Saray Köyleri (Mahalleleri)

Saray Köyleri


Köyün adı köyde fazla ayva yetişmesinden dolayı "Ayvacık" adını almıştır.

1878 yılında Bulgaristan’ın Şumnu Kenti’nden gelen göçmenler tarafından kurulmuştur.

Köyde, köyün kadınları tarafından aydan aya yapılan köy ekmekleri özellikle turistler tarafından büyük ilgi toplamıştır. Bu ekmekler şimdiye kadar sayısı azalmış olsa bile toraktan yapılan özel fırınlarda çok fazla emek sarf edilerek pişirilir. Yemekler tipik Trakya yemekleridir. Yapılan düğünlere tüm köy halkı katılabilmektedir.

Tekirdağ iline 94 km, Saray ilçesine 7 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Özellikle de köyde yaz aylarında mantar ticareti ve arıcılık gözlemlenir.

Köyde, eskiden ilköğretim okulu vardı fakat şimdi izci evi olarak kullanıldığı için taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi ve köyün halk tarafından yer altından çekilen kendi suyu vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


KÖYÜN TARİHÇESİ

Bahçedere Köyü 1893 yılında kurulmuştur. Köy ilk kuruluşunda yedi hane olarak Sinanlı ve Göçerler arasındaki bugünkü yerinde kurulmuştur. Köy Saray'a 18 km uzaklıkta olup ulaşım sorunu yoktur. Saray-Osmanlı arasında çalışan kooperatif minibüsleri karşılıklı saat başı haftanın yedi günü sabah 07:00-akşam 19:30 saatleri arasında hizmet vermektedir. İlk kuruluşunda Sinanlı ve Göçerler köyleri arazileri üzerinde kurulan köyde mera ve işlenebilir toprak miktarı azdır. Tarım ve hayvancılıkla uğraşılan köyde toprak azlığı yetişen genç neslin İstanbul ve Saray’a göç etmesine neden olmuştur.

Bu yüzden bugün köyde yerleşik 45 hane, 79 kadın 93 erkek toplam 172 nüfus bulunmaktadır.

KÜLTÜR VE EĞİTİM

Köyde bir ilkokul binası bulunmasına rağmen öğrenci azlığı nedeniyle yakın köy olan Kurtdere İlköğretim Okuluna 1992 yılından itibaren taşınmaktadır. Taşımalı sistem sonrası köy öğrencileri arasında üniversite okuyan, mezun olup çeşitli meslek gruplarına geçenler olduğu gözlenmektedir.

EKONOMİK DURUM

Köy halkı çiftçilik ve hayvancılıkla meşgul olmaktadır. Köyde tarım için 30 adet traktör, 1 adet biçerdöver, 1 adet balya makinesi bulunmaktadır. Ayrıca köyde Melih TAŞBEK'E ait bir at harası bulunmaktadır. 


TARİHCESİ

Eski adıyla Sultanbahçe, bugünkü adıyla Bahçeköy, 1877-1878 Osmanlı — Rus savaşı (93 Harbi) sonucu Tuna Vilayeti Selvi Bulgaristan’daki adıyla Sevlievo Sancağına bağlı Dehnovo köyünden göçmen olarak gelenlerle kurulmuştur. Anlatılanlara göre, 30 hane kadar olan o günkü köy halkı Cırada Bayraktar ve Ali Pehlivan gibi şahısların girişimiyle Vasilkos isimli bir Rum’dan halen oturulmakta olan köy yerleşim alanını ve bugün devlet ormanı olarak işlediği orman arazisini satın alarak buraya yerleşmiştir.

Geçimini satın aldığı bu ormanı işleyerek temin eden köy halkı, 1. Dünya Savaşı sonrası yaşanan Yunan işgali sırasında Yunan mezalimine uğramış, dönemin acılarını derinden yaşamıştır. Yunanlılara karşı kurulan milis hareketlerine Trakya Fedaileri katılmış; Yunan işgalcilerine diğer çevre milisleriyle birlikte önemli zayiatlar verilmesine katkıda bulunmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra ismi Bahçeköy olarak değiştirilmiş, Kırklareli — Vize idari bölümlenmesinden alınarak Tekirdağ ili Saray ilçesine bağlanmıştır. 1946 Yılındaki bir düzenlemeyle, tapusu köy halkında olan orman arazisi devletleştirilerek devlet kontrolünde işletilmeye başlanmıştır.

KÜLTÜR VE EĞİTİM

Köyün %100'ü okuma yazma bilmektedir. İlk okuma salonu Köy Muhtarlığı binasındaki okuma odasında, 1945 — 1950 yıllan arasında Lamiha isimli eğitmen ile başlamıştır. Bugün sekiz yıllık temel eğitim taşıma sistemiyle Güngörmez İlköğretim Okulunda yapılmakta olup, orta öğrenime gönderilen öğrenci sayısı % 100’ dür. Yüksek öğretim yapan gençlerin sayısı son yıllarda artmaktadır. Köyde her evde televizyon ve telefon bulunmaktadır. Evinde bilgisayar olup, İnternet talep eden yaklaşık 15 hane ,301 kadın 303 erkek olmak üzere toplam 604 nüfus mevcuttur. Köye her gün 25 farklı gazete ve dergi gelmektedir.

EKONOMİK DURUM

Köyün geçim kaynağı genel olarak ormancılık olup, bunun dışında halkın bir kısmı köyde var olan su fabrikasında, bir kısmı ise Saray ve Çerkezköy'deki fabrikalarda çalışmaktadır. Hayvancılık olarak Karasığır beslenmektedir. Bir kısım vatandaşta Hoştan inek mevcuttur. Köyde 5 adet kahvehane mevcuttur. Ayrıca da Köyü mülki hudutları içerisinde bulunan Kasatura körfezine ve Kırklareli ili, Vize ilçesine bağlı Kıyıköy beldesine tatil için giden yerli turistlere köy yoğurdu ve köy peyniri satan 2 adet büfe bulunmaktadır. Köyün %35 hanesinde traktör mevcuttur. Yukarıda da dediğimiz gibi köy orman köyü olduğundan zirai alanı çok azdır. Mevcut zirai alanlarda da ekim yapılmamaktadır. Ancak, vatandaşlar kendi yiyeceklerini karşılamak amacıyla sahip olduğu evlerinin yanlarındaki boş arazilerini ekmektedirler.

ALT YAPILARI

Su,PTT

TESİSLERİ

Senata su (Arıtma tesisi) 


Köy 1878 Osmanlı-Rus harbi sonunda Bulgaristan’ın Servi Kazasının Kuşova Köyünden gelen göçmenler tarafından kurulmuştur.

Köy halkı buraya geldiğinde burası bir çiftlik sahibine aitmiş. Köy halkı bu yeri satın almış fakat yazılı bir belge olmadığından sonradan mahkemelik olmuşlar ve köy halkı davayı kazanamamıştır. Köyün nüfusu 593 kişidir. Köy camisi 1911 yılında yapılmış fakat Balkan Harbinde halk köyü terk ederek Bursa'ya gitmiş. Savaştan sonra geri döndüklerinde köyü yıkılmış ve yakılmış halde bulmuşlardır. Köy camisinin yalnız duvarları kalmıştır. Köy halkı yeniden camiyi kullanılır hale getirmiştir. Bu cami 1984 yılına kadar kullanıldı. Aynı yıl yıkılarak halen kullanılan cami inşa edildi. Cami Devlet yardımı ve köy halkının katkısıyla yapılmıştır.

Köyde 1927 yılında üç yıllık köy okulu açılmıştır. 5 yıllık eğitime 1944 yılında geçilmiştir. Şu anda okur yazar oranı %99 dur. Okul öğrencileri taşımalı sistemle ilçe merkezinde okumaktadır. Köy halkı Ziraat ve Sanayi dalında çalışmaktadır ve balkabağı çiftçileri buğday ve ayçiçeği ekmektedir. Hayvancılık da iyi bir durumdadır. Köyün mera ve arazisi 10.000 dekardır. 7.000 dekarı işlenir haldedir. Köyde telefon 1987 yılında gelmiştir. Su ve kanalizasyon sorunu yoktur. Ana yolları asfalttır. Ayrıca devlet tarafından yapılan His Göleti Dolu savağı vardır. Olta ile balık tutmak belli zamanlarda serbesttir.


Köy 1876 Osmanlı - Rus Harbinde kurulmuştur. Bu savaşa 93 Harbi de denmektedir. Bulgaristan'ın Tırnova kasabası Kalgırova köyünden göç ederek şimdiki ilköğretim okulunun arkasındaki ayazma denilen bölgeye yerleşmiştir. Köye ilk yerleşen aileler Gaziler, Karahasanlar, Çolaklar, Masullular, Bakırçalılar, Kenarcılar, Tacetler, Kostaklar, Mollalar, Paçacılar, Tubanlar, Davut Ağalar, Mahmut Ağalar, İbişler, Hamişoğulları, Küçükler, Kadılar, Marangoz Ahmetler sülaleleridir.

Saray İlçesine uzaklığı 3 Km'dir ve yolları asfalttır. İle uzaklığı 75 Km'dir. Köy E-5 asfaltına bağlıdır. Köyde 1001 kadın 1000 erkek olmak üzere toplam 2001 nüfus bulunmaktadır.

Köy Ergene ovasına kurulmuştur. Yüzölçümü 11.000 m2 dir. Önemli ovası Ergene ovası buna bağlı olarak Güneykaya'dan doğan köyün kıyısından geçen Ergene deresi vardır. Rakım 130m, iklimi; karasal iklimi görülür kışları çok sert ve kuru yazları sıcak ve kurak geçer. Yağışlar genellikle kış ve ilkbahar aylarında yağar.

Köye telefon hizmeti 1989 yılında kurulmuştur. Tüm cep telefonu hatları köyde çekmektedir ve bütün gazete ve dergiler köye gelmektedir .

Köyün baş gelir kaynağı tarımdır. Ekilebilir arazi yaklaşık olarak 11.000 dönümdür. Tarımda en mühim yeri teşkil eden buğday, ayçiçeği, ayrıca köyün yiyecek ihtiyacını karşılayacak kadar sebze ve meyve de yetiştirilmektedir.

Köyde hayvancılık ta yapılmaktadır. Koyun ,süt ineği (montofon, hollanda yerli ırk.) beslenmektedir. Dere balıkçılığından istifade etmektedir.


Roma-Bizans dönemi yerleşim yerleri olan kilise ve Karamusul mevkileri arasında Osmanlı toprak sistemine göre kurulmuş bir yerleşim alanıdır.

Demirler Köyü'nün adının nereden geldiği bilinmemektedir. Cumhuriyet'e kadar Yuvalı Köyü Muhtarlığına dolayısıyla Vize sancağına bağlıdır. Vize İlçesinin nüfus idaresi binasının yanmasıyla Saray ve Köylerinin eski kayıtları yoktur.

Demirler Köyü 1800’lü yılların başlarında 2-3 ailenin gelmesiyle mezra olarak yerleşime açılmış olduğu sanılmaktadır. 1877-1878 Osmanlı Rus harbinden sonra 3-4 aile Bulgaristan, 2-3 aile Kırım'dan gelerek Köye yerleşmiştir.

Demirler Köyü en büyük göçü 24 temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşmasından sonra Yunanistan'dan mübadele ile gelen 2-3 aile 1935, 1951, 1975'te Bulgaristan'dan gelen 90-100 aile ile bugünkü duruma gelmiştir.

Demirler Köyünün geçim kaynağı tarımdır. 1944 yılında İlkokul binası yapılmış olup halen durmaktadır. Nüfusu 1955'te 900'ü bulan Köy nüfusu bu tarihten sonra başta İstanbul olmak üzere, Çorlu, Vize, Saray gibi İl ve İlçelere göç ederek nüfus çok azalmış, okul kapanmış olup Saray İlçesine gidip gelmektedir. Köy 170'i kadın 148'i erkek olmak üzere toplam 318 nüfusa sahiptir.


Edirköy Köyü kuruluş tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla beraber 1825 yılında Osmanlı-Rus savaşında Rusların Çatalca'ya kadar geldiklerinde Köyün 7-8 mahalleden oluşan Dumlu kasabası olarak bilindiği söylenmektedir. Daha sonra 1830-1835 yıllarında çıkan veba veya kolera olduğu tahmin edilen bir salgın hastalıkta Köydekilerin tamamına yakın kısmının öldüğü, kalanların da köyden uzaklaştığı söylenmektedir. Köyün bugünkü yerine Aliağa adındaki birisi gelip yerleşmiş olup daha sonra gelenlerle bugünkü haline geldiği söylenmektedir. Köyün nüfusu 302 kadın, 307 erkek olmak üzere toplam 609 kişidir.

Köyün tarihi varlıkları olarak bilinen Cami ve Korusu 1876'daki Osmanlı-Rus savaşından sonra Saray vakfına o zamanki Padişah olan Sultan Abdülhamit tarafından yaptırıldığı söylenmektedir. Daha sonra 1999'da bazı bölümleri çöktüğü için yenisi yapılmıştır.

Köyde Cumhuriyet tarihinde yapılanlardan biri olan okul 1949-1950 tarihlerinde eğitime başlamıştır. Daha sonra çıkan taşımalı eğitim sistemine geçildikten sonra kapalı bulunmaktadır.

Köyde bulunan sağlık ocağı 1990 yılında hizmete açılmıştır. 2001 yılında ebenin tayini çıkması sebebiyle 5 yıldan beri kapalı bulunmaktadır. Köyde bulunan düğün salonu ve Köy hizmet binası 1996 yılında tamamlanarak hizmete açılmıştır. Köyün içme suyu ihtiyacı bağlar çeşme denilen kaynaktan hidrofor sistemi ile köye iletilmekte olup inşaat halinde olan su deposu yapılmaktadır.

Köyün ana asfalta olan uzaklığı 1600m olup asfalt ile kaplıdır. Saray'a asfalt yoldan olan uzaklığı 7 km'dir. Köyün gerçek ihtiyacı olan panayır yolu yarım stabilize ile kaplı olup Saray'a uzaklığı 5 km'dir. Köyün nüfusu son sayıma göre 724 kişidir.


Köy 1600'lü yıllara ait Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki Tapu Tahrir Defterlerinde aynı adla ve 5 hane olarak gözükmektedir. Saray ilçesinin en eski köylerinden birisidir. 1840 tarihinde köy 15 haneden oluşmaktadır. 1877-1878 yılındaki Osmanlı-Rus savaşı sonrasında Bulgaristan'dan gelen göçmen Türkler köye yerleşmiştir. Köyün Aşağı Mahalle olarak adlandırılan kısmı tamamıyla Silistre göçmenidir. Orta Mahalle denilen kısmı Bulgaristan'da birbirine komşu olan ve büyük ihtimalle köyleri de birbirine yakın olan İslimiye (Sliven) ve Eski Zağra halkından oluşmaktadır. İslimiye muhacirleri Bulgaristan'ın İslimiye (Sliven) Vilayetinin Çamdere köyündendir. Çamdere köylülerinin diğer yarısı Bursa'da Lütfiye köyündedir. Yukarı Mahalle olarak adlandırılan mahalle ise daha çok yine Bulgaristan'dan 1938 ve 1951'de göç eden Türklerden oluşmaktadır.

Köyde tipik Rumeli gelenekleri son 25 yılda hızla değişmekle beraber devam etmektedir. Köyde beslenme daha çok baklagiller üzerinedir. Bunun yanında süt ve tavuk ürünleri de bu menüyü tamamlamaktadır. Ancak eskinin bazı yemekleri (Mesela kaçamak, kurtmaç gibi) artık unutulmaya yüz tutmuştur. 1980'li yıllara kadar kadınların tamamı kara çarşaflı iken bugün daha çok yaşlı kadınlar kullanmaktadır. Köyde iki farklı ağız konuşulmaktadır. Aşağı mahalledeki Silistre göçmenleri sözcükleri daha çok kısa ve dar bir söyleyişe sahipken Orta Mahalle'de sözcükler daha bir genişletilerek söylenmektedir.

Tekirdağ iline 76 km, Saray ilçesine 25 km uzaklıktadır. Köyün arazisi büyük oranda düzlük olmakla birlikte tepeliklerde az değildir. Sulanan toprakların oranı çok azdır. 1970'li yıllarda pirinç ekilirken üretim maliyeti yüzünden bu ürün terkedilmiş ve geleneksel olarak ayçiçeği ve buğday üretimine dönülmüştür.

Köy özellikle 1950'li yıllarda göç vermiştir. Bunların bir kısmı İstanbul Kartaltepe ve Halkalı'dadır. Daha sonraki yıllarda göç vermeye devam etmişse de bunlar daha çok Çorlu, Saray gibi yakın ilçelere olmuştur. 1990'lı yıllardan itibaren bölgeye taşınan fabrikalar dolayısıyla göç zayıflamıştır. Genç nüfusun ciddi bir kısmı buralarda çalışmakta, köye gidip gelmektedir. Miras hukuku dolayısıyla topraklar hızla parçalanmış ve yeni oluşan ailelere düşen toprak miktarı 25-50 dönüme düşmüştür. İklim koşullarına bağlı tarım yapılan bu topraklarda yeni ailelerin kurtarıcısı fabrika işçiliği olmuştur. Köydeki doğum oranı 2 çocuğa sabitlenmiş gözükmektedir.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün içme suyu şebekesi vardır. Kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı vardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


1877 Yılında Bulgaristan’ın Varna vilayetinin Pravada kazasından gelen Hacı Abdullah ve Molla Osman sülaleleri tarafından kurulmuştur.

Köy GÜNGÖRMEZ adını, etrafı gür ve yüksek ağaçlarla çevrili gün görmeyen bir su kaynağından almıştır. Bu kaynak köyün ortasında bulunmaktadır.

Istranca Dağlarının eteklerinde kurulmuş olup, Doğusunda Bahçeköy, Batısında Ayvacık Köyü-Saray, Kuzeyinde Ayvacık ve Aksicim Köyleri, Güneyinde Safaalan Köyü bulunmaktadır. Saray'a uzaklığı 7km'dir.

Çiftçilik, hayvancılık, orman ürünleri ve fabrika işçiliğidir.

Okul 1949 yılında eğitim ve öğretime başlamıştır. Daha sonra şu anki Muhtar Hayrullah ERTEKİN'in müteahhitliğini ve öncülüğünü yaparak 1992'de yeni bina hizmete girmiştir. 8 derslik, bilgisayar laboratuvarı, Fen laboratuvarı ve Kütüphanesi ile şirin bir okulu bulunmaktadır.


TARİHÇESİ

Kadıköy, 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan sonra Bulgaristan’ın Tırnova Vilayetine bağlı Selvi kazasından gelen 30 hane göçmenin Kadı Çiftliği’ni satın almasıyla kurulmuştur. Köy, adını Kadı Çiftliği’nden aldığı için adı Kadıköy konulmuştur.

1880 yılında Bulgaristan’dan gelen 30 hane göçmen tarafından kurulan köye 1935’te Bulgaristan’dan gelen 35 hane, 1937’de Romanya’dan gelen 5 hane iskan edilmiş ve 1950-1951 yıllarında yine Bulgaristan’dan gelen 17 hane göçmen ile köyün nüfusu artmıştır. Köyün 2007 istatistik çalışmalarına göre nüfusu 540’dır. Köyün hane sayısı 145’tir.

EKONOMİK DURUM

Köyün ana geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ana tarım ürünü buğday, ayçiçeği, pancar, soğan ve kabak çekirdeğidir. Tarım aracı olarak kullanılan 79 traktör, 4 biçerdöver ve 3 kamyon bulunmaktadır.

EĞİTİM

Okuryazar oranı %98 olup, yaşlı kadınlar dışında okuma yazma bilmeyen bulunmamaktadır. Köyde 1998 yılında yapımı tamamlanan ve 1999 öğretim yılında faaliyete geçen okul bulunmakta olup, 2006-2007 öğretim yılından itibaren okula komşu köy olan Sofular ve Karabürçek köylerinin öğrencileri de gelmektedir. Okulda 121 öğrenci eğitim görmekte, 10 öğretmen de eğitim vermektedir.

Köy Muhtarlığının katkılarıyla eski okul binası lojmana dönüştürülmüş olup bu lojmanda 5 öğretmen kalmaktadır.

SAĞLIK

2007 yılında köy sağlık ocağı binası köy muhtarlığı tarafından onarılmış ve yeni ebe görevine başlamıştır.

2006- 2007 YILI KÖY ÇALIŞMALARI

SU DEPOSU YAPIMI

2006 yılı Haziran ayında başlanan su deposu yapım çalışmaları tamamlanmış olup hizmet vermeye hazır hale getirilmiştir.

CAMİİ ve İMAM EVİ ONARIMI

Köyde görev yapan imamların ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla imam evi onarılmış, ayrıca cami etrafına kilit taş döşenerek çevre düzenlemesi yapılmıştır.

KÖY İÇİ YOLLARI ONARIMI

Köy içi yollarını çamurdan kurtarmak için Ayvacık Köyünden getirilen malzeme dökülmüş ve yollar kullanışlı hale getirilmiştir.


TARİHÇESİ

Karabürçek Köyü kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte; Bizans imparatorluğuna kadar dayandığı varsayılmaktadır. Yani köyün tarihi çok eskidir. Bunun en belirgin özelliği sarıklı mezar taşlarıdır.

Köy 133 kadın nüfusu olmakla beraber 155 erkek nüfusuyla toplam 288 nüfusa sahiptir.

Köy savaş zamanlarında 3 kere işgal edilmiştir. Bunlar RUSLAR, BULGARLAR ve YUNANLILAR tarafından yapılmış olup halka işkence edilmiş, öldürülmüş ve Köyde taş taş üzerinde bırakılmamıştır. Ayrıca Köy sınırlarında Balkan harbi zamanında Bulgar kuvvetleri ile Türk Kuvvetler arasında sıcak çatışmaların yaşandığı söylenmektedir.

Edirköy ile Karabürçek Köyünü birbirine bağlayan tarihi bir köprüsü vardır. İsmi DOMİNO köprüsüdür. Köprüye domino isminin verilmesinin sebebi de, çok eski tarihlere dayanan köprünün yanında DOMİNO adında bir kasabanın varlığından bahsedilmekte, isminin de oradan geldiği söylenmektedir. Eski tarihlere dayanan Köyde 2 de höyük vardır.

EĞİTİM VE KÜLTÜR

Köyün %100'e yakını okuma yazma bilmektedir. Milli Eğitimin almış olduğu karar gereğince 8 yıllık eğitime geçilmiş olduğundan, öğrenci sayısına bağlı olarak eğitime taşımalı sistemle devam edilmektedir. Orta öğretime gönderilen öğrenci oranı %100'dür. Köyde her evde televizyon ve telefon mevcuttur. Köyde 3 kahve ve 1 bakkal vardır. Köye her gün gazete gelmektedir.

EKONOMİK DURUM

Köy Kırklareli İl sınırında olup merkeze uzaklığı 13km'dir. İl'e uzaklığı ise 80 km.dir. Köyün geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Köy arazisi 16.000 dekar olup, 3.000 dekarı mera ve koru, 13.000 dekarı da tarım arazisidir. Ağırlıkla buğday ve ayçiçeği ekilmektedir.

Köy arazisi tarıma elverişlidir. Tarımsal alanın tamamı, tarımsal faaliyetler için kullanılmaktadır. Ayrıca Köyde Küçükbaş ve Büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Bunun sebebi arazinin müsait olmasıdır. Köyün genelinde her hanede traktör mevcuttur.

Köy daha önceleri 200 hane olup; geçim şartlarından dolayı 50-60 haneye düşmüştür. Köyde 250-300 Nüfus yaşamaktadır. Köyün sağlıklı içme suyu; kanalizasyonu ve telefon şebekesi vardır.

ALT YAPILARI

İçme suyu şebekesi, kanalizasyon

TESİSLERİ

Un Değirmeni, Ali BURUK Arası At Çifliği


TARİHÇESİ

Osmanlı döneminde Kavacık Köyü bir Yunan köyü imiş. Köy halkı 1923 yılında Selanik'ten Mübadele olarak gelmiş. Bir kısmı 1928 yılında Yunanistan'dan serbest olarak gelmiş. Müzeden alınan bilgilere göre burası Roma devrine dayalı bir Köy olduğu anlaşılmıştır.

KÜLTÜR VE EĞİTİM

Köyün %100'e yakını okuma yazma bilmektedir. Köy 135 kadın, 155 erkek olmak üzere toplam 288 nüfusa sahiptir. İlk okuma yazma Edirköy İlköğretim okulunda kendi imkanları ile gidip gelerek okuma yazma öğrenmişlerdir. Şu anda öğrenim taşımalı olarak Saray Cumhuriyet İlköğretim Okulunda yapılmaktadır. Liseye giden öğrenci durumu %100 dür. Yüksek öğrenim yapan öğrenci sayısı %70’tir. Köyde her evde 1 televizyon ve bir telefon bulunmaktadır. 10 tanede bilgisayar mevcut olup hepsi internet talep etmiştir. Köyde 1 kıraathane, 1 bakkal, 1 de benzin istasyonu bulunmaktadır. Her gün farklı gazete ve dergi gelmektedir.

EKONOMİK DURUMU

Köyün geçim durumu hayvancılığa dayalı çiftçiliği kısıtlı genelde fabrika işçisidir.

TARİHİ ESERLER

Köyün Maltepe mevkiinde anıtlara kayıtlı iki tane Tümülüs'ü vardır. Ergene vadisinde yerleşim gören anıtlara kayıtlı 4 nolu Mağara Arkeoloji Müzesine kayıtlı Trakya'daki Mağara kültürlerinin bir temsilcisi olması açısından önemlidir. Ayrıca Ergene vadisinin Doğu tarafı Bizanslılara ait su yolları mevcut olup onlarda koruma altındadır.


TARİHÇESİ

Kurtdere Köyü halkı 1877-1878 Osmanlı Rus savaşları sonucunda Bulgaristan’dan göç eden, kendilerine 93 Muhaciri de denilen ilk 50 hanenin o zamanki Sinanlı Köyü arazisi üzerine gelip yerleşmeleriyle kurulmuştur. Bulgaristan’dan göç eden 50 hanelik grup ilk olarak Aşağıpınar mevkiini mekan tutmuşlardır. Yaklaşık 130 yıl önce kurulan köyün Aşağıpınar mevkii o zaman çok sık ağaçlıklarla kaplı bir alandır. (Şu anki dönemde ağaçlar yerini otlak küçük su alanlarına bırakmıştır.) O zaman köyde çok çakal ve kurt olduğundan dolayı köyün adı Kurtlu Dere adını almıştır. Zamanla söylenegelerek bugünkü Kurtdere adını alıştır. Köyde Kore gazisi (Naim Kenar) ve Kıbrıs gazisi (Ali Aydın)isimli kişiler o dönemden bu döneme izler getiren sayılı kişilerdendir.

Yeni kurulan köy Balkan Savaşları sırasında tamamen yıkılıp yakılmış, kaçabilenler Anadolu'ya göçe mecbur kalmışlardır. Bugün köyün Kütahya-Merkez, Adapazarı-Hendek, İstanbul-Halkalı gibi yerleşim birimlerinde akrabaları mevcuttur. Savaş sona erdikten sonra geriye dönen köylüler köyü yeniden inşa etmişlerdir. Köyde Sultan Abdülhamit zamanında yapılmış cami bulunmaktadır. 1893 yılına ait bu tarihi eser bakımsızlıktan çürüyüp gitmeye yüz tutmuştur. Restore edilip yeniden tarihimize ışık tutması için gerekli mercilere başvuru yapılması gereklidir.

KÜLTÜR VE EĞİTİM

Köyün tamamına yakını okuma-yazma bilmektedir. İlk okuma salonu caminin ikinci katındaki okuma odasında, 1939 yılında eğitmen İzzet ELBELİ ile başlamıştır. Bugün sekiz yıllık temel eğitim taşıma merkezi olarak Kurtdere İlköğretim Okulu hizmet vermektedir. Orta öğretime çevre köylerden de (Sinanlı, Servi, Bahçedere) taşımacılık sistemiyle gelmektedir. Yüksek öğrenim yapan gençlerin sayısı son yıllarda artarak devam etmektedir. Köyde 6 kıraathane, 3 bakkal, 1 süt soğutma tesisi, 1 benzin istasyonu, 1 emlak ofisi bulunmaktadır.

Her yıl Kurtdere İlköğretim okulu tarafından uçurtma şenliği düzenlenmektedir.

Tekirdağ iline 80 km, Saray ilçesine 11 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılık ve organize sanayi bölgelerinin yakınlığı sebebiyle sanayi sektöründe mavi yakalı çalışanlara dayalıdır.

Köyde çevre köylerdeki öğrencilerin de katılımıyla 3 katlı İlköğretim okulu bulunur. Biri hizmette olmayıp tarihsel nitelikte çürümeye bırakılan diğeri hizmette bulunan 2 adet camii bulunmaktadır. Köyün hem içme suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT acentesi bulunmaktadır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup telekomünikasyon şirketlerinin vericileri bulunmaktadır.


Küçükyoncalı Köyü 1875 yılında Bulgaristan’ın Tırnova vilayeti, Selvious İlçesine bağlı Kuşva ve Nosel Köylerinden göç eden Türkmenlerce kurulmuştur. İlk adı Osmanlı beyitlerinde Kocatarla olarak geçer. Köyü kuranlarca istenmeyen bu ad, Demirbaş olarak değişir. Köyün yerleşim alanı ve çevresindeki Manika kalesiyle anıldığından, çevre halkınca bu isimle anılır ve söylenir. 1879 yılında Tatar çiftliğinde mandıra yerleşim birimi (Büyükyoncalı) ile birleştirilerek Manika adıyla Osmanlı kayıtlarına geçer. Aralarında 4 km mesafe bulunan aynı köyün iki mahallesi 1908 yılında idari bakımdan ikiye ayrılarak Küçükmanika ismini alır.

Köy Yunan işgalinde işgalci kayıtlarına Küçük Marika olarak geçsede kurucuları Manika adının kullanır. 1922 yılında Saray İlçesinin Kırklareli'nden ayrılıp Tekirdağ'a bağlanır. 1961 yılında Köyün yeni adı Küçükyoncalı olarak değişir.

Köy 1026 kadın, 1006 erkek olmak üzere toplam 2032 nüfusa sahiptir.

1875 baharında kurulan Köy beşinci adıyla tarihteki yolculuğuna devam ederken;
14 Şubat 1978 - 3 Haziran 1978 tarihleri arsında Rus ordusunun,
30 Ekim 1912 - 20 Temmuz 1913 tarihleri arasında Bulgar ordusunun,
27 Temmuz 1920 - 30 Ekim 1922 tarihleri arasında Yunan ordusunun işgalinde kalmıştır.
Küçükyoncalı Köyü 40 hane ile kurulup bugün 650 haneyi ve 2000'i aşan nüfusu dışında; bu miktardan fazla hemşerisiyle Ülkemizin ve Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşamaktadırlar.

Köyün yerleşim alanı Yıldız (Istranca) dağlarıyla Ergene ovasının birleştiği hattır. Köyün kuruluşunda hayvancılık ağırlıklı yaşamda, tarım giderek önem kazanmış ve bölgede organize sanayinin gelişmesiyle istihdam zamanla sanayi sektörüne kaymıştır. Bugün Küçükyoncalı vatandaşları tarım yaparak, hayvan üreterek ve organize sanayi (Ç.O.S.B.) de çalışarak geçimlerini sağlamaktadırlar. Tarım ürünlerinden buğday, arpa, yulaf, mısır ve ayçiçeği yanında her türlü sebze ve meyve türü üretilmekte ve büyükbaş hayvanların yanında koyun besiciliği de yapılmaktadır.

Köy evlerinin mimarisinde, doğusundaki iki odalı (soba ve aş odalı) kerpiç evlerin yerini bir ve iki katlı betonarme binalar almıştır.

Mavi göğün altında, yeşil meşe ormanlarının kıyısında, ayçiçek tarlalarının ortasında, iki derenin birleşme noktasındaki Küçükyoncalı Köyü keyfi bir piknik alanı ve huzurlu bir dinlenme yeridir.

Göç sonucu kurulan, göçlerle büyüyen Köy halkının tamamı balkan kökenli olduğundan; halkın yaşam tarzında, giyiminde ve kuşamında Balkan kültürünün ve geleneğinin izleri vardır.

Küçükyoncalı Köyünü Saray İlçesine ve Büyükyoncalı beldesine asfalt, diğer komşu Köylere stabil yollarla bağlıdır. Yol, kanalizasyon, elektrik, telefon hizmetleri üst seviyeye ulaşmış bir köydür.

Küçükyoncalı Köyü ülke ortalamasının üstünde eğitilmiş ve üretken bir nüfusa sahip olup, var olan her meslekten elemana sahiptir ve ülke ekonomisine emeğiyle değer katarak tarihteki yolculuğuna değer katmaktadır.


TARİHÇESİ

Osmanlı Köyü halkı tarihi belli olmayan bir zamanda şimdiki adı ile Küp Tarla ismiyle geçen yere gelip yerleşmiş ve bilinmeyen bir nedenle oradan da Çeşmeler adı ile bilinen yere yerleşmiştir. Fakat burada da kolera salgını olduğundan Karaosmanoğlu adı verilen çiftlik yerine yerleşmiş ve köye çiftlik sahibinin adı olan Osman ismi kullanılarak Osmanlı adı verilmiştir. Köye önce Gacallar diye bilinen kişiler yerleşmiş daha sonra Romanya, Bulgaristan ve Yugoslavya'dan gelen göçmenler yerleşmiştir. Köyün tarihi oldukça eski olup bunun bir kanıtı da 700'ü geçen ve aralarında eski tarihleri gösteren mezar taşlarının bulunmasıdır.

KÜLTÜR VE EĞİTİM

Köyün %100'e yakını okuma yazma bilmektedir. İlk okumu yazma köy camiinde imam olan Halim FİLİZ tarafından başlatılmış, üç yıl sürdürülmüş, daha sonra da köye ilköğretim okulu inşa edilerek eğitime köy okulunda beş yıllık eğitime geçilmiştir. Ancak şu an köydeki okulda eğitim - öğretim yapılmamakta ve öğrenciler Beyazköy Beldesine taşımalı sistem ile gitmekte, eğitimlerini buradaki okulda görmektedirler. Bunun dışında Yükseköğrenime devam eden öğrenciler bulunmaktadır.

Köyde her evde televizyon, telefon bulunmaktadır. Bununla beraber köyde 5 adet bilgisayar bulunmaktadır.

Köyde üç kıraathane, iki bakkal hizmet vermekte ve köye her gün düzenli olarak on çeşit gazete gelmektedir.

EKONOMİK DURUM

Köyün ana geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olup gençlerin büyük bölümü fabrikalarda çalışmaktadır. Köyde yetiştirilen tarım ürünlerinin başında buğday ve ayçiçeği gelip bunu arpa, şekerpancarı, yonca, mısır ve kabak ekimi izlemektedir.

Hayvancılık olarak başta büyükbaş hayvan, çoğunlukla da inek bakılmaktadır. Küçükbaş hayvan birkaç hanede bakılmaktadır. Köyün genelinde her evde traktör bulunmakta ve %50lik kesiminde otomobil bulunmaktadır.A yrıca köyde üç biçerdöver ve üç saman bağlama makinesi bulunmaktadır. Köyden Saray'a taşımacılık işini yürütecek bir taşıma kooperatifi kurulmuş olup her saat başı Saray'a yolcu taşımacılığı yapılmaktadır. Bunun yanında Çorlu'ya her gün düzenli olarak servis bulunmaktadır.Köyde üç çiftlik kurulmuş olup bunlardan birinde büyükbaş hayvan yetiştirilmekte diğer ikisi şuan boş durumdadır.


Köyün adı 40 yıl önce Fevziye köyünden Safalan olarak değiştirilmiştir. Bulgaristan'dan gelen 40 hane tarafından Fevziye köyü olarak kurulmuştur. Köy, Balkan Savaşlarında boşaltılmış, Kurtuluş Savaşından sonra tekrar Safaalan olarak değiştirilmiştir. Ayrıca köyün güney batısında şehit düşmüş 11 askerin mezarı bulunmaktadır. Fakat bakımsızlıktan ve önemsenmediğinden bir şehitlik yoktur ve mezarlar neredeyse belirginsizleşmektedir.

Tekirdağ iline 107 km, Saray ilçesine 17 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi ve hayvancılığa dayalıdır. Ayrıca işçilik yaygınlaşmıştır. Köyün büyük bir kısmı Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikalarda çalışmaktadırlar.

Köyde ilköğretim okulu vardır. Köyün hem kullanma suyu şebekesi hem kanalizasyon şebekesi vardır. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi vardır. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Sinanli Köyünün kuruluşunu bilen yok ama söylentilire göre beş asır gibi Köy Gacal Köyüdür. Köye 1934-1951 yılları arasında Bulgaristan göçmenleri gelmiş, yerleşmiş ve o yıllarda Köy hane sayısı 150 olmuş. 1955 yılında İstanbul'da göç başlamış, hane sayisi 2000 yıllarinda 70'e düşmüştür. Bu yıllarda yeniden şehirden Köye dönmeye başladılar fakat Köyde arsa yetersiz kaldığından arsa sıkıntısı çekilmektedir. Köy halkı tarım ve hayvancılıkla geçinmektedir. Son yıllarda Sanayi alanları oldukça geliştiğinden dolayı gençlerin çoğu fabrikalarda çalışmaya başladılar. Köy 2032 nüfusa sahiptir.

Gençlerin fabrikalarda çalışıyor olması ailelerine maddi açidan büyük katkısı olmalarını sağladılar.

Köy ilköğrenime 1946 yılında başlamış, 1992 yılında farklı sebeplerden dolayı ögrenciler Kurtdere İlköğretim okulunda taşımalı sistemle eğitimlerine devam etmeye başlamışlardır. 2000-2001 yılı döneminde ise İlkögretim sekiz yıllık eğitim olarak devam etmiştir.

Köyü halen 70 hane olup nüfusu 283 kişiden oluşmaktadır.


Köyün mazisi hakkında, köyde Bulgaristan'dan göç etmiş yeni ve eski Türkçeyi iyi bilen köyün hem ilkokul öğretmeni hem imamı ve katibi merhum Nazif Özer ile 1970 yılında yapılan bir söyleşi:

Bir tarihte Pınarbaşı köyü ile çıkan sınır ihtilafı nedeniyle Ankara'ya gitmişler. İlgili devlet dairesindeki eski Türkçe yazılı Osmanlı zamanına ait harita üzerinde sofular köyünün adının "arık nasıflar" olarak geçtiğini "koca kaynaklar" mevkiinde işaretli olduğunu tespit etmişler.

Bu harita üzerinde; Pınarbaşı, Paşaköy, İğneler, Sofular, Kadıköy, Osmanlı gibi köylerin olmadığı, buraların Arık Nasıflar köyü hudutları içinde olduğunu görmüşler.

Bizans döneminde Gelibolu üzerinden Orhan Gazinin oğlu Süleyman Gazinin (mezarı Bolayır'dadır) balkanlardaki beylikleri Sırp baskınlarından kurtarmak üzere yardıma gittiği dönemlerde batı ve orta Anadolu'daki beyliklerden buralara aşiretleri getirip yerleştirdiği bilinmektedir.

Koca kaynaklar mevkiindeki Arık Nasıflar köyünde kalan Rumlar, Anadolu'dan çeşitli Osmanlı beyliklerinden iskan ve tımar amacıyla getirilen bir kaç aşiret önce buraya yerleştirilmişler. Daha sonra Vize yolu üzerindeki Tekke mevkiinde yerleştirilmişler. Bu köyde Alevilerle Sünniler arasında çıkan anlaşmazlık üzerine Sünniler (Sofiler) köyün şimdiki mevkiine yerleşmişler. Köyün ismi bu tarihten sonra "Sofular" olarak kalmıştır.

Eski köyde kalan Aleviler de Yavuz Sultan Selim Hanın Büyükkarıştıran'da babası ile yaptığı savaşta paşaların karargahının kurulmuş olduğu mevkiiye taşınmışlar. Aleviler tarafından kurulan bu köyün adı da "Paşa Köyü" olarak anılmaya başlanmış.

Bugün bildiğimiz Sofular köyü işte bu uzun tarihi ve siyasi süreçler içinde bu günlere gelmiştir.

Halen İncirlik ve Dalkavuk mevkilerinde çok eski bir su kuyusu (2000 yılında mevcut idi) ve antik çağa ait topraktan yapılmış ev eşyası parçalarına rastlanmaktadır. Bu su kuyusunun ve eşya kalıntılarının bu mevkide rastlanması buranın Traklar dönemine ait eski bir yerleşim yeri olduğunu göstermektedir. Ancak burasının şimdiki köyün tarihçesine ışık tutacak herhangi bir rivayet intikal etmemiştir. Bu kalıntılar Traklar/Bizanslılar/Osmanlılar dönemlerinde istilalarla yakılıp yıkılan yerleşim yeri olduğu kanaatini vermektedir.

Bugün kullanılan köy kabristanındaki mezar taşlarında görülen yazıların eski Türkçe olması da köyün bugün bulunduğu yere kuruluşu tarihinin 1630 yılı olduğu tahmin edilmektedir.

Tekirdağ iline 65 km, Çorlu ilçesine 50 km uzaklıktadır. Saray ilçesine 25 km uzaklıktadır.

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Köyde, ilköğretim okulu yoktur fakat taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. PTT şubesi ve PTT acentesi yoktur. Sağlık evi vardır ancak Sağlık ocağı yoktur. Köye ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


TARİHÇESİ

Köyün ismi; çok eski tarihlerde, köyün bulunduğu alanın bataklık ve sazlık olduğu ve bu alanda yaşayan insanların barınmak için sazlardan yuvalar yaptıkları söylenmektedir. Yuvalı Köyü isminin buradan geldiği bilinmektedir.

Daha sonraki yıllarda Rum kökenli insanlar tarafından köyün şimdiki yerine kurulduğu bilinmekte, fakat kesin bir tarih bilinmemektedir. 1. Dünya Savaşı yıllarında çeşitli nedenlerden dolayı Rum kökenli vatandaşların buradan göç ettikleri, yerlerine de Yunanistan'ın Selanik şehrinden ve Bulgaristan'dan göç ederek buraya gelen, halen burada yaşayan vatandaşların ataları yerleşmişlerdir.

1960'lı yıllardan beri köyden dışarı olmak üzere bir göç yaşanmaktadır. Göç edenler başta İstanbul olmak üzere değişik illerde yaşamaktadırlar.

KÜLTÜR VE EĞİTİM

Köyde okuma yazma oranı %100 civarındadır. Eğitime 1930'lu yıllarda Rumlardan kalan Klisenin okula dönüştürülmesi ile başlanmıştır. Bu bina 1965 yılında yıkılarak yerine şu anki ilkokul binası yapılmıştır. Köyde eğitimin başladığı bu yıllardan itibaren çok önem verilmiş, ülkemiz kamu ve özel kuruluşlarına çok sayıda yönetici, amir, memur ve öğretmen yetiştirmiştir. Köy evlerinde telefon, telvizyon ve bilgisayar genellikle bulunmaktadır. Köyde 1997 yılında Yuvalı Köyü Yardımlaşma ve Güzelleştirme Derneği kurulmuştur. 60 Kişi üyesi bulunmaktadır. Bu dernek köy muhtarlığı ile beraber faydalı faaliyetlerde bulunmaktadır. Köyde 4 adet kıraathane, 2 adet bakkal, 1 adet benzinlik ve 1 adet süt soğutma tesisi bulunmaktadır. Köy halkının bir kısmı ve gençler başta Çerkezköy Organize San Bölgesindeki fabrikalar olmak üzere civardaki fabrikalarda çalışmaktadırlar.

Köy, Güneydoğu'da askerlik görevini yapan Komando Çavuş Şahin Arslan'ı 1990 yılında Şehit vermiştir. Kendisini Saygı ile anıyoruz.

Köyde Rumlardan kalma çok sayıda ev ve bir kilise mevcuttu, ancak 3 tane ev sağlam kalmış, diğerleri yıkılmak suretiyle yok olmuştur.

GEÇİM KAYNAKLARI

Köyün geçim kaynakları Tarım ve hayvancılıktır. Ekilebilir tarımsal arazinin %90'ı buğday ve ayçiçeği, kalan kısmı da yulaf, arpa, mısır ve pancar ekiminde kullanılır. Köyde 6 biçerdöver, 80 kadar da traktör bulunmaktadır.

Üst Kategori: Saray
Kategori: Köyler

Yeni Eklenen Kırklareli Linkleri

Tüm Linkler

Bölümler

  • Şehirlerimiz +

    Trakya Şehir Tanıtımları Devamı
  • İstatistikler +

    Trakya hakkındaki ayrıntılı bilgiler. Devamı
  • Haberler +

    Güncel Trakya haberleri. Devamı
  • 1. Balkan Savaşı +

    1nci Balkan Savaşının tüm ayrıntıları Devamı
  • Fotoğraflar +

    Fotoğraf Galerileri Devamı
  • Türküler +

    Trakya Türküleri Devamı
  • Linkler +

    Trakya içerikli siteler Devamı
  • Karayolları Haritası +

    Türkiye Karayolları Haritası Devamı
  • 1

Kaynakça

Sitemizde yayınlanan içerik bölge illerinin valilik, kaymakamlık, belediyelerinden ve sosyal medyadan derlenmektedir. Yayınlanan içerikte hak sahibiyseniz lütfen bizimle iletişime geçiniz. Ayrıca sitemizdeki fotoğrafların orijinal boyutta olan versiyonları istek üzerine verilebilir.