Karaağaç

Suyun öte yanında bir güzel: Karaağaç

KaraağaçKüçük bir toprak parçasından öte, Türkiye Cumhuriyeti'nin "suyun öte yanında" kalan tek toprak parçası, bunun da ötesinde Lozan Barış Antlaşması'nın da eşsiz bir simgesidir. Bu soyut fakat önemli algılamaların dışında, arnavut kaldırımlı yolu, mesire yerleri, şirin evleri, büyük tren garı, Lozan Anıtı ve müzesi ile eşsiz bir huzur beldesidir.

Karaağaç, Edirne'nin 4 km güneybatısında kalır. Karaağaç'a Tunca köprüsü ve Meriç köprüsü geçildikten sonra sağa dönülerek yaklaşık 2 km'lik Arnavut kaldırımlı bir yoldan geçilerek varılır.

Karaağaç yolculuğu ise kısa yolculuktan ziyade bir zaman yolculuğudur. Edirne çıkışından hemen sonra Tunca köprüsüne giriş ile başlar. Arnavut kaldırımlı 400 yıllık bir köprü; Tunca Köprüsü, biraz duraklatır. Sebebi ise Tunca'nın huzur dolu seyri doyumsuz akıp gidişidir. Köprünün bitişi ile başka bir durak, bülbüllerin, kanaryaların hatta papağanların yuvası, "Bülbül adasına" varılır.

Eğlence mekanlarının gürültüsünden arındığı bir anda özellikle sabahları ötüşlerine kulak kesilebilir. Bülbül adasının sınırı ise Meriç nehridir. Meriç Köprüsü üzerindeki müstesna "seyir köşkü" ile Meriç Nehrini ve de özellikle sabahları ve akşamları güneşin doğuşu ve batışını seyretmek Edirne'de yaşanması gereken anların başında gelir.

KaraağaçMeriç Köprüsünü geçiş ile Türklerin "suyun öte yanında" kalan tek toprak parçası Karaağaç başlar. Köprü sonrası sağa dönüş ile birlikte alabildiğine düz ağaçların arasından sıyrılan güneş ışığı kırıntıları ile aydınlanan 2 kilometreyi bulan bir yola girilir. Bu zaman tünelinin hemen başında sağ tarafta Meriç Nehri kıyısındaki çay bahçeleri ve restoranlar yer alır.

Arkasından Edirnelilerin mesire yeri yüksek söğüt ağaçlarını oluşturduğu "Söğütlük" gelir. Söğütlük'ün hemen bitişinde biri ressam Hasan Rıza Bey olmak üzere 10 yiğidin yattığı "Jandarma Şehitliği" vardır. Yol boyunca sağlı sollu, Karaağaç'ta bahçelerinde yetiştirilmiş sebze ve meyveleri satmaya çalışan insanlara rastlanılabilir.

KaraağaçKaraağaç'ın girişinde yol ikiye ayrılır, sağa gidiş Yunanistan ile Türkiye arasındaki sınır kapılarından biri olan Pazarkule'yedir, sola kıvrımlı düz yol ise Karaağaç'ın içine girer ve eski Edirne Garı binası ile son bulur. Sağlı sollu, ana cadde üzerinde veya sokak aralarında yer alan Karaağaç evleri ise görülmesi gereken yapılardır. Osmanlı evlerinden farklı Edirne kültür zenginliğinin birer göstergesidirler.

Son durak, mimarisi ve ihtişamı ile öne çıkan eski Edirne gar binasıdır. Mimar Kemalettin Bey'in 20. yüzyıl başlarında gerçekleştirdiği estetiği ile öne çıkan bu eser, Lozan Anıtını ve Lozan Müzesini barındırır.

Suyun öte yanındaki tek Türk toprağı

KaraağaçVilayet önünde toplanan Edirneliler, öğrenciler, Türk jandarma birliğiyle Karaağaç'a gitmek üzere yürüyüşe geçerler. Karaağaç Belediye Binasındaki Rumca yazıları silen topluluk Karaağaç tren istasyonuna yönelir... Ve Karaağaç artık suyun öte yanındaki tek Türk toprağıdır.


KaraağaçTarihte Edirne ve civarında yerleşmiş bulunan Trak boylarından Odrislerin Meriç Nehri civarında bir yerleşim yeri kurdukları bilinir. Bu yerleşim yerinin o zaman ki adı "Orestia" olarak geçmekte iken daha sonra burayı egemenliği altına alan Makedonyalılar zamanında ismini Orestides olarak değişmiştir. Edirne'nin ilk yerleşim yerinin bugünkü Karağaç civarında olduğu düşünülmektedir. Daha sonraki dönemlerde Romalılar ve Bizanslılar bu bölgeye Orestia adını vermişlerdir. Yunan işgali sırasında, Yunanlılar buraya "Orestiada" adını verdiler. Lozan Antlaşması ile Karaağaç'tan göç eden Yunanlılar, Yunanistan da "Nea Orestiada" (yeni orestiada) dedikleri bir kasaba kurdular.

KaraağaçEnis'ül Müsamirin adlı eserinde Abdurrahman Hibri burada yetişen kayısı ağaçlarından ve bağlarından söz etmekte ve buradan Eski Maraş olarak bahsetmektedir. Karaağaç'ın yakınlarında aynı zamanda yer alan Demirtaş (Timurtaş) köyü ve çiftliği de bulunmakta idi. Timurtaş Paşa; I. Murat ve Yıldırım dönemi rütbelilerinden olup bu bölge kendisine has olarak verilmişti. Bu köyden günümüze ulaşmış olan tek yapı ise harap bir halde bulunan Mısır'da servet edinen Edirneli Sefer Çelebi'nin yaptırdığı Demirtaş camiidir.

KaraağaçBir oryantalist ve arkeolog olan ve Fransa sefirinin yanında görevli olan Antoine Galland 1672'de Edirne'de Meriç Köprüsü'nün hemen Karaağaç çıkışında yer alan Gümrük Muhafaza Karakolu civarındaki "Demirtaş Kasrında" kalmış ve padişahın yaptığı kayık gezintilerinden bahsetmiştir. Sultan IV. Mehmet'in, Demirtaş Kasrı'nı yabancı elçi ve misafirlerin ağırlanması için ayırdığını Rıfat Osman Edirne Sarayı adlı kitabında aktarmaktadır.

Karaağaç Belediyesi17. yüzyıl son dönemlerindeki bir diğer ziyaretçi ise İngiliz gezgin Dr.John Covel'dir. Edirne'de Karaağaç'ta kalmış, burada yaşayan halkın çoğunluğunun Rum olduğunu yazmıştır. Karaağaç'ın en büyük şarap tüccarının kilisenin rahibi olduğunu, şarabı kilisede sakladığını, Edirne'de yaşayan Türklerin buraya gelerek içkili eğlenceler yaptıklarını da yazmaktadır. Ayrıca Türklerin burada yazlıkları olduğunu belirtmiştir.

Karaağaç19.yüzyılda kapitülasyonların etkisiyle, Karaağaç' ta yabancı tüccarların işlerini kolaylaştırmak üzere çeşitli konsolosluklar açılmıştır. Bulgaristan, Yunanistan, Almanya ve Slovenya konsoloslukları vardır. Osmanlı hükümetinin tanıdığı bazı haklardan yararlanan Batılı devletlerin konsolosları Karaağaç'ta yaşam sürmüşlerdir. Avusturyalı Profesör Hochstetter, Edirne'de, ticaret ve diğer işlerle uğraşan ve Karaağaç'ta yazlıkları bulunan 25 Fransız aileden bir topluluğun olduğundan bahseder. Yabancılar sadece görevleri ile uğraşmıyorlar, bunun yanında çeşitli ülkelerin konsolosluk görevini de üstleniyorlardı. Avusturya konsolosu Herrn Von Camerlo'nun Edirne'deki yüksek düzey bürokratlarla yakın ilişkileri vardı ve Karaağaç'ta bir birahane ile bir lokal işletiyordu.

Demiryolu ve Karaağaç

Eski Tren Garı Avrupa ülkeleriyle siyasî bir bütünleşmeyi amaçlayan Tanzimat Dönemi yöneticileri, özellikle ulaşım ve iletişim konularında yeniliklere sahne olan Kırım Savaşı'ndan sonra, İstanbul'u Avrupa'ya bağlayacak bir demiryolunun bütünleşmeyi çabuklaştıracağı kanısındaydılar. Ayrıca önemli Balkan kentlerini birbirine bağlayan bir demiryolu ağı bu bölgede son zamanlarda görülmeye başlayan huzursuzlukları giderebileceği gibi, imparatorluk için önemli ticarî, siyasi ve askeri avantajlar da sağlayabilecekti. Ancak, ülkenin mali ve teknik güçleriyle gerçekleştirilmesine olanak bulunmayan bu demiryolu ağı için yabancı girişimcilerle anlaşma yapılma yoluna gidilmişti.


Eski Tren GarıBu konuda ilk sözleşme Ocak 1857'de İngiliz milletvekili Labro ile imzalanmış, fakat Labro'nun gerekli sermayeyi sağlayamaması nedeniyle, aynı yılın Nisan ayında sözleşme feshedilmişti. Çeşitli İngiliz ve Belçikalı girişimcilerle, 1860 ve 1868'de yapılan ikinci ve üçüncü sözleşmelerin de benzer sebeplerle iptal edilmesinden sonra, Rumeli Demiryolları imtiyazı, 17 Nisan 1869 tarihinde imzalanan dördüncü bir sözleşme ile Brüksel'de bankerlik yapan, Macar asıllı Yahudi Baron Hirsch'e verilmişti.

Sözleşmeye göre yapılacak demiryolu İstanbul'dan başlayıp Edirne, Filibe ve Saraybosna'dan geçerek Sava Nehri sınırına kadar uzanacak ayrıca bu demiryolundan ayrılan kollarla Enez, Selanik ve Burgaz birbirine bağlanacaktı. Demiryolunun yapımına 1870'de başlanmış ve İstanbul-Edirne-Sarımbey arasındaki demiryolu 17 Haziran 1873'de tamamlanmıştır

Eski Tren Garıİstanbul'u Avrupa'ya bağlayan demiryolu, Edirne'de Karaağaç üzerinden geçmiş ve Karaağaç'ın sayfiye görünümünü bir anda değiştirmişti. Demiryolunun hizmete girmesi ile Karaağaç bir sayfiye yeri görünümünden çıkar ve nüfusu kısa zamanda artar ve yeni yapılar hızla birbirini takip etmeye başlar. Avrupa'dan gelen veya Avrupa'ya gidecek yolcuların konaklaması için otel, lokanta, kahvehane ve sinemalar başta olmak üzere çeşitli eğlence yerleri peş peşe açılır. Djanik, Atina, Europa, Londra, Konstantinopolis, Panellenion otelleri, Brasserie, Bomonti birahaneleri, Rosalato dans salonu, Cafe Chantant eğlence merkezi bunların başındadır.

Karaağaç kısa sürede Edirne'nin, hatta Balkanlar'ın eğlence merkezi haline gelir. Avrupa'dan gelen sanatçılar, eğlence toplulukları burada çeşitli gösteriler düzenlemekte, balolar düzenlenmektedir. Bu kadar etkinliğin ve eğlence hayatının bir arada olması, Karaağaç'a "küçük Paris" denilmesini sağlamıştır.

Eski Tren GarıHızlı değişim sonucu bir çok insan buraya göç etmiş ve her türlü yapı için değişim şart olmuştur. Var olan yapılar geliştirilmiş ama daha fazlası yeni olarak inşa edilmiştir. Rumlara ait olan var olan Hagios Teodoros Tiron ve Hagios Teodoros Strat İladis kiliseleri yanında diğer cemaatlere ait yeni dinin yapıları ve bu yapıların yanında okullar da yapılmaya başlanmıştır. Ermeni cemaati Saint Gregoire, Rumlar Agion Kostantinos, Fransızlar Saint Basil ve Saint Antoine de Padoune, Bulgarlar Saint Pierre ve Saint Paul şapellerini inşa ederler. Karaağaç'ta Rumlara ait Agion Teodoran okulunun yanı sıra Fransız Saint Basil okulu, Fransız Ecole Richard, Ermeni Torkomyan İlkokulu, demiryolu yapımında çalışan Alman teknisyenlerin çocuklarının okuduğu yatılı okul, Karaağaç'taki önemli kültür merkezleri olurlar. Cumhuriyet sonrası Alman yatılı okulu Mustafa Necati Bey İlkokulu olarak kullanılacaktır.

İşgaller ve Karaağaç

25 Mart 1920 Karaağaç'ta Yunan İzcileEdirne, I. Balkan savaşında 5,5 ay kuşatma altında kalmış, gerek kuşatma sırasında gerekse Bulgar işgali sırasında büyük acılar çekmiştir. 30 Mart 1913'de imzalanan Londra Antlaşması'nın ağır hükümleri uyarınca Midye-Enez hattının ötesinde kalan Trakya toprakları ve Rumeli, Balkan müttefiklerine bırakılır.

Savaşı kazanan devletler arasındaki anlaşmazlık sonucu Sırpların Bulgaristan'a savaş açmasıyla başlayan II. Balkan Savaşı sırasında Edirne'den çekilen Bulgar kuvvetlerinin yerini Enver Paşa komutasındaki Türk Birlikleri alır. Edirne ve bir süre sonra suyun öte yanında kalan Karaağaç ile Dimetoka Osmanlı'nın hakimiyetine girer. Ancak 1915 yılında Osmanlı-Alman ittifakının yanında savaşa girmek için Bulgarlar Karaağaç ve Dimetokayı talep ederler. Bunun üzerine Karaağaç da dahil olmak üzere Meriç Nehri'nin ötesindeki topraklar Bulgarlara bırakılır.

Ekim 1922 Karaağaç'ta YunanlarKonu bir süre sonra Lozan Konferansında Genç Türkiye'nin suratında tokat gibi patlayacaktır. Batı Trakya'yı isteyen İsmet Paşaya, Venizelos "Biz Batı Trakya'yı sizden değil, Bulgarlardan aldık" diyecek ve Batı Trakya'yı vermeye yanaşmayacaktır. Dünya Savaşı kaybedildikten sonra ise Batı Trakya'nın Karaağaç dahil olmak üzere hakimiyeti "Müttefikler arası Trakya Hükümeti" altında Fransızlara bırakılır. Burada yaşayan Türk gruplar ise buraların Yunanistan'ın eline geçmemesi için mücadele vermekte, her ne kadar işgal altında olsa da sivil inisiyatifi ellerinde bulundurmaya çalışmaktadırlar.

Müttefik hükümetinin 14 Mayıs 1920'de yaptığı referandum sonucu her türlü oyun sergilenmiş ve Türk tarafı kurban edilerek Batı Trakya Yunanistan egemenliğine girmiştir. Zaten bir süre sonra ise Yunanlılar, Edirne başta olmak üzere tüm doğu Trakya'yı işgal edeceklerdir.

Kurtuluş Savaşı süresince Edirne ve Karaağaç Yunan işgali altında kalmış, 11 Ekim 1922'de gerçekleşen Mudanya Ateşkes antlaşması sonucu 25 Kasım 1922'de Edirne'nin kurtuluşu gerçekleşmiş ancak suyun öte tarafındaki tüm topraklar kaybedilmiştir. Meydan savaşları bitmiş ancak masa başı savaşı başlamıştır.

Karaağaç'ın geri alınışı

KaraağaçLozan görüşmelerinin ilk turunda tam bir anlaşma sağlanamamış ve daha çok maddi konuların ve savaş tazminatların ele alındığı konferansın 23 Nisan 1923'de başlayan ikinci bölümünde Yunanlıların açtıkları savaş sonucu verdikleri zararın karşılanabilmesi için 4.000.000 altın frank savaş tazminatı ödenmesi kararlaştırılmıştı. Bir süre sonra TBMM hükümeti ile Yunanistan hariç tüm devletler arasında anlaşma sağlanmış, Yunanistan'la ise Savaş Tazminatı ve Batı Trakya'daki topraklar konuları çözülememişti.

Savaştan mağlup taraf olarak ayrılan Yunanistan, savaşın tüm ekonomik kaynaklarını eritmesi ile ve karşılayacak maddî hiçbir gücü kalmamıştı. Bu yüzden Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç ve Bosnaköy çevresini 24 Temmuz 1923'de antlaşmanın ek protokolünü uyarak Türkiye'ye bıraktı. Türkiye'nin Yunanistan ile doğal sınırını oluşturan Meriç Nehri'nin batı yakasındaki tek toprak parçası olması sebebi ile bu topraklar önem kazanmıştır.

Karaağaç teslim alınıyor

KaraağaçLozan Barış Antlaşması'nın hemen ardından 15 Eylül 1923 günü öğle saatlerinde Edirne Vali Vekili Abdullah Naci Bey ile Yunanistan Mutasarrıfı Mavridis, Karaağaç'ta devir teslim için bir protokol imzalarlar. O günlerin Edirne Valisi Şakir Bey, Hüseyin Hüsnü Paşa, Edirne Posta ve Telgraf Başmüdürü Necati Bey ve Edirne Polis Müdürü Necmi Bey Karaağaç'ı teslim alan Türkiye heyetinin üyesidirler. Vilayet önünde toplanan Edirneliler, öğrenciler, Türk jandarma birliğiyle Karaağaç'a gitmek üzere yürüyüşe geçerler. Karaağaç Belediye Binasındaki Rumca yazıları silen topluluk Karaağaç tren istasyonuna yönelir... Ve Karaağaç artık suyun öte yanındaki tek Türk toprağıdır.

Suyun ötesine yolculuk: Karaağaç

Lozan AnıtıKaraağaç'ta görülmesi gereken yerlerin başında Yunanistan tarafından dahi görüldüğü söylenen Lozan Anıtı gelmektedir. Hikayesi ve heybetiyle adından söz ettiren Eski Edirne Garı da oldukça ilgi çekicidir. Karaağaç yolu üzerinde ziyaret edilmesi gereken yerlerden bir diğeri ise Jandarma Şehitliği'dir. Estetik görünümleriyle ön plana çıkan Karaağaç evleri ise gezinize ayrı bir tat katacaktır.

Lozan Anıtı ve Müzesi

Lozan Anıtı Trakya Üniversite Rektörlüğü;nün Karaağaç'a taşınmasından sonra zamanın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman İnci tarafından Lozan'ın simgelerinden biri olan Karaağaç'a bir anıt ve bir müze açılmasını ister. Anıt için en doğru tercih olan Karaağaç'ta üniversitenin yerleşkesine dahil olan Edirne Garı arazisi seçilir. Burada yer alacak olan anıt, Lozan Zaferi'ni ve müze de bu zaferin belgesel açıklamasının ispatı olacaktır. 1996 yılında alınan karar sonucu 1998 yılında Trakya Üniversitesi ile İnönü Vakfı temsilcileri ile 14 kişiden oluşan proje tasarımı ve çalışma ekibi ile ilk toplantısını 14.02.1997 tarihinde yaparak hızla çalışmalara başlanır. Proje tasarımı çalışma ekibi yaklaşık 15 ay süren çalışmalarında anıtın tasarımı, seçilen yere aplikasyona, çevre düzenlenmesi, aydınlatılması, kullanılacak malzemeler vb. gibi birçok konuyu etüt ederek projeyi tamamlamış ve yapım aşamasına getirmiştir.

15 ay süren bu yoğun proje çalışmaları neticesinde 29 Mart 1998 tarihinde anıtın temeli atılmış ve Lozan Anıtı 1998 yılında tamamlanarak 19 Temmuz tarihinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından açılmıştır.

Lozan AnıtıAnıt, birbirinden bağımsız ve 45 derece açı ile saptanan 3 konsol üzerine oturmuş sütunlardan oluşmaktadır. Birinci sütunun yüksekliği 36.45 metre olup; Anadolu'yu, ikinci sütun yüksekliği 31.95 metre olup; Trakya'yı, üçüncü sütun yüksekliği de 17.45 metre olup; Karaağaç'ı simgelemektedir. Bu sütunları, 7.20 metre yükseklikte birbirine bağlayan beton çember, birlik ve beraberliğin sembolü olup, bu çemberin ön yüzünde yerleştirilmiş 4.20 metre boyundaki genç kız figürü; estetiği, zarafeti ve hukuku temsil etmektedir. Genç kız figürünün bir elindeki güvercin, barış ve demokrasinin, diğer elindeki belge ise Lozan Antlaşması'nın simgesidir. Anıtın ayaklarının yerleştirildiği yarım daire şeklindeki 15 metre yarı çaplı havuz ülkemizi çevreleyen denizleri temsil etmektedir.

Lozan AnıtıLozan Meydanı'nın hemen karşı tarafında yer alan Lozan Müzesi, eski istasyonun ek binalarından birisinde düzenlenmiştir. Müze binası, müdür odası ile üç sergi salonundan oluşan Lozan Müzesi'nde, özellikle İnönü Vakfı ve Türk Tarih Vakfı'nca temin edilen Lozan Antlaşması'na ait tarihi belgeler, kitaplar, antlaşmanın baş mimarı İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye ait özel eşyalar ve karikatürler sergilenmektedir. Lozan Müzesi, çalışma günlerinde 8.30-17.30 saatleri arasında ziyarete açıktır.

Karaağaç ve Eski Tren Garı

Eski Tren Garı Osmanlı İmparatorluğunda 19. yüzyıl sonlarında yapımına girişilen, ancak çeşitli nedenlerle sonuçlanması geciken Rumeli Demiryolları güzergâhındaki önemli kentler için yaptırılan istasyon binaları, ilk kez İstanbul'da, Alman mimar August Jachmund tarafından gerçekleştirilen Sirkeci Garı'nı örnek alan bir topoloji oluşturmuşlardır. Bu örneğe göre gar binaları, hemen her zaman, tren hattına paralel, ince, uzun bir yapı olarak planlanmışlardır.

Eski Tren GarıFilibe ve Edirne istasyonlarının tasarımını gerçekleştiren Mimar Kemalettin Bey'in Filibe Garı'nın tasarımında gösterdiği başarı, Şark Demiryolları Şirketi'nce kendisine Edirne Garlarının da ısmarlanmasına neden olmuştur. Selanik Garı, temelleri atıldıktan sonra, Birinci Dünya Savaşı nedeniyle yarım kalmış, Edirne Garı ise bitirildiği halde savaştan sonra demiryolu güzergâhı değiştirildiği için hizmete girememiştir.

Eski Tren GarıEdirne'nin yaklaşık beş kilometre güneybatısındaki Karaağaç Köyü'nün demiryolunun kuzey kenarında, hatta paralel olarak inşa edilmiştir. Binanın tasarımının muhtemelen 1912'de yapıldığı, inşaatının ise 1913-1914 yıllarında tamamlandığı bilinmektedir. Gar 1914'deki Birinci Dünya Savaşı nedeniyle kullanıma açılamamıştır.

Eski Tren Garı24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması'nda Karaağaç, Bosnaköy ile birlikte Yunanistan'ın Batı Anadolu'da yaptığı tahribata karşılık, savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verildi. Böylece yeniden Türk sınırlarına giren Karaağaç İstasyonu, 14 Eylül 1923 günü Yunanlılardan teslim alındı ve 1930'da işletmeye açıldı.

Eski Tren GarıSavaş sonunda Osmanlıların Balkan topraklarını büyük ölçüde yitirmeleri nedeniyle, Rumeli Demiryolları'nın ancak 337 km'lik bir bölümü Türk sınırları içinde kalmış, bu arada Yunan toprakları içine doğru giren Karaağaç'taki Edirne Garı'na ulaşabilmek için Yunan sınırını geçmek zorunluluğu doğmuştur.

Eski Tren GarıBu nedenle, 1929 yılında Şark Demiryolları Şirketi ile Alpullu'dan Edirne'ye kadar yalnız Türk topraklarından geçecek yeni bir hattın yapımı için anlaşmaya varılmışsa da, bu hat ancak çok yıllar sonra TCDD tarafından gerçekleştirilmiştir. Ağustos 1971'de, Pehlivanköy-Edirne arasındaki yeni demiryolu hattının açılması ve kent içinde yeni gar binasının hizmete girmesinden sonra Kaarağaç İstasyon Binası'nın önündeki raylar söküldü.

Eski Tren GarıTürk-Yunan sınırına çok yakın bir konumda bulunan gar bir süre boş durduktan sonra, 1974 yılı Kıbrıs olayları sırasında bir ileri karakol görevi yapmış, 1977 yılında da yeni kurulan ve bugünkü Trakya Üniversitesi'nin nüvesini oluşturan Edirne Mühendislik ve Mimarlık Akademisine verilmiştir. Onarılıp içi yeniden düzenlenen bina, bugün Trakya Üniversitesi Rektörlüğü olarak hizmet vermektedir.

Eski Tren Garı Eski Tren Garı Eski Tren Garı 1936 Karaağaç 1918 Karaağaç ilk Tren Garı

Jandarma Şehitliği

Jandarma Şehitliği1912-1913 Balkan Savaşı Edirne savunmasında, Meriç nehrinin güney batısındaki Maraş bölgesi ile güneyindeki Karaağaç bölgesi "Güney Cephesini" oluşturur. 5 aylık savunma süresince Bulgar ve Sırplar Edirne'yi alma yönünde bu cepheden sonuç almayı amaçlamışlardır.

Güney cephesinde birliklerimizin büyük bir çoğunluğunu teslim alan Bulgar birlikleri güneyden Karaağaç yönünden şehre girmeye başlarlar. Şehitliğin bulunduğu yere yaklaştıkları sırada Jandarma Karakolu ve çevresinde mevzilenmiş bulunan Türk Jandarmaları ve Güney cephesinden çekilen askerlerin ateşi ile karşılaşırlar. 9 Türk Jandarması Bulgar birliklerini 3 saat boyunca son mermilerine kadar savaşarak durdurmuşlar ve şehit olmuşlardır.

Ressam ve öğretmen olan Hasan Rıza Bey evinde eşi bulunmayan silah koleksiyonları ve eşsiz resimlerini yağmadan kurtarmak için evine gitmek istemiş, yolda Bulgar askerlerince yakalanmış, 28 Mart 1913 günü süngülenerek şehit edilmiştir. Türk tarihine ilişkin bir çok eşsiz tablosu bulunan Hasan Rıza Bey'in mezarı da burada bulunmaktadır.

Jandarma Şehitliği Anıtı, Bulgar işgalinden sonra, 1915 yılında Vali Hacı Adi Bey'in önderliğinde ortaya çıkan anıt fikrinin, mimar Talat Bey ve Fransız bir mühendis tarafından uygulanması ile ortaya çıkmıştır.

Jandarma Şehitliği Anıtı, Karağaç yolu üzerinde Söğütlük orman parkından hemen sonra yer alır.
Üst Kategori: Edirne
Kategori: Edirne (Merkez)

Ulaşım

Bölümler

  • Şehirlerimiz +

    Trakya Şehir Tanıtımları Devamı
  • İstatistikler +

    Trakya hakkındaki ayrıntılı bilgiler. Devamı
  • Haberler +

    Güncel Trakya haberleri. Devamı
  • Fotoğraflar +

    Fotoğraf Galerileri Devamı
  • Türküler +

    Trakya Türküleri Devamı
  • Linkler +

    Trakya içerikli siteler Devamı
  • Karayolları Haritası +

    Türkiye Karayolları Haritası Devamı
  • 1

Kaynakça

Sitemizde yayınlanan içerik bölge illerinin valilik, kaymakamlık, belediyelerinden ve sosyal medyadan derlenmektedir. Yayınlanan içerikte hak sahibiyseniz lütfen bizimle iletişime geçiniz. Ayrıca sitemizdeki fotoğrafların orijinal boyutta olan versiyonları istek üzerine verilebilir.