Makale Dizini

Havsa Köyleri (2014 Nüfusları)ErkekKadınToplam
Abalar 580 625 1.205
Arpaç 154 162 316
Azatlı 433 380 813
Bakışlar 125 116 241
Bostanlı 85 85 170
Çukurköy 133 159 292
Habiller 130 123 253
Hasköy 318 315 633
Kabaağaç 113 114 227
Köseömer 170 175 345
Kulubalık 100 112 212
Kuzucu 170 163 333
Musulca 154 162 316
Naipyusuf 256 267 523
Necatiye 312 316 628
Oğulpaşa 483 460 943
Osmanlı 548 549 1.097
Söğütlüdere 122 134 256
Şerbettar 440 376 816
Tahal 111 111 222
Taptık 223 241 464
Yolageldi 388 386 774

AbalarKöyün ilk kuruluşunun 1512 yılı civarı arası olduğu saptanmış. 93 Harbinden sonra gelen göçmenler tarafından bugünkü haline gelmiştir. Eski adı olan ABA daha sonraları Abalar olarak değişmiş ve şu anda ABALAR KÖYÜ olarak yazılmaktadır ve bilinmektedir.

Edirne iline 17 km, Havsa ilçesine 8 km uzaklıktadır.

2014 yılı nüfusu 1205 kişidir.

AbalarKöyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi VARDIR Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Abalar Abalar

ArpaçEdirne iline 35 km, Havsa ilçesine 19 km uzaklıktadır. 18 bin dekar araziye sahip bulunan köyün, dağlık, bataklık, sazlık, göl yeri yoktur ve 33 dekar koru bulunmaktadır. Köyün batısından geçmekte olan Süloğlu deresinden başka akarsuyu da yoktur. Köyün arazileri bu dereden kısmen sulanmakta ise de esas sulama, Süloğlu Baraj ı’ndan suni kanallarla gelen su ile sulama yapılmaktadır.

ArpaçKöy, Süloğlu’ndan gelen asfalt yolun her iki yakasına kurulmuş düzlük bir yerdedir. Ev konumları topludur. Kuruluş yeri genellikle düz bir sahada bulunmaktadır. 120 konuttan ibaret olan köyün, 6 adedi iki katlı, 114 adedi tek kat planı üzerine inşa edilmiştir. 40 ev 4 oda bir salon tipinde, 60 ev 3 oda bir salon tipinde, 20 ev ise 2 oda bir salon planında yapılmıştır, %50'si kerpiç, %30'u tuğla ve %20'si briket malzemesi ile yapılı, damlar çatılı ve kiremitle örtülüdür. Köy oldukça güzeldir.

ArpaçFatih Sultan Mehmet Han döneminde, Havvası Koca Mahmud Paşa’ya has olarak verilen, Hasköy ve civarı ki Arpaç denilen yer de bu sınırlara dahil ve bir çiftlik olarak kullanılmış. Çiftliği aslında kuranlar, Havvas’ı Mahmud Paşa varislerinden olduğu söylenen veya öyle sanılan Hacı İsmail ki, bu kişi Hasköy Camii mütevelli heyeti başkanıdır. Hasköy’ünde bulunan Vakıf binalarının ve arazilerin, tasarrufuna memur edilmiş idi. Söylentilere göre, Havvas’ı Mahmud idam edildikten sonra, Arpaç çiftliğini, 200 sarı lira ödeyerek müstakil olarak kendi adına geçirmiş. Kendi taallukatından 3-4 hane yerleşiyor ve uzun zaman burası, çiftlik olarak kullanılıyor. Çiftlik arazilerini, Reaya’ ya (Bulgarlara) çalıştırıyorlar. 1878 yılında, 93 harbinden hemen sonra, Bulgaristan’dan gelen göçmenlerden bir kısmı Hükümetçe buraya yerleştiriliyor ve bu gelen göçmenler, Reaya denilen Bulgarlar buradan gidince onların yerini alıyor ve arazileri yarıcı veya kiracı usulüyle çalışmaya başlıyorlar. Çiftliğin son sahipleri, Arif Beş, İrfan Beş ve Zeki Beylerdi.

ArpaçReaya olarak çalışan Bulgarlardan bir kısmı Bulgaristan’a gitmemişti. Bunlar da 1921'den sonra burasını tamamen terk ediyorlar. Zira 1912-13 yıllarında Balkan Savaşı sırasında Bulgaristan’dan gelen bir kısım göçmenlerin, buraya yerleşmiş olması, Bulgarların iş sahaları daralınca köyü terk ediyorlar. Cumhuriyet döneminde 1924 tarihinde, Yugoslavya’dan gelen ve 1935 yılında Romanya’dan gelen göçmenlerle köy bu günkü duruma gelmiş oldu. Çiftliğin arazisini, yarıcılıkla çalışmaya usanan bu köy halkı, 1936 yılında arazinin bir “bölümünü satın aldı. Diğer kalan bölümü de, ara ara 1954 yılma kadar alımlar devam emiş ve bu gün arazinin tamamı köy halkına aittir.

ArpaçOsmanlı döneminde, Varna’dan Tekirdağ’a uzanan Dar-ul saadet denilen yolun güzergahı bu çiftliğin içinden geçerdi. Gelip giden kervancılar, burada konaklar, hayvanlarını Çayda (Süloğlu deresi) sulayıp mola verirlermiş. Hayvanlarım burada doyurur ve dinlendirirlermiş. Bu bakımdan o zaman bu çiftlikte, en çok ekilen ürün arpadır. Kervancılar, bundan dolayı buraya Arpa-Çayı adını vermişler. Zamanla Arpalı, Arpacı ve en son olarak da ARPAÇ adını almış oldu.

ArpaçKöyün ekonomisi tarıma bağlı olup, yan gelir de hayvancılıktır. Araziyi Süloğlu deresi ikiye böler. Bu derenin dar vadisi üzerinde bulunan araziler, bu dereden sulanırdı. Şimdi arazilerin tümü, Süloğlu Barajı’ndan sulanabilmektedir. Bütün araziler, beton kanallarla planlı bir şekilde sulamayı kolaylaştırmak için örgütlenmiştir. Bir zamanlar köy, tütüncülükte ün almıştı. Bir defa da Edirne Tekelinden birincilik ödülünü almıştır. Bu gün için tütün eken yoktur.

ArpaçKöyün kültürel yönü, yörenin değişim süreci içinde sürdürülmektedir. Bir tarafta gelenek ve göreneklere bağlı kalmayı arzu edenler olduğu gibi, yeniliğin birlikte sürdürülmesi doğrultusunda da boyut kazanmakta olduğu görülmektedir. Dini inancına bağlı olarak genel bir görünüm kendini göstermektedir. Ramazan dönemi ve Cuma günlerinde, cami cemaatinin çoğaldığı ve diğer zamanda da her yerde olduğu gibi azalmaktadır. 1912 yılında yapılan camii, tamir kabul etmez duruma gelince 1985 yılında, kurulan köy derneği önderliğinde ve Devlet yardımı ile yeni ve güzel bir cami yapılmıştır.

ArpaçKöyün tüzel kişiliğine ait, köy odası, camii ve okul olarak kayda geçmekte, köy kahvesi, sağlık evi ve selektör binası ile imam evi sayılabilir. 95 dekar araziye sahip kamu, bu yerlerin gelirlerinden bütçe yoluyla faydalanmaktadır.

Arpaç Köyü Korusunda uzun yıllardır Mayıs ayının ilk hafta sonunda gelenekselleşen "Bahar Şenlikleri" yapılmaktadır. Bahar Şenliklerine çevre köylerden, Havsa İlçesinden ve Şehir Merkezinden misafirler katılmaktadır.

2014 yılı nüfusu 316 kişidir.

Arpaç Arpaç Arpaç

AzatlıEdirne iline 24 km, Havsa ilçesine 17 km uzaklıktadır. Abalar, Şerbettar, Kuzucu, Karakasım ve Elçili Köyleri ile çevrili bulunan köyün, resmi kayıtlarına göre 23750 dekar, Ziraat Odası kayıtlarına göre ise 24553 dekar arazi ve 3500 dekar otlakıye bulunmaktadır.


AzatlıKöy, doğusundan geçen 3 km. Tren istasyonunun batısında ve 9 km. D-100 karayolunun güneyindedir. Köyü ikiye bölen, kumu bol kuru derenin iki yakasında bulunan evler, dağınık bir görünümü arz eder. Elçili köyünün yolu bu köyün içinden geçmektedir. Konum itibariyle derenin her iki yakasına, az meyilli bir satıh üzerine 227 hane bulunmakta olduğu kayıtlardan anlaşılmıştır. Evlerin 8 adedi iki katlı, 219 adedi tek katlı plan üzerine yapılanmış. 200 ev 3 oda bir salon, 27 ev 2 oda bir salon şekli üzerinde inşa edilmiş ve bu binaların, %20'si tuğla, %1'i briket ve %79'u kerpiç malzemesinden yapılmış, damlar çatılı ve kiremit örtülüdür.

AzatlıKöyün kesin olarak ne zaman kurulmuş olduğuna dair bir kayıt yoktur. Bilinen tek şey, Köy, Osmanlı İmparatorluğu döneminde bir Rum-Gagavuz halklarına ait olduğudur. Ne zaman ve kimler tarafından kurulmuş olabileceği de bilinmemekle beraber, ilk adı Azaplı olduğu bilinmektedir. Osmanlı döneminde köy, cezaya her nedense çarptırılmış ve azap çekmeye mahkum edilmiş olduğu söylenmektedir. Daha sonra Devlet tarafından bu cezadan af edilerek Azad edilmiş, bu Azad sözcüğe benzer AZADLU olarak adı kalmış, daha sonraları bu AZATLI olarak tekamül etmiş bulunuyor.

AzatlıTürklerin bu köye, 1924 yılında 54 hane Drama'dan gelen göçmenlerin yerleşmesiyle iskan edilmişler. İlk gelenler Rum ve Gagavuzların köyü terk ederek Yunanistan’a gitmiş olduklarından boş bulunan evlere yerleşmişler. Daha sonra muhtelif yerlerden gelen göçmenlerle bu günkü duruma gelmiş oluyor. Köyün ekonomik varlığı tarıma dayanmaktadır. Yan gelir olarak da hayvancılıktır. Köyde en çok ekimi yapılan ürünler, buğday, ayçiçeği, süpürge ve mısırdır.

Köy ilkokulu 1950 yılında yapılmış, 1972 yılında ek derslik olarak betonarme ilave okul yapılmıştır. Köyde, 1979-80 öğretim yılında ortaokul da kurulmuştur. 1983 yılında ortaokul binası inşa edildi.

AzatlıKöyün kuruluşu ile beraber, kerpiçten yapılan camii yıkılmış ve yerine yeni bir camii 1970 yılında yapılmıştır. Köy cemaatine cevap veremeyen bu camii, ikinci bir camiye ihtiyaç duyulmasına neden oldu. Köylünün katkısıyla ikinci cami 1984 yılında inşa edildi.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 813 kişidir.

Azatlı Azatlı

BakışlarEdirne iline 38 km, Havsa ilçesine 11 km uzaklıktadır. Köyü, Naipyusuf, Çukurköy, Kulubalık ve Tahal köyleri çevrelemektedir. Bu sınırlar içerisinde 8850 dekar arazisi bulunmaktadır. Bunun 1000 dekarı otlakıye, 7500 dekarı ekilir arazidir. 200 dekarı bağlıktır. 3000 dekar arazisi sulu arazidir. Köy arazileri içerisinde dağ, göl, bataklık ve sazlık yoktur. Akarsuyu, Havsa deresinden başka yoktur. Arazilerin bir bölümü bu dereden, bir bölümü de yer altı suyu ile sulanır.

BakışlarKöyün bir kısmı düz, bir kısmı az meyilli bir satıh üzerine kurulmuştur. Köye girişte Havsa deresi üzerinde bir betonarme köprü bulunmaktadır. Köyde 70 hane olup, evler toplu kümeyi arz etmektedir. Binaların %60'ı düz ve %40′ı az meyilli konumu görüntülenmektedir. Köyde 6 bina iki katlı, 64 bina ise tek kat planı üzerine yapılmış, bunların 6 adedi 4 oda bir salon, 64 adedi ise 2 oda bir salon tipindedir. %4'ü betonarme, %96'sı kerpiç malzemesinden inşa edilmiştir. Binalar, çatılı ve kiremitle örtülüdür.

BakışlarKöy, 1878-79 Rus Savaşı'ndan (93 harbi) sonra, Bulgaristan’dan gelen göçmenlerle kurulmuştur. Bulgaristan’dan, Bulgar komitacıları tarafından göçe zorlananlar, Edirne merkezinde toplanıyor, buradan da Valiliğin emriyle çiftliklere dağıtılıyorlardı. İlkin 15 hanelik bir kafile, Hayriye isimli bir kadına ait olan bu çiftliğe yerleştiriliyor. Bu çiftlik arazisinde icar karşılığında çalışmaya başlıyorlar. Arkası kesilmeyen göçmenlerin buraya yerleştirilmeleri sonucu bir köy durumuna geldi. Hayırsever olan çiftlik sahibine “HAYRİYE BU ÇİFTLİĞİ BAĞIŞLAR” sözleri üzerine, çiftlik, göçmenlere bağışlanmış oldu. Bu nedenle Hayriye adına bağışlar eklenmiş ve köyün adı, Hayriye bağışlar oldu. Daha sonraki yıllarda Hayriye adı terk edilerek, sadece Bağışlar kalıyor. Bu da zamanda Bağışlar yerine BAKIŞLAR telaffuz ediliyor ve böylece resmi adı oluyor.

BakışlarKöyde eski cami yıkılmakla, yeni cami 1956 yılında köy halkı tarafından el birliği ile yapılmıştır. Dini inançlarına bağlı bulunan halk, Ramazan ayında ve Cuma günlerinde cami cemaati fazlalaşmakta, diğer zamanlarda azalmaktadır.



BakışlarKöyde, köy konağı, cami, tohum temizleme makinesi, elektriği, ilköğretim okulu kapanmış olup ilk önce taşımalı olarak çukur köye 2004 yılından itibaren Havsa'da taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı var olup ebe verilmediğinden dolayı boştur. Sağlık evi var olup muhtarlığa kiralanmıştır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köy içi yolları stabilize olup kaynak bulunması durumunda parke taş döşetilmesi düşünülmektedir. Köyde sabit santral ve telefonu vardır. Köyün 2181 dk, merası olup içinde irili ufaklı 5 adet gölet vardır. Ayrıca köyde S. S. Sulama Kooperatifi bulunmaktadır. Kooperatifin 15 adet derin kuyusu olup 6'sı faal 9 adetinin de enerji projeleri hazırlanmaktadır. Ayrıca süt toplama merkezi, kantarı ve marketi bulunmaktadır.

2014 yılı nüfusu 241 kişidir.


Bakışlar Bakışlar Bakışlar

BostanlıEdirne iline 41 km, Havsa ilçesine 16 km uzaklıktadır. Kırklareli merkez ilçeye bağlı, Ulukonak, Ürünlü, Arizbaba, Babaeski İlçesine bağlı Karahalil kasabası ve Hazinedar köyleri ile Taptık köyü tarafından çevrelenen köy, 20 bin dekar araziye sahiptir. Köyü, Dolhan köyünün üst tarafında kaynağı bulunan, Paşayeri, Ürünlü köylerinden sonra gelen dere ikiye bölmektedir. Derenin doğu bölümünde, meyilli satıhta bulunan eski köyün evleri ve derenin batısında Romanya’dan gelen yeni yerleşim ve yine meyilli bölgede göçmenlerin evleri bulunmaktadır. 65 haneden oluşan köyde, 6 bina iki katlı ve 59 bina da tek kat üzenine kurulmuştur. Binaların %15'i tuğla, %2'si betonarme, %3'ü briket ve %80'i kerpiç malzemesiyle inşa edilmiştir. Binaların 5 adedi 4 oda bir salon, 10 adedi 3 oda bir salon, 50 adedi 2 oda bir salon şeklinde yapılanmış, damlar çatılı ve kiremit örtülüdür.

BostanlıKöyün arazisi hafif engebelidir. Köyü ikiye bölen Bostanlı deresi çok dar bir vadiye sahiptir. Derenin her iki yakasında bulunan düzlüğün eni 200 metreyi bulmaktadır. Burada sulanan arazi az bulunmaktadır. Köyün doğusunda Karahalil kasabası ile sınır teşkil eden Büvet deresi boyunda da sulanır bir miktar arazisi bulunmaktadır. Arizbaba köyü ile sınır teşkil eden Kavak derenin vadisi daha da dar olduğu için sulanabilecek arazisi yok denecek durumdadır. Bu sınırla içerisinde ekilebilen 16 bin dekar arazisi bulunmaktadır. Çok iyi denilebilecek 3500 dekar otlakıyesi ve 500 dekar Yoncalık ve çayırlık bulunmaktadır. Sazlık, bataklık, dağlık ve göl yeri yoktur. 100 dekar köy korusu bulunmaktadır. Burada, bodur, palamut, meşe ağaçlan bulunmaktadır. Dere boylarında Karağaç cinsi ağaçlar boldur. Toprak genel olarak sarımtırak, kumlu ve az miktarda da kepir yeri bulunmaktadır.

BostanlıKöyün ne zaman kurulduğu belli değildir. Köyün kuruluşu çok eskiye dayanır ve köyün yerli halkı olarak 15 haneden ibaret olduğu söylentiler arasında yer almaktadır. Bugünkü köyün güneyinde (köy çeşmesinin kaynağı başında) Oluklu adına bir köy daha varmış. Bir üçüncü köy de hemen onun karşısında derenin öbür yakasında Nadanbunan adında imiş. Bu üç köy saçak ayağı gibi imiş ve ortalarında bir mektep varmış. Mektebin bu günkü mezarlığın hemen altında yer aldığı ve bu üç köyün müştereken kullandıkları rivayet edilir. Köyün kuzey doğrultusunda, Hamamalçağı denilen mevkide de bir yerleşim yeri olduğu, toprak altından çıkarılan kadın süs eşyaları, çömlek kırıkları ve buna benzer eşyalardan buranın yurd olduğu izlenimini vermektedir. Bu yerin çok yakınında bir eski mezarlık kalıntıları da mevcuttur.

BostanlıOluklu ve Nadanbunan köyleri, 1829 Osmanlı-Rus Savaşı döneminde, Ruslar tarafından yakılıp yıkılan ve ardından da kıran denilen hastalığın sonucunda yok olmuşlar; ölenler ölmüş, kalanların bir bölümü başka yerlere göç etmiştir. Birinci Cihan Savaşında, Ardahan-Erzurum cephesinde Ruslara esir düşmüş bulunan, Bostanlı köyünden Hacı Murad’ın kayınpederi İsmail’in hatıralarından: “Esirlik sırasında Kırım'da serbest dolaşıyordum. Tahminen 90 yaşını geçmiş bir kadınla karşılaştım. Güzel bir Türkçe ile konuşan Nine bana, nereli olduğumu sordu. Edirneli olduğumu söyleyince, Edirne’nin neresinden’ diye tekrar etti. Bostanlı köyünden dedim. Derinden bir ah çeken ninecik, ‘Ben de Nadanbunarı'nda doğmuşum, rahmetli anacığım hep söylerdi, hemen Bostanlı’nın yanındaymış köyümüz’ dedi.
BostanlıVe hemen ardından da ilave etti: ‘Köyümüz küçükmüş 9-10 hane, Oluklu köyü de öyle, en büyükleri Bostanlı imiş 15 hane’ ağlamaklı bir sesle anlattı. Uzun uzadıya anlattı, Rus savaşında kaçmışlar, Kafkaslara ve oradan da Kırıma. ” 1878 (93 harbinde) Bulgaristan’dan birkaç hane, 1935 yılında Romanya Köstence’den 50 hane, 1951 yılında Bulgaristan’dan 2 hane göçmen gelerek buraya yerleşmişler. Köy 100 haneye yükselmiş. Çeşitli nedenlerle köyü terk edenlerden sonra köy, yine 65 haneye düşmüş bulunuyor.

BostanlıBostanlı adının nereden geldiği kesin olarak belli değil. Çeşitli söylentiler var. Kimisi topraklarında iyi ve tatlı bostan yetiştiği için adı Bostanlı oldu diyor. Yaptığım araştırma sonunda, 19. yüzyıl sonuna kadar bu köyde mısır, bostan olmaz inancıyla hiç ekilmemiş. Hatta bostanlarını komşu köyü bulunan Hazinedar köyünde icarla yer bulup ekerlermiş. Ektikleri bostanları, yerini sürüp ekme ve çapalama dönemlerinde toplu olarak gelirlermiş, Hazinedar köylüleri de “Bostancılar geliyor” derlermiş. Buradan köyün adı Bostancılar kalmış ve zamanla “BOSTANLI” resmiyete geçmiş. Köyün ekonomik yapısı tarıma dayanmaktadır. Yan gelir de hayvancılık bulunmaktadır. Ticaretle uğraşan hiç yok gibidir. En çok ekilen buğday, ayçiçeğidir. Az miktarda pancar ve kapak çekirdeği de ekilir. Genel olarak köyde ekiliş şekli ikiye ayrılır. Kışlık ve yazlık diye adlandırılır. Vasati olarak kışlık 10 bin dekar, yazlık da 6 bin dekar ekilir.

2014 yılı nüfusu 170 kişidir.

BostanlıKöyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. köyde kanalizasyon şebekesi yapılmıştır halen faal durumdadır.
ÇukurköyKöy, İlçe merkezinden 9 km. uzaklıkta, Uzunköprü asfaltı üzerinde bulunmaktadır. Kulubalık, Bakışlar, Aslıhan, Şerbettar ve Kuzucu Köyleriyle çevrilidir. Bu sınırlar içerisinde, 11300 dekar araziye sahip bulunan köyün, 1200 dekarı mera ve 10100 dekarı da ekilebilen arazidir. 1500 dekarı sulanabilen ve 8600 dekarı da kıraç arazidir. Köyün, dağı, sazlık, bataklık, göl yeri yoktur. Akarsuyu, Havsa deresidir.

ÇukurköyKöy, Uzunköprü asfaltının batı tarafında ve hemen bitişiğinde yer almaktadır. Ev konumları toplu bir görünüm arz eder, evlerin %50'si düz ve %50'si tatlı bir meyil satın üzerinde kurulmuştur. 113 haneden ibaret olan köyün binalarından, 3 tanesi 2 katlı, 110 adedi de tek katlıdır. Evlerin 13 adedi 3 oda bir salon, 100 adedi ise 2 oda bir salon planı üzerine yapılmış, %60 kerpiç, %30'u briket ve % 10'u tuğla malzemesi ile inşa edilmiş bulunmaktadır. Damlar, çatılı ve kiremit örtülüdür.

ÇukurköyKöyün, kesin olarak hangi tarihte kurulduğu bilinmemekle beraber, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında (93 harbi) Bulgar politikacıların Türk köylerini basarak göçe zorlanmaları neticesinde Edirne’ye akın eden göçmenlerden bir bölümü, Hükümetçe buraya yerleştirmek suretiyle köyün kurulmuş olduğu kesinlik kazanmaktadır.

ÇukurköyKöyün ilk kurulduğu yer, etrafındaki araziye nispeten daha alçak ve çukurumsu bir yer olduğu ve bu nedenle zaman zaman yağan yağmurlardan hasıl olan su taşkınlarına maruz kalması “burası Çukur'dur denmiş ve bunun üzerine adını da “Çukur köy” almış bulunmaktadır.


ÇukurköyEkonomik durumu tamamen tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır. Üretilen sütlerin bir bölümü kooperatif kanalı ile pazarlanmakta, bir bölümü de üreticiler kendileri pazarlamaktadır. Besi hayvanlarını, köye gelen celeplere ve Havsa İlçe merkezinde kurulan pazarında pazarlamakta (Uzunköprü pazarına da gidilmektedir. ) Kurbanlıkların bir bölümü buralarda, bir bölümü İstanbul’a sevk edilip orada pazarlanmaktadır. Köyde bir Sulama Kooperatifi bulunmaktadır. Amacı ortakların arazilerini sulama çalışmalarını geliştirme ve ortakların süt ürünlerini pazarlamakta ve ortakların ihtiyacına kadar süt ve besi yemi temin etmektedir.

ÇukurköyKöyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı yok sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 292 kişidir.


Çukurköy Çukurköy Çukurköy Çukurköy

HabillerEdirne iline 25 km, Havsa ilçesine 19 km uzaklıkta, Kırklareli-Edirne asfaltının 4 km. kuzeyinde bulunmaktadır. Köyü, Musulca, Geçkinli, Köşen Çiftliği, Demirhanlı, Hacıömer, Söğütlüdere Köyleri ile çevrilidir. Bu sınırlar içinde, 23000 bin dekar araziye sahip bulunan köyün, 3000 dekar mera ve 20 bin dekarı ekilir arazisi güzel ve verimlidir.


HabillerDağı, bataklığı, sazlığı yoktur. Arazi hafif engebeli ve iki dere ile bölünmektedir. Bu Oğulpaşa Köyünden geçen dere ve Söğütlüdere Köyünden geçen derelerdir. D. S. İ. tarafından yapılan bir gölet bulunmaktadır. Bundan başka göl ve akarsuyu da yoktur.


HabillerEv konumları genelde bir topluluk kümesi arz eder. Köyün doğusundan Kesili deresi (bu dereye Havsa1 da Oluklu denir) geçmektedir. Köyü ikiye bölen Pepin (Kuru) deresi bulunmaktadır. Köyün evleri bu derenin batısında %25'i ve doğusunda %75'i bulunmaktadır. Binalar hafif meyilli bir satıh üzerine yapılmıştır. 146 hanelik köy evlerinden, 7 tanesi iki katlı, 132 tanesi de tek kat planı şeklindedir. Bu binalardan 60 adedi 4 oda bir salon, 21 adedi 2 oda bir salon, 65 adedi 3 oda bir salon biçiminde inşa edilmişlerdir. Binaların %35'i kerpiç, %44'ü briket, %15'i tuğla ve %6'sı betonarme malzemesi ile yapılmıştır.

HabillerKöyün ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak belli değildir. 1913 tarihinden önce burası bir Bulgar köyü idi. 1912-13 Balkan Savaşı sırasında, Bulgaristan’dan 12 hane gelip, bu köyün yakınında geçici olarak yerleşiyorlar. Balkan Savaşı sonrasında, Bulgarlar köyü terk edip gidince 12 hanelik göçmenler köyün boş evlerine yerleşiyorlar. Daha sonraki yıllarda gerek Romanya, Yunanistan ve Bulgaristan’dan gelen göçmenlerle bu günkü duruma geliyor.

HabillerKöyün batı tarafında, bir eski mezarlık var ki halen ölüler buraya gömülmektedir. Bu mezarlıkta yan yana iki dikili taş bulunmaktadır; aslında bu taşlar, yapılan kültürel araştırmalara göre “MENHİR” denilen ve dikilişleri milat öncesine dayanmış oldukları kesinlik kazanmıştır. Halk arasında bunlara Habil ile Kabil denilmekte ve bu taşların adlarına izafeten köyün adı “HABİLLER” olmuş. Köyün ekonomik yapısı tarıma dayanmakta ve yan gelir olarak hayvancılık da yapılmaktadır. Az olarak çeşitli konularda ticaret yapılmaktadır.

HabillerKöyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır . PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 253 kişidir.
HasköyKocahıdır, Arizbaba, Köseömer, Osmanlı, Söğütlüdere ve Musulca köyleri ile çevrili bulunan köy, rivayet edilir ki 70 bin dekar araziye sahiptir. Civar köy çiftçileri tarafından köyü terk etmiş bulunan ağa ve beylerin arazileri satın alınmıştır. Köy halkı tarafından işlenen 37. 240 dekar arazi ve 2. 040 dekar mera ile 6 dekar korusu bulunmaktadır. Bu sınırlar içinde dağlık, sazlık, bataklık ve göl yoktur.

HasköyKöy İlçe merkezin kuzeyinde, 12 km. uzaklıktadır. Edirne-Kırklareli asfaltı ile güneyden-kuzeye uzanan Havsa-Süloğlu yolunun kesiştiği yerde kuruludur. Bu kesişmeden üç bölüme ayrılmış bulunan köyün evleri kimi dağınık ve kimi toplu olarak kümelenmiş durumdadır. Tatlı meyil satıh üzerine kurulmuş bulunan köy 233 haneden ibarettir. Bu evlerin ikisi 3 kat, altısı 2 kat ile geriye kalan 225 adedi tek kat üzerine yapılmıştır. 20 adedi 4 oda bir salon, 65 adedi 3 oda bir salon, 148 adedi 2 oda bir salon biçiminde inşa edilmiş bulunuyor. Binaların %1'i betonarme, %80'i tuğla, %2'si briket, %16'sı kerpiç malzemesi ile inşa edilmişler. Damları çatılı ve kiremit örtülüdür.

HasköyKöyün kurulu bulunduğu bölge çok eski bir yerleşim yeri olduğu, köy civarında eski tarihi eserlerin buluntusundan anlaşılmaktadır. Bu buluntu eserlerin birçoğu Edirne Müzesi’ne teslim ve kayıt edilmiştir. Yüzeysel ve yeraltı kültür araştırmalarının sonucunda Trakya’nın Vize’den sonra en önemli bölgesinin Havsa’nın Hasköy’ü olduğu anlaşılmıştır. Burası en eski yerleşim bölgesi olduğu elde edilen buluntularla kanıtlanmış bulunuyor. Köyün güney bölümünde, ova kısmında Hisarcık denilen mevkiine, bir Antik kent olduğu sanılmaktadır. Kale olduğu tahmin edilen yer, çok geniş ve zemini yüksekçe görünümdedir. Burası çalışılır arazi durumunda olup, her yıl eski dönemlere ait madeni paralar bulunmaktadır.
HasköyÇeşitli biçim ve ebatta mermer taşlar ve heykeller çıkarıldığı söylentiler arasındadır. Buranın gerçekten teknik elemanlarca araştırılması gerekmektedir. Bu Hisarcık’ın doğu bölümünde yüksekçe bayır vardır ve burada “Demirkapı” ve “TOP YOLU” adını taşıyan yerler bulunmaktadır. Buradan geniş kanallarla su sağlandığı bu bayırın altında bulunan çeşmeler ve su kaynaklarından anlaşılmaktadır. Hasköy-Köseömer yolunun geçtiği bayır noktasında “Demirkapı” ve biraz daha aşağısına “Top yolu” deniliyor. Bunun bir nedeni olmalıdır. Rivayet edilir ki, Edirne’nin başşehir döneminde, Edirne-İstanbul yolu buradan geçermiş ve Fatih Sultan Mehmet Han yaptırdığı topları da buradan geçirmiş.

HasköyHasköy’ün kurulu bulunduğu yer, Fatih dönemine aittir. Osmanlılar Trakya'yı fetihten sonra, Balkanların bir çoğunu fetih döneminde büyük yararlılıklar gösteren ve Osmanlıların Balkanlara yerleşmelerini sağlayan Koca Havvas’ı Mahmud Paşaya bir has olarak verilen çiftlik, Mahmud Paşa tarafından ihya edilerek ve uzun zaman kaza merkezi durumunda kalmıştır.

Evliya Çelebi seyahat namesinde “Evsaf-ı Kasaba-i Ma’mur Hasköy” demektedir. Ve şöyle devam etmektedir:

Hasköy“Yirmi-Otuz yıldır bu taraflarda gezerim, bu kazayı görmemiştim. Gerçekten bayındır edilmiş ve şirin bir kasabadır. Etrafı geniş, kuvvetli ve Koca Mahmud Paşa evkafındandır ki, 250 kişilik voyvodası (çalışanı) ile düzen ve disiplin içindedir. Hepsi 250 kiremit örtülü 2 katlı evleri ve bir latif hamam ve 50 kadar dükkanı bir kurşunlu hanı bir kurşunlu medresesi 3 mektebi, 3 adet tekkesi, 1 mükemmel yapıda kurşun örtülü ferah ve iç açıcı camisi var (…. . ) Ve 5 adet ticaret hanı var, bir imaret ziyafet yeri ki, beyden dilenciye, Müslümandan gayrimüslime kadar hepsine kapısı açıktır ve yemeği boldur. Amma bağ ve bahçeleri, Dünya'ya canlılık verir. Hayat veren hoş havası, verimli, bereketli kır ve ovası duyulmamış güzellikte bir kasabadır. ”

HasköyBu eserden başka Ahmet Badi efendinin ” Riyaz-i Belde-i Edirne” eserinde de, Hasköy'le ilgili Abdurrahman Hıbri’nin geniş bir açıklamasından söz etmektedir. Ekrem Hakkı Ayverdi, “Osmanlı Mimarisinde Fatih Devri” eserinde, Cami-i görevlileri arasında iki tane müezzinin bulunması, keza İmam hatibin görevinin yüksekliği, kayyumun bulunması, ayrıca yoksul çocukların talim terbiye edilmesi caminin ehemmiyetini ortaya koymaktadır.
Mahmud Paşa CamiiAyrıca eczacıdan söz edilmektedir ki, burada ilaç yapan kişilerdir. Bu da vakfın büyüklüğünü ve genişliğini ortaya koymaktadır ki, buradan toplanan paralarla İstanbul’da Mahmud Paşa çarşısı yapıldığı kayda değer” (l) Sözü edilen camii, 1752 senesinde vaki büyük zelzeleden yıkılmış, yerine yenisi yapılmıştır. Bu gün cami avlusunda, 951-1017 ve 1111 tarihli üç mezar bulunmaktadır. Toprağa gömülmüş daha birçok mezar taşı vardır.
Mahmud Paşa Camii Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde sözünü ettiği ve tahrir defterinde, Mahmud Paşa’nın Hamamı yıllık geliri 13169 akçe olduğu kayıtlı bulunmaktadır. 50 adet dükkanın yerleri belli değildir. Caminin doğusunda bulunan derecik içinde hamamın yıkılmış duvar döküntüleri bulunmaktadır. Bahsi geçen hanlar ve İmaret ziyafet yerinin nerede olduğunu henüz söylemek mümkün değil.

Hasköy’ün bütün bu tarihi eserlerinin bir kısmı 1829 ve 1877 Osmanlı Rus Savaşlarında yakılıp yıkıldığı ve kalan kısmı da 1912-13 Balkan Savaşında Bulgarlar tarafından yok edildiği bir gerçektir.

Hasköy Balkan Şehitleri AnıtıO günün insanlarından kalan çok az bir nesilden olanlara yerli halk denilmektedir. 1912 Balkan Savaşları sırasında 23 Ekim 1912 günü 4. Kolordumuz birliklerinden bir kısmı kanlı savaş sonucu Musulca-Hasköy hattına çekilmek zorunda kalıyorlar. 24 Ekim günü Kabiller Köyünde başlayan çarpışma Hasköy’e kadar devam etmiş ve burada yapılan kanlı çarpışma sonucunda birçok askerimiz şehit düşmüştür. Burada şehit düşenlerin anısına köy içinde bir anıt yapılmıştır. Şehitler burada defin edilmiştir.

Hasköy Balkan Şehitleri AnıtıKöy 1923 yılında Yunanistan’dan, 1928 yılında Bulgaristan’dan, 1931 yılında Yugoslavya’dan ve 1932'de Romanya’dan gelen göçmenlerle bu günkü duruma gelmiştir.

Köyün ekonomik yapısı ağırlıklı olarak tarıma, ikinci sırada hayvancılık işine dayanmaktadır. Az miktarda da çeşitli ticari çalışmalar bulunmaktadır.

2014 yılı nüfusu 633 kişidir.
KabaağaçEdirne iline 35 km, Havsa ilçesine 10 km uzaklıktadır. Necatiye, Naipyusuf, Kulubalık ve Havsa ile çevrili bulunmaktadır. Bu sınırlar içinde, 11800 dekar arazisi bulunmaktadır. 2800 dekarı otlakıye, ve 9000 dekarı da işlenir, ekilir arazidir. Sazlık, ormanlık, bataklık, dağ, göl ve akarsuyu bulunmuyor. İlçenin 9, 5 km. uzağındadır.

KabaağaçKöyü ikiye bölen derin bir çatak bulunmaktadır. Bu çatağın her iki yakasına dağınık kümelenmiş 74 hane bulunmaktadır. Evler, tatlı bir meyil satıh üzerine yapılanmış, 67 adet ev tek kat ve 7 adedi ise 2 kat plandadır. Bunların 60 adedi 3 oda bir salon, 14 adedi 2 oda bir salon şeklinde inşa edilmiştir, %25'i tuğla, %25'i briket ve %50'si kerpiç malzemesiyle yapılmıştır. Damlar çatılı ve kiremit örtülüdür.

KabaağaçKesin olarak ne zaman kurulduğu bilinmiyor. Genellikle 93 Harbinden söz ediliyor. Yani 1877 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası, Bulgar komitacıları tarafında göçe zorlananlar buralara gelip yerleşmişler. Bulgaristan’da boş kalan evlerine de Bulgarlar yerleşmişler. O dönemde gelen göçmenler, Edirne’de toplanıyor ve Edirne Valisi Rauf Paşa tarafından, boş bulunan çiftlik ve arazilere yerleştirilip iskan ediliyorlardı. Bu günkü köyün bulunduğu yer boş bir araziden ibaret. Ağaçlık-ormanlık, arazinin çoğunluğunu kaplıyormuş. Yeşillik ve otu bol olan bu yerin, ağaçların altında kaba gölgenin çokluğundan “Kabaağaçlardan” söz edilirmiş. Bu Kabaağaçların bol oluşundan, bu köy adını “KABAAĞAÇ” olarak almış oldu.

Köyün ekonomik yapısı tarıma dayanmaktadır. Yan gelir olarak hayvancılık ve az miktarda da ticaret yapılmaktadır.

KabaağaçKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak nüfusun az olmasından dolayı taşımalı eğitimden yararlanıldığı için kapatılmıştır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır, fakat atanmış ebesi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 227 kişidir.


Kabaağaç Kabaağaç Kabaağaç Kabaağaç Kabaağaç

KöseömerKöseömer Köyü, ilk çağlardaki yerleşim ile ilgili tam kayıt bulunmamaktadır. Ancak köyün etrafındaki Tümülüs ve Boşnak mezarlığındaki ilk çağ mezar taşı ile ilgili tam bir araştırma yapılmamıştır. Osmanlı döneminde ise köyün bulunduğu yer ile ilgili tam bir kayıt bulunmamaktadır. Ancak şimdiki yerleşim yerinin güney-batısında yer alan Boyalık mevkii olarak bilinen yerde 1870'li yıllara ait Osmanlı mahalle kayıtlarında, Hasköy Nahiyesine bağlı olarak Boyalık Köyünün olduğu yazılmaktadır. Bu köyün salgın hastalık dolaysıyla yok olduğu bilinmektedir.

Köseömer kayıtlarına ayrıca, Balkan öncesi Kırkpınar Ağaları listesinde de üç isim ile karşılaşmaktayız. Bunlar:
1-Halil Pehlivan (Köse Ömer Köyü)
2-Ali Pehlivan (Köse Ömer Köyü)
3-Sait Pehlivan (Köse Ömer Köyü) isimleri ile tam bir tarih yoktur.

Köseömer1904 yılında Osmanlı ordusundan emekli olan Ömer adında bir subaya ait Çiftlikti. 700 hane civarında Boşnak ilk olarak bu çiftliğin etrafına yerleştiler. 1904 yılında Bosna'nın Krajina (Bihaç-Cazin-Velika Kladuşa- Buzim-Bosanska Krupa-Bosanski Petrovac) bölgesinden Osmanlı topraklarına göç eden Boşnaklar tarafından kurulmuştur. Köye 1922 Yılında Bulgaristan dan göçmenler gelmiş Aşağı Mahalleyi kurmuşlar uzun yıllar Yukarı Mahalle ve Pişman Mahallede yaşayan Boşnaklarla Aşağı Mahallede yaşayan Bulgaristan göçmenleri birbirleri ile görüşüp karışmamışlardır.

KöseömerKöyde eğitime çok önem verilmektedir. Köy mensuplarından milletvekili, öğretmen, subay, polis, öğretim elemanları vardır.

Edirne iline 36 km, Havsa ilçesine 8 km uzaklıktadır. Köyde bulunan bitki örtüsü karasal iklim özellikleri göstermektedir. Köy, balıkçılık da yapmaya elverişli baraj ve baraj gölüne (Kocagöl) sahiptir. Genel olarak tarım arazilerinde buğday, pirinç ve ayçiçeği yetiştirilmektedir.

KöseömerKöyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamaması sebebiyle taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı yoktur ancak sağlık evi bulunmaktadır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik , sabit telefon ve internet bulunmaktadır.

2014 yılı nüfusu 345 kişidir.


Köseömer Köseömer Köseömer Köseömer Göleti

KulubalıkEdirne iline 37 km, Havsa ilçesine 8 km uzaklıktadır. Kabaağaç, bakışlar, Çukurköy ve Havsa arazileri ile çevrilidir. Bu sınırlar içinde 7500 dekar arazi bulunmaktadır. 400 dekar otlakıye ve 7100 dekar tarım arazisidir. Arazinin bir kısmı sulanır, bir kısmı kıraçtır.


KulubalıkKöy Uzunköprü asfaltının 500 metre doğusunda yer almaktadır. Asfalta kadar, stabilize bir yol ve Havsa deresi üzerinde bir köprü bulunmaktadır. Ev konumları toplu olup, az meyilli satıh üzerine kurulmuştur. 76 haneden oluşan evlerin, %30'u düz ve %70'i meyilli bir yerde bulunmaktadır. Evlerin tamamı tek kat, 50 adedi 3 oda bir salon, 26'sı 2 oda bir salon üzerine planlanmış, bunların %80'i kerpiç, %5'i tuğla ve %15'i briket malzemesiyle inşa edilmiştir. Damlar çatılı ve kiremit örtülüdür.

Köyün ekonomik yapısı tarıma dayanır. Yan gelir hayvancılıktır.

KulubalıkBugünkü bulunan köyün yeri, bir çiftlik idi. Çiftliğin adı da Sultaniye olup, 1877 (93 Harbi) Rus-Osmanlı Savaşından sonra, Bulgar komitacıları tarafından göçe zorlananlardan gelen bir kafile Devletçe buraya yerleştirilmişler. İlk gelenler 15 hane kadar. Daha sonraki yıllarda, Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen göçmenlerle bu günkü duruma geldi. Sultaniye çiftliğine yerleşen göçmenler, savaşın verdiği tahribat ve ardından gelen sıkıntılar, evlerin yapım işinde Devletin yardım eli artık yetişmez olduğu gibi kendi imkanlarıyla da ev yapamaz durumda idiler. Barınabilecekleri derme çatma kulübelerden ibaret barınaklara sığındılar. Birkaç yıl bu barınaklarda yaşamak zorunda olan göçmenlerin bulunduğu bu çiftlik yerine, artık Kulubalar denmeye başlandı. Giderek Sultaniye unutulur ve Kulubalar adı yerine “KULUBALIK” olarak resmiyet kazanıyor.

KulubalıkKöyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır ancak köyde ebe yoktur sağlık evi boş duruyor. Köye ulaşımı sağlayan yol ve köy içindeki yollar asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 212 kişidir.


Kulubalık Kulubalık Kulubalık

KuzucuKöy İlçe merkezine 5 km. uzağında ve Uzunköprü asfaltının hemen batı bitişiğinde bulunmaktadır. Köyü, Havsa, Kulubalık, Çukurköy, Şerbettar ve Abalar köyleri çevrelemektedir. Bu sınırlar içinde, 17. 200 dekar arazi bulunmaktadır. Bu arazinin 3 bin dekarı otlakıye, 1000 dekarı sulu ve 13. 200 dekarı kıraçtır. Köy arazilerinde göl, bataklık, sazlık, ormanlık, dağ yoktur. Akarsuyu Havsa deresidir.

KuzucuKöy, Uzunköprü asfaltının batı bölümünde bulunmakta, ev konumları, toplu olup, asfalta kadar uzanmaktadır. Düz bir satıh üzerine kurulan 96 adet binadan, 4 adedi 2 katlı, diğerleri tek katlıdır. 56 ev 2 oda bir salon, 40 ev 3 oda ve bir salon şeklinde yapılmıştır. Binaların %60'ı tuğla, %30'u kerpiç ve %10'u Briket malzemesiyle inşa edilmiştir. Damlar çatılı ve kiremit örtülüdür.

KuzucuKöyün kuruluşu, 93 denilen Osmanlı-Rus Savaşından sonra, Bulgar komitacıların, Türk köylerine baskın yaparak halkı göçe zorlamalarından Bulgaristan’da yerini yurdunu terk ederek 1878'de gelen ve Hükümetçe Selimiye çiftliğine yerleştirerek iskan edilen göçmenlerle kurulmuştur. Bulgaristan’ın Harmanlı kasabasından gelen bir bölüm göçmen Hacıgazi adında bir zatın başkanlığında gelmişler, Havsa’da iki yıl kaldıktan sonra, Devletçe iskanları Selimiye çiftliğine yapılmış. Buraya yerleşenler tarımdan çok hayvancılığa dönük çalışmaları ve yetiştirilen kuzuların, diğer yerlerdeki kuzulardan çok daha semiz ve üstün olmalarından nam almış bulunan Selimiye’ye “KUZUCU” denmeye başlanmış, köy halkına “KUZUCU” denmesinden köyün resmi adı da resmiyet kazanmış oldu.

KuzucuKöy halkı geleneğini sürdürmeğe çalışmaktadır. Dini inançları gereği, ramazanda ve cuma günlerinde cemaat fazlalaşmakta, diğer günlerde azalmaktadır. Köyün kerpiçten yapılı eski camii yıkılarak, yenisi 1958 yılında köy halkı tarafından yapılmıştır.


KuzucuKöyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 333 kişidir.


Kuzucu Kuzucu Kuzucu

MusulcaEdirne iline 33 km, Havsa ilçesine 14 km uzaklıktadır. Arpaç, Habiller, Hasköy, ve Geçkinli köyleri ile çevrili bulunan köyün, 13 bin dekar arazisi bulunmaktadır. Dağı, bataklığı, sazlık ve göl yeri yoktur. Akar suyu, Süloğlu deresi köyün doğusundan geçer.


MusulcaKöy Süloğlu asfaltının 1,5 km batısında yer almaktadır. Asfalta kadar stabilize yolu ve dere üzerinde köprüsü bulunmaktadır. Ev konumları, pek dağınık olmamakla beraber, bitişikte değildir. 127 haneden ibaret köyün evleri, hafif meyilli bir satıh üzerinde bulunmaktadır. Bu binalardan, 1 adedi üç katlı, 5 adedi 2 katlı, 121 adedi tek kat üzerine inşa edilmişler. 92 adedi 4 oda 1 salon, 25 adedi 3 oda 1 salon ve 10 adedi 2 oda 1 salon biçimindedir. %8 i betonarme, %2 i briket, %15 i tuğla ve %75 i kerpiç malzemesiyle inşa edilmişler. Damlar, çatılı ve kiremit örtülüdür.

MusulcaKöyün kuruluşu ile ilgili kesin bir bilgi yok. Söylentilere göre, köyün bulunduğu yerde çok önceleri bir Hristiyan köyü varmış. Köy civarında bulunan mezar taşlarından da anlaşılmaktadır. Osmanlılar döneminde burası Hasköy'e bağlı bir çiftlik durumunda iken, Musul tarafından bir beyin oğlu Kurt Hasan Bey gelip buraya yerleşmiş ve çiftlik kendisine verilmiş. Balkan Savaşı sırasında Bulgaristan’dan 18 hane gelip buraya yerleşmişler. Daha sonraki yıllarda gelen göçmenlerle köy bugünkü duruma geldi. Musul’dan gelip çiftlik sahibi olan kurt Hasan Beyin memleketi olan Musul’dan geldiği için buraya “MUSULCA” adını almış. Köyün geçim kaynağını tarım ve hayvancılık teşkil etmektedir. 13 bin dekar arazinin, 5 bin dekarı sulanır ve kalanı da kıraç arazidir.

MusulcaKöyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 316 kişidir.


Musulca Musulca Musulca Musulca

NaipyusufEdirne iline 36 Km. , Havsa ilçesine 11 Km. uzaklıktadır. Babaeski İlçesine bağlı Kuleli ve Ağayeri köyleri, Pehlivanköy İlçesine bağlı Burunsuz (Yeşilova) köyü ile Kabaağaç ve Necatiye köyleriyle çevrili bulunmaktadır. Tekek deresi vadisinde bulunan köyün, 5186 dekar arazisi ve 1950 dekar da otlakıyesi bulunmaktadır.

Köy Necatiye köyüne varmadan D-100 karayolunun sağa sapan stabilize yolla 3 km. güneyinde bulunur.

NaipyusufBu günkü köyün kurulu bulunduğu yerin güney-batısında, Naip isminde bir paşanın kurmuş olduğu bir köy varmış. Bu köy 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşından sonra çıkan hastalıktan kıran geçirmiş, dağılmış, evleri öylece halde kalmış. Halen burada eski köyün kalıntıları bulunmaktadır. 93 harbi (1877) Osmanlı-Rus Savaşından sonra, Bulgaristan'ın Lofça kasabasından gelen göçmenlerin buraya yerleşmeleri ve Hükümetçe iskan edilmişler. Böylece köy kurulmuş oldu. Köyün yakınında eski köyün adı olan NAİP, Devlet tarafından bu ad konuldu. Daha sonraları Tekirdağ tarafında aynı adı taşıyan bir köyün daha bulunması, buraya Yusuf ilave edilerek “NAİPYUSUF” adı olmuş. Köyün ekonomik yapısı tarıma ve hayvancılığa dayanmaktadır.

NaipyusufKöy padişah mülküne konduğu için, 1889 yılında Padişah fermanı ile köye, bir cami ve bir iptidai mektep yaptırılmış. Edirne İl Halk Kütüphanesi 4391/53 sayıda kayıtlı Edirne Gazetesi 492 sayılı nüshasında, Rumi 1305 (M. 1889) tarihli yazısında ; “Havsa kazası dahilinde vaki Naipyusuf karyesi ahalisi tarafından mev’udyirmi imza ve mühürlü 31. Kanun-i evvel. 1305 tarihli teşekkürnamenin suretidir” demekle uzun bir mektup yazılıdır. Mektup doğrudan Abdülhamid Han adına yazılmış. Camii birkaç tamir görmüş ve halen köyün hizmetindedir.

Köy halkı aslen Pomak'tır. Atalarından gelen ahlaki ve ananelerini sürdürmeye çalışmaktadırlar. Ramazan ve cuma günlerinde cemaat çoğalmakta, diğer zamanlarda azalmaktadır.

NaipyusufKöyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır fakat hizmetli yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır. Köyde birde futbol sahası bulunmaktadır.

2014 yılı nüfusu 523 kişidir.


Naipyusuf Naipyusuf

NecatiyeEdirne iline 33 km, Havsa ilçesine 8 km uzaklıktadır. Yolageldi köyü, Taptık köyü, Havsa İlçe merkezi ve Naipyusuf köyü ile çevrili bulunmaktadır. Bu sınırlar içerisinde 16 bin dekar arazisi vardır. Bunun 12. 800dekarı ekilen ve 3200 dekarı da meradır. Dağlık, sazlık, bataklık ve göl yeri yoktur.


NecatiyeD-100 karayolunun her iki tarafında kurulu bulunan köyün ortasından Mundarca deresi geçmektedir. Ev konumları, kimi toplu ve kimileri de dağınıktır. Dar vadinin her iki yakasına meyilli satıh üzerine inşa edilen evlerin, %80'i asfaltın güney bölümünde ve %20'si kuzey bölümündedir. Mundarca deresi kurudur, yağmurlardan oluşan sularla kış günlerine etkilenir.

NecatiyeKöyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, 93 harbi Rus-Osmanlı Savaşı sonrası Bulgaristan’dan göç etmek zorunda kalan Selvi kasabasından gelenlerle kurulmuştur. Köyün kurulu bulunduğu kuru ve derince bir dere, etrafı ormanlık ve bu ormanda barınan eşkıya ile dolu. Asker kaçakları, yol kesen haraç alan, çeşitli eşkıyanın barınağı olan burası, öldürülenlerin leşleriyle boğucu bir kokuya bürünmüş bundan dolayı MUNDARCA olmuş ta ki Kurtuluş Savaşı'na kadar. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, eşkıya temizlenmiş, ne köy basan ve ne de yol kesen kalmış. Köyün adı Büyük kurtarıcı M. Kemal Atatürk tarafından Edirne ziyaretine giderken verilmiştir. Atatürk'e köy sakinleri ayran ikram etmişler ve Atatürk "Bu şirin Köyün adı nedir?" diye sorduğunda "Mundarca" denilmesi üzerine "Koca Türkiye'yi kurtardık, sizin köyünüzü mü kurtaramadık" deyip kurtuluş manasını içeren NECATİ ismini vererek NECATİYE ismini almıştır.

NecatiyeKöyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık evi için binamız mevcuttur ancak doktor veya hemşire bulunmamaktadır.

2014 yılı nüfusu 628 kişidir.


Necatiye Necatiye Göleti

OğulpaşaEdirne iline 17 km, Havsa ilçesine 10 km uzaklıktadır. Batısında Edirne İlçe merkezine bağlı İskender ve Sazlıdere köyleri ve kuzeyinde Edirne-Kırklareli asfalt yolu bulunmaktadır. 40. 110 dekar arazisi bulunan ve bu arazinin içinde 3 bin dekarı mera, 220 dekarı kadar da hazine arazisi bulunmaktadır. Köyü ikiye bölen Oğulpaşa deresinden başka önemli akarsuyu yoktur, dağı, ormanı, bataklık, sazlık ve göl yeri de yoktur.

OğulpaşaOğulpaşa deresinin her iki yakasına kurulan evler, Osmaniye mahallesini oluşturur. Reşadiye mahallesi ise derenin batısında ve daha bayırımsı bir yerde kurulmuştur.



OğulpaşaKöyün bulunduğu yer esasen Askeriye ’ye iaşe yetiştirmek üzere kurulmuş tarım çiftliğidir. Barış dönemlerinde, asayişi koruyacak az miktarda asker eğleşir, savaş döneminde asker çoğalır ve burada sakinleşirdi. Balkan Savaşında askeri birliğin bozulmasında sonra, Bulgaristan’dan gelen bir kısım göçmen buraya yerleştirilir. Daha sonraları, Cumhuriyet Döneminde, 1935, 1944 ve 1951 yıllarında Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen göçmenlerle bugünkü duruma gelir.

OğulpaşaKöyün adı üzerinde iki rivayet bulunmaktadır. Birinci rivayette: Burada bir Paşanın oğlu askerlik görevi sırasında ölmüş. Anasıyla babası, oğullarının cenazesine gelmişler; anası, oğlunun tabutuna sarılmış ve “ah benim paşa oğlum” diyerekten ağlamış. “Paşa oğlum” sözcüğü, daha sonraları “OGULPAŞA” ya dönüşmüş.

Oğulpaşa İkinci bir rivayet ise, burada bulunan 500 kişilik bir askeri birliğin başında bir paşa bulunuyormuş. Arazilerin 5 bin dekarı ekilir ve çıkarılan ürünle, asker ve hayvanların iaşesi için ambarlanırmış. Savaşın birinde, buraya kadar gelen düşmanı bu paşa geriye püskürtmüş ve etraf köylere hiç zarar verdirmemiş. Bundan dolayı bu paşaya, “Uğurlu Paşa” denmiş ve zamanla bu sözcük “OĞULPAŞA’ya dönüşmüş ve resmi adı böylece konmuştur.

Köyün ekonomik yapısını ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır.

OğulpaşaKöyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 943 kişidir.


Oğulpaşa Oğulpaşa Oğulpaşa Oğulpaşa Oğulpaşa

OsmanlıEdirne iline 29 km, Havsa ilçesine 4 km uzaklıktadır. Havsa, Oğulpaşa, Söğütlüdere, Hasköy ve Köseömer köyleri ile çevrili bulunan köyün, 23. 065 dekar arazisi bulunuyor. Dağlık, taşlık, sazlık ve bataklık yeri yoktur. Süloğlu’ndan gelen Seylan deresi olan (Havsa deresi) dereden başka akarsuyu yoktur. Az meyilli bir yerde kurulmuş bulunan köyün, Süloğlu'ndan gelen Çanakkale istikametine giden asfalt ikiye bölmektedir.

OsmanlıKöyün kesin olarak ne zaman ve kimler tarafında kurulduğu belli değildir. Köyün batı yönünde, eski bir mezarlık kalıntıları bulunuyor. Bu kalıntılarda yazısız dikili taşlardır. Bu taşların çoğu kırılmış, uzunlukların yarıdan fazlası yoktur. Menhir taşları olabileceği tahmin edilmektedir. Bir başka mezarlık daha vardır ki burasına Maşatlık mevkii derler.
Osmanlı Bu mevkide Hristiyan mezarlıkların kalıntıları bulunuyor. Köyün batı yönünde 3 adet Tümülüs bulunmaktadır. Halk bunlara, HÖYÜK demektedir. Birine, Oğulpaşa deresi höyüğü, ikincisine Sadıkın höyüğü, üçüncüsüne de Ümmetoğlu höyüğü denilmektedir. Bu isimlerin konulmasına, isim sahiplerinin tarlası içinde bulunmasındandır.

Osmanlı1877 (93 Harbi) Osmanlı-Rus Savaşından sonra, Bulgaristan’dan kaçmak zorunda kalan göçmenlerden bir kısmı bu Bulgar köyüne yerleştiriliyor. Kurtuluş Savaşına kadar, köyün yarısı Bulgar ve yarısı Türk durumundaydı. Kurtuluş Savaşından hemen sonra, köyü Rum ve Bulgarların terk etmesi ve Bulgaristan’dan gelen göçmenlerle bu günkü duruma gelmiştir.

OsmanlıBir rivayete göre, köyün hemen kuzeyinde Osman Ağa adında birinin çiftliği varmış. Bu Osman Ağanın adından “OSMANLI” adını aldığı söylenmektedir. Bir diğer rivayet, 1677 Eylül ayında Avcı Sultan Mehmet, ordusu ile İstanbul’dan Edirne’ye gelirken köyün yakınında konaklamış, etraf avlanmaya çok müsait bulunan arazide hem avlanmak hem de Sadrazam Fazıl Ahmet Paşanın hastalanarak yolda kalması, iyileşip gelmesini beklemede olan ordunun bir zaman burada kaldığı için “OSMANLI” denmiş olduğunda söylenmektedir.

OsmanlıKöyün ekonomik yönünü tarım ve hayvancılık oluşturmakta, az miktarda da ticaret vardır. Bunun yanında nakliyecilik de bulunuyor. Köyün güneydoğusundan geçen Seylan deresinin her iki yakasında dar bir vadi uzanmaktadır. Eskiden buraya “Osmanlı ovası, Altın yuvası” denirdi. Köyün halkı çalışkan ve tütün üretiminde becerilidir.

OsmanlıKöyde ilköğretim okulu bulunup öğrenci sayısı çok azdır ve bu yüzden taşımalı öğretim yapılır. Köyün kendi içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi bulunmaktadır. Köyde sağlık ocağı bulunmaktadır. Köyün ara yolları toprak, ana yolları asfalt olup Havsa ilçesini otobana bağlayan yol üzerindedir. Havsa ile neredeyse bitişik haldedir.

2014 yılı nüfusu 1. 097 kişidir.


Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı Osmanlı

SöğütlüdereEdirne iline 23 km, Havsa ilçesine 16 km uzaklıktadır. Hasköy, Habiller, Oğulpaşa ve Osmanlı köyleriyle çevrili bulunan köyün, 15. 084 dekar ekilir arazisi ile 1300 dekar mera ve 220 dekar da Hazine arazisi bulunmaktadır. Bu arazinin 2 bin dekarı sulu ve kalanı da kıraçtır. Bu sınırlar içerisinde dağlık, taşlık, sazlık ve bataklık gibi bir yeri yoktur. Arazi hafif engebeli ve verimlidir. Topraklar üzerinde geniş analizler yapılmıştır, neticeleri Meriç Havzası Toprakları kitabında mevcuttur.

SöğütlüdereKöy, Edirne-Kırklareli asfaltının hemen bitişiğinde ve güneyinde yer almaktadır. Köyün hemen batısında Oluklu deresi geçmektedir. Ev konumları pek fazla dağınık değildir. Köyün bulunduğu yer, doğudan batıya doğru az meyillidir.


SöğütlüdereKöyün bugünkü bulunduğu arazi hali bir otlak olarak kullanılır durumda ve Hasköy'e tabi imiş. 1872-73 yıllarında, Rüstem Ağa adında bir kişi bugünkü köyün bulunduğu yere, yakınları ile birlikte ev kurup yerleşmişler. Uzun yıllar Hasköy’ün bir mezrası durumunda kalmış. Balkan Savaşı’ndan sonra 1914 yıllarında Bulgaristan ve Yunanistan’dan gelen göçmenler yerleştirilmiş ve köy durumuna gelmiş oldu. Köyün bulunduğu mevki ve dere boylan çok güzel ot yetiştirir, burada otlayan sağmal hayvanların sütleri hem çoğalır hem de lezzetli olurmuş. Bundan dolayı, köy daha kurulmazdan önce bu mevkiiye sütlü dere adı verilmiş. Köy kurulduktan sonra da dere boylarında bol söğüt ağaçlarının bulunmasından Sütlü dere yerine “SÖĞÜTLÜ DERE” olarak adını almış oldu.

SöğütlüdereKöyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır ancak kullanılmamaktadır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 256 kişidir.
ŞerbettarEdirne iline 41 km, Havsa ilçesine 12 km uzaklıktadır. Kuzucu, Çukurköy, Azatlı, Abalar ve Aslıhan köyleri ile çevrili bulunan köyün, 45 dekar arazisi bulunmaktadır. 3500 dekar da otlakıye bulunuyor. Bataklık, sazlık, ormanlık ve göl yeri yok. Köyün doğusundan, Oğulpaşa’dan gelen dere ile Oluklu’nun birleşmiş şekliyle geçmektedir.

Köy, Havsa-Uzunköprü asfaltından, Kuzucu köyünün girişinden 8 km. güneybatı doğrultusunda ve İstanbul-Edirne Devlet demiryolunun 1 km. batısında bulunuyor. Ev konumları topludur.

ŞerbettarKötün kesin olarak ne zaman kurulduğu belli değil. Yapılan araştırmalara göre, 1705 yılında kurulduğu tahmin edilmektedir. Köyün bulunduğu yerde ve civarında bağcılığa çok uygun toprağın bulunması, ve bağcılıktan çok iyi anlayan Rum ve Gagavuzların buralara yerleşmiş olmaları kesinlik kazanıyor. 19. yüzyılda Avrupa bağlarında görülen hastalık sonucu, Edirne’den şarap ihracatı, Zalıf, Aslıhan ve Şerbettar köylerinden yapıldığı da ifade edilmektedir.
Şerbettar Kurtuluş Savaşından sonra mübadele ile Yunanistan’dan 1924 yılında gelen bir miktar göçmen ile daha sonra, 1935 yılında Romanya’dan ve 1948 ile 1951 yılında Bulgaristan’dan gelen göçmenlerle bu günkü duruma gelmiş. Köyün ürettiği şarapların kaliteli oluşundan köy “ŞARAPLAR” adını almış, daha sonra burada şarap imalinden vazgeçilmesi ile köy “ŞERBETTAR” adını almıştır.

ŞerbettarKöyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 816 kişidir.


Şerbettar Şerbettar Şerbettar Şerbettar

TahalTahal köyü, doğusunda Pehlivanköy ilçesine bağlı Yeşilova, batısında Uzunköprü ilçesine bağlı Kırcasalih kasabası ve Aslıhan köyü, güneyinde Pehlivanköy ilçesine bağlı Kumköy ile Hıdırca köyleri ve kuzeyinde Bakışlar köyü bulunmaktadır. Bu sınırlar içerisinde 10. 500 dekar arazisi bulunmaktadır. Buna ilaveten 1400 dekar da otlakıyesi bulunuyor. Dağı, ormanı, sazlık ve bataklık yeri yoktur. Toprağı hafif engebeli ve kumsaldır. Köy, Havsa-Uzunköprü asfaltına 5 km. mesafede stabilize bir yolla bağlıdır. Edirne iline 39 km, Havsa ilçesine 14 km uzaklıktadır.

Tahal93 harbinden sonra (1877 Osmanlı-Rus Savaşı) Bulgaristan’dan gelen bir kafile göçmen, boş bulunan bu araziye yerleşmişler. Daha sonraki yıllarda Yunanistan’dan gelen göçmenlerle bu günkü duruma gelmiş. Pehlivanköy o zamanlar Havsa kazasına bağlı PAVLİ isminde bir köydü. Burada tren istasyonu olduğu için Havsa’dan ihracı gerekli bütün nakliye işleri bu tren istasyonundan yapıldığı için bu yol güzergahı çok işlekti ve Tahal köyü de bu yol üzerine kurulmuştur. Pavli istasyonuna yakın ve düz yerde bulunan köyün yerinde, Rumlar buraya Tahıl pazarını kurarlarmış, üretilen tahıllar buradan pazarlanıyordu. Tahıl sözcüğü, “TAHAL” olarak değiştirildi ve köyün adı oldu.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur; fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 222 kişidir.
TaptıkYolageldi, Necatiye, Havsa İlçe merkezi ve Köseömer köyleri ile çevrili bulunan köyün, 20 bin dekar arazisi bulunmaktadır. Dağı, bataklık ve sazlık yeri yoktur. Ormanlık yeri Çavuş korusu bulunuyor. Bu büyük orman kalıntılarıdır.

Edirne iline 37 km, Havsa ilçesine 12 km uzaklıktadır. D-100 karayolunun 5 km. kuzeyinde bulunmaktadır. Köyün ortasında, bir çatak bulunuyor ve köyü adeta ikiye bölmektedir.

TaptıkKöy 1877 (93) Osmanlı-Rus Savaşı sonrası kurulmuş. 1878 Berlin Antlaşmasında, Osmanlıya yüklenen ağır şartlar, Kırım’da bulunan Türkleri de göçe zorlamış ve Kırım’dan gelen bir göçmen kafilesine, beğenecekleri bir çiftliğe iskan edilmeleri için birkaç çiftlik gezip görenler, bugünkü köyün bulunduğu yeri beğenmişler. Çiftlik Devletin olduğu için buraya yerleşenlere cami ve okul devlet tarafından yapılmış.
Taptık Daha sonraki yıllarda Bulgaristan’dan gelen göçmenlerle bu günkü duruma gelmiş. 1912-13 Balkan Savaşında köyü terk edip Anadolu içlerine gidenler iki yıl sonra geldiklerinde, devlet tarafından yapılan evlerin yakılmış ve yıkılmış olduğunu görmüşler. Kendi olanakları ile kerpiç ve saplardan yapılan evler, günden güne gelişerek bu günkü duruma gelmiştir.

TaptıkKöy ilk kurulduğunda, resmi kayıtlarda adı Fethiye olan çiftliğin, Kırım’ dan gelen Tatar Türkleri yer beğenme gezilerinden sonra kendilerine “Beğendiniz mi?” sorusuna karşılık “TAPTIK” demişler. Tatarca beğendik anlamında olan ve “TAPTIK” dedikleri için köyün de adı TAPTIK olmuş. Köyün geçim kaynağını tarım ve hayvancılık oluşturmaktadır.

TaptıkKöyde, ilköğretim okulu yoktur ve taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem de kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.

2014 yılı nüfusu 464 kişidir.


Taptık Taptık Taptık Taptık Taptık

Köyün halkı Selvi kazası ve Selvi kazasının Dereli, Buvatma ve Yamak köylerinden gelmiştir.

YolageldiEdirne iline 38 km, Havsa ilçesine 11 km uzaklıktadır. Birçok ailenin birbirleriyle kan bağı bulunmaktadır. Köyün kurucusu Hacı İbrahim Ağa ve oğlu Kasım Yolageldili olduğu belirlenmiştir. Köyün kuzeyinde Hazinedar, güneyinde Kuleli, doğusunda Mutlu (Kofalça) , batısında Taptık, güneybatısında Necatiye köyleri bulunmaktadır.

Yolageldi Köyün doğu kenarında İnece (Teke) deresi akmaktadır. Haznedar köyünden sonra iki kola ayrılan dere köy sınırları içinde iki ayrı koldan akmakta, ana dere ve bayır altı deresi olarak adlandırılmaktadır. Geçmişte yazın suyu kesiliyorsa da günümüzde Kayalı Barajı’ndan sürekli su verilmekte ve sulama yapılmaktadır.

YolageldiBugün köyde yaşayanların atalarının Bulgaristan’ın Servi kasabası ve bu kasabaya bağlı çok yakın olan Buvatma ve Yamak köylerinden 1878 yılı Osmanlı-Rus Savaşı’ndan (93 Harbi) sonra yaşadıkları yerleri terk ederek köye geldikleri bilinmektedir. Bulgaristan’dan gelişte, köylülerin bir kısmının Tekirdağ ilinin Mahramlı-Karacakılavuz, Bursa Mustafakemalpaşa, Çanakkale Lapseki- Suluca köyüne yerleştikleri saptanmıştır. Halen oralarda akrabalıkların olduğu geliş-gidişlerin yapıldığı bilinmektedir.

YolageldiKöyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik sabit telefon ve internet erişimi vardır.

2014 yılı nüfusu 774 kişidir.

Sitemizde sizlere daha iyi hizmet sunulabilmesi için çerezler kullanılmaktadır. Hizmetlerimizi kullanarak çerez kullanımına izin vermiş olmaktasınız.