Şarköy Köyleri (Mahalleleri)

Şarköy Köyleri


Tarihi 1340'a (Hicri Takvime Göre) dayanan Aşağı Kalamış Köyü , Türklerin Selanik'ten göç etmeleriyle kurulmuş bir köy. İlk önce Uçmakdere köyüne yerleşen şimdinin Aşağı Kalamışlıları , kısa bir süre sonra , buradan kalkarak Kalamış'a yerleşmişler. İki gruba ayrılarak Aşağı ve Yukarı Kalamış Köylerini oluşturmuşlar. Aşağı Kalamış'a ilk gelen hane sayısı 16 olarak biliniyor. Köy halkı , genelde mübadeleden gelen Türkler olup , sevecen ,uyumlu ve çalışkan insanlardan oluşuyor.

Tarım ile geçimini sağlayan köy halkı zeytincilik ve üzüm üreticiliği ile de uğraşıyor. Köy içinde bulunan yazlık siteler Aşağı Kalamış'ı bir turizm cenneti haline getiriyor.Yaz aylarında nüfusu önemli miktarda artmaktadır.
Türkiye'de sadece Altınoluk ve bölgede görülen önemli bir özellik Aşağı Kalamış'ı diğer bölgelerden ayırıyor. Buranın oksijeninin astım ve yüksek tansiyonlu hastalara iyi geldiği söyleniyor.

Aşağı Kalamış'ın bir önemli özelliği de sörf sporu için ideal rüzgar ve denize sahip olmasıdır. Denize girmek için ise en iyi zaman Eylül ve Ekim aylarıdır.

2013 yılı nüfusu 211 kişidir.

20. yüzyılın başlarında buralarda kiremit ve tuğla ocakları varmış. İşçiler bu köyde çalışıp konaklarmış. Günümüzde bu ocakların kalıntıları köyde kalmamış, ancak bu ocaklardan bazıları Mürefte ve Hoşköy arasında varlığını korumaktadır.


600 - 700 sene evvel Konya-Karaman'dan gelen ve o bölgeye yerleşen Türklerin kurduğu bir köy Beyoğlu. Tarihte orada yaşayan bir Sırt Beyi (şu anki Sırtbey Köyü) varmış. Sırt Bey'in oğlu zamanında şimdinin Beyoğlu Köyü'ne yerleşmiş ve kendisi bir beyin oğlu olduğu için buraya "Beyoğlu" adı verilmiş.

Çevresindeki çoğu köy gibi Beyoğlu Köyü'de tarihi bir köy... Köyün ihtiyarları çevre köylülerle çok iyi anlaştıklarını, özellikle savaş zamanlarında birbirlerine destek olduklarını, böylelikle, savaşın getirdiği zor koşulları daha kolay atlattıklarını söylüyor.

Beyoğlu Köyü'nde tarihi kalıntılara rastlamak mümkün. Köy balkanında eski bir kale ve 2 tane tumba var. Yalnız şu an kalede pek fazla kalıntı kalmamış. Bu yerler sit alanı olarak korunuyor. Tumbaların da giriş kapıları bilinmiyor.

2013 yılı nüfusu 217 kişidir.
Beyoğlu Köyü halkı çok çalışkan insanlar. 6000 dönüm işlenir araziye sahip köyde , insanlar tarım ve hayvancılık ile uğraşıyorlar. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan besleyen köylüler , özellikle kümes hayvanlarından ördek ve kazı çoğunluklu olarak bakıyorlar. Kış aylarında bu hayvanların etlerinden faydalandıklarını anlatıyorlar.


Bulgur Köyü'nün kuruluşu hakkında kesin bir bilgi bulunmasada, çok eski bir köy olduğu bilinmektedir. Bundan 600-700 yıl önce Orta Asya'dan göç eden Türkler tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir.

Köyün girişinde ormanlık bölgede Gaz Yolu denen bölgede eski tarihlerden kalma bazı kalıntılar var. Bu kalıntılar mezar taşları ve eski bir yapıdan kalma olduğu tahmin edilen taşlar. Kalıntıların hangi dönemden kaldığı bilinmiyor. Ancak köyün kuruluşundan birkaç yüzyıl önce buralarda başka bir yerleşim biriminin bulunduğunu söylüyor Köy Muhtarı Ahmet Denizli.

2013 yılı nüfusu 163 kişidir.
Bulgur Köyü , Şarköy ve Tekirdağ yöresinin en kırsal kesimidir. İklimi; özellikle kış ayları çok sert geçiyor. Yaz ayları ise kış aylarının tersine çok sıcak ve kurak geçiyor.




Çengelli Köyü bundan 600-700 sene evvel,o bölgeye yerleşmiş Türkler tarafından kurulmuş bir köydür.O zamanın Türkleri Çengelli ile birlikte, köyün çevresinde bulunan diğer köyleri de kurmuşlar.



Çanak diye tabir edilen dağların oluşturduğu çukurun altında kalmasına rağmen, önünün açık olması nedeniyle muhteşem bir manzaraya sahip.Çevresinin ormanla kaplı olması köye temiz hava bol oksijen sağlıyor.Kısacası doğayla içiçe bir yer burası.Temiz havası ve bol oksijeni insana canlılık veriyor.

2013 yılı nüfusu 173 kişidir.

Kurtuluş Savaşı sırasında şehit olan bir erkek ve bir kadın köylü, ozamanın köylüleri tarafından şehit oldukları yer olan köy meydanına gömülmüştür. Çevresi taşlarla kapatılarak, burada yatanların şehit olduğunu belirtir mermer mezar taşı koyulan mezar, adeta çengelli köyünün simgesi haline gelmiştir.


Köyde sadece dört adet çınar ağacı bulunmasına rağmen 1924 yılında yaşanan mübadele sonrası, eski adı "PALATANOS" olan köyün adına, Palaton çınar anlamına geldiği için Çınarlı denmiş.



Zeytin ağaçları ve bağlarla döşenmiş yokuşu tırmanıp köye vardığımızda Mürefte ve Marmara Denizi'nin müthiş güzelliği ve endamı gözler önüne seriliyor. Denize kuşbakışı bakıyorsunuz.

2013 yılı nüfusu 571 kişidir.

Köyde tarihi kalıntı olarak iki adet çeşme ve eski bir ev bulunuyor. Karşı karşıya bulunan ve tarihi özellik taşıyan iki çeşmeden birtanesi köylüler tarafından restore edildilerek günümüze kadar taşınmıştır.







Yörenin ilk halkının Traklar' dan meydana geldiği bilinen Eriklice Köyü zamanla, Frigler,Yunanlılar, İskitler, Persler, Makedonyalılar, Keltler, Goltlar, Hunlar, Araplar ve Peçenekliler istilasına uğramış. Daha sonra Osmanlı Devleti'nin eline geçmiş ve 1924 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından kanunlaşarak köy muhtarlığı idaresinde yöneltilmeye başlanmış.

Eriklice Köyü, bitki örtüsü ve tarihi zenginliği bakımından bir bütün gibidir. Üzüm ve şarap üreticiliği tarihi bir kalıntı sayılabilir. Deniz kenarında kurulu olan Eriklice köyünde balıkçılık çok eski zamanlardan beri yapılır. Uzun seneler önce kurulan dalyan ve kayıkhanelere rastlamak mümkündür. Köyde şu anda bir tane kayıkhane var. Burada sandal ve tekneler üretilip tamiratı yapılıyor.

2013 yılı nüfusu 891 kişidir.
Halkın geçim kaynağı olarak üzümcülük ve zeytincilik ön plana çıkmaktadır.Köyde çok eskilerden beri de balıkçılık yapılıyor. Bunun yanı sıra Eriklice Köyü son yıllarda turizmde önemli bir yol kat etmiş ve Marmara Bölgesi'nde adından söz ettirmeyi başarmıştır.








Geçmişten günümüze kadar gelen tarihi, bizlere en güzel biçimde sunan ve gözler önüne seren yerlerden birisidir Gaziköy...

Doğal güzelliği ile insanları kendine hayran bırakan Gaziköy, yerleşim şekli bakımından üç bölümden oluşmaktadır. Denize paralel, Ganos Dağlarına dik ve ikisinin ortasında, tepede bulunan evler tarih ve eşsiz doğal güzellikler içinde bulunan nadir bir yerleşim yeri yapıyor Gaziköy Köyü.

Dört bir tarafından tarih fışkıran bu köyde, her bastığınız toprak ve taşın altında tarihin tozlu sayfalarına rastlamanız mümkündür. Bu durum Gaziköy' e "Tarihin Başkenti" ünvanını veriyor. Öyle ki, köy tamamen sit alanı olarak korunuyor.

Köy meydanında bulunan eski çınar, adeta tarihin canlı bir şahidi olarak dimdik ayakta duruyor.

Eski ismi Ganos olan tarihi Gaziköy Köyü'nde 750 hane yaşamaktaymış. Tarihi köyde bulunan tüm yapılar kapalı çarşı büyük alışveriş merkezi 1912 yılında yaşanan depremden sonra tamamen yıkılmış. Ganos fay hattının üzerinde kurulu bulunan köy 1912 depremi sonrasında bugünkü halini almıştır.

2013 yılı nüfusu 439 kişidir.

Gaziköy halkı geçimini; tütüncülük,bağcılık,balıkçılık ve az da olsa zeytincilikle sağlıyor.

Gaziköy' de pek çok tarihi kalıntının yanında göze batan bazı eserler vardır. Kiliseler, Gaziköy çeşme yazıtı ve Koca çeşme yazıtı dikkat çeken tarihi eserlerdir.
Rum kültürünü yansıtan pek çok eserin yanında Osmanlı döneminden kalma eserlere de rastlamak mümkündür.

Çeşmenin hemen yanı başında bulunan ulu bir çınar ve şu an yıkık durumdaki kilise bu örneğin en sağlam kanıtlarındandır. Gaziköy'de bulunan bazı kalıntılar, eski çağlardaki fiziki yapıyı öğrenmemiz için, günümüze uzanan önemli ipuçlarıyla dolu. Öyle ki, Gaziköy'ün yaklaşık 100 metre yüksekliğindeki yamaçlarında gözle görülür istiridye kabukları ve balık fosillerine rastlanmasından,jeolojik devirlerde denizin bu yüksekliğe kadar ulaştığı anlaşılmaktadır.

Osmanlı döneminden kalma mermer çeşme Osmanlı ve Rum kültürünün bir arada yaşandığının en iyi örneğidir.

Gaziköy eşsiz doğası, temiz havası ve tarihiyle Şarköy yöresinin en iddialı turistik yerlerinden biridir.





Şarköy' e 10 km uzaklıkta bulunan Gölcük Köyü tarihi köylerimizden biridir. Eski bir tarihi olan Gölcük Köyü'nde tarihi eser olarak eski kilise ve çeşmeler bulunmaktadır. Kilisenin kalıntıları günümüze kadar ulaşamamasına rağmen kilisenin hemen yanındaki tarihi çeşme ve ceviz ağacı varlığını korumaktadır.

Gölcük Köyünde halk geçimini çiftçilik ve hayvancılıkla sağlar. Ayçiçeği ve buğday en çok yetiştirilen ürünlerin başında gelmektedir. Ayrıca köyde küçük bir çoğunluk arıcılık ile uğraşmaktadır.


2013 yılı nüfusu 392 kişidir.



Bundan 500-600 yıl öncesi, bu bölgeye Türk Beylerini yerleştirmeye karar veren Osmanlı ilk olarak Melen Beyi' ni, şimdiki Güzelköy' e yerleşmesi için göndermiş. Zamanla diğer Türk Beyleri de bu bölgeye yerleşerek üstünlük kurmaya çalışmışlar. Adını Melen Beyi'nden alan bu köy zamanla Güzelköy diye anılır olmuş. Güzelköy bölgenin en eski yerleşim birimlerinden biri. Türkler' in beylikler zamanından beri buraya yerleşmeleri, asırlık çınar ağaçları, köprüleri, eski evleri ve taş sokakları ile yüzyıllar öncesini günümüze taşıması, eski bir yerleşim biriminin olduğunun en büyük kanıtıdır.

Gittikleri her yere kültürlerini miras bırakan Türkler ve Rumlar bu köye de önemli eserlerini bırakmışlardır. Ne zaman yapıldığı belli olmayan tarihi kemer köprü, eski camii, caminin yanındaki mermer yalaklı ve havuzlu çeşme, manastır en güzel örnekler olarak sıralanabilir.Ayrıca eski caminin yanında iki tane yatırın mezarı bulunuyor.Bu yatırlardan birisinin isminin Cihan Bey olduğu söyleniyor.

Köy merkezinin içinde bulunan asırlık çınar ağacı hakkındaki rivayete göre eskiden bu ağacın üzerine çıkılıp ezan okunurmuş.

2013 yılı nüfusu 202 kişidir.

Bölgenin en nadide üzümlerinin yetiştiği bu köyde dünyaca tanınmış Melen Şarapları ismini bu köyden almıştır. Ayrıca köy sınırları içindeki Gazhane Deresinde bulunan acı su diye tabir edilen maden suyu kaynakları vardır.

Tarihi ve eşsiz doğal güzellikler içindeki bu köyün ismini nerden aldığını düşünmeye gerek yok. Adı gibi "Güzel" köy.




Suriye Arapları tarafından kurulan bu köyün eski ismi Araplı idi. Rivayete göre o zamanlar korsan olan Suriye Arapları, köyün konumu itibari ile önünün açık olması ve denizi net bir şekilde görmesi nedeniyle buraya yerleşmişler ve denizlere hakim olmuşlar. Daha sonra bu köye Rumlar yerleşmiş. Kurtuluş savaşı sonrasında 1924 yılında yaşanan mübadelede Türk vatandaşlarının yerleştiği köyün adına bölgenin en ünlü iğde ağaçları ve bağlarına sahip olduğu için "İĞDEBAĞLAR" köyü denilmiştir.

İğdebağlar köyü doğası, manzarası ve doğal güzelliğinin yanında suyu ile meşhur bir köy.Bölgenin en kaliteli suyu bu köyde mevcuttur.



Köy halkının en önemli gelir kaynakları arasında zeytin, üzüm ve büyükbaş hayvancılık gelmektedir. Bölgede sadece bu köyde yetiştirilen ve son yıllarda önemli bir gelir kaynağını oluşturan fıstık çamı yetiştiriciliğinden köy halkı büyük bir gelir elde etmektedir.

2013 yılı nüfusu 402 kişidir.

İğdebağlar köyünde bulunan tarihi kalıntılar günümüze ışık tutmaktadır. Köyün Kozmanderesi mevkiinde erken devir çağına ait ( İ.Ö. 1200) bronz eserler bulunmuştur. Bu eserler o dönemin maden kültürünü ne derece önemli olduğunu göstermektedir. Ayrıca Miken Kılıçlarının da bulunması Ege Dünyası ile Trakya arasındaki ilişkileri de göstermektedir. Bunların dışında köyün içinde bulunan dilek taşı ve kabir kapağı diğer tarihi eserler arasında gösterilebilir.





Bundan 700 sene evvel Osmanlılar tarafından kurulduğu tahmin edilen bu köye mübadeleden sonra Konya - Karaman' dan gelen Türkler yerleşmiş. Türkler göç ettikleri yerin isminin aynısını bu yere de vermişler.


Köy halkının tamamı çiftçilik, hayvancılık ve ormancılık ile uğraşıyor. Özellikle ormancılık İshaklı Köyünün en önemli gelir kaynağıdır.

2013 yılı nüfusu 108 kişidir.


Tarihi eser bakımından fakir olan bu köyde sadece köy mezarlığında bulunan tahminen 500 yıllık mezar taşları ve yazıtlar bulunmaktaydı. Ancak bu eserler de kötü niyetli kişiler tarafından çalınmış.




Eski bir yerleşim yeri olan Kirazlı doğal güzelliğinin yanında bereketli toprakları ile insanları cezbeden bir köydür. Köyün eski ismi olan "KİRESNE" Türkçe' ye çevrilerek Kirazlı olarak söylenmiş ve günümüze kadar gelmiştir.


Adından da anlaşılacağı gibi kirazı ile ünlü olan bu köy bölgenin ve hatta Türkiye'nin en iyi ve kaliteli kirazının üretildiği yer olarak gösterilebilir. Trakya Yöresinde gelir amaçlı kiraz üretimi yapılan tek yer Kirazlı Köyüdür. Köyde yapılan kiraz üretimi çok eskilere dayanmaktadır.Çınarlı Köyü'nden sonra en kaliteli ve üretim miktarı bakımından en fazla sofralık üzüm bu köyde yetiştiriliyor.

2013 yılı nüfusu 310 kişidir.

Tekirdağ-Kiraz Festivali'ndeki kirazlar, kiraz üretiminde tek olan Kirazlı Köyü'nden çıkmaktadır.





İsmini Gazi Süleyman Paşa'nın silah arkadaşı olan Ali Baba'dan alan Kocaali Köyü, mübadeleden sonra Türklerin göç ederek yerleştikleri bir köydür.

Şarköy'e 7 km mesafede bulunan Kocaali Köyü, özellikle yaz aylarında Kızılcaterzi Köyü sınırları içinde bulunan yazlık sitelerdeki turistlerin yolları üzerinde her zaman uğradıkları bir köydür.

2013 yılı nüfusu 280 kişidir.
Genelde çiftçilikle uğraşan köy halkı ayrıca büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığa büyük önem veriyor.Şarköy'ün kavun ve karpuzu da bu köyde yetiştiriliyor.

Bu köyde şehit olan Ali Baba'nın türbesi Kocaali Köyü'nün en önemli tarihi eseridir.


Çevresinde bulunan eski yerleşim birimlerine bakıldığında Kızılcaterzi Köyü' nün bulunduğu bölgenin çok eski bir tarihi bulunmaktadır. Buruneren Çiftliği ve Karadutlar mevkiinde İ.Ö. 6000-3000 yıllarına ait yerleşim yerlerinin tespit edilmesi ve bu yerleşim yerlerinde bulunan kalıntılar Kızılcaterzi Köyü'nün eski bir tarihe sahip olmasının en büyük kanıtıdır. Bu yerleşmelerde bulunan, o zamanlar savaşlarda kullanılan taş baltalar şu an Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi'nde sergilenmektedir.

Kızılcaterzi Köyü ismini, Gazi Süleyman Paşa' nın silah arkadaşı olan Terzi Baba' dan alıyor. Terzi Baba, Gazi Süleyman Paşa'nın Rumeli' ye geçişi sırasında, savaş esnasında, bu köyde vurularak şehit oluyor ve buraya gömülüyor. Şehit Terzi Baba'nın mezarı 1941 yılında Osman Orhan tarafından yaptırılarak türbe haline getirilmiş. İnsanlar bu türbeye gelerek, mum yakıp dilekte bulunuyorlar.

Köy sınırları içinde 6000 haneden oluşan 12 yazlık site buluyor.Bu nedenle yaz aylarında köyün nüfusu 3000'e kadar çıkıyor.

2013 yılı nüfusu 280 kişidir.

Köy halkı geçimini tarım ile sağlıyor. Genelde ayçiçeği, buğday ve mısır önemli yer tutuyor. Eskiden büyük bir yeri olan hayvancılık artık yapılmıyor. Zeytin üreticiliğinin öneminin artması nedeniyle köy halkı zeytin üreticiliğine de yavaş yavaş giriyor.



Tarihi köylerden biri olan Mursallı Köyü 700 yıllık geçmişini günümüze kadar taşımayı başarmış bir köy. Geleneklerini günümüzde de aynen devam ettiren Mursallı Köyü Karamanoğulları tarafından kurulmuştur. Tamamen yerli insanlardan oluşan köy 700 sene önce ne ise günümüzde de aynı öz ile yaşamını devam ettiriyor.

Mursallı Köyü'nde şehit olan Gazi Süleyman Paşa'nın silah arkadaşı Musa Baba'nın isminin verildiği bu köy, halk arasında zamanla değiştirilerek, Mursallı olarak anılır olmuş. Musa Baba'nın türbesi köy mezarlığında bulunmaktadır. Tarihte bilinen Fahir ve Hakkı Altay efendilerin bu köyde yaşadığı, ve Kurtuluş Savaşı'nda köyleri için çok mücadele ettikleri söyleniyor. Bu kişilerin mezarlarının da tarihi köy mezarlığında bulunduğu tahmin edilmektedir.

2013 yılı nüfusu 382 kişidir.

Bağcılık ile de uğraşan Mursallı Köyü halkının en önemli gelir kaynağı hayvancılıktır. Bu hayvanların en önemli özelliği tamamen yerli ırktan oluşmasıdır.



Örf ve adetlerine sahip çıkan sayılı köylerden biri olan Mursallı'nın en önemli özelliği de günümüzde bilinen ve bilinmeyen pek çok anonimin bu köye ait olmasıdır. Köy muhtarı "Günümüzdeki pek çok anonim Mursallı Köyü'nden çıkmıştır" diyor.



Eski bir yerleşim yeri olan Palamut'a Türkler mübadeleden sonra göç ederek yerleşmişlerdir.




Çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan köy halkı genelde buğday ve ayçiçeği yetiştiriyor. Küçükbaş hayvanlardan sadece keçinin bakıldığı köyde genellikle büyükbaş hayvancılık daha yaygındır.



Şarköy'e 24 km uzaklıkta bulunan Palamut Köyü Ganos Dağlarının eteklerine kurulmuş, yörenin yüksek kesimlerinde bulunan bir köydür. Yüksekte olması sebebiyle kış aylarının çetin geçtiği Palamut Köyü'nde her kar yağışında ulaşım olumsuz etkileniyor ve ancak kızaklarla yapılabiliyor.

Köyün dışarıya fazla göç vermesi nedeni ile köy nüfusu gün geçtikçe azalıyor.
2013 yılı nüfusu 48 kişidir.




Bu yörede yaşayan insanların, hangi tarihte yaşadıkları bilinmese de, Şenköy şimdiki yerine 1959 yılında 10 kişilik hane tarafından kurulmuş. İlk kuruluşu şimdiki köyün sırtlarında, ormanlık alanda bulunan Yağcılı Çiftliği'nde yaşayan kişiler tarafından kurulmuştur. İlk zamanlar bu çiftlik 3 haneden oluşmuş.

1957 yılında bir kişiye ait olan bu çiftliğe Sağlamtaş Köyü'nden 10 hane gelerek toprak alarak buraya yerleşmişler. Bu 10 kişilik hane daha sonra 1959 yılında, ulaşım sorunu nedeni ile, şimdiki bulunan köyün olduğu yere, Duttarla denilen mevkiye yerleşmişler ve köy bir müddet bu isimle anılır olmuş. Şarköy'den esinlenerek Şenköy denilen bu köy 1960'lı yıllarda köy statüsüne geçmiş. Kısacası şimdiki Şenköy 45 yıllık yakın bir geçmişe sahip.

2013 yılı nüfusu 130 kişidir.
Köyün çevresinde yazlık sitelerin bulunması nedeni ile gelir sağlama amaçlı seracılık işi ile uğraşan köy halkı ayrıca çiftçilik ile de geçimini sağlıyor.





700 yıllık tarihi bir geçmişi bulunan Sofuköy'ün ilk kurulduğu tarihlerde 3 haneden oluştuğu söyleniyor. Zamanında, Sofu diye tabir edilen bu kişiler, bölgede kontrol ve hakimiyeti sağlamak amacıyla bu köye yerleştirilmişler.

Sofuköy' ün her ne kadar 700 yıllık bir geçmişi bulunsa da İ.Ö. 6000-3000 yıllarına ait yerleşmelerin tespit edilmesi, bölgenin tarihinin çok eskilere dayandığını ortaya koyuyor. Ayrıca bulunan bu yerleşmelerde savaş ve günlük kullanım aracı olarak kullanılan taş baltaların üretilmesi, bölgenin Truva' dan Burdur'a kadar olan alan içinde ilişkilerinin sürdürüldüğünü ortaya çıkartıyor.

2013 yılı nüfusu 82 kişidir.

Hayvancılıkla uğraşan köy halkı uygulanan projelerle son yıllarda bağcılık alanında önemli bir gelişme gösteriyor.Bağcılığın gelişmesi ile birlikte köyde göç de durmuş...




Eski bir yerleşim yeri olan Tepeköy' ün kesin kuruluş tarihi tam olarak bilinmiyor ama kuruluşu ile ilgili bir kaç rivayet dilden dile dolaşıyor. Kimisine göre; bir Rum çobanı kızını iyileştirmek için havası ve suyu temiz olan bu köye gelip yerleşmesi ile kurulduğu, kimisine göre de; civar köylerdeki insanların, konum itibari ile uygun olduğu için, korsanlardan saklanmak için buraya yerleştikleri söylenmekte.

İlk zamanlar "İSTERNE" olarak anılan bu köy geçmişte 2000 hane kadar kalabalık bir köymüş. Hatta öyle ki, haftada 2-3 sefer pazar kurulduğu söyleniyor.

2013 yılı nüfusu 387 kişidir.

Yörede şarabın anavatanı olarak gösterilen Tepeköy'de Rumlar şarap ve ipek böceği işinde çok büyük bir yer edinmiş. O zamanlar her evin altında büyük şarap mahzenleri ve içleri şarapla dolu koca fıçılar bulunmaktaymış. Eskiden Uçmakdere Köyü ile beraber yörenin en önemli ipek böceği yetiştiriciliği ünvanına sahipti. Ancak 90'lı yıllarda bu iş sona erdi.

Hayvancılıkla uğraşan köy halkı uygulanan projelerle son yıllarda bağcılık alanında önemli bir gelişme gösteriyor. Bağcılığın gelişmesi ile birlikte köyde göç de durmuş.




Allah'ın insanlara cennetten bir parça hediye ettiği yerlerden birisi olan Uçmakdere, doğal özelliği ve güzelliği ile Marmara Kıyılarının ve yörenin ender yerlerinden biridir. Kuruluş tarihi tam olarak bilinmese de 13.yy'da Bizanslıların yönetiminde "AVDİN" ismiyle anılmıştır. İlk kurulduğu yer olarak ise "AYVASIL" denilen mevki gösteriliyor.


1924 yılına kadar köyde yaşayan halk Uçmakdere' yi her açıdan imar ederek büyük bir merkez haline getirmişler. O zamanlar 2000'den fazla kişinin yasadığı bu kesimde gümrük, eczane ve fırınların olduğu söyleniyor. Büyük bir ustalıkla imar edilen köyde bulunan evlerin çoğu altı taş, üstü ahşap olarak yapılmış, sokak araları arnavut kaldırımları ile döşenerek güzel bir görünüme kavuşturulmuş. Çeşmelerden akan gür suyun kaynağı ise hala bilinmiyor. Geçmişte iki adet rakı imalathanesi ve 30'a yakın şarap mahzeninin bulunduğu Uçmakdere' de, yurt dışına şarap ihracatı da yapılmış.

O zamanlar insan gözünün alabildiği kadar alanda üzüm bağları varmış. Mübadeleden sonra köye yerleşen Türkler ipek böcekçiliği, bağcılık ve tütüncülük ile uğraşmışlar. Ancak günümüzde sadece tütüncülük ve az miktarda üzümcülük yapılıyor. Turizm için uygun bir konuma sahip olan eşsiz güzellik Uçmakdere Köyü'nde turizm adına bir yatırım bulunmasa da Çınarlık denilen kesimde bulunan kamp yeri günü birlik geziler için gelen turistleri ağırlıyor.

2013 yılı nüfusu 214 kişidir.

İklimi ve toprağı her çeşit üretim için uygun olan Uçmakdere Köyü' nde ayrıca ıhlamur ve adaçayı oldukça meşhur. Temiz havası, suyu ve eşsiz güzelliğinin yanında dağlardaki kekik kokuları insanı cezbediyor. Asırlık çınar ağaçları, eski ahşap evler ve rakı imalathanesinde kullanıldığı tahmin edilen çift başlı kartal resminin bulunduğu 1865 tarihli mermer dikkat çeken tarihi eserlerdir.

İnsanların hava ve su ile yaşayabileceği, cennetten bir parça olan bu köyde ayrıca Tekel Şarap Fabrikası da bulunmaktadır.

Eski ismi olan Avdın ve yeni ismindeki uçmak kelimeleri cennet anlamına gelmektedir. İsmi gibi cennet olan bu köy tarihi ve doğası ile insanları kendisine hayran bırakıyor.












Ulaman Köyü'nün kesin kuruluş tarihi bilinmese de, köyün ilk kurucuları 3 haneden oluşuyor. Köyün çevresinde bulunan Konya-Karaman'dan gelen yerli halkın çevreye dağılarak oluşturduğu köylerden biri olan Ulaman Köyü'nü Süleyman Ağa, Çıraoğulları ve Kales Mustafa diye anılan üç hanenin oluşturduğu söyleniyor.

Çok eski tarihi bulunmayan Ulaman Köyü'nde Eski bir çeşme ve kuyu, Köyün kuruluşundan günümüze kadar ulaşan kalıntılardır. Köyün alt kısmında kalan bu eski çeşmenin çok ilginç bir hikayesi var. Rivayetlere göre bu çeşme ve köyün içinden çeşmeye kadar inen taş kaldırım genç bir kızın çeyizinin satılmasıyla yapılmış. Genç yaşta ölen bu kızın çeyizi köy heyetinin kararıyla satılmış ve bu parayla çeşme ve kaldırım yapılmış.

2013 yılı nüfusu 295 kişidir.

Geçim kaynağı olarak hayvancılığın ön plana çıktığı Ulaman Köyü'nde günlük süt üretimi ile nüfus karşılaştırıldığında bu köy Şarköy'ün en çok süt üretimi gerçekleştiren köyleri arasında ilk sırada yer alıyor.

Balkan Savaşı sırasında köy büyük kayıplar vermiş. Savaşa giden erkeklerin çoğu geri dönmemiş. Dönenlerin çoğunun gazi olduğu o dönemde köyde sadece 18 erkek kalmış. Balkan savaşında Şarköy'ün işgalinden önce, köy tamamen tahrip edilmiş ve oldukça fazla zaiyat vermiş.



Eskiden Gelibolu'ya bağlı olan Yayaağaç Köyü'nün en büyük özelliği Ege Denizi ile Marmara Denizi arasında kalmasıdır. Şarköy'e bağlı olduğu halde köyün tepesinden Ege Denizini görmek mümkündür. Yayaağaç Köyü şimdiki yerleşim yerinden 1 km dışarıda bulunan, Türklerin yaşadığı bir köymüş. Rumlar da şimdiki köyün olduğu yerde yaşamışlar. Mübadeleden sonra buraya yerleşen Türkler Yunanistan'ın Selanik ilinin Drama ilçesinin Barrik Köyü'nden gelmişler. 1924 yılında yaşanan mübadeleden önce "YAGİÇ" olarak anılmaktaydı. Daha sonra "YAYAAĞAÇ" olarak anılmaya başlanmıştır.

2013 yılı nüfusu 311 kişidir.
Yayaağaç köyünde tarihi eserlere rastlamak mümkündür. Karannika adıyla anılan dere ve bu derede bulunan Karannika çeşmesi, dibek taşı tarihi kalıntılar olarak göze çarpıyor. Ayrıca Karannika Deresinde bulunan yunus balığı kafası şeklindeki bu taş görenleri hayrete düşürüyor.




700 sene evvel Konya Karaman'dan gelen Türkler tarafından kurulan Yayaköy'ün ilk kurucuları 8 haneden oluşmuş. Köyün ilk isminin Yağköy olduğu söyleniyor. O zamanlar susam yağı imalatı yapıldığı için bu ismi aldığı söyleniyor. Daha sonraları Gazi Süleymen Paşa'nın silah arkadaşı olan Yahya Reis'in ismi bu köye verilmiş ve Yahyaköy olarak anılır olmuş. Cumhuriyet'in ilanından günümüze kadar Yayaköy olarak anılmaya başlanmış.

Ganos Dağları'nın eteklerinde kurulu olan Yayaköy 75 hane ve 320 nüfustan oluşuyor. İşlenebilir toprağın kısıtlı olmasına rağmen Yayaköy halkının en büyük gelir kaynağı bağcılık. Gelirini bağcılık üzerine kuran köy halkı senede 2000 ton civarı üzüm yetiştiriyor. Bu miktarın yarısına yakınını son yıllarda yaygınlaşan sofralık üzüm oluşturuyor. Köyde yetişen üzümün kalitesi ise oldukça yüksek.

2013 yılı nüfusu 250 kişidir.

Yayaköy'de pek çok araştırma yapılmış. Bunlardan birisi 17 Ağustos 1999 depreminden sonra Prof.Dr. Aykut BARKA tarafından yapılmış olan, Ganos fay hattı ile ilgili araştırma, bir diğeri de köy sınırları içinde bulunan, içmeler diye tabir edilen su ile ilgili yapılan araştırmalar. Marmara Üniversitesi'nden pek çok araştırmacı, şifalı olduğu söylenen bu suyu araştırmak için gelmiş.



Şarköy'e bağlı en büyük köylerden biri olan Yeniköy'e Türkler mübadeleden sonra gelip yerleşmişler. İlk olarak 40 hane ile kurulan Yeniköy, zamanla gelişerek, bugün Şarköy'ün en büyük köyleri arasında yerini alıyor.


1924 yılında yaşanan mübadeleden sonra Türklerin yerleştiği Yeniköy'ün tarihi çok eskilere dayanıyor. Hakalanlar, Cin Tepesi ve Helva Tepe mevkilerinde Tunç Çağı ve Bizans dönemlerine ait eserlerin ortaya çıkarılması bu köyün tarihini ortaya çıkarıyor. Ancak bu antik kaynaklar, arkeolojik bulgular yetersiz kaldığı için değerlendirilememiş.


Çok eski bir geçmişe sahip Yeniköy'de gözle görülür tarihi kalıntılara rastlamak pek mümkün değil. Her ne kadar savaş zamanlarından ve antik çağlardan kalma eserler bulunsa da, mimari açıdan kalıntılar günümüze kadar gelememiş. Sadece köy içinde kalan Koca Çeşme varlığını koruyabilmiş. Bugün köy imamının oturduğu lojmanın ise eskiden kilise olduğu biliniyor.


Ege ve Marmara'nın ortasında kalan Yeniköy daha önceleri Gelibolu'ya bağlıymış. Cumhuriyet'in ilanından sonra da Şarköy'e bağlanmış. 731 kişilik nüfusa sahip Yeniköy'de insanlar, tarım ve hayvancılık ile uğraşıyorlar.



En önemli gelir kaynağını oluşturan hayvancılık sayesinde köy halkı, günde 5000 lt süt üretimi ile Şarköy'ün en fazla üretim yapan köyü olarak ilk sırayı alıyor.




Eski bir yerleşim yeri olan Yukarı Kalamış'a Türkler, mübadeleden sonra gelerek yerleşmişler. 1924 yılında yaşanan mübadelelerden önce köyün ismi "Kalo" olarak anılmış. Daha sonra Kalamış olarak değiştirilmiştir. Yukarı Kalamış ismi ise Kalamış köyünün iki kısma ayrılmasıyla verilmiş.



Geçmişte köyde bağcılık önemli bir yer tutuyormuş. Eskiden hemen hemen her hanenin şarapçılık işi ile uğraştığı Yukarı Kalamış köyünde Rum halkının yaşadığı dönemden kalma bir tane şaraphane var. Günümüzde bu bina hala şarap mahzeni olarak kullanılıyor.

2013 yılı nüfusu 204 kişidir.

Eski tarihi günümüze kadar getiremeyen Yukarı Kalamış köyünde tarihi kalıntılara rastlamak pek mümkün değil. Köyde eskiden bir kilise varmış o da yıkılmış. Ancak Rumların yaptığı su kanalları ve su kaynakları hala mevcut. Köy halkı su ihtiyaçlarını bu kaynaklardan sağlıyor.



Yörgüç Köyü'nün kesin kuruluş tarihini bilmesek de, 700 sene evvel Konya Karaman'dan gelen Türkler bu bölgeye yerleşmişler. Köye ilk yerleşen kişinin Naim Ağa olduğu söyleniyor. Eskiden bu köyde "Yorgo'nun Çiftliği" adında bir çiftlik varmış. Daha sonra bu çiftlik "Naim Ağa Çiftliği" diye anılmış.

Yörgüç Köyü, tarihte kahraman olarak isimleri geçen kişilerin doğduğu köy. 26 sene köyde muhtarlık yapan 77 yaşındaki eski muhtar Naim GÜLTEKİN; nişan kabiliyeti yüksek, Gelibolu'da Fransız cephanelerini basan kahraman Tahir Efe ve Silistre kahramanı Musa Paşa'nın Yörgüçlü olduğu söyleniyor. Balkan Harbi'nde Yörgüç köyünden çok şehit verildiğini söyleyen Naim GÜLTEKİN, Balkan Harbi'ne köyden 70 kişinin gittiğini, bunların çoğunun şehit olduğunu, ancak çok azının geri döndüğünü sözlerine ekliyor.

2013 yılı nüfusu 320 kişidir.

Köyde bulunan asırlık ağaçlar, eski bir çeşme, mezar taşları ve caminin avlusundaki musalla taşı Yörgüç köyünün göze batan tarihi kalıntılarıdır. Köy mezarlığında bulunan tarihi meşe ağaçları ve mermer sütunlar, bir zamanlar burada bir yerleşme biriminin bulunduğunu gösteriyor. Ayrıca haç işaretli mezar taşları, burada başka toplumların yaşadığını gösteriyor.


58 hane 350 nüfustan oluşan Yörgüç köyü, yeraltı su kaynakları bakımından zengin bir konuma sahip. Köyün en önemli gelir kaynağını büyükbaş hayvancılık oluşturuyor. Günde ortalama 2000 lt süt üretiminin gerçekleştiği Yörgüç köyünde küçükbaş hayvancılığın yeri çok az.
Üst Kategori: Şarköy
Kategori: Köyler

Bölümler

  • Şehirlerimiz +

    Trakya Şehir Tanıtımları Devamı
  • İstatistikler +

    Trakya hakkındaki ayrıntılı bilgiler. Devamı
  • Haberler +

    Güncel Trakya haberleri. Devamı
  • 1. Balkan Savaşı +

    1nci Balkan Savaşının tüm ayrıntıları Devamı
  • Fotoğraflar +

    Fotoğraf Galerileri Devamı
  • Türküler +

    Trakya Türküleri Devamı
  • Linkler +

    Trakya içerikli siteler Devamı
  • Karayolları Haritası +

    Türkiye Karayolları Haritası Devamı
  • 1

Kaynakça

Sitemizde yayınlanan içerik bölge illerinin valilik, kaymakamlık, belediyelerinden ve sosyal medyadan derlenmektedir. Yayınlanan içerikte hak sahibiyseniz lütfen bizimle iletişime geçiniz. Ayrıca sitemizdeki fotoğrafların orijinal boyutta olan versiyonları istek üzerine verilebilir.