu ve Ankara Savaşlarına katılmıştır. Daha sonra da 2. Murat ile katıldığı 2. Kosova ve Varna savaşlarında büyük hizmetlerde bulunmuştur. Yunanistan'a Türkmen aşiretlerini yerleştiren Gazi Turhan Bey'dir. İstanbul'un alınışı sırasında yardım gelmesini oğlu Ömerbey ve Ahmet Beyle beraber Gazi Turhan Bey engellemiştir. Bu akınlarda Ahmet Bey esir düşerken Ömer Bey ise büyük kahramanlıklar göstermiştir. Daha sonra Atina'yı zapt ederek , Fatih Sultan Mehmet'in en ünlü komutanlarından biri haline gelmiştir. Hatta Fatih Sultan Mehmet Atina'ya gittiğinde gördüğü manzara karşısında "Turhan Bey oğlu Ömer bey'e biz çok şey borçluyuz "demiştir. Ömer Bey , Fatih Sultan Mehmet'le beraber Otlukbeli Savaşına katılmış, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan'a tutsak olmuştur. Savaş kazanılınca Ömer Bey tutsaklıktan kurtulmuştur. Babası Gazi Turhan Bey Kırkavak Köyünde kurduğu vakfın yönetimini oğlu Ömer Bey'e bırakır. Ömer Bey bu vakfı, daha önce adı Paşayiğit olan, daha sonra da Turhan Bey köyü olarak anılan köyden yönetecektir. Bu köye sonradan Ömerbey adı verilecektir. Ömer Bey Malkara'da bir cami ve medrese yaptırmıştır. Mezarının bu cami haziresinde olduğu söylenmekte ise de, Ömerbey Köyünün yaşlıları , Ömer Bey'in mezarının Ömerbey köyünün mezarlığında ulu bir ağacın gölgesinde olduğunu belirtmektedir. Bu ağaç kutsal sayıldığı için yakın zamana kadar Ömerbey köyü halkı tarafından korunmuştur. Adil Baba'nın ağacı olarak da bilinen bu ağacın dibinde, içinde mum yakılan küçük bir mumluk vardır. Vatandaşların bazıları belli zamanlarda burada mum yakmaktadır.

ÖmerbeyKısacası Paşayiğit Bey, Gazi Turhan Bey ve Ömer Bey ünlü akıncı beyleridir. Bugün adı hala Ömerbey Köyü olan köy, bu akıncı beylerin yaşadığı dönemlerdeki isimleriyle anılmıştır. Paşayiğit Köyü , Turhan Bey Köyü, Ömer Bey Köyü olarak.

2013 yılı nüfusu 267 kişidir.

Köyün gelenek ve görenekler konusunda ciddi bir hassasiyeti vardır. Köyde düğünlere ve adetlere önem verilir. Köylüler birbirine sevgi saygı çerçevesinde bağlıdır. Köyde özel yapılan bir yemek yoktur.

Edirne iline 73 km, Uzunköprü ilçesine 13 km uzaklıktadır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



Saçlımüsellim'de Mariç taşkınıKöyün kurucuları 1877-1878 Osmanlı Rus nedeniyle Bulgaristan'ın güney kesiminden göç etmek zorunda kalan Yörüklerdir. Fakat köyün yakınlarında "eski köy" denilen mevkide bulunan kalıntılar burada bir yerleşimin olduğunu göstermektedir. Osmanlının kuruluş ve yükseliş devirlerinde ordunun sefer güzergahındaki yolların bakım ve onarımını sağlamak ve ikmal hizmeti gören Yörük köylerinin "müsellim" olarak adlandırılması köyün adının buradan geldiğini göstermektedir. Tarihi kayıtlar itibariyle 1913 yılında Türk köyü olarak salnamelerde mevcut olan eski bir köydür.

2013 yılı nüfusu 103 kişidir.

Edirne iline 35 km, Uzunköprü ilçesine 20 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Yunanistan sınırında bulunan köyün Sığırcılı Ovası ve Meriç Nehrinin Yunan tarafına hakim olan tepesinde köy ile aynı adı taşıyan Saçlımüsellim Hudut Karakolu bulunmaktadır.




Köyün adıyla ilgili çeşitli iddialar ortaya atılmıştır. Halkın büyük çoğunluğu eski akıncı beylerinden Salar Bey'in adı verildiğini düşünse de tarihte bu akıncı beyinin adının geçtiği bir kaynak görülmemiştir. Diğer iddia ise, Türk Halklarından olan Salarlar 'dan geldiği sanılmaktadır.

2013 yılı nüfusu 825 kişidir.

Edirne iline 73 km, Uzunköprü ilçesine 6 km uzaklıktadır. Salarlı köyü Ergene ovasına çok yakındır. Köyün diğer arazileri hafif tepelik bir şekildedir. Bu tepecikler miyosen ve olugosen devrinde oluşmuş yükseltilerdir. Köyün girişinde bir koruluk vardır. Koruluğun vejetasyonunu meşe ağaçları ve ormanaltı formasyonuna ait kısa boylu bodur ağaççıklar oluşturur. Köy içerisinden debisi sonbahar ve kış aylarında artan bir dere geçmektedir.

Köyün iklimi, Trakya Karasal iklimi etki alanı içerisindedir. Ergene Havzasında yer alan köyde kışlar soğuk yazlar ise sıcak geçmektedir. Kuru ayaz sıkça yaşanmaktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Tarım arazilerinin verimsizleşmesi maliyetlerin artması göçe sebebiyet vermiştir. Ergene'nin suyunun kirli olması ve tarım da sulamanın azalmasıyla birlikte geçmiş yıllara göre verimde azalmalar olmuştur. Hayvancılık, köy içinde pek gelişmemiştir. Modern hayvancılık yapılmamaktadır. Tesis sayısı yok denecek kadar azdır.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır, kanalizasyon şebekesi kurulmuştur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik, sabit telefon ve internet bağlantısı vardır.



SazlımalkoçKöye insanlar 1877 yılında Rus-Osmanlı harbinde Osmanlılar yenilince göç etmişlerdir. Köy önceleri Malkoç isimli bir çiftlikmiş. Göç eden insanlar bu çiftliğe yerleşmişler. Bu çiftliğin sahibi Malkoç Beyi imiş. Bulgaristan'dan köye 33 hane yerleşmiş. Köyün tarlaları 33 hane üzerine dağılmış.

Köyün 3 tarafı ova, bir tarafı bayırdır. Ergene nehrinin geçtiği Ergene ovasına sahiptir.

Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Mısır, pancar, çeltik ve buğday gibi ürünler yetiştirilir. Köylüler özellikle çeltik tarımı yapar.

Köyün insanları yardımlaşma içerisinde birbirlerinin araç ve gereçlerini kullanırlar ve eksiklerini tamamlarlar. İşler ücret karşılığı değil yardımlaşma halinde yapılır.

2013 yılı nüfusu 383 kişidir.

Edirne iline 55 km, Uzunköprü ilçesine 30 km uzaklıktadır.

Köyde ilköğretim okulu yoktur. Köyün hem içme suyu şebekesi hem de kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Köyün içinden ayrıca demiryolu geçmektedir. Köylüler ve dışardan gelen yolcular için ulaşım kolay ve rahattır.



SığırcılıKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

2013 yılı nüfusu 290 kişidir.



SipahiKöy; Pomak halkı tarafından kurulmuş bir köydür.

2013 yılı nüfusu 331 kişidir.

Edirne iline 85 km, Uzunköprü ilçesine 18 km uzaklıktadır.

SipahiKöyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır, kanalizasyon vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Köyün amatör futbol takımı vardır.

 






Osmanlı Dönemi'nde yüksek yerde bulunması sebebiyle çeşitli padişahların vezirlerin konaklama yeri olmuştur. Adını buradan almaktadır. Köy mezarlığında padişah ve vezir mezarları mevcut denilse de bu bir rivayetten ibarettir. Köyün büyük bölümünü Osmanlı zamanında Bulgaristan'dan 93 harbi denilen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı zamanında Bulgar zulmünden kaçan Pomaklar tarafından kurulmuştur.

2013 yılı nüfusu 299 kişidir.

Edirne iline 89 Km. , Uzunköprü ilçesine 22 Km. uzaklıktadır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon ağı vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı olmasına rağmen hizmet vermemektedir. Köye ulaşımı sağlayan yol stabilize olup; köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



SüleymaniyeBulgaristan'ın Deliorman bölgesinden 93 Harbinin (1877-1878) patlak vermesiyle 40 hanelik gelen göçmen Gacal ailelerinin başında Süleyman Bey tarafından yöreye yerleşilmiş olup 136 yıllık geçmişi vardır. Yerleşilen yörede daha önceden Çingeneler yaşamakta iken Süleyman Bey gelince yöreyi tamamen terk etmişlerdir. Bundan dolayı bölgede gayri resmi olarak köyün adı 'Çingene merası' olarak kullanılmakta olup resmî kayıtlarda köyün adı "Süleymaniye" olarak geçmektedir. Köyde ciddi bir göç yaşanmış olup, göç alan yerler Almanya, İstanbul ve Uzunköprü öncelikli olarak sayılabilir.

2013 yılı nüfusu 564 kişidir.

Edirne iline 85 km, Uzunköprü ilçesine 18 km uzaklıktadır.

SüleymaniyeKöyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa ve madenciliğe dayalıdır. Linyit kömür işletmeleri sayesinde köy halkı geçimini sağlamaktadır. Arazi varlığı olarak; komşu köylerle kıyaslandığında arazi miktarı düşüktür. Köy sınırları içerisinde kalan arazinin büyük bir kısmı Ormanlarla kaplıdır. Arazisinin büyük bir kısmı temel tarım ürünü buğday ve süpürge teli (süpürge darısı) üretimi için kullanılmaktadır. Bölgenin en yüksek yeri (Haremi Tepe) olduğu için sulama sorunu vardır.

 



SüleymaniyeKöyde Süleymaniye ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. Kanalizasyon şebekesi yeni yapılmıştır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık evi vardır fakat ebe olmadığından kapalı durumdadır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup, köy içi yolları stabilize yoldur, halk yazın toz ve topraktan kışın çamurdan sıkıntılı ve problemli zamanlar yaşamakta olup köy tüzel kişiliğinden çözüm bulmasını istemekte ve beklemekte olmalarına rağmen konuyla ilgili çözüm gerçekleştirilmemektedir. Kanalizasyon çalışması sebebi ile köy yolları bozulmuş ve tamiratı yapılmamıştır. Köyde elektrik ve sabit telefon hatları vardır. Elektrik hatları 2007 sonu itibarıyla yenilenmiştir.

Süleymaniye Süleymaniye Süleymaniye TRT vericileri Süleymaniye TRT vericileri





Edirne iline 84 km, Uzunköprü ilçesine 27 km, Hayrabolu ilçesine 16 km uzaklıktadır. Civarında bulunan köy ve beldeler ise şunlardır; Sipahi, Kabahöyük, Sultanşah ve Övenler'dir.

2013 yılı nüfusu 261 kişidir.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ayçiçeği ve buğday ekimi yapılmaktadır. Köyün çevresinde aktif kömür ocakları bulunmaktadır, yerli halka bir nebze olsun iş olanağı sağlamaktadır.

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi de tamamlanmıştır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak kullanılmamaktadır. sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.



TürkobasıEdirne iline 83 km, Uzunköprü ilçesine 23 km uzaklıktadır. Karapınar, Altınyazı ve Balabanköy (Balabankoru) yakınlarındadır.

2013 yılı nüfusu 333 kişidir.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde ilköğretim okulu yoktur. Öğrenciler 7 km uzaklıktaki Karapınar İ.Ö.O'na taşınmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

Türkobası Türkobası Türkobası Türkobası
Türkobası Türkobası Türkobası




YağmurcaYağmurca Köyü; 93 Harbi (Rumi 1293) diye meşhur olan, Osmanlı Rus Harbinden sonra 1887 yılında (Rumi 1302) Bulgaristan'ın Plevne Bölgesinden ve ağırlıklı olarak Lofça-Biliçköy, Rahuva-Tırno ve Plevne-Gornik Köyünden gelen ailelerden Kestanbolu Köyü ismiyle kurulmuştur.

Yağmurca; kuruluşundan önce, göçmen olarak gelen ailelere Uzunköprü ile köy arasındaki bölgede ve daha başka yerlerde, daha düzlük alanlara sahip yerleşim alanları teklif edilmiş, ancak köyün ileri gelenleri daha engebeli ve daha ormanlık alana sahip bugünkü yerleşim alanını seçmişlerdir.

Köye ilk yerleşenlerin, yerleşim bölgesi seçiminde, gelinen bölgenin coğrafi yapısına benzer bir yer seçmeye özen gösterdiği anlaşılmaktadır. Plevne Bölgesi, köyün yerleşim bölgesine oldukça benzer bir coğrafyaya sahiptir. Nitekim, gelinen 1887'den bu yana yoğun evliliklerin yapıldığı Çınaraltı Köyü (eski ismi Prafça) Aileleri ile Bulgaristan'dan gelen bir yakınlığın olduğu ve aynı bölgeden gelindiği anlaşılmakta olup, sözü edilen Çınaraltı Köyü'nün de köyün kurulduğu coğrafyaya benzer bir coğrafyada kurulmuş olması, yaşlıların doğup büyüdüğü coğrafyaya oldukça bağlı olduğunu göstermektedir. Yer seçiminde, özellikle Kızılcık ağaçlarının varlığına önem vermiş oldukları bilinmektedir. (Zamanın şartlarında yiyecek bir şey bulunamadığından köy yöresinde kızılcık, ahlat vb. yemişler bol olduğundan)

YağmurcaYağmurca Köyü'nün ilk etapta Bulgaristan'dan göç etmiş olan 60 aile tarafından kurulduğu ve en köklü ailelerden biri olan Arif aglar'dır (Bekarlar), Kurtuluş Savaşımızdan sonra gerçekleştirilen mübadele döneminde de köye çok sayıda aile göç etmiş, ancak bu dönemde göç eden ailelerin 2'si hariç (Alan ve Rusçuk Aileleri) diğerleri, ağırlıklı olarak Bursa ve Balıkesir bölgesine giderek oralara yerleşmişlerdir.

2013 yılı nüfusu 861 kişidir.

Yağmurca'nın tamamı Pomak'tır ve Pomak gelenek ve görenekleri hala yaşatılır. Pomak olmayanlar bile Pomakça'yı bilir ve konuşur. Köyün öğretmenleri bile Pomakça'yı öğrenmiştir.

Köyde yapılan düğünlerde herkes yardımlaşma halindedir ve düğünler iki gün boyunca sürmektedir.

Köyde gençler bayramlarda anıt meşe ağacına giden yolda piyasaya çıkar, sevdiklerini görür veya beğendiklerini burada tavlamaya çalışırlar. Ayrıca gece cama gitme muhabbetleri vardır.

YağmurcaKızların babaları kahveden gelene kadar sevdikleriyle camdan konuşurlar. Ayrıca çok önemli bir hususta kocaya kaçan kıza 41 günü doldurmadan düğün dernek yapılmasıdır. Diğer yörelerde kaçana selam bile verilmezken burada kesinlikle hiçbir konuda (altın, vs. ) zorluk çıkarılmaz. Gereken her şey sanki normal evlilik gibi yerine getirilir.

Askere gidecek olan gençler her gün bir evde toplanır beraber yenir içilir eğlenilir. Ayrıca asker düğünü yapılır ve askere giden gençlere kına yakılır. Askere gitmek her Türk genci gibi kutsal sayılır. Gitmeyenlere iyi bakılmaz. Asker uğurlamasında ise bütün köy köprü yanında yolun bir tarafına bayanlar, bir tarafına erkekler dizilerek uğurlama yapılır.

Bayramlarda herkes camide toplanır bayramlaşılır. Bayram namazından çıkanlar direkt mezarlığa gidip rahmetlilere dua okur.

Düğünlerde köydekilere davetiye verilmez, bunun yerine bütün kahveler dolaşılır lokum dağıtılarak insanlar düğüne çağırılır. Uzak yerdekilere ve gurbettekilere davetiye gönderilir veya telefon edilir.

Edirne iline 91 km, Uzunköprü ilçesine 24 km uzaklıktadır.

YağmurcaKöyün ekonomisi tarım, hayvancılık ve madenciliğe dayalıdır. Köyün iki adet merasında daha çok küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır. 30 sene önce daha çok yerli inek cinsi varken günümüzde daha çok montofon cinsi inekler veyahut kırmaları bulunmaktadır. Tarımda ise şeker pancarı, süpürge otu, buğday ve ayçiçeği ağırlıklıdır. Maden ocakları ise genç nesil tarafından tercih edilmemektedir. Bunun yerine diğer şehirlere göç edilmektedir. Çerkezköy, Çorlu ve İstanbul ağırlıklıdır. Ayrıca Almanya da önemli sayıda göç almıştır. Emekli olanların köye geri dönmesiyle de emekliler köyü görünümüne kavuşmuştur.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. Kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi yoktur ancak PTT acentesi vardır. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Elektrik tesisatı yeni değişmiştir


Sitemizde sizlere daha iyi hizmet sunulabilmesi için çerezler kullanılmaktadır. Hizmetlerimizi kullanarak çerez kullanımına izin vermiş olmaktasınız.